bugün
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı27
- hamburgerin içindeki domates4
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri19
- ölümden korkuyor musunuz26
- kafakoparan dede3
- trombosit bağışında bulunmak2
- atatürk diyor ki7
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi11
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı14
- cizre de havai fişek nedeniyle yangın2
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- habire1219
- sabahları sevilen şeyler11
- gecenin şarkısı12
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi15
- adana saimbeylide deprem3
- her biji amed8
- depresyon6
- amedspor'un süper ligin lideri olması13
- mustafa kemal atatürk ün boyu3
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler7
- 0 0 719
- uçan arabalar neden çıkmadı6
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile10
- pazar gecesi sözlükte 900 online yazar olması5
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması7
- türk düşmanı piçler9
- sıfır atık vakfı11
- amed sporlu bir kızı hoplatmak6
- claudian clouds33
- trabzonspor'un amedspor'u lider yapması5
- sözlükteki sinsi köpekler8
- hiç fuhuş yaptınız mı6
- kant ın ödev ahlakı2
- sözlük kızlarının kekleri24
- evrene enerji gönderen müslüman9
- fusya semsiyeli yabanci25
- sydney sweeney2
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- cop318
- vedat muriqi5
- sokak köpeklerinin saldırısına uğramak3
- bilerek ponziye dahil olmak7
- morkstar3
- kadir inanır'ın mirası8
ingilizcede güzel ama içi boş, saf kadınları nitelemek için kullanılan argo kelime. how i met your mother da barney stinson tarafından çok kullanılır.
itl. bebek, velet
ing. sürtük.
Bazı durumlarda bunlara "komprador" denir; bazılarına "beşinci kol", bazılarına "tatlı su frengi" adı verilir. Orhan Kemal, "Murtaza" demiştir; Urfalılar "tırşıkçı" derler.
Almanlar, "nützlicher Idiot" (kullanılmaya müsait aptal) veya "Brückenkopf" (düşman bölgesine sokulmuş, işbirlikçi askeri güç anlamında) kavramlarıyla ifade ederler. "Taşeron", "bilmem ne siviller" gibi adlar verildiği, "kölemen ruhlu", hatta, "Türk(iye) asıllı milletvekili" falan dendiği bile olur bunlara...
Tümünün ortak yanı, önlerine atılan bir avuç dolar ve(ya) kariyer için, içinden çıktıkları insanların emperyalist güçler tarafından sömürülmelerine ve aşağılanmalarına aracı olmalarıdır.
Aydınıyla, burjuvasıyla kendi çıkarları doğrultusunda sapına kadar Machiavelist (hiçbir ahlaki kural tanımadan, sadece kendi çıkarlarını gözetmek anlamında) olan Batılı emperyalist, bu kavramlardan bir kısmını içinden geçirir ama açıkça telafuz etmez. Arasıra kullandığı bir kavram vardır: "Bimbo!"
Afrika´da bir şehrin de adı olan bu kavram, geniş anlamda, zencilere hakaret olarak kullanılır: Kendisiyle istenildiği gibi oynanan aptal, saf, bebek anlamlarında...
Bimbo, emperyalist muhatabının kendisini neden okşadığını anlamamak, bunu arasıra hissetse de bilinçli olarak algılayamamak üzere şartlandırılmıştır.
Batılı (veya güçlü konumdaki), karşısındaki güçsüz ve çaresiz bimboyu kullanarak veya "okşayarak" eğlenir; bimbosunu, kendisinden güçsüz olduğu sürece sever.
Yaptığı filimlerde, yazdığı kitaplarda bimboyu belirli bir kıyafete sokar, ona belirli bir ses tonu verir, onu belli "irrasyonel" bir mentaliteye mahkum eder. Ne zaman ki bimbo durumunun bilincine varır ve kendisine biçilen bimboluk rolüne itiraz eder, o zaman kıyamet kopar... Bu nedenle, Batılının en sevdiği sözlerden biri, "Bimbosun sen bimbo kal!" sözüdür...
Bazı bimbolar, yaptıklarının geçici bir "okşanma" olduğunu düşünürler, "zamanı gelince"(!) güçlenip kendi isteklerini de gündeme getirme hayali kurarlar. Anadolu´da bu bağlamda, "Kıçım sana yer edeyim, gör sana ne edeyim!" sözü vardır. Ama, istisnalar dışında bu boyun eğme hep sürer, güzel hayallerle ömür geçer, bimboluk baki kalır.
Bimboların büyük kısmı ise, yaptığının bimboluk olduğunu hiçbir zaman anlamaz veya kabul etmez. Farkına varılamayan bir hastalık misali bimbo kimliğiyle yaşar ve çeker gider bu dünyadan.
Mesela Enver Paşa, bir Almanya "hasta"sıydı; bunu ayamadan öldü gitti. Onun, zamanın Alman Kayseri II. Wilhelm´in karşısında selam duruşu, anlatmak istediğim olgunun tipik bir belgesidir:
*
Yukarıda dedik ki, bimbo, yaptıklarının bir avuç dolar veya kariyer/ yükselme hırsı için olduğunu algılayamaz. Peki ne sanır? Psikoanalizde "savunma mekanizmaları" denen, sosyolojide ideoloji adı verilen olgu girer burada devreye...
Şener Şen´in, bir filminde, muhatabını her aldatışından sonra, "Yaptım, ama bir sor bakalım niye yaptım!" demesi gibi bir durumdur bu. Halkımız, "Kendine Müslüman" deyimiyle büyük isabetle ifade etmiştir bu olguyu.
Ancak, filmdeki Şener Şen´e sorsanız, o, kendisi için birşey istiyorsa namerttir; öyle bencilce güdülerle hareket eder mi o hiç! Muhatabı olan bimbo (ilyas Salman) ise, her defasında ona aldanmak üzere şartlandırmıştır kendini...
Kimi bimbolar yaptıklarının "din, vatan ve millet" için, kimileri örneğin "büyük Türkiye" için, kimileri "sosyalizm" için, kimileri de; özellikle yurtdışında yaşayanlar, veya içeride yaşadıkları halde "yurt dışı"yla bimboluk ilişkileri içinde olanlar;
"insan hakları ve demokrasi" için olduğunu söylerler. Bu bağlamda, "Vatan, millet Sakarya!" ideolojisi neyse, "insan hakları ve demokrasi" ideolojisi de odur: "Bimboluğu haklı çıkarma ideolojileri!"
Efendi-bimbo ilişkisi açısından bakılınca, isveç Devleti´yle Urfa´daki Ağa arasında prensipte fark yoktur. Biri, bimbo rolünü kabul etmeyene milletvekilliği vermez, diğeri, tırşıkçı olmayanı, özel tırşık yemeğini sunduğu sofrasına oturtmaz. (Tabii, kariyerlerini veya maddi menfaatlerini tehlikeye atma pahasına bimbo rolü oynamaya direnenler de vardır.
Almanya´da SPD ve Sol Parti milletvekillikleri kısa süren Prof. Hakkı Keskin bunlardan biridir; yine, Sırma Oran, geçen yıl Fransa´da Yeşiller´in listesinden Belediye Meclisi´ne aday olmuş, kendisine, aday olabilmesi için "Ermeni soykırımı"nı tanıması şartı koşulmuş, bu ayrımcılığı engellemek için mahkemeye başvurunca da, 1500 Euro para cezasına çarptırılmıştır).
KÖR NOKTA KÖŞESi
Mevlana´dan bir hikaye:
Bir yaban yerde yolculuk eden iki yolcu, "Aman bittim, mahvoldum, beni kurtarın!" diye bir feryat duymuşlar. imdada koşmuşlar ama, sesin geldiği yerde kimseyi görememişler. Yolun ortasındaki bir insan gübresiymiş bağıran.
Ona, "Sana ne oldu da böyle bağırıyorsun?" diye sormuşlar. Gübre cevap vermiş:
"Aman sormayın, ben dün böyle değildim. Pembe yanaklı şeftaliydim. insanlar, toz konmasın diye, ipekli mendillerde taşıyorlardı beni. Beni yediler, tadımı aldılar. Sonra böyle yolun kıyısına bırakarak defolup gittiler!"
Lena Umay´a:
Bayram değil, seyran değil, hangi nerede ne oldu da siz emperyalizmin Ermeni tezlerinin propagandasını yapıyorsunuz?
Emperyalizmin "Doğu Meselesi"nden söz etmek istemeyen, Türkiye´nin "Ermeni Meselesi" konusunda da susmalıdır!
Yazınıza gönderilen şu kısa ve mütevazi okuyucu mektubu bile, tüm tezlerinizi anlamsız kılmaya yetiyor:
Tonyukuk: "Şair Tevhik Fikret ´asrın yeni bir umdesi var söz haykıranın mantık ise şarlatanındır/ Geçmez ele bir paye kavuk sağlamayınca´ demiş yıllar önce.
1001 adet soykırım olmadığına dair belge çıkarsak da kuzuyu yemeyi aklına koymuş kurt misali kimsenin bunlarla ilgileneceği yok. Haklı olmak kadar dünyada söz sahibi olmak güçlü olmak gerekiyor.
Bakın 1960 Uluslararası Ankara antlaşmasına göre garantör olarak Kıbrıs´a çıkmamıza rağmen bütün Dünya üzerimize gelerek bize çıkın demektedir ama BM kararı olmadan despotça Irak´ı işgal eden ABD´ye kimse ne arıyorsun orada diyememektedir. Amaç üzüm yemek değil bağcı dövmektir. Boşuna atalarımız bir yalanı kırk kere söyledin mi gerçek olur dememişlerdir. Bu yüzden tarihi gerçekler kimsenin umurunda değildir.
mehmet şekeroğlu - bimbo
(bkz: http://www.belturk.be/go....go=32e21b0&do=details)
Almanlar, "nützlicher Idiot" (kullanılmaya müsait aptal) veya "Brückenkopf" (düşman bölgesine sokulmuş, işbirlikçi askeri güç anlamında) kavramlarıyla ifade ederler. "Taşeron", "bilmem ne siviller" gibi adlar verildiği, "kölemen ruhlu", hatta, "Türk(iye) asıllı milletvekili" falan dendiği bile olur bunlara...
Tümünün ortak yanı, önlerine atılan bir avuç dolar ve(ya) kariyer için, içinden çıktıkları insanların emperyalist güçler tarafından sömürülmelerine ve aşağılanmalarına aracı olmalarıdır.
Aydınıyla, burjuvasıyla kendi çıkarları doğrultusunda sapına kadar Machiavelist (hiçbir ahlaki kural tanımadan, sadece kendi çıkarlarını gözetmek anlamında) olan Batılı emperyalist, bu kavramlardan bir kısmını içinden geçirir ama açıkça telafuz etmez. Arasıra kullandığı bir kavram vardır: "Bimbo!"
Afrika´da bir şehrin de adı olan bu kavram, geniş anlamda, zencilere hakaret olarak kullanılır: Kendisiyle istenildiği gibi oynanan aptal, saf, bebek anlamlarında...
Bimbo, emperyalist muhatabının kendisini neden okşadığını anlamamak, bunu arasıra hissetse de bilinçli olarak algılayamamak üzere şartlandırılmıştır.
Batılı (veya güçlü konumdaki), karşısındaki güçsüz ve çaresiz bimboyu kullanarak veya "okşayarak" eğlenir; bimbosunu, kendisinden güçsüz olduğu sürece sever.
Yaptığı filimlerde, yazdığı kitaplarda bimboyu belirli bir kıyafete sokar, ona belirli bir ses tonu verir, onu belli "irrasyonel" bir mentaliteye mahkum eder. Ne zaman ki bimbo durumunun bilincine varır ve kendisine biçilen bimboluk rolüne itiraz eder, o zaman kıyamet kopar... Bu nedenle, Batılının en sevdiği sözlerden biri, "Bimbosun sen bimbo kal!" sözüdür...
Bazı bimbolar, yaptıklarının geçici bir "okşanma" olduğunu düşünürler, "zamanı gelince"(!) güçlenip kendi isteklerini de gündeme getirme hayali kurarlar. Anadolu´da bu bağlamda, "Kıçım sana yer edeyim, gör sana ne edeyim!" sözü vardır. Ama, istisnalar dışında bu boyun eğme hep sürer, güzel hayallerle ömür geçer, bimboluk baki kalır.
Bimboların büyük kısmı ise, yaptığının bimboluk olduğunu hiçbir zaman anlamaz veya kabul etmez. Farkına varılamayan bir hastalık misali bimbo kimliğiyle yaşar ve çeker gider bu dünyadan.
Mesela Enver Paşa, bir Almanya "hasta"sıydı; bunu ayamadan öldü gitti. Onun, zamanın Alman Kayseri II. Wilhelm´in karşısında selam duruşu, anlatmak istediğim olgunun tipik bir belgesidir:
*
Yukarıda dedik ki, bimbo, yaptıklarının bir avuç dolar veya kariyer/ yükselme hırsı için olduğunu algılayamaz. Peki ne sanır? Psikoanalizde "savunma mekanizmaları" denen, sosyolojide ideoloji adı verilen olgu girer burada devreye...
Şener Şen´in, bir filminde, muhatabını her aldatışından sonra, "Yaptım, ama bir sor bakalım niye yaptım!" demesi gibi bir durumdur bu. Halkımız, "Kendine Müslüman" deyimiyle büyük isabetle ifade etmiştir bu olguyu.
Ancak, filmdeki Şener Şen´e sorsanız, o, kendisi için birşey istiyorsa namerttir; öyle bencilce güdülerle hareket eder mi o hiç! Muhatabı olan bimbo (ilyas Salman) ise, her defasında ona aldanmak üzere şartlandırmıştır kendini...
Kimi bimbolar yaptıklarının "din, vatan ve millet" için, kimileri örneğin "büyük Türkiye" için, kimileri "sosyalizm" için, kimileri de; özellikle yurtdışında yaşayanlar, veya içeride yaşadıkları halde "yurt dışı"yla bimboluk ilişkileri içinde olanlar;
"insan hakları ve demokrasi" için olduğunu söylerler. Bu bağlamda, "Vatan, millet Sakarya!" ideolojisi neyse, "insan hakları ve demokrasi" ideolojisi de odur: "Bimboluğu haklı çıkarma ideolojileri!"
Efendi-bimbo ilişkisi açısından bakılınca, isveç Devleti´yle Urfa´daki Ağa arasında prensipte fark yoktur. Biri, bimbo rolünü kabul etmeyene milletvekilliği vermez, diğeri, tırşıkçı olmayanı, özel tırşık yemeğini sunduğu sofrasına oturtmaz. (Tabii, kariyerlerini veya maddi menfaatlerini tehlikeye atma pahasına bimbo rolü oynamaya direnenler de vardır.
Almanya´da SPD ve Sol Parti milletvekillikleri kısa süren Prof. Hakkı Keskin bunlardan biridir; yine, Sırma Oran, geçen yıl Fransa´da Yeşiller´in listesinden Belediye Meclisi´ne aday olmuş, kendisine, aday olabilmesi için "Ermeni soykırımı"nı tanıması şartı koşulmuş, bu ayrımcılığı engellemek için mahkemeye başvurunca da, 1500 Euro para cezasına çarptırılmıştır).
KÖR NOKTA KÖŞESi
Mevlana´dan bir hikaye:
Bir yaban yerde yolculuk eden iki yolcu, "Aman bittim, mahvoldum, beni kurtarın!" diye bir feryat duymuşlar. imdada koşmuşlar ama, sesin geldiği yerde kimseyi görememişler. Yolun ortasındaki bir insan gübresiymiş bağıran.
Ona, "Sana ne oldu da böyle bağırıyorsun?" diye sormuşlar. Gübre cevap vermiş:
"Aman sormayın, ben dün böyle değildim. Pembe yanaklı şeftaliydim. insanlar, toz konmasın diye, ipekli mendillerde taşıyorlardı beni. Beni yediler, tadımı aldılar. Sonra böyle yolun kıyısına bırakarak defolup gittiler!"
Lena Umay´a:
Bayram değil, seyran değil, hangi nerede ne oldu da siz emperyalizmin Ermeni tezlerinin propagandasını yapıyorsunuz?
Emperyalizmin "Doğu Meselesi"nden söz etmek istemeyen, Türkiye´nin "Ermeni Meselesi" konusunda da susmalıdır!
Yazınıza gönderilen şu kısa ve mütevazi okuyucu mektubu bile, tüm tezlerinizi anlamsız kılmaya yetiyor:
Tonyukuk: "Şair Tevhik Fikret ´asrın yeni bir umdesi var söz haykıranın mantık ise şarlatanındır/ Geçmez ele bir paye kavuk sağlamayınca´ demiş yıllar önce.
1001 adet soykırım olmadığına dair belge çıkarsak da kuzuyu yemeyi aklına koymuş kurt misali kimsenin bunlarla ilgileneceği yok. Haklı olmak kadar dünyada söz sahibi olmak güçlü olmak gerekiyor.
Bakın 1960 Uluslararası Ankara antlaşmasına göre garantör olarak Kıbrıs´a çıkmamıza rağmen bütün Dünya üzerimize gelerek bize çıkın demektedir ama BM kararı olmadan despotça Irak´ı işgal eden ABD´ye kimse ne arıyorsun orada diyememektedir. Amaç üzüm yemek değil bağcı dövmektir. Boşuna atalarımız bir yalanı kırk kere söyledin mi gerçek olur dememişlerdir. Bu yüzden tarihi gerçekler kimsenin umurunda değildir.
mehmet şekeroğlu - bimbo
(bkz: http://www.belturk.be/go....go=32e21b0&do=details)
aptal sarışın.
türkiye'de mcdonald's ve carl's jr.'a ekmek tedarik eden, dünyanın en büyük ekmek üreticisi olan meksika menşeli firma.
ingizce slangde “yollu” kadın anlamına da gelir.
Gündemdeki Haberler