bugün
- naber lan hayatsızlar6
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri10
- sözlük erkeklerinin biraz şey olması9
- sözlük yazarlarının sevdiği uyku pozisyonları7
- iyi geceler arkadaşlar4
- klasik müziğe gıygıy diyen kezo4
- kabak tatlısını sevenler15
- anın görüntüsü26
- sözlükten birisi evlense de halay çeksek5
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek11
- afyonkarahisar da kayınbirader cinayeti2
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi10
- pantolonları çıkarın geceyi burada geçiriyoruz6
- muşlettin bey ekselansları2
- sigara içelim mi5
- otel odasında intihar etmek6
- kış gelince sigarayı bırakmak5
- demir yüklenmesi2
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz24
- başlık arama çubuğunun çalışmaması3
- kızgın yağ yanığı4
- 48 saat uyumamak2
- alt haşortmanı4
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- 8 kasım 2026 atletico madrid barcelona maçı2
- erkeksi bayan buse'nin melek mosso'ya benzemesi5
- kitap önerisi4
- panama da kaybolan hollandalı kızlar4
- kaplan dayı tokat manyağı3
- ısparta terörizmle mücadele komutanlığı3
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- 8 kasım 2026 beşiktaş gençlerbirliği maçı4
- durkheimın intihar teorisi10
- fingirdek sözlük erkeği6
- geceleri aynaya bakıp tipini sikim diyerek yatmak3
- karl marxı adam smith ile sevişirken yakalamak3
- erecto min karaağaç al tahtalı kave2
- ismet ibni karaağa vel harem pipigittievi2
- sözlük yazarlarının gazları3
- rafet el roman3
- geceyi daha çok sevme nedenleri4
- hizmetçiliğini yaptığı iş adamı öz babası çıktı5
- taksim delisi cenk7
- sözlüklerde gezinen erkekler namusuz diyen yazar4
- okan yalabık'ın son hali5
- ismet gürbüz2
- traveler'ın gizli gey olma ihtimali5
- gençliğimizi trolleyen isimler2
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
* Antikçağ Yunan filozofu Aristoteles (M.Ö.384-322)'in Öğretisine dayanan, deneyci ve gerçekçi eğilimleriyle belirgin bir düşünce okulu. Bu okul, Aristoteles'in Öğrencileri tarafından onun felsefesinin yorumlanarak geliştirilmesi şeklinde oluşmuş ve gerek Hıristiyanlar gerekse Müslümanlar arasında felsefe ve ilahiyat alanlarında pek çok taraftar bulmuştur. Aynı zamanda etkileri bakımından görüşleri bir yandan Skolastik okul tarafından bir dogma olarak benimsenirken, diğer yandan modern felsefeye biri olumlu, diğeri olumsuz iki katkıda bulunmuştur. Olumsuz katkısı Aristoteles'in düşüncelerinin Hıristiyanlığın öğrctisiyle birleşmesi sonucunda ortaya çıkan dünya görüşünün Russcll'in deyişiyle Batıda serbestçe düşünüp araştırmayı "bukağılaması", dolayısıyla, modern felsefe ve bilimin gelişmeşini engellemesidir. Olumlu katkısı ise özellikle ingiliz deney filozofları tarafından benimsenen bilimsel araştırma ve deney üzerindeki vurgusudur.
Aristoculuk felsefe tarihinde "Peripatosçu-luk (Peripatetizm)", islâm düşüncesinde ise "MeşşaHik adıyla tanınır. Rivayete göre, Aristoteles felsefe derslerini öğrencileriyle birlikte yürürken anlattığından Aristoteles felsefesi ilk çağdan itibaren "yürüyenler" (Peripatosçu-luk) olarak bilindi ve Aristoculuğun da genel bir adı halini aldı. Aristoteles hocası Pla-ton'un felsefesini ve bazı temel kavramlarını almakla birlikte, ona karşı bir felsefi akım oluşturdu. Platon'un kavram idealizmini reddederek, asıl gerçeğin fertler olduğunu, madde dünyasındaki tek tek nesnelerin gerçek olduklarını ileri sürdü. idealar (yani kavramlar) bu maddi nesnelerin cins isimleridir. Ayrıca Aristoteles felsefesi bütün bilim alanında düşünceler ileri sürmüştür. Mantık bilimini ilk defa sistemli bir şekle sokma yanında fizik, metafizik, psikoloji, biyoloji, astronomi vb. gi-bî bir çok alanda eserler vermiştir. Aristoteles'in bu çok yönlü, adeta "ansiklopedist" nitelikli felsefi kendinden sonra bir çok taraftar bulacak, Yunan-Roma felsefelerini etkilemesinden başka, Ortaçağ Hıristiyan Skolastisiz-minde özellikle iman ile aklın, din ile felsefenin uzlaştırılmasmda temel ölçü kabul edilecek, hatta Skolastikte kutsal bir kaynak konumu kazanacaktır. Albertus Mağnus, Thomas d'Aquine gibi Hıristiyan filozofların felsefelerinin adeta incil ile birlikte dogması olacaktır.
Aristoculuk içinde Peripatos öğretisini başka felsefe akımlarıyla uzlaştırmak isteyen Aristocular da çıkmıştır. M.S.l. yüzyılda bir Peri-patosçu tarafından yazıldığı sanılan Peri Kos-mon (Evıvn Üzerine) adlı eserde, Aristoteles'in teiznıiyle Stoa'nın panteizminin birbirine yaklaştırılmak istendiği görülür. Fakat bunun yanında Aristoteles felsefesinin saf bici mine dönmek isteyenler de çıkacaktır ki, bunların başında Aristoteles'in eserlerini bir araya toplamış ve Peripatos okulunun başkanı olan (78-47 yılları arasında) Rodoslu Andronikos bulunmaktadır. Andronikos ile birlikte Aristoteles felsefesi sistematik olarak yayılacak, yorumlanacak ve savunulacaktır. Aynı anlayışı M.S.200 yıllan dolayında Aphodiaslı Alexand-ros temsil edecektir.
Aristoculuk Skolastik felsefenin çöküşü içinde ve Rönesans'ın başlangıcında tekrar yaygınlık kazanır. Rönesans ile başlayan yeni bir hayat anlayışı, kaynak olarak ilk çağa yöneldiğinde Platon'un yanı sıra Aristoteles'i ve öteki bir çok felsefi akımı da önünde bulur. Rönesans dönemi düşünürleri Aristoteles felsefesini incelemeye başlarken, buna kendi ölçüleri dahilinde, yani hümanist bir anlayışla yaklaşırlar. Bu anlayış, ilk Çağ felsefi metinlerini orijinal şekilleriyle ortaya koyup kavramak ister. Dolayısıyla Skolastiğin Aristocu yorum ve açıklamalarını ayıklamayı kendisine görev bilir. Çünkü Hıristiyan Skolastikleri, hatta bir çok Rönesans bilgin ve düşünürleri Aristoculuğu müslüman bilgin ve düşünürlerin ortaya koydukları Aristoteles yorumları ve çevirilerinden tanımışlardı.
Rönesans'ta Aristoteles felsefesiyle uğraşan hümanistlerin başında Theodorus Gaza (Ölm. 1478) isimli Bizanslı bir bilgin bulunmaktadır. Gaza, italya'da Aristoteles ile Öğrencisi The-ophrastos'un tabiat konusundaki eserlerini hümanist bir anlayışla yeniden çevirerek bir araştırmacı topluluğu oluşturdu. Bunların arasında, Almanya'daki hümanist çalışmalar üzerinde etkisi olacak Rudolf Agricola, Paris (Sor-bonne) üniversitesinin büyük hümanisti Jaqu-es Le Fevre (Jacobus Faber) de bulunuyordu.
Rönesans dönemi Aristocuları olan hümanistlerin yanında ibn Rüşdçüler (Averroeist-ler, Latin ibn Rüşlçülüğü) ve Alexandristler şeklinde açıklama ve yorum bakımından birbirinden farklı iki akım daha ortaya çıktı. ibn Rüşdçüler, ibn Rüşd'ün Aristoteles yorum ve açıklamalarım (mesela Brabant'lı Siger, Albertus Magnus gibi) esas alırlarken, Alexand-ristler, Antik Çağın son dönem Aristotelcsçisi olan Aphrodios'lı Alexandros'a bağlı kalıyorlardı. Aristoculuğun bu üç akımı kendi içlerinde de farklılık göstermekle birlikte, temelde birbirleriyle sürekli çatışma halindeydiler. Aristoculuğun Rönesans dönemindeki merkezi Padya ünivcrsilesiydi ve XIV. yüzyıldan bc-ri bu hüviyetini koruyordu. Bu dönem Aristoculuğun büyük temsilcisi Pietro Pomponazzi (Pctrus Pomponatius) (1462-1524) olmuştur. Padua, Ferrara, Bologna Üniversitelerinde dersler vermiş olan Pomponazzi, bu dönemde şiddetle tartışılan ruhun ölümsüzlüğü konusunda naturalist materyalist bir görüşü savunur; aklın bulduğu gerçekler ile dinin öğrettiği dogmalar ayrı ayrı doğrulardır. Yani birine göre doğru olabilen, ötekine göre yanlış olabilir anlayışında olan "çifte gerçeklik" öğretisine sığınırsa da, yine de Kilisenin afarozundan kurtulamaz.. Kısacası, Rönesans Aristoculuğu, hangi şekilde olursa olsun temelde Skolastiğin sahip çıkıp yorumladığı Aristotelcs'den farklı bir Aristoteles felsefesini ortaya koyarak savunma amacı taşır.
Aristoteles'in eserleri Abbasiler döneminde başlayan felsefe hareketleri sırasında Arapça'ya da çevrilmiş ve el-Kindi, Farabi, ibn Sina gibi müslüman filozofların açıklama ve yorumlarını da kazanarak Batıya aktarılmış, böylece Aristoteles'in tüm metafiziği Plolinos, StAugustinus ve Froclus'un Platonculuk'un-dan etkilenmiş olan Hıristiyan kültür çevresine girmiş ve önemli tartışmalara neden olmuştur. Ortaya çıkan çeşitli tartışmalar 1277 yılında papalığın bir "günah listesi" yayınlayarak bu dönemin hatalarını mahkum etmesine yol açtı. Yalnız diğer Yunan filozoflarının olduğu gibi, Aristoteles'in eserlerinin de islam dünyasına Yunanistan kanalıyla değil, iskenderiye kanalıyla girdiği ve orada belli oranda mistik öğelerle donandıktan sonra islâm dünyasına aktarıldığı gözden uzak tutulmamalıdır. islâm dünyasında Platon'un "Eflâtun-ı ilâhi", Aristoteles'in de "Muallim-i Evvel" şeklinde nitelendirilip benimsenmeleri, onların bir dereceye kadar bu doğulu karaktere bürünmclcri dolayısıyla olmuştur.
Peripatosçuluğun karşılığı olarak Meşşailcr adım alan islam filozoflarını sadece Aristoteles felsefesinin aktarıcıları şeklinde görmek mümkün değildir. Gerçekten bu filozoflar Aristoteles yanında Platon ve Plotinus'un da belli oranda etkilerini taşırlar. Fakat Plolinus etkisinin Mcşşai filozoflar tarafından yeterince anlaşılamadığı görülmektedir. Çünkü Ploti-nus\m Enneades (Ennea(Ilar)'mm bazı bölümlerinin (IV-V-VI. bölümler) Arapçaya "Kilob cl-Rııbûbiyye ti-Aıislâtâlis (Aristoteles'in Tlıeo-logia Kitabı) adıyla çevrilmesi bu yanlışa meydan vermiştir. Halta bazı araştırıcılar, yürüyerek ders anlatanın Aristoteles değil, Platon olduğunu, dolayısıyla Pcripatcsçuluk'un Aristoteles'e değil Platon'a bağlanması gerektiğini ileri sürerler. Sonuç olarak islâm'daki Mcşşai-lik doğrudan Aristoteles'e değil, onunla birlikte Platon ve Plotinus felsefelerine de bağlanabilir ki, bu da seçmeci (eklektik) bir nitelik taşıdığını gösterir. Başlıca meşşai filozoflar arasında cl-Kindi, Serahsî, Fârâbi, ibn Miske-veyh, ibn Sina, ibn Bacce, ibn Rüşd ve Nasi-reddin Tusî sayılabilir.
Aristoteles'in Rönesans'ta tanınması ve kabul görmesi yanında şiddetli eleştirilere maruz kaldığı da söylenmelidir. Daha Skolastiğin yıkılışı sırasında Fransisken tarikatı mensubu Roger Bacon Aristoteles'i, mantığı, bilim, kozmoloji vb. gibi yönlerden eleştirecek ve Avrupa kültürünü iki bin yıl geri bıraktığını öne sürecektir. Yine Rönesans biliminde, Özellikle fizik, mekanik, astronomi alanlarında Aristoteles!in görüşlerinin hiçbir deneysel gerçekliğe dayanmadığı ve doğru olmadığı ileri sürülüp eleştirilecek ve reddedilecektir.
Aynı şekilde Aristoteles'in siyasi düşüncesi ve toplum felsefesi, özellikte Politika adlı eseri (ki kilise onun kozmoloji görüşünü feodalitenin siyasî ve sosyal yapısına kutsallık izafe etmede temci almıştır) Machiavcllî'den itibaren başlayan modern siyasal düşünceyle birlikte etkisini yitirecektir.
Modern bilimsel dünya görüşünün doğusuyla beraber pek çok yönden saldırıya uğrayan Aristoteles, yeni araştırma alanları açmış, metodoloji ve bilimsel terminolojiye katkıda bulunmuş, kendinden önceki görüşleri eleştirmiş ve felsefi sorunlara çözümler Önermiş bir filozoftur. Bütün bunlar onu pek çok araştırma alanının ilk kurucusu kılmış ve zamanında hem metafizik konularda, hem de onun bir alt basamağı kabul ettiği fizik konularında geliştirdiği afet (oı-ganon) ile geniş bir scniez oluşturmuştur. Kendisinden sonra gelenler bu geniş sentezi ele alıp işlemeye çalışmış, giderek onun görüşlerini dogmalartırmışlardır.
http://www.enfal.de/sosyalbilimler/a/043.htm
Aristoculuk felsefe tarihinde "Peripatosçu-luk (Peripatetizm)", islâm düşüncesinde ise "MeşşaHik adıyla tanınır. Rivayete göre, Aristoteles felsefe derslerini öğrencileriyle birlikte yürürken anlattığından Aristoteles felsefesi ilk çağdan itibaren "yürüyenler" (Peripatosçu-luk) olarak bilindi ve Aristoculuğun da genel bir adı halini aldı. Aristoteles hocası Pla-ton'un felsefesini ve bazı temel kavramlarını almakla birlikte, ona karşı bir felsefi akım oluşturdu. Platon'un kavram idealizmini reddederek, asıl gerçeğin fertler olduğunu, madde dünyasındaki tek tek nesnelerin gerçek olduklarını ileri sürdü. idealar (yani kavramlar) bu maddi nesnelerin cins isimleridir. Ayrıca Aristoteles felsefesi bütün bilim alanında düşünceler ileri sürmüştür. Mantık bilimini ilk defa sistemli bir şekle sokma yanında fizik, metafizik, psikoloji, biyoloji, astronomi vb. gi-bî bir çok alanda eserler vermiştir. Aristoteles'in bu çok yönlü, adeta "ansiklopedist" nitelikli felsefi kendinden sonra bir çok taraftar bulacak, Yunan-Roma felsefelerini etkilemesinden başka, Ortaçağ Hıristiyan Skolastisiz-minde özellikle iman ile aklın, din ile felsefenin uzlaştırılmasmda temel ölçü kabul edilecek, hatta Skolastikte kutsal bir kaynak konumu kazanacaktır. Albertus Mağnus, Thomas d'Aquine gibi Hıristiyan filozofların felsefelerinin adeta incil ile birlikte dogması olacaktır.
Aristoculuk içinde Peripatos öğretisini başka felsefe akımlarıyla uzlaştırmak isteyen Aristocular da çıkmıştır. M.S.l. yüzyılda bir Peri-patosçu tarafından yazıldığı sanılan Peri Kos-mon (Evıvn Üzerine) adlı eserde, Aristoteles'in teiznıiyle Stoa'nın panteizminin birbirine yaklaştırılmak istendiği görülür. Fakat bunun yanında Aristoteles felsefesinin saf bici mine dönmek isteyenler de çıkacaktır ki, bunların başında Aristoteles'in eserlerini bir araya toplamış ve Peripatos okulunun başkanı olan (78-47 yılları arasında) Rodoslu Andronikos bulunmaktadır. Andronikos ile birlikte Aristoteles felsefesi sistematik olarak yayılacak, yorumlanacak ve savunulacaktır. Aynı anlayışı M.S.200 yıllan dolayında Aphodiaslı Alexand-ros temsil edecektir.
Aristoculuk Skolastik felsefenin çöküşü içinde ve Rönesans'ın başlangıcında tekrar yaygınlık kazanır. Rönesans ile başlayan yeni bir hayat anlayışı, kaynak olarak ilk çağa yöneldiğinde Platon'un yanı sıra Aristoteles'i ve öteki bir çok felsefi akımı da önünde bulur. Rönesans dönemi düşünürleri Aristoteles felsefesini incelemeye başlarken, buna kendi ölçüleri dahilinde, yani hümanist bir anlayışla yaklaşırlar. Bu anlayış, ilk Çağ felsefi metinlerini orijinal şekilleriyle ortaya koyup kavramak ister. Dolayısıyla Skolastiğin Aristocu yorum ve açıklamalarını ayıklamayı kendisine görev bilir. Çünkü Hıristiyan Skolastikleri, hatta bir çok Rönesans bilgin ve düşünürleri Aristoculuğu müslüman bilgin ve düşünürlerin ortaya koydukları Aristoteles yorumları ve çevirilerinden tanımışlardı.
Rönesans'ta Aristoteles felsefesiyle uğraşan hümanistlerin başında Theodorus Gaza (Ölm. 1478) isimli Bizanslı bir bilgin bulunmaktadır. Gaza, italya'da Aristoteles ile Öğrencisi The-ophrastos'un tabiat konusundaki eserlerini hümanist bir anlayışla yeniden çevirerek bir araştırmacı topluluğu oluşturdu. Bunların arasında, Almanya'daki hümanist çalışmalar üzerinde etkisi olacak Rudolf Agricola, Paris (Sor-bonne) üniversitesinin büyük hümanisti Jaqu-es Le Fevre (Jacobus Faber) de bulunuyordu.
Rönesans dönemi Aristocuları olan hümanistlerin yanında ibn Rüşdçüler (Averroeist-ler, Latin ibn Rüşlçülüğü) ve Alexandristler şeklinde açıklama ve yorum bakımından birbirinden farklı iki akım daha ortaya çıktı. ibn Rüşdçüler, ibn Rüşd'ün Aristoteles yorum ve açıklamalarım (mesela Brabant'lı Siger, Albertus Magnus gibi) esas alırlarken, Alexand-ristler, Antik Çağın son dönem Aristotelcsçisi olan Aphrodios'lı Alexandros'a bağlı kalıyorlardı. Aristoculuğun bu üç akımı kendi içlerinde de farklılık göstermekle birlikte, temelde birbirleriyle sürekli çatışma halindeydiler. Aristoculuğun Rönesans dönemindeki merkezi Padya ünivcrsilesiydi ve XIV. yüzyıldan bc-ri bu hüviyetini koruyordu. Bu dönem Aristoculuğun büyük temsilcisi Pietro Pomponazzi (Pctrus Pomponatius) (1462-1524) olmuştur. Padua, Ferrara, Bologna Üniversitelerinde dersler vermiş olan Pomponazzi, bu dönemde şiddetle tartışılan ruhun ölümsüzlüğü konusunda naturalist materyalist bir görüşü savunur; aklın bulduğu gerçekler ile dinin öğrettiği dogmalar ayrı ayrı doğrulardır. Yani birine göre doğru olabilen, ötekine göre yanlış olabilir anlayışında olan "çifte gerçeklik" öğretisine sığınırsa da, yine de Kilisenin afarozundan kurtulamaz.. Kısacası, Rönesans Aristoculuğu, hangi şekilde olursa olsun temelde Skolastiğin sahip çıkıp yorumladığı Aristotelcs'den farklı bir Aristoteles felsefesini ortaya koyarak savunma amacı taşır.
Aristoteles'in eserleri Abbasiler döneminde başlayan felsefe hareketleri sırasında Arapça'ya da çevrilmiş ve el-Kindi, Farabi, ibn Sina gibi müslüman filozofların açıklama ve yorumlarını da kazanarak Batıya aktarılmış, böylece Aristoteles'in tüm metafiziği Plolinos, StAugustinus ve Froclus'un Platonculuk'un-dan etkilenmiş olan Hıristiyan kültür çevresine girmiş ve önemli tartışmalara neden olmuştur. Ortaya çıkan çeşitli tartışmalar 1277 yılında papalığın bir "günah listesi" yayınlayarak bu dönemin hatalarını mahkum etmesine yol açtı. Yalnız diğer Yunan filozoflarının olduğu gibi, Aristoteles'in eserlerinin de islam dünyasına Yunanistan kanalıyla değil, iskenderiye kanalıyla girdiği ve orada belli oranda mistik öğelerle donandıktan sonra islâm dünyasına aktarıldığı gözden uzak tutulmamalıdır. islâm dünyasında Platon'un "Eflâtun-ı ilâhi", Aristoteles'in de "Muallim-i Evvel" şeklinde nitelendirilip benimsenmeleri, onların bir dereceye kadar bu doğulu karaktere bürünmclcri dolayısıyla olmuştur.
Peripatosçuluğun karşılığı olarak Meşşailcr adım alan islam filozoflarını sadece Aristoteles felsefesinin aktarıcıları şeklinde görmek mümkün değildir. Gerçekten bu filozoflar Aristoteles yanında Platon ve Plotinus'un da belli oranda etkilerini taşırlar. Fakat Plolinus etkisinin Mcşşai filozoflar tarafından yeterince anlaşılamadığı görülmektedir. Çünkü Ploti-nus\m Enneades (Ennea(Ilar)'mm bazı bölümlerinin (IV-V-VI. bölümler) Arapçaya "Kilob cl-Rııbûbiyye ti-Aıislâtâlis (Aristoteles'in Tlıeo-logia Kitabı) adıyla çevrilmesi bu yanlışa meydan vermiştir. Halta bazı araştırıcılar, yürüyerek ders anlatanın Aristoteles değil, Platon olduğunu, dolayısıyla Pcripatcsçuluk'un Aristoteles'e değil Platon'a bağlanması gerektiğini ileri sürerler. Sonuç olarak islâm'daki Mcşşai-lik doğrudan Aristoteles'e değil, onunla birlikte Platon ve Plotinus felsefelerine de bağlanabilir ki, bu da seçmeci (eklektik) bir nitelik taşıdığını gösterir. Başlıca meşşai filozoflar arasında cl-Kindi, Serahsî, Fârâbi, ibn Miske-veyh, ibn Sina, ibn Bacce, ibn Rüşd ve Nasi-reddin Tusî sayılabilir.
Aristoteles'in Rönesans'ta tanınması ve kabul görmesi yanında şiddetli eleştirilere maruz kaldığı da söylenmelidir. Daha Skolastiğin yıkılışı sırasında Fransisken tarikatı mensubu Roger Bacon Aristoteles'i, mantığı, bilim, kozmoloji vb. gibi yönlerden eleştirecek ve Avrupa kültürünü iki bin yıl geri bıraktığını öne sürecektir. Yine Rönesans biliminde, Özellikle fizik, mekanik, astronomi alanlarında Aristoteles!in görüşlerinin hiçbir deneysel gerçekliğe dayanmadığı ve doğru olmadığı ileri sürülüp eleştirilecek ve reddedilecektir.
Aynı şekilde Aristoteles'in siyasi düşüncesi ve toplum felsefesi, özellikte Politika adlı eseri (ki kilise onun kozmoloji görüşünü feodalitenin siyasî ve sosyal yapısına kutsallık izafe etmede temci almıştır) Machiavcllî'den itibaren başlayan modern siyasal düşünceyle birlikte etkisini yitirecektir.
Modern bilimsel dünya görüşünün doğusuyla beraber pek çok yönden saldırıya uğrayan Aristoteles, yeni araştırma alanları açmış, metodoloji ve bilimsel terminolojiye katkıda bulunmuş, kendinden önceki görüşleri eleştirmiş ve felsefi sorunlara çözümler Önermiş bir filozoftur. Bütün bunlar onu pek çok araştırma alanının ilk kurucusu kılmış ve zamanında hem metafizik konularda, hem de onun bir alt basamağı kabul ettiği fizik konularında geliştirdiği afet (oı-ganon) ile geniş bir scniez oluşturmuştur. Kendisinden sonra gelenler bu geniş sentezi ele alıp işlemeye çalışmış, giderek onun görüşlerini dogmalartırmışlardır.
http://www.enfal.de/sosyalbilimler/a/043.htm
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com