bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı72
- terapi niteliğindeki şeyler8
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim25
- sözlükte kim kimle sevgili27
- iyi menemenin sırrı7
- nervio43
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar10
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- sözlüğün en şık erkeği12
- kadınların yaptığı en büyük hata9
- iyi memenin sırrı7
- almanca bilmek5
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri7
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- siyah sütyen5
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok6
- kale3112 ifşa8
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- fenerbahçeli yazarlar7
- meme4
- güzel bir kız nasıl tavlanır6
- passatı olan erkek6
- giresunlu kızlar6
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
- kız sanılan ama erkek çıkan poposu güzel yazar6
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı7
- muslettin amca14
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler5
- ese dezze8
- engineer288
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız7
- true esaretten kurtulacak4
- selahattin demirtaşın hapiste 10 yılını doldurması3
- yakın zamanda çaylak olacakmış gibi hissetmek4
- yarın iş olması3
- kassız erkek neye benzer5
- aşk9
- sözlük klasikleri12
- futbol17
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu8
- anın görüntüsü32
- herkesin beni evlendirmeye çalışması5
- aleksey batrakov27
- gel münihe sözünü tut travel4
- tacettin libosoglu4
- ben jesus olsam4
- türkiye'nin haritada büyümesi3
kalbin, göğüs kafesine sığmayıp kaburgaları çatlatması; yahut bu halden duyulan acıdır.
celiskilerden olusan bir dumandir. Shakespeare
kabeye yüz sürenin gözünden dökülen.
güzel bir duygudur ama gerçekten aşıksan sonunda hep pişmanlık ve üzüntü duyarsın yinede yaşanılması gereken güzel şeylerden biridir.
açıkçası bir çoğumuzun ebesini sikmiştir.
gözlerin sık dalması, iştahsızlık, uykusuzluk, aşırı dalgınlık gibi belirtiler gösteren güzel bir hastalık. kalbin atışı böyle olumsuzluklar da bile nasıl olur da bu denli güzel atar? bunu bilim bile açıklamayamaz.
hayat, yasam tarzı , deger vermek , ugruna ölebilecegin insan , bir anlık heves , baglanmak, sevilmek , sevmek .
heves, mutluluk ve biraz toz şekerin karışması sonucu ortaya çıkan tepkimedir.
"Bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur." denilerek tarif edilmiş zamanın birinde.
Gerçek aşk, hiçbir şey yapmamaktır. bir şeyler yapmak kolay; aramak, ağlamak, yalvarmak, kızmak, yalan söylemek, dünyayı yerinden oynatmak.. zor olan bunların hepsini yapmaya gücün yetecekken hiçbir şey yapmamaktır. beklemektir zor olan, herhangi bir beklentiye sığınıp yaslanmadan beklemek. hiçbir şey ummadan, hiçbir şeyi değiştirmeye kalkmadan, gücünü sadece masumiyetten alan ve sabırla beslenen.*
allah'ın insanları sevindirirken utandırma mekanizmasıdır. yapmam dediğiniz, küçümsediğiniz, kınadığınız, "öyle olur mu lan hiç" dediğiniz ne varsa bir bir yaparken bulursunuz kendinizi ve kendinizden kaçacak delik ararsınız. çünkü insan en zor kendisiyle yüzleşir. hem bir yandan bu yaptıklarınızı geçmişte ayıpladığınızı düşünerek kendinizle resmen dalga geçersiniz, hem de bunların aslında önyargılarla bertaraf edilmeyecek kadar güzel olduğunu farkedip gülümsersiniz. yani hem utancı hem de aşkın getirdiğim mütemadi sevinci bir arada yaşar insan.
Çok sayıda açıklayıcı teori geliştirilmiştir. Ancak hiçbiri benim şu uydurma teorimden farklı değildir. http://doganozcan.blogspo...kafa-travmas-teorisi.html
Bu olguya dair eskizlerimle donattığım bir yazım var. http://doganozcan.blogspo...r-ciziktirikler-vol1.html aşk böyle bir şeydir.
Bir Cemal Süreya şiiri:
şimdi sen kalkıp gidiyorsun. git.
gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. gitsinler.
oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
oysa allah bilir bugün iyi uyanmıştık
sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
sanki hiç olmamıştı
oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel lâflı istanbullar
şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lâfların dünyaların
öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken
bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
çünkü iki kişiydik
oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
bir dilim ekmeğin bir zeytinin başınaydı doymamız
seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
sonrası iyilik güzellik
şimdi sen kalkıp gidiyorsun. git.
gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. gitsinler.
oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
oysa allah bilir bugün iyi uyanmıştık
sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
sanki hiç olmamıştı
oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel lâflı istanbullar
şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lâfların dünyaların
öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken
bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
çünkü iki kişiydik
oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
bir dilim ekmeğin bir zeytinin başınaydı doymamız
seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
sonrası iyilik güzellik
aşık olduğunuz kişiyle aynı zaman dilimi içinde aynı şiddette hissedilip yaşanıldığında tadından yenmez. çoğu aşk, önce bir tarafın aşık olmasıyla başlar, daha sonra karşı taraf kendine aşık olanın, kendisine aşkını sever önce ve yavaş yavaş karşılık vermeye başlar. hah işte böyle olduğunda güzel olmuyor o aşk. eğer o'nun size aşık olduğu zaman siz de o'na aşıksanız, aynı şiddette özlüyorsanız of off offff.
doğduğun an ilham olunan, biraz büyüyünce farkına varılan, yıllarca tanımlanamayan, o karşına çıkınca anlaşılan, pek çok kimseye yakıştırılan, ama sadece bir kişi için kalbine konulan histir.
masumdur yine de.
benimle yaşlansan ya sen, çay demlerim sana, kitap okurum, şiir okurum hem şiir de yazarım. sana uyandığım her sabah için şükreder, gözlerine bakar "amin" derim. masum severim, yalansız... duam gibi severim. gizli, saklı, acıtmadan, sancıtmadan...
en masum halimle...
benimle yaşlansan ya sen, çay demlerim sana, kitap okurum, şiir okurum hem şiir de yazarım. sana uyandığım her sabah için şükreder, gözlerine bakar "amin" derim. masum severim, yalansız... duam gibi severim. gizli, saklı, acıtmadan, sancıtmadan...
en masum halimle...
Aşk Bu Dünyanın Ölçüleriyle Açıklanamaz Sevgili
O ilkel Bir Acıdır, Yaban Bir Ağrıdır.
Gelir ve içimizdeki O Çok Eski Bir Şeye Dokunur.
Sonra Bir Perde Açılır ve Yolculuk Başlar
Bu Yolculukta Artık Para, Tarifeler
Beklentiler, Randevular, Taksitler, iş,
Anneler ve Korkular Yoktur
Aşkın Kendi Gerçekliği Vardır Sevgili.
insan Başka Bir Işığa Teslim Olur,
Daha Derinden Anlamaya Başlar, Bilgeleşir
Hiç Bilmediği Sezgileriyle Buluşur
Yükü Çok Ağırdır, Kendiyle Buluşmuştur
Hem Dışındadır Dünyanın, Hem de Tam Ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin Yakılan
Yoksun Adamın Hissettikleri de Onunladır,
Yitirdikleri de...
New York'ta, Bir Sokakta,
Kartondan Kulübesinde Yaşayan Kadının
Çıplak Yalnızlığı da
Her Şey Onunladır, Ona Emanettir Sanki,
Ama O, Çıldırtıcı Bir Yalnızlık içindedir Yine de...
Aşkın Kültürlü Olmakla, Bilgili Olmakla da ilgisi Yoktur Sevgili,
Kanımıza Karışan ilkel Acı, O Yaban Ağrıyla
Hiçbir Kitabın Yazamadığı Hakikatlere Daha Yakınızdır,
inan...
Kim Demiştir Hatırlamıyorum,
Aşk Varlığın Değil, Yokluğun Acısıdır Diye.
Belki de Bu Yüzden ilk Gençliğimde,
O Yoğun Aşık Olduğum Yıllarda,
Gözüme Uyku Girmez, Dudağımda Bir Islıkla
Bütün Gece Şehri, O Karanlık, O Hüzünlü Sokakları Dolaşır,
insanları Uykularından Uyandırmak isterdim.
Uyanıp, içimde Derin Bir Sızıyla Uyanan
O Derin Sancının Acısına Ortak Olsunlar Diye...
Aşk Çok Eski Bir Şeydir Sevgili
Onun içinden O Çileli Çocukluğumuz Geçer
Sevdiğimiz insanların Çocuklukları da...
Oradan Üvey Anneler, Eksik Babalar, Parasız Yatılılar Geçer
Ve Sonra Aşk Bütün Bunları Alır, Daha da Eskilere Gider,
Hep O ilkel Acıya, O Yaban Ağrıya...
insan Bazen Nedensiz Yere Umutsuzluğa Kapılır
Kimselere Veremez Sevgisini,
Kimselere Derdini Anlatamaz, Evlere Kapanır...
Bazen Denizler Kıyılar Çeker insanı.
insan Bu Kapılmayı Anlayamaz,
Oysa
Çok Eski Bir Yerde Yaşanmasından Korkulup
Vazgeçilmez Aşkların Sızısıdır Bu.
Bu Sızı, Bu Yenilgi Mevsimlerle Yıllarla Devrilir Başka insanlara...
Bir insanın Yaptığı Bir Hatanın
Tüm insanlara Yayılması Gibi...
işte Şimdi Biz de Sevgili,
Ya Olmadık Zamanlarda Umutsuzluğa Kapılıp,
Soluğu Evlerde Alacağız,
Ya da Denizler, Kıyılar Çekecek Bizi.
Nasıl Biz Başkalarının Korkularını Taşıyorsak,
Başkaları da Bizim Korkularımızı Taşıyacak,
Yenilgimizi, Umutsuzluğumuzu. ..
Birazdan Sabah Olacak...
Para, Tarifeler, Beklentiler, Randevular, Taksitler,
iş, Anneler ve Korkular Başlayacak...
Bunlar Varsa Bizim için Geçerliyse
Aşk Yoktur ve Hiç Olmamıştır Sevgili.
Birbirimizi Kandırmayalım. ..
Hadi Güne Hazırlan,
Yaşadıklarımızı Unutmaya Çalış
Aşk Bize Güvenip Verdiği Büyüsünü,
Sırlarını, Cesaretini, Bilgeliğini ve O ilkel,
O Yaban Ağrısını Geri Alacak
Bunlar Olurken içimiz Bir an Üşüyecek,
Sonra Geçecek...
Hadi, Oyalanma Birazdan Yarın Olacak...
AŞKTA YARıN YOKTUR SEVGiLi
Cezmi Ersöz
O ilkel Bir Acıdır, Yaban Bir Ağrıdır.
Gelir ve içimizdeki O Çok Eski Bir Şeye Dokunur.
Sonra Bir Perde Açılır ve Yolculuk Başlar
Bu Yolculukta Artık Para, Tarifeler
Beklentiler, Randevular, Taksitler, iş,
Anneler ve Korkular Yoktur
Aşkın Kendi Gerçekliği Vardır Sevgili.
insan Başka Bir Işığa Teslim Olur,
Daha Derinden Anlamaya Başlar, Bilgeleşir
Hiç Bilmediği Sezgileriyle Buluşur
Yükü Çok Ağırdır, Kendiyle Buluşmuştur
Hem Dışındadır Dünyanın, Hem de Tam Ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin Yakılan
Yoksun Adamın Hissettikleri de Onunladır,
Yitirdikleri de...
New York'ta, Bir Sokakta,
Kartondan Kulübesinde Yaşayan Kadının
Çıplak Yalnızlığı da
Her Şey Onunladır, Ona Emanettir Sanki,
Ama O, Çıldırtıcı Bir Yalnızlık içindedir Yine de...
Aşkın Kültürlü Olmakla, Bilgili Olmakla da ilgisi Yoktur Sevgili,
Kanımıza Karışan ilkel Acı, O Yaban Ağrıyla
Hiçbir Kitabın Yazamadığı Hakikatlere Daha Yakınızdır,
inan...
Kim Demiştir Hatırlamıyorum,
Aşk Varlığın Değil, Yokluğun Acısıdır Diye.
Belki de Bu Yüzden ilk Gençliğimde,
O Yoğun Aşık Olduğum Yıllarda,
Gözüme Uyku Girmez, Dudağımda Bir Islıkla
Bütün Gece Şehri, O Karanlık, O Hüzünlü Sokakları Dolaşır,
insanları Uykularından Uyandırmak isterdim.
Uyanıp, içimde Derin Bir Sızıyla Uyanan
O Derin Sancının Acısına Ortak Olsunlar Diye...
Aşk Çok Eski Bir Şeydir Sevgili
Onun içinden O Çileli Çocukluğumuz Geçer
Sevdiğimiz insanların Çocuklukları da...
Oradan Üvey Anneler, Eksik Babalar, Parasız Yatılılar Geçer
Ve Sonra Aşk Bütün Bunları Alır, Daha da Eskilere Gider,
Hep O ilkel Acıya, O Yaban Ağrıya...
insan Bazen Nedensiz Yere Umutsuzluğa Kapılır
Kimselere Veremez Sevgisini,
Kimselere Derdini Anlatamaz, Evlere Kapanır...
Bazen Denizler Kıyılar Çeker insanı.
insan Bu Kapılmayı Anlayamaz,
Oysa
Çok Eski Bir Yerde Yaşanmasından Korkulup
Vazgeçilmez Aşkların Sızısıdır Bu.
Bu Sızı, Bu Yenilgi Mevsimlerle Yıllarla Devrilir Başka insanlara...
Bir insanın Yaptığı Bir Hatanın
Tüm insanlara Yayılması Gibi...
işte Şimdi Biz de Sevgili,
Ya Olmadık Zamanlarda Umutsuzluğa Kapılıp,
Soluğu Evlerde Alacağız,
Ya da Denizler, Kıyılar Çekecek Bizi.
Nasıl Biz Başkalarının Korkularını Taşıyorsak,
Başkaları da Bizim Korkularımızı Taşıyacak,
Yenilgimizi, Umutsuzluğumuzu. ..
Birazdan Sabah Olacak...
Para, Tarifeler, Beklentiler, Randevular, Taksitler,
iş, Anneler ve Korkular Başlayacak...
Bunlar Varsa Bizim için Geçerliyse
Aşk Yoktur ve Hiç Olmamıştır Sevgili.
Birbirimizi Kandırmayalım. ..
Hadi Güne Hazırlan,
Yaşadıklarımızı Unutmaya Çalış
Aşk Bize Güvenip Verdiği Büyüsünü,
Sırlarını, Cesaretini, Bilgeliğini ve O ilkel,
O Yaban Ağrısını Geri Alacak
Bunlar Olurken içimiz Bir an Üşüyecek,
Sonra Geçecek...
Hadi, Oyalanma Birazdan Yarın Olacak...
AŞKTA YARıN YOKTUR SEVGiLi
Cezmi Ersöz
Elif safagin en guzel kitabi .
hakkında milyonlarca şarkılar bestelenmiş, romanlar yazılmış, filmler çekilmiş kocaman bir pazarlama stratejisi.
insanoğlu da aynı hayvanlar gibi içgüdülerine göre hareket eder.buna göre bir erkeğin bilinçaltında düşündüğü tek şey spermlerini etrafa saçmak, bir dişinin ise düşündüğü tek şey yavrusu için en ideal spermleri almak, yani kendi talipleri arasından en güçlü olanı, kendisine en uygun olanı seçmektir.iki insan arasındaki ilişki, birbirlerini ilk gördükleri anda işte bu cinsel çekimle ortaya cikar.çiftleri bu noktada dizginleyense toplumdaki kendilerine öğretilmiş ahlak kurallaridir.bu ahlak kuralları insanlarla hayvanları birbirinden ayırır, kişilerin sahip olduğu üst benlik toplumlarda belirli ahlak kurallarının oluşmasına ve tek eşliliğin yaygınlaşmasına yol açmıştır.
bu ilkel dürtülerle, adını da aşk koyarak başlayan bu ilişki, hele bir de cinsellik erkenden yaşandıysa büyüsünü kaybeder.ciftleri bu noktada bir arada tutan tek şey alışkanlık ve ayrıldıklarında birlikte geçirdikleri zamanda ne yapacaklarını bilememe korkusudur.
zamanla bu alışkanlık da ortadan kalkıp bir şeyler çekilmez olduğundaysa çocuk dünyaya gelir.çiftler zamanlarını ve tüm enerjilerini çocuklarına aktardıkları için birbirlerine tolerans göstermeye alışırlar.bazı durumlarda çocuğun evlilikleri kurtarmasının sebebi budur.
sonuç olarak aşk sadece iki insanın birbirine karşı duyduğu ilkel bir dürtü, cinsel bir çekimdir.ilk çağlardan beri varlığı kanıtlanmış kalp sembolünün aslında betimlediği şeyin bir kadının doğurganlığı ve kalçaları olduğunun araştırmalarla ortaya konmuş olmasının da sebebi budur, kadınların zengin erkeklere ilgi duymasının da sebebi budur.geri kalan her şey de, sevgililer günü de, kalplı ayıcıklar da, tek taş pırlantalar da sadece pazarlama stratejileridir.
sonuç olarak;
(bkz: iste bunlar hep seks)
insanoğlu da aynı hayvanlar gibi içgüdülerine göre hareket eder.buna göre bir erkeğin bilinçaltında düşündüğü tek şey spermlerini etrafa saçmak, bir dişinin ise düşündüğü tek şey yavrusu için en ideal spermleri almak, yani kendi talipleri arasından en güçlü olanı, kendisine en uygun olanı seçmektir.iki insan arasındaki ilişki, birbirlerini ilk gördükleri anda işte bu cinsel çekimle ortaya cikar.çiftleri bu noktada dizginleyense toplumdaki kendilerine öğretilmiş ahlak kurallaridir.bu ahlak kuralları insanlarla hayvanları birbirinden ayırır, kişilerin sahip olduğu üst benlik toplumlarda belirli ahlak kurallarının oluşmasına ve tek eşliliğin yaygınlaşmasına yol açmıştır.
bu ilkel dürtülerle, adını da aşk koyarak başlayan bu ilişki, hele bir de cinsellik erkenden yaşandıysa büyüsünü kaybeder.ciftleri bu noktada bir arada tutan tek şey alışkanlık ve ayrıldıklarında birlikte geçirdikleri zamanda ne yapacaklarını bilememe korkusudur.
zamanla bu alışkanlık da ortadan kalkıp bir şeyler çekilmez olduğundaysa çocuk dünyaya gelir.çiftler zamanlarını ve tüm enerjilerini çocuklarına aktardıkları için birbirlerine tolerans göstermeye alışırlar.bazı durumlarda çocuğun evlilikleri kurtarmasının sebebi budur.
sonuç olarak aşk sadece iki insanın birbirine karşı duyduğu ilkel bir dürtü, cinsel bir çekimdir.ilk çağlardan beri varlığı kanıtlanmış kalp sembolünün aslında betimlediği şeyin bir kadının doğurganlığı ve kalçaları olduğunun araştırmalarla ortaya konmuş olmasının da sebebi budur, kadınların zengin erkeklere ilgi duymasının da sebebi budur.geri kalan her şey de, sevgililer günü de, kalplı ayıcıklar da, tek taş pırlantalar da sadece pazarlama stratejileridir.
sonuç olarak;
(bkz: iste bunlar hep seks)
Kızıl ötesi ve yaralı müzesidir.
- Aşk Nedir ?
+ Gökyüzündeki Yıldızları Say Anlarsın.
- O Zaman Sonsuz.
+ Hayır Zaman Kaybı.
+ Gökyüzündeki Yıldızları Say Anlarsın.
- O Zaman Sonsuz.
+ Hayır Zaman Kaybı.
kendini hayatın boyunca yalnız hissetmişken aidiyet duygusuna kapılmana sebep olandır. umutsuzca ağlatandır, eğer gittikçe büyüyorsa içinde... aşk, karşılıklı olsa da bazen yaralarınızı kapatamayandır. yine de en huzurlu uykulara dalmanı sağlayandır; en rahatsız uykulardan fırlatandır kan ter içinde. sabah karın ağrısıyla kıvrandıran fakat duyduğun bir sesle her şeyi unutturandır. sonra yine başa döndüren, her şey mükemmelse bile "ya giderse?" endişesini yaşatandır.
olsa bir türlü, olmasa bir türlüdür.
sekiz yaşındayken, sınıfta bir şeyin yere düştüğünde o'nun eğilip alıp sana gülümseyerek vermesiyle tanımladığındır; belki de yakalamaca oyununda seni kovalamasıdır. en sancısızı bu yaşlarda olanı olsa da daima aklında şu sözcüğü dolaştırandır: "...giderse?".
olsa bir türlü, olmasa bir türlüdür.
sekiz yaşındayken, sınıfta bir şeyin yere düştüğünde o'nun eğilip alıp sana gülümseyerek vermesiyle tanımladığındır; belki de yakalamaca oyununda seni kovalamasıdır. en sancısızı bu yaşlarda olanı olsa da daima aklında şu sözcüğü dolaştırandır: "...giderse?".
ask insanin kendine yakisani sevmesidir. ama son yillarda cogu insan aski hoslanmayla karistirmakta ve gercekten asik olan insan sayisi giderek azalmaktadir.
''Ve Aşk; hakedenlerin hayali olurken, haketmeyenlerin oyuncağı oldu...''
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar