bugün
- ekşi sözlük referans17
- yeni partinin çerçeve yasa kararı10
- çocuğuna kendi ismini veren ebeveyn4
- mekke anlaşması20
- kürt sorunu4
- 2000 doğumlu kızlar4
- salaksın3
- burak kut3
- ey insan2
- yazarların para ödediği yapay zekalar7
- din ve ahlak5
- en gey özelliğiniz10
- dönen tekme atabilen sözlük yazarları7
- kod yazarken müzik dinlemek6
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde11
- merfulu11
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- torpil peşinde koşan tip5
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- tüm fake hesapların öbür sözlükten gelmiş olması2
- 10 ağustos 20262
- tang içen efsanevi nesil2
- yanlışlıkla gey olmak9
- anın görüntüsü11
- online 40 yazar ne yapıyor5
- tuvalete sıçımhane diyen kezo5
- hamferdi yazarlar3
- zall'ın çok meşgul biri olması6
- halk başkanlık sistemini istiyor9
- bir insanın muadilini bulmak5
- wc'ye telefonsuz girmek7
- günlük tutan erkek19
- dün fetö götü yalayanlar bugün apo götü yalıyor7
- erecto bey bay birader2
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz16
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil11
- gizli artılayan yazar3
- dudağında bir boyası eksik yuzır4
- rodrigo mora6
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- gey erkeklerin buluşma noktası3
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler10
- recep tayyip erdoğan4
- her yerde sümkürebilen insan6
- en estetik meyveler2
- arda güler5
- kulağın pıtı gibi olması3
- kaybolan futbolcusu için müge anlı'ya çıkan takım2
- gratisin içini merak etmek8
ingizce slangde “yollu” kadın anlamına da gelir.
türkiye'de mcdonald's ve carl's jr.'a ekmek tedarik eden, dünyanın en büyük ekmek üreticisi olan meksika menşeli firma.
aptal sarışın.
Bazı durumlarda bunlara "komprador" denir; bazılarına "beşinci kol", bazılarına "tatlı su frengi" adı verilir. Orhan Kemal, "Murtaza" demiştir; Urfalılar "tırşıkçı" derler.
Almanlar, "nützlicher Idiot" (kullanılmaya müsait aptal) veya "Brückenkopf" (düşman bölgesine sokulmuş, işbirlikçi askeri güç anlamında) kavramlarıyla ifade ederler. "Taşeron", "bilmem ne siviller" gibi adlar verildiği, "kölemen ruhlu", hatta, "Türk(iye) asıllı milletvekili" falan dendiği bile olur bunlara...
Tümünün ortak yanı, önlerine atılan bir avuç dolar ve(ya) kariyer için, içinden çıktıkları insanların emperyalist güçler tarafından sömürülmelerine ve aşağılanmalarına aracı olmalarıdır.
Aydınıyla, burjuvasıyla kendi çıkarları doğrultusunda sapına kadar Machiavelist (hiçbir ahlaki kural tanımadan, sadece kendi çıkarlarını gözetmek anlamında) olan Batılı emperyalist, bu kavramlardan bir kısmını içinden geçirir ama açıkça telafuz etmez. Arasıra kullandığı bir kavram vardır: "Bimbo!"
Afrika´da bir şehrin de adı olan bu kavram, geniş anlamda, zencilere hakaret olarak kullanılır: Kendisiyle istenildiği gibi oynanan aptal, saf, bebek anlamlarında...
Bimbo, emperyalist muhatabının kendisini neden okşadığını anlamamak, bunu arasıra hissetse de bilinçli olarak algılayamamak üzere şartlandırılmıştır.
Batılı (veya güçlü konumdaki), karşısındaki güçsüz ve çaresiz bimboyu kullanarak veya "okşayarak" eğlenir; bimbosunu, kendisinden güçsüz olduğu sürece sever.
Yaptığı filimlerde, yazdığı kitaplarda bimboyu belirli bir kıyafete sokar, ona belirli bir ses tonu verir, onu belli "irrasyonel" bir mentaliteye mahkum eder. Ne zaman ki bimbo durumunun bilincine varır ve kendisine biçilen bimboluk rolüne itiraz eder, o zaman kıyamet kopar... Bu nedenle, Batılının en sevdiği sözlerden biri, "Bimbosun sen bimbo kal!" sözüdür...
Bazı bimbolar, yaptıklarının geçici bir "okşanma" olduğunu düşünürler, "zamanı gelince"(!) güçlenip kendi isteklerini de gündeme getirme hayali kurarlar. Anadolu´da bu bağlamda, "Kıçım sana yer edeyim, gör sana ne edeyim!" sözü vardır. Ama, istisnalar dışında bu boyun eğme hep sürer, güzel hayallerle ömür geçer, bimboluk baki kalır.
Bimboların büyük kısmı ise, yaptığının bimboluk olduğunu hiçbir zaman anlamaz veya kabul etmez. Farkına varılamayan bir hastalık misali bimbo kimliğiyle yaşar ve çeker gider bu dünyadan.
Mesela Enver Paşa, bir Almanya "hasta"sıydı; bunu ayamadan öldü gitti. Onun, zamanın Alman Kayseri II. Wilhelm´in karşısında selam duruşu, anlatmak istediğim olgunun tipik bir belgesidir:
*
Yukarıda dedik ki, bimbo, yaptıklarının bir avuç dolar veya kariyer/ yükselme hırsı için olduğunu algılayamaz. Peki ne sanır? Psikoanalizde "savunma mekanizmaları" denen, sosyolojide ideoloji adı verilen olgu girer burada devreye...
Şener Şen´in, bir filminde, muhatabını her aldatışından sonra, "Yaptım, ama bir sor bakalım niye yaptım!" demesi gibi bir durumdur bu. Halkımız, "Kendine Müslüman" deyimiyle büyük isabetle ifade etmiştir bu olguyu.
Ancak, filmdeki Şener Şen´e sorsanız, o, kendisi için birşey istiyorsa namerttir; öyle bencilce güdülerle hareket eder mi o hiç! Muhatabı olan bimbo (ilyas Salman) ise, her defasında ona aldanmak üzere şartlandırmıştır kendini...
Kimi bimbolar yaptıklarının "din, vatan ve millet" için, kimileri örneğin "büyük Türkiye" için, kimileri "sosyalizm" için, kimileri de; özellikle yurtdışında yaşayanlar, veya içeride yaşadıkları halde "yurt dışı"yla bimboluk ilişkileri içinde olanlar;
"insan hakları ve demokrasi" için olduğunu söylerler. Bu bağlamda, "Vatan, millet Sakarya!" ideolojisi neyse, "insan hakları ve demokrasi" ideolojisi de odur: "Bimboluğu haklı çıkarma ideolojileri!"
Efendi-bimbo ilişkisi açısından bakılınca, isveç Devleti´yle Urfa´daki Ağa arasında prensipte fark yoktur. Biri, bimbo rolünü kabul etmeyene milletvekilliği vermez, diğeri, tırşıkçı olmayanı, özel tırşık yemeğini sunduğu sofrasına oturtmaz. (Tabii, kariyerlerini veya maddi menfaatlerini tehlikeye atma pahasına bimbo rolü oynamaya direnenler de vardır.
Almanya´da SPD ve Sol Parti milletvekillikleri kısa süren Prof. Hakkı Keskin bunlardan biridir; yine, Sırma Oran, geçen yıl Fransa´da Yeşiller´in listesinden Belediye Meclisi´ne aday olmuş, kendisine, aday olabilmesi için "Ermeni soykırımı"nı tanıması şartı koşulmuş, bu ayrımcılığı engellemek için mahkemeye başvurunca da, 1500 Euro para cezasına çarptırılmıştır).
KÖR NOKTA KÖŞESi
Mevlana´dan bir hikaye:
Bir yaban yerde yolculuk eden iki yolcu, "Aman bittim, mahvoldum, beni kurtarın!" diye bir feryat duymuşlar. imdada koşmuşlar ama, sesin geldiği yerde kimseyi görememişler. Yolun ortasındaki bir insan gübresiymiş bağıran.
Ona, "Sana ne oldu da böyle bağırıyorsun?" diye sormuşlar. Gübre cevap vermiş:
"Aman sormayın, ben dün böyle değildim. Pembe yanaklı şeftaliydim. insanlar, toz konmasın diye, ipekli mendillerde taşıyorlardı beni. Beni yediler, tadımı aldılar. Sonra böyle yolun kıyısına bırakarak defolup gittiler!"
Lena Umay´a:
Bayram değil, seyran değil, hangi nerede ne oldu da siz emperyalizmin Ermeni tezlerinin propagandasını yapıyorsunuz?
Emperyalizmin "Doğu Meselesi"nden söz etmek istemeyen, Türkiye´nin "Ermeni Meselesi" konusunda da susmalıdır!
Yazınıza gönderilen şu kısa ve mütevazi okuyucu mektubu bile, tüm tezlerinizi anlamsız kılmaya yetiyor:
Tonyukuk: "Şair Tevhik Fikret ´asrın yeni bir umdesi var söz haykıranın mantık ise şarlatanındır/ Geçmez ele bir paye kavuk sağlamayınca´ demiş yıllar önce.
1001 adet soykırım olmadığına dair belge çıkarsak da kuzuyu yemeyi aklına koymuş kurt misali kimsenin bunlarla ilgileneceği yok. Haklı olmak kadar dünyada söz sahibi olmak güçlü olmak gerekiyor.
Bakın 1960 Uluslararası Ankara antlaşmasına göre garantör olarak Kıbrıs´a çıkmamıza rağmen bütün Dünya üzerimize gelerek bize çıkın demektedir ama BM kararı olmadan despotça Irak´ı işgal eden ABD´ye kimse ne arıyorsun orada diyememektedir. Amaç üzüm yemek değil bağcı dövmektir. Boşuna atalarımız bir yalanı kırk kere söyledin mi gerçek olur dememişlerdir. Bu yüzden tarihi gerçekler kimsenin umurunda değildir.
mehmet şekeroğlu - bimbo
(bkz: http://www.belturk.be/go....go=32e21b0&do=details)
Almanlar, "nützlicher Idiot" (kullanılmaya müsait aptal) veya "Brückenkopf" (düşman bölgesine sokulmuş, işbirlikçi askeri güç anlamında) kavramlarıyla ifade ederler. "Taşeron", "bilmem ne siviller" gibi adlar verildiği, "kölemen ruhlu", hatta, "Türk(iye) asıllı milletvekili" falan dendiği bile olur bunlara...
Tümünün ortak yanı, önlerine atılan bir avuç dolar ve(ya) kariyer için, içinden çıktıkları insanların emperyalist güçler tarafından sömürülmelerine ve aşağılanmalarına aracı olmalarıdır.
Aydınıyla, burjuvasıyla kendi çıkarları doğrultusunda sapına kadar Machiavelist (hiçbir ahlaki kural tanımadan, sadece kendi çıkarlarını gözetmek anlamında) olan Batılı emperyalist, bu kavramlardan bir kısmını içinden geçirir ama açıkça telafuz etmez. Arasıra kullandığı bir kavram vardır: "Bimbo!"
Afrika´da bir şehrin de adı olan bu kavram, geniş anlamda, zencilere hakaret olarak kullanılır: Kendisiyle istenildiği gibi oynanan aptal, saf, bebek anlamlarında...
Bimbo, emperyalist muhatabının kendisini neden okşadığını anlamamak, bunu arasıra hissetse de bilinçli olarak algılayamamak üzere şartlandırılmıştır.
Batılı (veya güçlü konumdaki), karşısındaki güçsüz ve çaresiz bimboyu kullanarak veya "okşayarak" eğlenir; bimbosunu, kendisinden güçsüz olduğu sürece sever.
Yaptığı filimlerde, yazdığı kitaplarda bimboyu belirli bir kıyafete sokar, ona belirli bir ses tonu verir, onu belli "irrasyonel" bir mentaliteye mahkum eder. Ne zaman ki bimbo durumunun bilincine varır ve kendisine biçilen bimboluk rolüne itiraz eder, o zaman kıyamet kopar... Bu nedenle, Batılının en sevdiği sözlerden biri, "Bimbosun sen bimbo kal!" sözüdür...
Bazı bimbolar, yaptıklarının geçici bir "okşanma" olduğunu düşünürler, "zamanı gelince"(!) güçlenip kendi isteklerini de gündeme getirme hayali kurarlar. Anadolu´da bu bağlamda, "Kıçım sana yer edeyim, gör sana ne edeyim!" sözü vardır. Ama, istisnalar dışında bu boyun eğme hep sürer, güzel hayallerle ömür geçer, bimboluk baki kalır.
Bimboların büyük kısmı ise, yaptığının bimboluk olduğunu hiçbir zaman anlamaz veya kabul etmez. Farkına varılamayan bir hastalık misali bimbo kimliğiyle yaşar ve çeker gider bu dünyadan.
Mesela Enver Paşa, bir Almanya "hasta"sıydı; bunu ayamadan öldü gitti. Onun, zamanın Alman Kayseri II. Wilhelm´in karşısında selam duruşu, anlatmak istediğim olgunun tipik bir belgesidir:
*
Yukarıda dedik ki, bimbo, yaptıklarının bir avuç dolar veya kariyer/ yükselme hırsı için olduğunu algılayamaz. Peki ne sanır? Psikoanalizde "savunma mekanizmaları" denen, sosyolojide ideoloji adı verilen olgu girer burada devreye...
Şener Şen´in, bir filminde, muhatabını her aldatışından sonra, "Yaptım, ama bir sor bakalım niye yaptım!" demesi gibi bir durumdur bu. Halkımız, "Kendine Müslüman" deyimiyle büyük isabetle ifade etmiştir bu olguyu.
Ancak, filmdeki Şener Şen´e sorsanız, o, kendisi için birşey istiyorsa namerttir; öyle bencilce güdülerle hareket eder mi o hiç! Muhatabı olan bimbo (ilyas Salman) ise, her defasında ona aldanmak üzere şartlandırmıştır kendini...
Kimi bimbolar yaptıklarının "din, vatan ve millet" için, kimileri örneğin "büyük Türkiye" için, kimileri "sosyalizm" için, kimileri de; özellikle yurtdışında yaşayanlar, veya içeride yaşadıkları halde "yurt dışı"yla bimboluk ilişkileri içinde olanlar;
"insan hakları ve demokrasi" için olduğunu söylerler. Bu bağlamda, "Vatan, millet Sakarya!" ideolojisi neyse, "insan hakları ve demokrasi" ideolojisi de odur: "Bimboluğu haklı çıkarma ideolojileri!"
Efendi-bimbo ilişkisi açısından bakılınca, isveç Devleti´yle Urfa´daki Ağa arasında prensipte fark yoktur. Biri, bimbo rolünü kabul etmeyene milletvekilliği vermez, diğeri, tırşıkçı olmayanı, özel tırşık yemeğini sunduğu sofrasına oturtmaz. (Tabii, kariyerlerini veya maddi menfaatlerini tehlikeye atma pahasına bimbo rolü oynamaya direnenler de vardır.
Almanya´da SPD ve Sol Parti milletvekillikleri kısa süren Prof. Hakkı Keskin bunlardan biridir; yine, Sırma Oran, geçen yıl Fransa´da Yeşiller´in listesinden Belediye Meclisi´ne aday olmuş, kendisine, aday olabilmesi için "Ermeni soykırımı"nı tanıması şartı koşulmuş, bu ayrımcılığı engellemek için mahkemeye başvurunca da, 1500 Euro para cezasına çarptırılmıştır).
KÖR NOKTA KÖŞESi
Mevlana´dan bir hikaye:
Bir yaban yerde yolculuk eden iki yolcu, "Aman bittim, mahvoldum, beni kurtarın!" diye bir feryat duymuşlar. imdada koşmuşlar ama, sesin geldiği yerde kimseyi görememişler. Yolun ortasındaki bir insan gübresiymiş bağıran.
Ona, "Sana ne oldu da böyle bağırıyorsun?" diye sormuşlar. Gübre cevap vermiş:
"Aman sormayın, ben dün böyle değildim. Pembe yanaklı şeftaliydim. insanlar, toz konmasın diye, ipekli mendillerde taşıyorlardı beni. Beni yediler, tadımı aldılar. Sonra böyle yolun kıyısına bırakarak defolup gittiler!"
Lena Umay´a:
Bayram değil, seyran değil, hangi nerede ne oldu da siz emperyalizmin Ermeni tezlerinin propagandasını yapıyorsunuz?
Emperyalizmin "Doğu Meselesi"nden söz etmek istemeyen, Türkiye´nin "Ermeni Meselesi" konusunda da susmalıdır!
Yazınıza gönderilen şu kısa ve mütevazi okuyucu mektubu bile, tüm tezlerinizi anlamsız kılmaya yetiyor:
Tonyukuk: "Şair Tevhik Fikret ´asrın yeni bir umdesi var söz haykıranın mantık ise şarlatanındır/ Geçmez ele bir paye kavuk sağlamayınca´ demiş yıllar önce.
1001 adet soykırım olmadığına dair belge çıkarsak da kuzuyu yemeyi aklına koymuş kurt misali kimsenin bunlarla ilgileneceği yok. Haklı olmak kadar dünyada söz sahibi olmak güçlü olmak gerekiyor.
Bakın 1960 Uluslararası Ankara antlaşmasına göre garantör olarak Kıbrıs´a çıkmamıza rağmen bütün Dünya üzerimize gelerek bize çıkın demektedir ama BM kararı olmadan despotça Irak´ı işgal eden ABD´ye kimse ne arıyorsun orada diyememektedir. Amaç üzüm yemek değil bağcı dövmektir. Boşuna atalarımız bir yalanı kırk kere söyledin mi gerçek olur dememişlerdir. Bu yüzden tarihi gerçekler kimsenin umurunda değildir.
mehmet şekeroğlu - bimbo
(bkz: http://www.belturk.be/go....go=32e21b0&do=details)
ing. sürtük.
itl. bebek, velet
ingilizcede güzel ama içi boş, saf kadınları nitelemek için kullanılan argo kelime. how i met your mother da barney stinson tarafından çok kullanılır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar