bugün
- chp'nin hali ne olacak33
- bir kadını sarhoş edip onunla birlikte olan erkek10
- m r e r e c t o19
- sonradan severim diyerek ilişkiye başlamak7
- esat oktay yıldıran4
- el sıkıştığında ne hissediyorsun7
- özdemir asaf bir gün taksiye biner2
- kimseye borç vermeyen insan3
- gram altın4
- modern ilişkilerin zor başlaması ama çabuk bitmesi2
- özgür özel den kılıçdaroğlu'na ihraç uyarısı4
- togg t10f3
- hiç gelmeyecek birini beklemek2
- her evde en az iki araba olması5
- kaçak elektrik kullanan doğulu vatan haini3
- mhp li yazarlar2
- sözlükte erkekleri taciz eden kızlar tam liste9
- uykuyu alamamak2
- bitik sözlük4
- çapulcu hareket partisi2
- kayyum kemal8
- sedat pekmez24
- gocu34
- diamond bosphoruss denen yazar22
- molayı mola olmanın ötesine taşımak3
- stanley termos almanın mantıklı açıklaması3
- en sevdiğiniz müzik türü5
- insan olmaya çeyrek kala5
- tai lung11
- bir gün onsuz kaç saattir sorunsalı4
- 9 haziran 2026 kk'nın ayaklanma çağrısı ithamı7
- en gey özelliğiniz17
- biliyorum ama soylemem2
- muharrem ince2
- yazarların on üzerinden komiklikleri46
- hoşlanılan kadının ellerim üşüyor demesi2
- zall buraya bak aslanım7
- sözlükte erkekleri istemiyoruz24
- doğu görevinde kürtlerin türklere yaptığı mobbing6
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz15
- favori manifest kızınız4
- kalın bacaklı kadın çekiciliği5
- kuzen evliliği5
- pembe sıçmıklar2
- ce eeee adlı korkunç oyun2
- bilimde ilerlemiş kafada pek yakışıksız ağız2
- yaz geldi askılı giyen hatunlar çoğaldı5
- clydeless bonnie2
- çaylak edildim diye ağlayan troll8
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle65
laf anlatmaya çalışmanın tamamen gereksiz olduğu canlı türü. aptalla muhatap olmak bile aptallıktır, sadece uzak durunuz!
en güzel sevgi sözcüklerinden biridir. özlemi barındırır içinde, uzaklığın verdiği üzüntü ve siniri belirtir.
sevgilisi varken bayramı yalnız geçiren insan evladı.
"kaybetmeyi senden öğrendim ve sen aptalsın" dizesini iyi vurgulayan kedi grubunun söylediği şarkıdır.
herhangi bir yazarı, eserini okuyarak tanımak varken kulaktan dolma fikirlerle, internet sitelerindeki bilgilerle, yorumlarla öğrenip hakkında ahkam kesen insana denir.
sen tezinde o yazarı çalışmış, memleketin dört bucağından bilgi toplamış olsan da seni tek bir kopyala yapıştırla alt etmeye çalışır. işte aptalın amacı da budur: hep haklı çıkmak. üzmeyin onu, çok alınır. evet sen haklısın diyin ve sessizce gidin.
sen tezinde o yazarı çalışmış, memleketin dört bucağından bilgi toplamış olsan da seni tek bir kopyala yapıştırla alt etmeye çalışır. işte aptalın amacı da budur: hep haklı çıkmak. üzmeyin onu, çok alınır. evet sen haklısın diyin ve sessizce gidin.
hayatı boşvermiş derdi tasası olmayan insan tipi. keşke hepimiz birazcık aptal olabilsek.
kedi grubunun huzur verici ezgilere sahip şarkısının ismidir. "hem o söz ve gözlere güvenmiyormuş aşk"dizesindeki gibi aşk yara bir kez yara aldı mı bir daha sözlere ve gözlere güvenmez.
kısaca beynini kullanamayan veya beyni olmayan insana denir.
önümüzdeki bir ay boyunca devam edecek olan Müjdat Gezen'in tek kişilik oyununun adıdır.
http://web03.biletix.com/etkinlik/NTMGI/TURKIYE/tr şuradan bilet fiyatları ve oyun tarihlerine bakılabilir.
http://web03.biletix.com/etkinlik/NTMGI/TURKIYE/tr şuradan bilet fiyatları ve oyun tarihlerine bakılabilir.
bana her zaman için deniz seki'nin şarkısını hatırlatacak sözdür.
egoist insanlara denir.
mazoşist insanlara denir.
gerizekalının kardeşi.
aptallara laf anlatamazsınız dediklerinde ısrarcıdırlar.
aptallara laf anlatamazsınız dediklerinde ısrarcıdırlar.
şu son yaşanılanlara ve olaylara bakarsak eğer; bu şarkıyı deniz seki nin hapishaneden çıktıktan sonra yazmış olması gerekiyordu sanki.
senin için sakladığım kalbe ne yaptın?
senin için sakladığım kalbe ne yaptın?
mantık hatası içeren sözlere sahip olan şarkı.
"şu üç günlük ömrüne beni sığdıramadın." zaten az olan ömrüme neden seni sığdırayım ki?
"şu üç günlük ömrüne beni sığdıramadın." zaten az olan ömrüme neden seni sığdırayım ki?
zekası kıt, alık, ahmak.
belki de deniz seki nin en iyi şarkısı. yok, böyle sanki deniz seki nin "belki de" isimli bir şarkısı varmış da ben yanlış başlığa yazmışım gibi oldu. ki kadın yapar yani. beklerim. iki cümle kurar sekiz mısraya yayar, ismini de "belki de" koyar.
seni sevemediğim
gözlerinin renginden
anlaşılan derinden
tanışılan sıkı bir
bağ gibidir
dibidir
belki de.
gibi bişey misal.
neyse konu dağıldı. "deniz seki nin, belki de en iyi şarkısıdır" demek istedim. yanlış anlaşılmasın. belki de değildir ayrı konu.
bak yine.
seni sevemediğim
gözlerinin renginden
anlaşılan derinden
tanışılan sıkı bir
bağ gibidir
dibidir
belki de.
gibi bişey misal.
neyse konu dağıldı. "deniz seki nin, belki de en iyi şarkısıdır" demek istedim. yanlış anlaşılmasın. belki de değildir ayrı konu.
bak yine.
yasemin mori'nin söz ve müzik olarak en iyi şarkılarından biridir.
karşı tarafın saçma sapan tavırları karşısında şöööyle ağız dolusu haykırmamak için dişler sıktıran rencide edici sözcük.
feyyaz yiğit'in haziran ayında çıkan kitabı.
--spoiler--
Bir hareketlilik vardı üzerimde şamil abinin evini yerleştirirken. bir beklentim vardı sanki eşyalardan bile. şimdiyse gittiğim istikametin bir önemi yoktu. yolculuğun kendisi yetiyordu. o kadar çok kızdım, o kadar çok sevdim ve kıskandım. sadece sahip olabilme ihtimaliyle yaşadım bu güne kadar. bu bir insanın sahip olduklarını kaybetmesinden bile kötü bir şey olabilir. adını koyamadığım bir imkanım vardı ve canımın istediği her şeye benzetebilirdim her şeye. sanki bir hastalık yapıştı yakama ve ne yapıp edip , onu hep şekilsiz bıraktı. önce yanı başından geçip gittiğimiz ağaçlara ve çimenlere baktım, sonra aynada biraz kendime baktım. daha sonra cüzdanımdan rahmetli babamın resmini çıkarıp ona baktım. ne evimden ayrılmıştım ne de evime dönüyordum. sanırım kendime uygun bir yaşantıyı tasarladım bile kafamda. ağar ağar geçiyor her şey, tabii ki bulmayı ümit ediyorum. belki bulduğuma ikna olunca onu da reddederdim. belki bir gün öylesine güzel bir kız bana aşık olacaktı ki, bütün ağrılarımı dindirecek. o kızın sevdiği adam olmaktan başka hiçbir şey önemli olmayacak. ''sen kimsin'' diye sorduklarında kendimi böyle tanıtmaya başlayacağım. hiç kimse olana kadar yaşayacağım beni en çok sevenin kalbinde.
şimdi ben, beni gölgesine buyur etmiş insanların koynuna sığınmaya gidiyorum. orada duracağım öylece ama sıcak basınca sallayıp atacaklar beni. otogarda yolunu kaybetmiş ve adı sürekli anons edilen 8-9 yaşlarındaki sarışın erkek çocuğu gibiyim. her yere çıksa da bu yol, eninde sonunda beni ensemden tutup fırlatacaklar. sıcak bastı diye ya da bir ihtimal müthiş bir sevginin yarattığı panik ile yapacaklar bunu. fakat insan her zaman kendisini yaşayamadığı umduğu sona hazırlar.
ezbere bir hayat bitti diye kıyameti koparırlar. iyi olmak gerekecek fakat iyi olmak yetmeyecek; onun bile fazlasına dikeceğiz gözlerimizi yine ezbere bir hırs ile.
sonra ben, genç komşusuna müziğin sesini kıstıran bir adam olacağım. bir gün onlar hiç de öyle olmadığımı anlayabilsinler diye hep başkası olmak zorunda kalacağım. belki ölmeden bir açıklama yazarım, ''pardon! yanlış anladınız,'' diye başlarım yazıya.
yeterince gençken mazur görmeyecekler heyecanımı. her zaman başka bir adı olacak aptallığımın. beni hep en sevdiklerine benzeterek öldürmeyi deneyecekler; böylesinden köpek gibi korktukları için. böylesini onlara yapmayacağımı bilerek ve içten içe buna boyun bükerek devam edecekler dövmeye. sadece bir yerde duruyor olacağım ve gerçekten bir şeylere çok benziyor olacağım. buna rağmen, onları haklı olabilme ihtimalim zehirleyecek.
--spoiler--
--spoiler--
Bir hareketlilik vardı üzerimde şamil abinin evini yerleştirirken. bir beklentim vardı sanki eşyalardan bile. şimdiyse gittiğim istikametin bir önemi yoktu. yolculuğun kendisi yetiyordu. o kadar çok kızdım, o kadar çok sevdim ve kıskandım. sadece sahip olabilme ihtimaliyle yaşadım bu güne kadar. bu bir insanın sahip olduklarını kaybetmesinden bile kötü bir şey olabilir. adını koyamadığım bir imkanım vardı ve canımın istediği her şeye benzetebilirdim her şeye. sanki bir hastalık yapıştı yakama ve ne yapıp edip , onu hep şekilsiz bıraktı. önce yanı başından geçip gittiğimiz ağaçlara ve çimenlere baktım, sonra aynada biraz kendime baktım. daha sonra cüzdanımdan rahmetli babamın resmini çıkarıp ona baktım. ne evimden ayrılmıştım ne de evime dönüyordum. sanırım kendime uygun bir yaşantıyı tasarladım bile kafamda. ağar ağar geçiyor her şey, tabii ki bulmayı ümit ediyorum. belki bulduğuma ikna olunca onu da reddederdim. belki bir gün öylesine güzel bir kız bana aşık olacaktı ki, bütün ağrılarımı dindirecek. o kızın sevdiği adam olmaktan başka hiçbir şey önemli olmayacak. ''sen kimsin'' diye sorduklarında kendimi böyle tanıtmaya başlayacağım. hiç kimse olana kadar yaşayacağım beni en çok sevenin kalbinde.
şimdi ben, beni gölgesine buyur etmiş insanların koynuna sığınmaya gidiyorum. orada duracağım öylece ama sıcak basınca sallayıp atacaklar beni. otogarda yolunu kaybetmiş ve adı sürekli anons edilen 8-9 yaşlarındaki sarışın erkek çocuğu gibiyim. her yere çıksa da bu yol, eninde sonunda beni ensemden tutup fırlatacaklar. sıcak bastı diye ya da bir ihtimal müthiş bir sevginin yarattığı panik ile yapacaklar bunu. fakat insan her zaman kendisini yaşayamadığı umduğu sona hazırlar.
ezbere bir hayat bitti diye kıyameti koparırlar. iyi olmak gerekecek fakat iyi olmak yetmeyecek; onun bile fazlasına dikeceğiz gözlerimizi yine ezbere bir hırs ile.
sonra ben, genç komşusuna müziğin sesini kıstıran bir adam olacağım. bir gün onlar hiç de öyle olmadığımı anlayabilsinler diye hep başkası olmak zorunda kalacağım. belki ölmeden bir açıklama yazarım, ''pardon! yanlış anladınız,'' diye başlarım yazıya.
yeterince gençken mazur görmeyecekler heyecanımı. her zaman başka bir adı olacak aptallığımın. beni hep en sevdiklerine benzeterek öldürmeyi deneyecekler; böylesinden köpek gibi korktukları için. böylesini onlara yapmayacağımı bilerek ve içten içe buna boyun bükerek devam edecekler dövmeye. sadece bir yerde duruyor olacağım ve gerçekten bir şeylere çok benziyor olacağım. buna rağmen, onları haklı olabilme ihtimalim zehirleyecek.
--spoiler--
bir çeşit insan.
hepimiz hayatımızın bir döneminde mutlaka kendimize bu sıfatı yakıştırıyoruz ama bazılarımız gerçekten su katılmamış aptal unvanını hakkıyla taşıyor.
söyledikleri, yaptıkları, davranışları ne kadar aptal olduğunu gösterirken ona buna laf atmaktan bir an bile geri kalmıyorlar o an ağızlarına kürekle çarpasım geliyor işte.
hepimiz hayatımızın bir döneminde mutlaka kendimize bu sıfatı yakıştırıyoruz ama bazılarımız gerçekten su katılmamış aptal unvanını hakkıyla taşıyor.
söyledikleri, yaptıkları, davranışları ne kadar aptal olduğunu gösterirken ona buna laf atmaktan bir an bile geri kalmıyorlar o an ağızlarına kürekle çarpasım geliyor işte.
feyyaz yiğit'in ikinci kitabı. ilk kitabı için: (bkz: olduğu kadar)
güncel Önemli Başlıklar
