bugün

/636
dondurma gibidir, ne erimesine izin vermeli ne de bitmesine göz yummalı.
bir özdemir asaf şiiridir:

Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır,bir üşütür,bir ağlatır,bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.
nazım hikmet' in aşağıdaki dizlerle tanımladığı duygu.

"ne ateroskleroz,
ne nikotin, ne hapis
işte bu yüzden doktorcuğum,
bende bu anjina pektoris."
birine karşı sonradan da duyulabilen duygu. yani demem o ki; sana aşık olan birine, hiç aklında olmasa bile sonradan aşık olabiliyormuşsun.
kaçsam mı kalsam mı sorunsalı. oturduğun yerde seni bulabilecek kadar korkunç duygu. belirtileri anında tedavi olunabilse.
temelinde size sadık olma potansiyeli olan özel bir kadınla öümrünüz boyunca seks yapma iseiğinizle doğru orantılıdır. bu kadın sizin için yemek yaparsa daha güzel olur tabi bir de.

aşk tam anlamıyla budur.
Aşk, sandıklarınız GENELDE
Yalanlarına kandıklarınız..
Tek kelimeyle harika bir duygu. insan hakkaten garip oluyor. Ayrıca kısa süreli bir zaman diliminde kendini kaybetme hali olarak da tanımlayabiliriz.
Açınca baharın dişi gülleri,
Bir başka rüzgar eser bahçelerde.
Dinle çılgınca öten bülbülleri,
Sorma niçin düştüğünü bu derde.

De ki: -Aşktır şadeden gönülleri,
Perişan, berbat eden gönülleri.
Aşk söyletir en yanık türküleri,
Ay buluta girdiği gecelerde.

(bkz: Cahit Sıtkı Tarancı)
"kalp, kalp kası olarak bilinen özel bir tip çizgili kastan oluşmuş, içi boş, kendiliğinden kasılma özelliğine sahip kuvvetli bir pompadır."

kurulan hayaller, yaşanılmak için planlananların %90'ıdır. planlarımız ise hayatımızın kaderde olmayan kurgularıdır.
bu yüzden; insan yaşayamayacaklarının hayallerini kurmalı.

***

"içi dolu olmalı, dopdolu.
beni gördüğü an kasılmalı, artmalı atışları."
bu da benim hayalimdi genç hanım. ne olmuş yani oldurtamadıysak, satmadık en azından...

aşk savaşmaktı, emekti, uğraştı. aşk, senin gelmemen değildi hiçbir zaman.
tamam, "sen kal orada, ben gelirim." diyemezdim, sen oradan kaçmaya çalışırken. ama;
bekle deseydin, beklerdim... demedin, ben yine de bekledim.
inanmaya çalıştım kendi planladıklarıma, kaderimde olduğunu kurguladım. kurgularım hayallerim oldu bu sefer...
ben bunları yaparken sen hala oradaydın, yalnızlığınla başbaşa, yalnız bırakıldığın yerde.

ben hala bekliyorum ama, "ben gidemiyorum, sen gel" demedin. neden?

"neden bunca insan yalnızken, bunca insan yalnız?"
insanların belki de hakkında en çok konuştukları konu olan "aşk"ı bilim insanları araştırdı. ABD'de bulunan Villanova Üniversitesi'nden uzmanlar kimlere aşık olduğumuzu araştırırken psikoloji dergisi Psychologies'in Fransa edisyonu da psikiyatr ve psikanalistlere "aşık olduğumuzu nasıl anlarız?"diye sordu.

Milliyet'in haberine göre, Villanova Üniversitesi, sosyal psikoloji bölümünün yaptığı araştırmalar sonucunda insanları karşı cinste, karşı kutupların ve negatif özelliklerin çektiği ortaya çıktı. 72 kişi üzerinde yapılan araştırmada katılımcılardan 24 kişilik özelliğini iyiden kötüye doğru puanlandırmaları istendi. Daha sonra da katılımcımlar kendilerini bunlardan dördü ile tanımladılar. Bunun ardından katılımcılara karşı cinsten kişilerin fotoğrafları gösterildi ve çekici buldukları kişileri de ilk listeden dört özellik ile tanımlamaları istendi.

Katılımcıların çekici buldukları ve beraber olmayı istedikleri kişilere kendilerini tanımlamak için kullanmayacakları kelimelerden biriyle niteledikleri görüldü. Bu nitelemelerde de dağınık, sakar, unutkan gibi negatif özelliklerin kullanılması dikkat çekti.

Peki karşı cinsten birinden etkilendiğinizde ona aşık olup olmadığınızı nasıl anlarsınız?

Psychologies dergisi bu soruyu psikiyatr ve psikanalistlere sordu. Fransız psikanalist Alain Guy'a göre aşk tamamen bilincin dışında oluşuyor. Guy'a göre "Aşk ve bilinç iki ayrı şeydir. Aşk bir büyüdür, bilinçsizliktir. Hiçbir şeye mantıklı yaklaşamama halidir."
Sadakat aşk belirtisi değil:
Bir çok psikiyatr da aşkı bir alt üst olma hali olarak tanımlıyor. Hatta psikiyatrlar aşkı, kişinin farkında olmasına rağmen mantıksız davranmaktan kendini alıkoyamadığı obsesif kompulsif kişilik bozukluğuna benzetiyor ve aşkta bu halin 6 ay ila 1 yıl arasında devam ettiğini söylüyorlar. Uzmanlara göre aşık olunanın her saniye akılda olması ve çok özlenmesi de aşkın diğer belirtilerini oluşturuyor. Uzmanların aşk konusunda hemfikir oldukları bir başka nokta da sadakatin bir aşk belirtisi olmadığı.Psikiyatrlar sadakatin tamamen bireysel ahlakla ilgili olduğunu söylüyorlar.

alıntı.
olmayacasıcanın tekidir.
var olduğuna inanmadığım olgudur. *
dunyanın en guzel seyıdır. Karsılıkıysa tadımdan yenmez, sureklı sırıtmanıza yol acar, uykuları kacırır. Her seye ragmen herkesın yasaması gereken bır seydır.
Not:evet sozluk ben de asıgım.
http://www.konyayenigun.c...ASKA_INANMAK_yazi571.html
güçlü kuvvetli bir iksir. mazallah bilinçli tüketilmesse başa ne felaketler açar...
karşıdaki insana belli edildiğinde güçsüz duruma düşülen, yenilgiye uğratan duygu biçimi.
belli edilmediğinde istenene ulaşamama korkusuyla bitap düşen düşüncelere ev sahipliği yapan illet.
''yalan yok'' diye başlar, ''seni üzmek istemiyorum'' diye biter.
seven insan sakınmaz mı sevdiğini ? bu ne yaman çelişki.
"küçükken yapılır hatalar, büyükler hata yapmaz" yargısını yıkan, sanal algılar oluşturup insanların zayıflıklarına mazeret olan, en boş hataların sebebi.
keman çalmaktır, çalarken buğulu pencereler görmektir, oracığa yıkılmak istemektir.
'telefon aygıtı, aramayan sevgilinin şeytanı ellerine düşmüşse bir tür işkence aletine dönüşür. öykü, arayacak olanın denetimine girer, ancak arandığında yanıt verebilen edilgen bir izleyiciye dönüşüverir insan. telefon işte böyle edilgen role itti beni; telefon araşmalarına atfedilen geleneksel cinsellik açısından baktığımızda sevgilinin eril arayanının dişil bekleyeni konumuna düştüm. bu durum, telefonu her an yanıtlamaya hazır olmaya zorladı beni, özgürlüğüm kısıtlandı. aletin içinde saklanan o kötülüğü ne kalıpsal plastik yüzeyi, ne parmakucu kadar küçük çevir düğmeleri ne de renkli tasarımı ele veriyordu, bunların hiçbirinde telefonun -ve benim de- ne zaman canlanacağına dair bir ipucu okunmuyordu.'
Bazen aşk gider ve sen yıllardır içinde yaşadığın yürekten valizler dolusu anılarla kendi yalnızlığına taşınırsın.
Kalbi ile mantığı uyuşan insan aşktan yoksundur. Zira aşk, kalp ile mantığın uyuşmazlığıdır.
hiçbir zaman pişman olmamaktır.
rastgele yaşamayı sona erdirir; hayatının farkına varırsın
kötü birşeydir be sözlük. bu saatte ona mesaj atamayıp bu entry'i girmemin tek sebebi...
© copyright 2005 - 2026