bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı84
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu13
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam18
- hamas denince akla gelenler11
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- travestiden dayak yemek3
- ben geldim naneler4
- tanga üstüne dar kot pantolon giyen kadın5
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması7
- gülşen in memeleri5
- hamlet'in mezarlık sahnesi2
- tinto brass7
- kocaeli3
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması2
- cungarya çölü2
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi7
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi6
- sobaları hazırlayın7
- tüm kadınları mutlu eden üç cümle2
- eoka'nın amacı4
- ilk defa vurduracak kız heyecanı3
- reha muhtar vs erol köse2
- uludağ sözlük hata tespit ekibi3
- terapi niteliğindeki şeyler13
- müslüman2
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu5
- sizin derdiniz islam2
- bim vs a1012
- halen yapçek etçek gösterçem diye konuşan insan2
- kişisel gelişim kitapları2
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok10
- 4 kasım 2026 lens como maçı3
- sözlükte kim kimle sevgili27
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir5
- abd ara seçimleri ve trump'a azil alarmı3
- türklerin özellikleri5
- miss universe 20265
- nervio43
- mika kase3
- begüm polat2
- o 8 0 diyen biri vardı5
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar12
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik7
- müge anlı2
- sabah yedi buçukta işe başlamak3
- filistinli hamas'ın müslümana muamelesi2
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- mika raun vardı nerede şimdi2
Bir yer var bildiğim, adresi ne ellerin ne de gözlerin. Afişlerden fırlayıp canavar gibi üstüne zıplayan insanın, film karakterleri gibi, çoğu kez tekdüze.
Keşke duyabilseydin sesimi fakir sokak aralarından. Yüreğimin fısıltısı uykunu kaçırsaydı heyecanlı bir karın ağrısıyla. Keşke o gün, gözlerime beklentiyle bakarken söyleseydim, seviyorum deseydim. Ateşin parmak uçlarımı sardığı noktada atlasaydım suya. Bir fırça yardımıyla renklendirdiğin hayatıma saçma kuruntularımı katmadan yaşamayı öğrenseydim. Son yenilgim olma diye düşünmeye harcadığım vakti kırık ezgilerle doldurmayı öğrendim artık. Dimdik, en tatlı surat ifademle karşında duracağım dedim kendime.
Nemli sokakların aşk kokuları yayılırken geceye, yine ben diye başlayan uzun soluklu cümlelere adadım kendimi. Küçük çatlaklardan diplere sızan yaralı kalp leşleri, bu gece ilham olmadı kurumuş dudaklarıma. ilhamı yırtık keselerle getiren acemi melek bile, acılarını haresini süslemeye kullanmış, gözyaşlarını da içinde biriktirmişti. Bense, sonunun geleceğini kural koyduğum, yetmezmiş gibi, biten sevginin ardından dinlenecek, söylenecek şarkıları yazdığım saman kağıdını elimde buluvermiştim. Sonunda ufacık olana kadar buruşturdum kağıdı ve attım o küçük kulübenin yanındaki tepeden. Şimdi senin için, kurduğum uyaklı cümleler. Şimdi sensin senaryomun baş kahramanı.
Bir dolu bir boş. Baktığım her açı yanlıştı o bardağa. Ne dolu, ne boş; Yarısı dolu, yarısı boş. Acı da var, tatlı da. Siyah da var beyaz da. Her şey zıttıyla.
Çelişkiler; Düzen çelişkiyle işler. Bulunduğun düzlem çelişkiyle örülmüştür ve sen bunu anladığında zaten çelişkiye gömülmüşsündür. Beni ben yaptı onlar. Kabul edene de etmeyene de selamım var.
Sendeyse hepsi var. Zıtlığın da çelişkinin de orta kararlısı. Böyle sevdim belki de seni. Tutarsızlığınla ördüğün duvarların yüzünden. insanı kendine bir çekip, bir iten. Ayağını kaydıran ama düşerken tutan. Yüzüne bakıp aşağı atlayan, sonra elinden tutup bileğini kıran; Ruhumu bir aydınlatıp bir karartan... Dedim ya;
Bir yer var bildiğim, adresi ne ellerin ne de gözlerin. Sessiz müziklere kiralanmış bir parça sevgi karşılığında. Bir yer var bildiğim, kalbinin tam ortasında...
Keşke duyabilseydin sesimi fakir sokak aralarından. Yüreğimin fısıltısı uykunu kaçırsaydı heyecanlı bir karın ağrısıyla. Keşke o gün, gözlerime beklentiyle bakarken söyleseydim, seviyorum deseydim. Ateşin parmak uçlarımı sardığı noktada atlasaydım suya. Bir fırça yardımıyla renklendirdiğin hayatıma saçma kuruntularımı katmadan yaşamayı öğrenseydim. Son yenilgim olma diye düşünmeye harcadığım vakti kırık ezgilerle doldurmayı öğrendim artık. Dimdik, en tatlı surat ifademle karşında duracağım dedim kendime.
Nemli sokakların aşk kokuları yayılırken geceye, yine ben diye başlayan uzun soluklu cümlelere adadım kendimi. Küçük çatlaklardan diplere sızan yaralı kalp leşleri, bu gece ilham olmadı kurumuş dudaklarıma. ilhamı yırtık keselerle getiren acemi melek bile, acılarını haresini süslemeye kullanmış, gözyaşlarını da içinde biriktirmişti. Bense, sonunun geleceğini kural koyduğum, yetmezmiş gibi, biten sevginin ardından dinlenecek, söylenecek şarkıları yazdığım saman kağıdını elimde buluvermiştim. Sonunda ufacık olana kadar buruşturdum kağıdı ve attım o küçük kulübenin yanındaki tepeden. Şimdi senin için, kurduğum uyaklı cümleler. Şimdi sensin senaryomun baş kahramanı.
Bir dolu bir boş. Baktığım her açı yanlıştı o bardağa. Ne dolu, ne boş; Yarısı dolu, yarısı boş. Acı da var, tatlı da. Siyah da var beyaz da. Her şey zıttıyla.
Çelişkiler; Düzen çelişkiyle işler. Bulunduğun düzlem çelişkiyle örülmüştür ve sen bunu anladığında zaten çelişkiye gömülmüşsündür. Beni ben yaptı onlar. Kabul edene de etmeyene de selamım var.
Sendeyse hepsi var. Zıtlığın da çelişkinin de orta kararlısı. Böyle sevdim belki de seni. Tutarsızlığınla ördüğün duvarların yüzünden. insanı kendine bir çekip, bir iten. Ayağını kaydıran ama düşerken tutan. Yüzüne bakıp aşağı atlayan, sonra elinden tutup bileğini kıran; Ruhumu bir aydınlatıp bir karartan... Dedim ya;
Bir yer var bildiğim, adresi ne ellerin ne de gözlerin. Sessiz müziklere kiralanmış bir parça sevgi karşılığında. Bir yer var bildiğim, kalbinin tam ortasında...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar