bugün
- hiçbir hobisi olmayan düz insan6
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı15
- g i l d e d l i l y19
- kankadan sevgili olur mu5
- penisi seks objesi olarak görmek8
- yaşamak istenilen şeyler10
- kadın sürücü görünce yapılması gerekenler12
- sözlükteki fenerbahçeliler7
- sarhoşken yapılmış en aptalca şey12
- askerde 200 metre atışı yapmak15
- hayatın kuralları7
- eski sevgiliden kanka olur mu3
- kadın olmanın avantajları16
- bir yazar entry ni beğenmedi4
- kürtsüz türkiye4
- kızlar çaylak olunca nickaltında ağıt yakan tipler15
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması9
- nervio23
- aldığınız en büyük risk3
- geceye bir şarkı bırak9
- türkiye'ye geldim11
- istiklal marşını ezbere bilmeyen türk2
- gençlerbirliği4
- alkolsüz sosyalleşmede zorlanmak4
- özgürlük heykeli2
- her şeyi açıklayan en kısa cümle8
- bir bayan yazarın erkek yazarla kavga etmesi10
- temkinli insan2
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi19
- sevgiliyle sabaha kadar çığlık serisini izlemek3
- kurtar bizi müsavat16
- galatasaray'ın fenerbahçe'yi yine altına alması2
- arkadaşlar ben drama queen miyim4
- sözlükteki fanatik fenerlilere giren kazık2
- hangi manifest kızı ile sevişmek isterdin4
- pkklı mezarları tahrip edildi diyen mv3
- trans kadın çekiciliği5
- ismail kartal3
- sevişirken mastürbasyon yaptığını hayal etmek4
- uyanıp giyinip gece sokaklarda turlamak3
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı25
- kadıköy solcusu4
- nervio hamferdi6
- kadınları anlamak4
- sözlükte kafa açıcı başlık olmaması9
- monica bellucci bakışı5
- alevi kızların alev alev yanması13
- la taverne des yeux4
- tanrı vs şeytan4
- anın görüntüsü30
entry'ler (3683)
iyi geceler sözlük.
biraz içimi dökeceğim bir entry olacak.
nasıl hissettiğimi bilmiyorum. hayatım boyunca direndiğim renkli reçete ilaçlarına 4 gün önce başlamak zorunda kaldım. en azından dozu az, "sakinleştirici" adı altında içiyorum.
hemen etki etmez diyorlar ama ben içim bomboş gibi hissediyorum. hissiz, dümdüz, ot gibi.
dışarıdan baktığınızda keyfim yerinde gibi duruyor. hatta bir hayli eğleniyora benziyorum.
dişlerimi sıkarak uyuduğumu, sıkarak uyandığımı hesaba katmazsak. ya da asla uyumadığımı...
hayatımda çok insanın kalbini kırdım. hiç birinde aslında niyetim bu değildi. hatta olabildiğince iyi biri olmaya çalıştım her zaman. saf iyiliğin var olduğuna inanırım.
ama sanıyorum ki tüm kırıklar birleşti ve bir hançerde toplandı. o hançer de 1 senedir benim kalbimde saplanmış olarak duruyor.
önceleri yavaş yavaş delmeye başladı, o yüzden fark edemedim. milim milim, hissettirmeden deldi derimi.
etimi, damarlarımı parçalayarak devam etti. kalbime ulaştığında fark etmiştim ama artık her şey için çok geçti. çıkartamadım. her gün kanasa da çıkaramadım onu.
soğuktan titreyerek, tek başıma koltuklarda uyudum. ağlayarak daldım uykuya, ağlayarak uyandım. yürürken ağladım, vapurda ağladım, takside ağladım, yemek yerken ağladım, çalışırken ağladım.
ağlamaktan gözlerimin altı mosmor olana kadar, çarpıntılarım tutana kadar, anksiyete krizleri geçirene kadar işkence ettim kendime.
umut, yer yüzünde insana verilmiş en büyük lanettir.
eskisi gibi olma, işleri yoluna koyma umuduyla her yeni güne hayallerle başlayıp, yastığa başımı hayal kırıklığı ile koyarken, yalnızlık bile sarılmadı bana. hücrelerim bile terk etti beni.
hayatımda göstermediğim anlayışı gösterip, yapmayacağım kadar çok alttan almayı yapıp, sonunda bataklığın içinde kendimi bulmayı ben de beklemiyordum.
insan çok aşık olmayagörsün, elini ayağını nereye koyacağını şaşırıyor. dünyanın en aptal insanına, en kör insanına dönüşüyor.
tek istediğim şey mutlu olmaktı. olmadı.
onun yerine kahroldum. paramparça oldum. tuzla buz oldum.
ağladığım hiçbir anın hakkını helal etmiyorum.
yalnızlaştırıldığım, değersizleştirildiğim, arkalara atıldığım hiçbir anın hakkını helal etmiyorum.
etmeyeceğim.
biraz içimi dökeceğim bir entry olacak.
nasıl hissettiğimi bilmiyorum. hayatım boyunca direndiğim renkli reçete ilaçlarına 4 gün önce başlamak zorunda kaldım. en azından dozu az, "sakinleştirici" adı altında içiyorum.
hemen etki etmez diyorlar ama ben içim bomboş gibi hissediyorum. hissiz, dümdüz, ot gibi.
dışarıdan baktığınızda keyfim yerinde gibi duruyor. hatta bir hayli eğleniyora benziyorum.
dişlerimi sıkarak uyuduğumu, sıkarak uyandığımı hesaba katmazsak. ya da asla uyumadığımı...
hayatımda çok insanın kalbini kırdım. hiç birinde aslında niyetim bu değildi. hatta olabildiğince iyi biri olmaya çalıştım her zaman. saf iyiliğin var olduğuna inanırım.
ama sanıyorum ki tüm kırıklar birleşti ve bir hançerde toplandı. o hançer de 1 senedir benim kalbimde saplanmış olarak duruyor.
önceleri yavaş yavaş delmeye başladı, o yüzden fark edemedim. milim milim, hissettirmeden deldi derimi.
etimi, damarlarımı parçalayarak devam etti. kalbime ulaştığında fark etmiştim ama artık her şey için çok geçti. çıkartamadım. her gün kanasa da çıkaramadım onu.
soğuktan titreyerek, tek başıma koltuklarda uyudum. ağlayarak daldım uykuya, ağlayarak uyandım. yürürken ağladım, vapurda ağladım, takside ağladım, yemek yerken ağladım, çalışırken ağladım.
ağlamaktan gözlerimin altı mosmor olana kadar, çarpıntılarım tutana kadar, anksiyete krizleri geçirene kadar işkence ettim kendime.
umut, yer yüzünde insana verilmiş en büyük lanettir.
eskisi gibi olma, işleri yoluna koyma umuduyla her yeni güne hayallerle başlayıp, yastığa başımı hayal kırıklığı ile koyarken, yalnızlık bile sarılmadı bana. hücrelerim bile terk etti beni.
hayatımda göstermediğim anlayışı gösterip, yapmayacağım kadar çok alttan almayı yapıp, sonunda bataklığın içinde kendimi bulmayı ben de beklemiyordum.
insan çok aşık olmayagörsün, elini ayağını nereye koyacağını şaşırıyor. dünyanın en aptal insanına, en kör insanına dönüşüyor.
tek istediğim şey mutlu olmaktı. olmadı.
onun yerine kahroldum. paramparça oldum. tuzla buz oldum.
ağladığım hiçbir anın hakkını helal etmiyorum.
yalnızlaştırıldığım, değersizleştirildiğim, arkalara atıldığım hiçbir anın hakkını helal etmiyorum.
etmeyeceğim.
hayatında bir erkeğin olması ile bir oğlanın olması arasında büyük farklar vardır.
erkek dediğin ağlamaz diye bir kural başlı başına ortadan kalkmalı.
ama erkek güçlü olmalı. bu gücünü, sevdiği kadının arkasında durarak, ona destek olarak, onu yüreklendirerek, kalbinden geçen tüm güzel hisleri kadına paylaşarak, evet zamanı geldiğinde onun ağır çantasını taşımaya yardım ederek göstermelidir.
tabii ki kadın kendi başına her şeyi yapabilir. ama burada önemli nokta kadının çantasını taşıyamıyor olması değil, -kuvvetle muhtemelen- kadından daha güçlü olan erkeğin, partnerine olan ince düşüncesini göstermek için bu jesti yapabiliyor olması gerekir. kaldı ki, kadınlar fiziksel olarak güçlü erkeğini gördüğünde hoşuna gidecektir.
ama konumuz bu değil.
erkeğin, kadına olan ilgisini ve sevgisini hissettirmesi gerekir. -evet aynı şekilde kadının da tabii ki. burada söz konusu erkeğin tarafı-
erkek, kadının elini tutmalı, gözlerine bakarak duygu ve düşüncelerini paylaşmalı. şeffaf olmalı.
çoğunluk olarak kadınların karşısında nazım hikmet ran'ın ta kendisini aradığını düşünmüyorum. methiyeler, şiirlere gerek yok. romantik ruhlar için evet bu önemli bir konu olabilir bu arada.
sonuçta her insanın -kadın tarafı da erkek tarafı da- farklı karakter özellikleri ve farklı sevgi dili vardır. bu dilin iki taraf için de aynı ya da benzer olması hayati önem taşır.
erkeğin kadına vakit ayırması gerekir.
7/24 görüşme & konuşma gibi bir durumun söz konusu olamayacağını göz önüne alırsak "seni özledim. bugün görüşebilir miyiz?" diye bir mesajda asla ve asla kadın yüz üstü bırakılmamalıdır.
eğer erkek gerçekten sevdiğine inanıyorsa, çalıştığı ve para kazandığı durumda, bu paranın bir kısmını zaten partneri ile vakit geçirmek için harcanacağını bilir.
o zaman şöyle bir soru sorulabilir: bana ayıracak birkaç saat bulamıyorsan neden çalışıyorsun?
sorunun cevabı nettir: istemiyordur.
hele ki "ben yoğun çalışsam da sevdiğim insana vakit ayırırım" diye bir cümle dudaklarından döküldüyse...
bir oğlan konuşur; erkek kanıtlar.
bu yüzden kızlar, lütfen şunu unutmayın: ağzı iyi laf yapan ama bunu kanıtlama noktasında sınıfta kalan erkeklere, sizin bir beklentiniz olduğunu ve bu kişinin bunu karşılaması gerektiğini, eğer karşılamayacaksa bunun bir sonucu olduğunu göstermeniz gerekiyor.
aksi takdirde erkekler, var ettikleri sevginin karşı tarafa yansıması sonucunda gözleri kör olacak noktaya gelebiliyor. bu da size olan ilginin ve sevginin size yansımasına engel oluyor.
burada dikkat edilmesi gereken noktalardan biri kadının da anlayışlı davranması. tabii ki yoğun olan bir erkeğin sizi her daim aşka boğmasının imkanı yok. ama yetersiz hissetmeniz sizin suçunuz değil. bu bir histir ve bunu değiştiremezsiniz. çünkü aynı kişi demek ki size zamanında o tatmin hissinin yaşatmış ki siz de kendi kalbinizi açmışsınız. eğer artık bu yetersizlik sizi boğuyorsa bunun sorumlusu asla siz olamazsınız.
lütfen kendinizi tamamen kaptırmış dahi olsanız, eğer yeterli mutluluğu karşı taraftan görmüyorsanız, bu teslimiyeti karşı tarafa hissettirmeyin. her zaman sizi kaybetme ihtimali ile sınava tabi tutmak da bir hata. gerçek aşkta sürekli kaybetme korkusu olmamalı. ama size bunu yapmaya hakkı olmadığını hissetmeli.
şunu unutma ki;
bir ilişkide her şey karşılıklı ruhani tatmin ile ilgilidir.
aynı kişi ve aynı karakterde olmadığınız için aynı şeylere sinirlenmek, kızmak, üzülmek, sevinmek zorunda değilsiniz. bunu göz önünde bulundurun.
şunu unutma ki: bir kadın artık susmaya başladıysa; ya kanının son damlasına kadar onun için savaşmalısın ya da su alan geminde yavaş yavaş okyanusun en dibini boylayacağını kabul etmelisin.
hiçbir sözlü özür, hiçbir bahane bunu hafifletemez.
görmeli ve hissetmelisiniz. aksi takdirde o bir erkek değil, sadece bir çocuktur.
erkek dediğin ağlamaz diye bir kural başlı başına ortadan kalkmalı.
ama erkek güçlü olmalı. bu gücünü, sevdiği kadının arkasında durarak, ona destek olarak, onu yüreklendirerek, kalbinden geçen tüm güzel hisleri kadına paylaşarak, evet zamanı geldiğinde onun ağır çantasını taşımaya yardım ederek göstermelidir.
tabii ki kadın kendi başına her şeyi yapabilir. ama burada önemli nokta kadının çantasını taşıyamıyor olması değil, -kuvvetle muhtemelen- kadından daha güçlü olan erkeğin, partnerine olan ince düşüncesini göstermek için bu jesti yapabiliyor olması gerekir. kaldı ki, kadınlar fiziksel olarak güçlü erkeğini gördüğünde hoşuna gidecektir.
ama konumuz bu değil.
erkeğin, kadına olan ilgisini ve sevgisini hissettirmesi gerekir. -evet aynı şekilde kadının da tabii ki. burada söz konusu erkeğin tarafı-
erkek, kadının elini tutmalı, gözlerine bakarak duygu ve düşüncelerini paylaşmalı. şeffaf olmalı.
çoğunluk olarak kadınların karşısında nazım hikmet ran'ın ta kendisini aradığını düşünmüyorum. methiyeler, şiirlere gerek yok. romantik ruhlar için evet bu önemli bir konu olabilir bu arada.
sonuçta her insanın -kadın tarafı da erkek tarafı da- farklı karakter özellikleri ve farklı sevgi dili vardır. bu dilin iki taraf için de aynı ya da benzer olması hayati önem taşır.
erkeğin kadına vakit ayırması gerekir.
7/24 görüşme & konuşma gibi bir durumun söz konusu olamayacağını göz önüne alırsak "seni özledim. bugün görüşebilir miyiz?" diye bir mesajda asla ve asla kadın yüz üstü bırakılmamalıdır.
eğer erkek gerçekten sevdiğine inanıyorsa, çalıştığı ve para kazandığı durumda, bu paranın bir kısmını zaten partneri ile vakit geçirmek için harcanacağını bilir.
o zaman şöyle bir soru sorulabilir: bana ayıracak birkaç saat bulamıyorsan neden çalışıyorsun?
sorunun cevabı nettir: istemiyordur.
hele ki "ben yoğun çalışsam da sevdiğim insana vakit ayırırım" diye bir cümle dudaklarından döküldüyse...
bir oğlan konuşur; erkek kanıtlar.
bu yüzden kızlar, lütfen şunu unutmayın: ağzı iyi laf yapan ama bunu kanıtlama noktasında sınıfta kalan erkeklere, sizin bir beklentiniz olduğunu ve bu kişinin bunu karşılaması gerektiğini, eğer karşılamayacaksa bunun bir sonucu olduğunu göstermeniz gerekiyor.
aksi takdirde erkekler, var ettikleri sevginin karşı tarafa yansıması sonucunda gözleri kör olacak noktaya gelebiliyor. bu da size olan ilginin ve sevginin size yansımasına engel oluyor.
burada dikkat edilmesi gereken noktalardan biri kadının da anlayışlı davranması. tabii ki yoğun olan bir erkeğin sizi her daim aşka boğmasının imkanı yok. ama yetersiz hissetmeniz sizin suçunuz değil. bu bir histir ve bunu değiştiremezsiniz. çünkü aynı kişi demek ki size zamanında o tatmin hissinin yaşatmış ki siz de kendi kalbinizi açmışsınız. eğer artık bu yetersizlik sizi boğuyorsa bunun sorumlusu asla siz olamazsınız.
lütfen kendinizi tamamen kaptırmış dahi olsanız, eğer yeterli mutluluğu karşı taraftan görmüyorsanız, bu teslimiyeti karşı tarafa hissettirmeyin. her zaman sizi kaybetme ihtimali ile sınava tabi tutmak da bir hata. gerçek aşkta sürekli kaybetme korkusu olmamalı. ama size bunu yapmaya hakkı olmadığını hissetmeli.
şunu unutma ki;
bir ilişkide her şey karşılıklı ruhani tatmin ile ilgilidir.
aynı kişi ve aynı karakterde olmadığınız için aynı şeylere sinirlenmek, kızmak, üzülmek, sevinmek zorunda değilsiniz. bunu göz önünde bulundurun.
şunu unutma ki: bir kadın artık susmaya başladıysa; ya kanının son damlasına kadar onun için savaşmalısın ya da su alan geminde yavaş yavaş okyanusun en dibini boylayacağını kabul etmelisin.
hiçbir sözlü özür, hiçbir bahane bunu hafifletemez.
görmeli ve hissetmelisiniz. aksi takdirde o bir erkek değil, sadece bir çocuktur.
ben fiziğe bakmıştım. en çok da gözlerine.
para da bir şekilde geliyor zaten.
para da bir şekilde geliyor zaten.
başım kazan gibi.
arasa da sesini duysam.
arasa da sesini duysam.
akrep burcu kadınından illallah etmiş durumdayım. işin kötüsü de ömrüm boyunca onunla yaşamak zorundayım.
eğer ilgisiz kalırsa kafayı yer, ilgi açlığı vardır. bu kana susamışlığı dizginlemek için sürekli yenilikçi, romantik, üzerine titrediğinizi her an hissettirmeniz gerekmektedir.
ama akrep kadını sizin için yolunuzdaki tüm taşları kaldırıp size tertemiz bir yolculuk da sağlayabilir.
gözlerinizin içine ay'dan daha parlak bakabilir. ışığı ile kötü kabuslarınızı yok edebilir.
ama bir gururludur... ah! bir gururludur...
kavrulsa da, kül dahi olsa kırık kalbiyle elini size uzatmaz.
kanlar damlar parmaklarından, yine de yardım istemez.
eğer gururunu incittiyseniz perişan olsa da kapınızı çalmaz.
sevgisini kazandıysanız, çok zorlanacaksınızdır ama onu mutlu ettiğiniz sürece bu mutluluğun 2 katını size yaşatacağından emin olabileceğiniz bir burçtur.
eğer ilgisiz kalırsa kafayı yer, ilgi açlığı vardır. bu kana susamışlığı dizginlemek için sürekli yenilikçi, romantik, üzerine titrediğinizi her an hissettirmeniz gerekmektedir.
ama akrep kadını sizin için yolunuzdaki tüm taşları kaldırıp size tertemiz bir yolculuk da sağlayabilir.
gözlerinizin içine ay'dan daha parlak bakabilir. ışığı ile kötü kabuslarınızı yok edebilir.
ama bir gururludur... ah! bir gururludur...
kavrulsa da, kül dahi olsa kırık kalbiyle elini size uzatmaz.
kanlar damlar parmaklarından, yine de yardım istemez.
eğer gururunu incittiyseniz perişan olsa da kapınızı çalmaz.
sevgisini kazandıysanız, çok zorlanacaksınızdır ama onu mutlu ettiğiniz sürece bu mutluluğun 2 katını size yaşatacağından emin olabileceğiniz bir burçtur.
bu tamamen vurgu ve tonlamayla alakalı bir durum. şu an kafamın içindeki ses ile duysam gerçekten beni çok mutlu edecek bir cümle olabilir mesela.
ikisine de gidilecektir. heyecan doruktadır.
gittikten sonra burayı tekrar ziyaret edeceğim.
gittikten sonra burayı tekrar ziyaret edeceğim.
tabii ki kekiklim. gerçi bayadır gitmiyorum, geçtiğimiz günlerde de kapısından döndüm çok doluydu.
seni her izlediğinde duygulandıran film hangisi?
seni her izlediğinde duygulandıran film hangisi?
ardanın acı kaybını hafifleten arkadaşımız. fifada da ağırlığını hissettiriyor paşam.
6,5 sene sonra eski sevgilim oldu ya. Acayip. 12 marttan beri boşum falan bi garip…
Dün evlendi. Çok garip hissediyorum lan.
Yani aradan 9 sene geçti biz ayrılalı ama eski sevgilinin evlenmesi olayını ilk defa tecrübe ettiğim için garip hissediyorum. Yani takmadım kafama evet ama niyeyse aklımdan da çıkartamıyorum. Bir anda geçmişe gittim, film şeridi lafı gerçekmiş, gözümün önünden geçti.
Çok küçüktüm, çocuktum, toydum.
Beni çok sevdi, ama olmadı.
Nedenini hala bilmiyorum, niye gittiğini bilmiyorum.
Neyse, çok tatlı bir çift olmuşlar. Bir yastıkta kocasınlar.
Onlar adına çok mutlu oldum.
Merak da ediyorum ama, bana onca acıyı çektiren insan bu 9 senede nasıl değişti acaba? Nasıl evlenebilecek birine dönüştü?
Çok da önemli değil.
Ama garip.
Bir ömür boyu mutlular dilerim.
Yani aradan 9 sene geçti biz ayrılalı ama eski sevgilinin evlenmesi olayını ilk defa tecrübe ettiğim için garip hissediyorum. Yani takmadım kafama evet ama niyeyse aklımdan da çıkartamıyorum. Bir anda geçmişe gittim, film şeridi lafı gerçekmiş, gözümün önünden geçti.
Çok küçüktüm, çocuktum, toydum.
Beni çok sevdi, ama olmadı.
Nedenini hala bilmiyorum, niye gittiğini bilmiyorum.
Neyse, çok tatlı bir çift olmuşlar. Bir yastıkta kocasınlar.
Onlar adına çok mutlu oldum.
Merak da ediyorum ama, bana onca acıyı çektiren insan bu 9 senede nasıl değişti acaba? Nasıl evlenebilecek birine dönüştü?
Çok da önemli değil.
Ama garip.
Bir ömür boyu mutlular dilerim.
Gizli değil de bizim apaçık var… her yerde bi de
rahatça dedikodu da yapamıyorum kardeşim!
rahatça dedikodu da yapamıyorum kardeşim!
Kadıköy. Evim.
Bu ben. Sevildiğimi biliyorum ama göremiyorum.
Duştan çıktıktan sonra henüz tam kurumamış omzu.
Ya dün izledim ben de, sonunda mutlu son bee!
Tamamen unutamazsın. Minik kelebekler ve minik kırıklar her zaman bir yerde saklanır. Üzeri örtülmüştür.
Galiba 14 şubatta ayrıldım.
Oyunlarda eskisi gibi kızmadığımda,
Annem ve babamı karşıma alıp kavga etmeden konuşabildiğimde,
Daha anlayışlı davrandığımda,
Genç nesile sövdüğümde…
Annem ve babamı karşıma alıp kavga etmeden konuşabildiğimde,
Daha anlayışlı davrandığımda,
Genç nesile sövdüğümde…
Geçtiğimiz 7 ayda çok şey öğrendim.
Çok büyüdüm.
Çok zorlandım, çok acı çektim, çok kırıldım.
Karakterimi sonuna kadar zorladım. Yapamayacağımdan emin olduğum şeyleri yaptım, başardım.
ip gibi incecik dala öyle sıkı tutundum ki ellerim kanıyor olsa da bırakmadım. Başarısızlıktan ölesiye korktum ki bunu düşünmekten başarıma odaklanamadım.
Kalbimi sıkıştıran gecelere kramplar eşlik etti.
Ağlayarak yattım, ağlayarak kalktım.
Yolun sonundan döndüm, yokuşları koşarak çıktım ve nefes nefese kaldım.
Bu süreçte ben çok büyüdüm.
Destek olanlar da oldu, beynimi yıkamaya çalışanlar da oldu.
Şimdi önümde son 9 ay var.
Son 9 ay.
Bir bebeğin doğumu gibi ben de yeniden doğacağım.
Tek umudum bu bebek. Eğer doğamazsa ne olurum bilmiyorum. Şu an o ihtimali rafa kaldırdım.
Her acımda güçleneceğim, her yaralandığımda daha da iyileşeceğim.
Akbulutları karaya çevireceğim ve bereket yağacak.
Çok büyüdüm.
Çok zorlandım, çok acı çektim, çok kırıldım.
Karakterimi sonuna kadar zorladım. Yapamayacağımdan emin olduğum şeyleri yaptım, başardım.
ip gibi incecik dala öyle sıkı tutundum ki ellerim kanıyor olsa da bırakmadım. Başarısızlıktan ölesiye korktum ki bunu düşünmekten başarıma odaklanamadım.
Kalbimi sıkıştıran gecelere kramplar eşlik etti.
Ağlayarak yattım, ağlayarak kalktım.
Yolun sonundan döndüm, yokuşları koşarak çıktım ve nefes nefese kaldım.
Bu süreçte ben çok büyüdüm.
Destek olanlar da oldu, beynimi yıkamaya çalışanlar da oldu.
Şimdi önümde son 9 ay var.
Son 9 ay.
Bir bebeğin doğumu gibi ben de yeniden doğacağım.
Tek umudum bu bebek. Eğer doğamazsa ne olurum bilmiyorum. Şu an o ihtimali rafa kaldırdım.
Her acımda güçleneceğim, her yaralandığımda daha da iyileşeceğim.
Akbulutları karaya çevireceğim ve bereket yağacak.