bugün
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi17
- kadın dövmek3
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı27
- atatürk diyor ki8
- vedat muriqi6
- ölümden korkuyor musunuz26
- verginin ahlaki meşruiyeti2
- hamburgerin içindeki domates4
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri19
- galatasaray5
- kafakoparan dede3
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- trombosit bağışında bulunmak2
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi11
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı14
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- habire1219
- cizre de havai fişek nedeniyle yangın2
- gecenin şarkısı12
- her biji amed8
- amedspor'un süper ligin lideri olması13
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- depresyon6
- sabahları sevilen şeyler11
- adana saimbeylide deprem3
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler7
- mustafa kemal atatürk ün boyu3
- 0 0 719
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- uçan arabalar neden çıkmadı6
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile10
- pazar gecesi sözlükte 900 online yazar olması5
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması7
- sıfır atık vakfı11
- türk düşmanı piçler9
- claudian clouds33
- amed sporlu bir kızı hoplatmak6
- trabzonspor'un amedspor'u lider yapması5
- sözlükteki sinsi köpekler8
- hiç fuhuş yaptınız mı6
- sözlük kızlarının kekleri24
- fusya semsiyeli yabanci25
- evrene enerji gönderen müslüman9
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- cop318
- kant ın ödev ahlakı2
- sydney sweeney2
- bilerek ponziye dahil olmak7
Bir yer var bildiğim, adresi ne ellerin ne de gözlerin. Afişlerden fırlayıp canavar gibi üstüne zıplayan insanın, film karakterleri gibi, çoğu kez tekdüze.
Keşke duyabilseydin sesimi fakir sokak aralarından. Yüreğimin fısıltısı uykunu kaçırsaydı heyecanlı bir karın ağrısıyla. Keşke o gün, gözlerime beklentiyle bakarken söyleseydim, seviyorum deseydim. Ateşin parmak uçlarımı sardığı noktada atlasaydım suya. Bir fırça yardımıyla renklendirdiğin hayatıma saçma kuruntularımı katmadan yaşamayı öğrenseydim. Son yenilgim olma diye düşünmeye harcadığım vakti kırık ezgilerle doldurmayı öğrendim artık. Dimdik, en tatlı surat ifademle karşında duracağım dedim kendime.
Nemli sokakların aşk kokuları yayılırken geceye, yine ben diye başlayan uzun soluklu cümlelere adadım kendimi. Küçük çatlaklardan diplere sızan yaralı kalp leşleri, bu gece ilham olmadı kurumuş dudaklarıma. ilhamı yırtık keselerle getiren acemi melek bile, acılarını haresini süslemeye kullanmış, gözyaşlarını da içinde biriktirmişti. Bense, sonunun geleceğini kural koyduğum, yetmezmiş gibi, biten sevginin ardından dinlenecek, söylenecek şarkıları yazdığım saman kağıdını elimde buluvermiştim. Sonunda ufacık olana kadar buruşturdum kağıdı ve attım o küçük kulübenin yanındaki tepeden. Şimdi senin için, kurduğum uyaklı cümleler. Şimdi sensin senaryomun baş kahramanı.
Bir dolu bir boş. Baktığım her açı yanlıştı o bardağa. Ne dolu, ne boş; Yarısı dolu, yarısı boş. Acı da var, tatlı da. Siyah da var beyaz da. Her şey zıttıyla.
Çelişkiler; Düzen çelişkiyle işler. Bulunduğun düzlem çelişkiyle örülmüştür ve sen bunu anladığında zaten çelişkiye gömülmüşsündür. Beni ben yaptı onlar. Kabul edene de etmeyene de selamım var.
Sendeyse hepsi var. Zıtlığın da çelişkinin de orta kararlısı. Böyle sevdim belki de seni. Tutarsızlığınla ördüğün duvarların yüzünden. insanı kendine bir çekip, bir iten. Ayağını kaydıran ama düşerken tutan. Yüzüne bakıp aşağı atlayan, sonra elinden tutup bileğini kıran; Ruhumu bir aydınlatıp bir karartan... Dedim ya;
Bir yer var bildiğim, adresi ne ellerin ne de gözlerin. Sessiz müziklere kiralanmış bir parça sevgi karşılığında. Bir yer var bildiğim, kalbinin tam ortasında...
Keşke duyabilseydin sesimi fakir sokak aralarından. Yüreğimin fısıltısı uykunu kaçırsaydı heyecanlı bir karın ağrısıyla. Keşke o gün, gözlerime beklentiyle bakarken söyleseydim, seviyorum deseydim. Ateşin parmak uçlarımı sardığı noktada atlasaydım suya. Bir fırça yardımıyla renklendirdiğin hayatıma saçma kuruntularımı katmadan yaşamayı öğrenseydim. Son yenilgim olma diye düşünmeye harcadığım vakti kırık ezgilerle doldurmayı öğrendim artık. Dimdik, en tatlı surat ifademle karşında duracağım dedim kendime.
Nemli sokakların aşk kokuları yayılırken geceye, yine ben diye başlayan uzun soluklu cümlelere adadım kendimi. Küçük çatlaklardan diplere sızan yaralı kalp leşleri, bu gece ilham olmadı kurumuş dudaklarıma. ilhamı yırtık keselerle getiren acemi melek bile, acılarını haresini süslemeye kullanmış, gözyaşlarını da içinde biriktirmişti. Bense, sonunun geleceğini kural koyduğum, yetmezmiş gibi, biten sevginin ardından dinlenecek, söylenecek şarkıları yazdığım saman kağıdını elimde buluvermiştim. Sonunda ufacık olana kadar buruşturdum kağıdı ve attım o küçük kulübenin yanındaki tepeden. Şimdi senin için, kurduğum uyaklı cümleler. Şimdi sensin senaryomun baş kahramanı.
Bir dolu bir boş. Baktığım her açı yanlıştı o bardağa. Ne dolu, ne boş; Yarısı dolu, yarısı boş. Acı da var, tatlı da. Siyah da var beyaz da. Her şey zıttıyla.
Çelişkiler; Düzen çelişkiyle işler. Bulunduğun düzlem çelişkiyle örülmüştür ve sen bunu anladığında zaten çelişkiye gömülmüşsündür. Beni ben yaptı onlar. Kabul edene de etmeyene de selamım var.
Sendeyse hepsi var. Zıtlığın da çelişkinin de orta kararlısı. Böyle sevdim belki de seni. Tutarsızlığınla ördüğün duvarların yüzünden. insanı kendine bir çekip, bir iten. Ayağını kaydıran ama düşerken tutan. Yüzüne bakıp aşağı atlayan, sonra elinden tutup bileğini kıran; Ruhumu bir aydınlatıp bir karartan... Dedim ya;
Bir yer var bildiğim, adresi ne ellerin ne de gözlerin. Sessiz müziklere kiralanmış bir parça sevgi karşılığında. Bir yer var bildiğim, kalbinin tam ortasında...
Gündemdeki Haberler