bugün
- berat albayrak'a iftira atılması10
- fon vurgunu53
- mekke kutsal mıdır sorunsalı8
- ekmek için ekmeleddin5
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği45
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi10
- deli5
- en iyi çakmak markası8
- kürt dizilerinin tutmaması10
- günün sözü10
- horlayan birinin yanında uyuma rehberi7
- bütün sözlük kızlarının gocu'nun peşinden koşması4
- köylülük5
- from gold from dust32
- sabahın bir vakti çay içen insan köylüdür6
- redbull içip camdan atlayan çocuk3
- yazarların 1 milyon dolar için yapacağı şok şeyler4
- eskiden 20 liraya yediğim kebabın 50 lira olması6
- fuhuştan yakalanan sınıf öğretmeni6
- kürk mantolu madonna abartılmış tırt bir kitaptır4
- mağazadan ürün değiştirme paradoksu3
- hulk gerçek mi5
- tanrı neden diğer gezegenlere insan göndermedi7
- yönlendirilmiş panspermia teorisi ve uzaylılar2
- tmo'ya ait buğdayın lisanslı depolardan çalınması4
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak6
- sabahları 2 kilo bioxcin içen gürbüz genç3
- meksika açmazı macerası4
- tayyiple yatıp tayyiple kalkmak5
- vurdurmaya meyilli araba5
- eski sevgilisi için sahibinden com'a ilan vern kız4
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- narh2
- afrikalı kızlar2
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- akapekaka3
- bir şeyler söyle2
- türkiye'nin mekke ve bedir ittifakı hamlesi4
- somalili hatunla evlenmek2
- akepe dönemi16
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- championship manager 01 022
- queen ravenna ifşası15
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- eski kıyafet2
- kız sesi duymak için müşteri hizmetlerini aramak2
- arkadaşlar çok sıkıcısınız10
- kolye143
- sorgulanmamış kabuller2
- erkeği karizmatik gösteren şeyler13
Platonik aşk yaşayanların yada sevdiğinden ayrılanların düştüğü durum. Amaçsızlık.
uzun zamandan sonra ( takriben 17 sene ) bir arkdaşın hatırlatmasıyla youtube da bulup şarkısını dinleyip mutlu olduğum eski hint filmi. belki bizim topraklarımızda çekilmedi, belki bizim kültürümüzü yansıtmıyor film ama çocukluğumu hatırlattı bana nedense. sıcak geldi öyle..
haftalarca gösterimde kalmış film.
fr. cimri, pinti.
-Avare filmi hakkında-
Yönetmen Raj Kapoor
Senaryo K. A. Abbas, V. B. Sathe
Görüntü Yönetmeni Radhu Karmakar
Müzik Shankar Jaikishan
Oyuncular
Raj Raghunat (Raj Kapoor), Nargis (Rita), Prithviraj Kapoor (Yargıç Raghunat), K. G. Singh (Haydut Jagga), Shashiraj (Raj' ın çocukluğu)
Yapım yılı 1951 Hindistan
Bu filmde unutamadığım replik :
Nargis sorar :
-Aa ben sizi ''hırsız'' sanmıştım.
Ve, ve Raj' dan unutulmaz cevap gelir :
-Aa mühim değil, sizin suçunuz yok benim görünüşüm böyle.
Yönetmen Raj Kapoor
Senaryo K. A. Abbas, V. B. Sathe
Görüntü Yönetmeni Radhu Karmakar
Müzik Shankar Jaikishan
Oyuncular
Raj Raghunat (Raj Kapoor), Nargis (Rita), Prithviraj Kapoor (Yargıç Raghunat), K. G. Singh (Haydut Jagga), Shashiraj (Raj' ın çocukluğu)
Yapım yılı 1951 Hindistan
Bu filmde unutamadığım replik :
Nargis sorar :
-Aa ben sizi ''hırsız'' sanmıştım.
Ve, ve Raj' dan unutulmaz cevap gelir :
-Aa mühim değil, sizin suçunuz yok benim görünüşüm böyle.
hint yapımı, raj kapoor filmidir. dillere destan bir müziği vardır. "Avare mu, ya kara diş mu asmam katarahu, Avare mu.. Dunya dunya mu tara tirka ya tartirka mara mu, Avare mu" şeklinde ilerleyen sözleriyle, insanda kendini sokaklara atıp aylak aylak dolaşıp, hüzünle gülümseme isteği uyandırır.
anımsıyor musun?
bir çetemiz vardı: Vahşi Siyah Atlar
ısmarlama serserilikler yaşardık
kimseden bir şey demeden kaçıp gitmeler gibi
sokaklarda sabahlamak, parklarda yatmak
yabancıları mahalleye sokmamak gibi
Ve bir gün gideceğimiz bir Amerika vardı
herkesin bir Amerika'sı vardı o zamanlar
herkes gece istasyonlarında
kendi Amerika'sını aradı
kısık ışıklı arkadaş odaları
plağın bir yüzünü kaplayan uzun parçalar eşliğinde
kendi rüyalarımıza dalar, dağılırdık
okyanuslar, gemi yolculukları, kanayan ıslıklar
ve dunyanın bütün limanları
önümüzde sessizce uzardı
biterdi plak, disk boşa dönerdi.
düşlerimiz çarpıp geri dönen sulardı şimdi
böyle zamanlarda ilk sözü söylemekten
kaçınırdı herkes
sonra bir usulca kalkar, herkese çay koyardı
anımsıyor musun?
vahşi siyah atlardık
kentin ışıklı çöllerinde kendi izini arayan
deri ceketlerimize sığdıramadığımız düşlerimiz kadar
aşık ve düşmandık
dünya acıtırdı bizi. her şey kanatır, her şey yaralardı
sevişmek çekip çıkarmazdı bizi derinliğimizden
öfkemizi dindirmezdi hiçbir şey
geceleri uyuyamayan çocuklardık,
otobüs garlarında uzun maceralar umar
apansız yolculuklara çıkardık
uykulu kentlere girerdik gece yarıları
ıssız ağaçlar olurdu yol kenarlarında
gökyüzünde parlak yıldızlar, her yere aynı uzalıkta
sarhoş bindiğimiz otobüsün pencersinden
sanki bambaşka bir dünyaya bakardık
sonra saklayarak yüzümüzü birbirimizden
yumruklarımızı sıkar sessizce ağlardık
ışığı açık kalmış pencerelere, kepengi örtülü dükkanlara,
yaz bahçelerinden taşan çiceklere,
adını bile bilmediğimiz bu kente
neye olduğunu bile bilmediğimiz bir hasretle
uzun uzun bakardık
anımsıyor musun?
ahh o gece yolculukları
bir başka kentte, bir başka insan olmanın umutları
kaç yol arkadaşı kaldı şimdi geriye
gençliğin ilk acılarını birlikte keşfettiğimiz
kaç yol arkadaşı?
sürüyerek götürdüğümüz dargın beraberlikleri saymazsak
ne kalıyor elimizde?
ölenler,
terk edenler,
bir de telefonları, adresleri, kendileri değişenler
vahşi, siyah atlardık; yılkıya bırakıldık
içimizden kimse gidemedi Amerika'ya
kendi Amerika'sı da olmadı hiçbirimizin
yağmur aldı
rüzgar aldı
zaman aldı
o vahşi siyah atları
herşey o eski rüya da kaldı
çarpıp geri dönen düşlerimizin üstünde
çürümüş cesetleri yüzüyor şimdi vahşi siyah atların
öldukleri sahilleri kendileri de bilmiyorlar
peki sen anımsıyor musun? *
bir çetemiz vardı: Vahşi Siyah Atlar
ısmarlama serserilikler yaşardık
kimseden bir şey demeden kaçıp gitmeler gibi
sokaklarda sabahlamak, parklarda yatmak
yabancıları mahalleye sokmamak gibi
Ve bir gün gideceğimiz bir Amerika vardı
herkesin bir Amerika'sı vardı o zamanlar
herkes gece istasyonlarında
kendi Amerika'sını aradı
kısık ışıklı arkadaş odaları
plağın bir yüzünü kaplayan uzun parçalar eşliğinde
kendi rüyalarımıza dalar, dağılırdık
okyanuslar, gemi yolculukları, kanayan ıslıklar
ve dunyanın bütün limanları
önümüzde sessizce uzardı
biterdi plak, disk boşa dönerdi.
düşlerimiz çarpıp geri dönen sulardı şimdi
böyle zamanlarda ilk sözü söylemekten
kaçınırdı herkes
sonra bir usulca kalkar, herkese çay koyardı
anımsıyor musun?
vahşi siyah atlardık
kentin ışıklı çöllerinde kendi izini arayan
deri ceketlerimize sığdıramadığımız düşlerimiz kadar
aşık ve düşmandık
dünya acıtırdı bizi. her şey kanatır, her şey yaralardı
sevişmek çekip çıkarmazdı bizi derinliğimizden
öfkemizi dindirmezdi hiçbir şey
geceleri uyuyamayan çocuklardık,
otobüs garlarında uzun maceralar umar
apansız yolculuklara çıkardık
uykulu kentlere girerdik gece yarıları
ıssız ağaçlar olurdu yol kenarlarında
gökyüzünde parlak yıldızlar, her yere aynı uzalıkta
sarhoş bindiğimiz otobüsün pencersinden
sanki bambaşka bir dünyaya bakardık
sonra saklayarak yüzümüzü birbirimizden
yumruklarımızı sıkar sessizce ağlardık
ışığı açık kalmış pencerelere, kepengi örtülü dükkanlara,
yaz bahçelerinden taşan çiceklere,
adını bile bilmediğimiz bu kente
neye olduğunu bile bilmediğimiz bir hasretle
uzun uzun bakardık
anımsıyor musun?
ahh o gece yolculukları
bir başka kentte, bir başka insan olmanın umutları
kaç yol arkadaşı kaldı şimdi geriye
gençliğin ilk acılarını birlikte keşfettiğimiz
kaç yol arkadaşı?
sürüyerek götürdüğümüz dargın beraberlikleri saymazsak
ne kalıyor elimizde?
ölenler,
terk edenler,
bir de telefonları, adresleri, kendileri değişenler
vahşi, siyah atlardık; yılkıya bırakıldık
içimizden kimse gidemedi Amerika'ya
kendi Amerika'sı da olmadı hiçbirimizin
yağmur aldı
rüzgar aldı
zaman aldı
o vahşi siyah atları
herşey o eski rüya da kaldı
çarpıp geri dönen düşlerimizin üstünde
çürümüş cesetleri yüzüyor şimdi vahşi siyah atların
öldukleri sahilleri kendileri de bilmiyorlar
peki sen anımsıyor musun? *
yeşil çam oyuncularının seslendirmesiyle eski türk filmlerine benzeyen, müzik ve danslarıyla, dramatik konusuyla, unutulmaz bir hint filmi.
işsiz güçsüz,aylak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar