bugün

Ya travesti işte niye uzattiniz.
tarihi şehir. her yanı tarih. evet.
nedense "nilüfer" geliyor.
soğuk.
acaba bir ilçesi olduğu için mi ki ?
Huzur amk ya. Gerçi Osmangazi suriyeli doldu ama biz Nilüfer'deyiz ve gülümsüyoruz. Bir şehir düşünün ki istediğinizde dağ istediğinizde deniz havası almaya gidebiliyorsunuz. Son olarak Recep A(k)tepe'den kurtulursa 10 numara olacaktır. Evet.
Benim aklıma travestiler geliyo ama en çok da zoruma giden bu.
Ben Bursa doğumluyum ve memleketimden çok seviyorum.
Tophane kebapçısı ve köfteci yusuf.
Şeftali,kestane şekeri,ulu dağ,iskender kebabı yeterli sanırım.
kimse kusura bakmasın lakin yuvarlak popolu güzel kızlar geliyor aklıma...
yaz stajım.
(bkz: ibne)
Yeşil bursa.
son zamanlarda aklıma ilk gelen trafik, kalabalık, ve park yeri oluyor.

arkadaş bunca yıllık bursa eşrafındanım ben böyle bir park sorunu hayatımda ne gördüm ne duydum. her yer araba olur mu, gidin gazcılara çoğu alan artık tek şerite düşmüş, çıkın tahtakaleye inin nalbantoğluna yürümeye kaldırım kalmamış memlekette. bunun sorunu aşırı göç ve ciddi borçlanma.

son ekonomi durumları bizi 15 sene sonra ciddi bir uçurumun kıyıından itmeye yetecek. geçmiş olsun
"Bursa'nın ufak tefek taşları keman olmuş o yarimin kaşlar...", bir de zeki müren gelir benim aklıma. bursalılar kibar insanlar umarım hatırımda hep öyle kalırlar.
13 bilinmeyenli denkleme dönüşen şehiriçi anayollar ve işçıkışı trafiği.
Apaçiler diyarı...
(bkz: topsas)
iskender. Şimdi olsa ne yenir ulan.
Pideli köfte.
hayde güzelim gel beri
yeşil Bursa'nın dilberi
seni görürler çalarlar
vallahi oluram deli.
Şeftali ve iskender.
özlem,
yeşillik,
keyif,
huzur,
deniz,
Uludağ,
müzeyyen senar,
kestane,
Görükle,
Zeki müren,
ipek,
Arap şükrü
iskender...

Kısacası herşeyi akla getirebilecek güzellik.
mudanya.
balkona cikip denizi izlemek gibisi yok.

dur bi sigara iceyim.
osmanlı geliyor. osman gazi, orhan gazi geliyor. ulucami geliyor, kayhan köftesi, iskender, kestane şekeri geliyor. mudanya geliyor, oradaki arkadaşlarım, çok sevgili öğretmenim ve geçirdiğim güzel 3 yıl geliyor. hafta sonu şehre gidip çarşıları, camileri, türbeleri gezerek geçirdiğimiz güzel zamanlar geliyor. turistlerle yaptığımız güzel muhabbetler geliyor. japon bir turiste "hey hello!" dediğimde yüzüme sırıtarak "merhaba" dediği an geliyor. sonra beni ve kardeşimi yanına çağırıp sülalesiyle fotoğraf çekinişimiz geliyor. ulucami'nin muazzam güzellikte ve büyüklükteki iç mekanında doyasıya koşup tepindiğimiz, gelenlerin ayakkabılarının yerlerini değiştirdiğimiz yaramazlıklarım geliyor. gelen bayan turistlerin ulucami'ye girerken başlarını caminin önünden yazma satın alıp örtmesi, buna karşı bizim bazı türk kadınlarının başları açık girmekten çekinmemesi ve çocukken bunun ne kadar saçma olduğunu sorgulayışım geliyor.

bu güzel anılarımla birlikte genel olarak bursa insanının ne kadar kaba olduğu, taraftarların maça giderken bıçak, satır gibi aletleri götürüşü geliyor. insanlarından canımın bezdiği ve artık kurtulmak isteyişim geliyor. öylesine güzel bir şehirde öylesine işe yaramaz insanların bulunduğu gerçeği geliyor.

ne olursa olsun, orada kazandığım çok sevgili komşularım, dostlarım ve öğretmenim geliyor.
93 ve çilesi geliyor. Bayram arefesi ya da bayram sonrası, o müthiş yoğunluk... O yolun uzayıp gitmesi ve asla bitmemesi.
© copyright 2005 - 2026