bugün
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması17
- kızlar naber10
- gece gece bana bi çakmak lazım diyen kız7
- tutuklanmamak için akp'ye katılmak12
- asgari ücretle çalışan yazarlar4
- eli olmayanlar nasıl 31 çekiyor2
- g3 ile intihar etmek2
- komşuya kahveye gitmek8
- hamama gitmek4
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek13
- parmak kılları4
- erdal beşikçioğlu16
- yağmurcu neden akpli8
- arkadaşlar kahve içiyorum5
- en tehlikeli insan tipleri6
- tüik'in temmuz enflasyonu6
- bacınızı üniversiteye gönderir miydiniz2
- ömer çelik'in ertuğrul özkök'e franco tepkisi4
- taşaklardan birinin kayıp olması11
- yar2
- rak2
- nervio hamferdi10
- aile hekimi2
- manifest4
- trivagoya bakmadın mı2
- askeri ücretle evlenebilir mi12
- 3 ağustos 20263
- şükürcülük2
- mod geldi mod geldi4
- aklınıza gelen şarkı sözü10
- iş ilanı2
- çay içen kız13
- yeğen2
- sinem dedetaş10
- çok sıcak olması2
- smallville'deki konuk oyuncular6
- yanlış ata oynamak3
- arıların biraz mallaşmış olması4
- galatasaray10
- gammazların göze batması2
- bacanak3
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık15
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı2
- borsa4
- 03 ağustos 2026 abd iran müzakereleri4
- ateizm3
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- iş hayatı4
- isana3
engin ardıç'ın kaleme aldığı ve anketler üzerinden oyunlar oynayanları topa tuttuğu yazının başlığı.
Anketçi esnafı
Herifçioğlu anket yaptırmış, daha doğrusu "anket yaptırdım ayağından" masa başında uçuk bir soytarılık yumurtlamış, okuyucusunu yönlendireceğini sanıyor.
Sözde ankete göre AKP 192de kalıyormuş (hele şükür), fakat CHP de 122de (tüh), MHP 65 (o yeter ona), DP 39 (merkez sağda birleşme olsaydı iktidara gelecekti, yaktın bizi Erkan), ve fakat GP de 3 kişi çıkarıyor (bu durumda halka ucuz mazot içiremeyiz), bağımsızlar da 30...
Tam 99 kişi eksik...
Durum buymuş.
Sıradan okuyucu "vay be" diyecek, etkilenecek, AKP berbat durumda olduğu için oyunu ona verip ziyan etmeyecek.
Sıradan olmayan okuyucu bu tam sayfa soytarılığı deşmeye çalışacak ama.
Önce, bu anketin "istanbul ve Ankara dışındaki illerde" yapıldığını görecek. Bunun ne anlama geldiğini de soracak tabii kendi kendine. (Gazeteden hesap sormaya ileri ülkelerde rastlanır.)
Sonra, okudukça, anketin "ülke barajı dikkate alınmadan" yapılmış olduğunu da anlayacak. Bunun da ne anlama gelebileceğini daha çok merak edecek.
Daha aşağıda da, bu anketin öyle bilimsel milimsel olmadığını (vallahi iş ortağı Zülfü Livaneli'yi birinci gösteren Bülent Tanla'nın anketleri bile daha bilimseldi), bir tek haber ajansının (elbette kendi ajanslarının) taşra muhabirleri tarafından yapıldığını, daha doğrusu ortada somut bir "soru sorup yanıt alma durumunun" da bulunmadığını, meselenin yalnızca bulanık bir "nabız tutmadan" ibaret olduğunu anlayacak.
Ortada örnekleme yok, denek yok, kontrol sorusu yok, kontrol grubu yok, veri çözümlemesi yok, birşeyler tutulmuş ama neyin nasıl tutulduğu da belli değil.
"De bana hele muhtar emmi, reyini kime atacan, demirkırata mı altı oka mı" muhabbetleri!
O sayfayı görünce, ben de Boğaziçi Üniversitesi'nden aldığım Siyasal Bilimler diplomasından utandım.
Bizim arkadaşlar da tutuyorlar halkın şeyini... Nabzını... Ama buna dolandırıcılık karıştırmıyorlar, kahvede dört köylüyle sıcak Oralet içerken yaptıkları geyiğin sonuçlarını açık seçik "izlenim" şeklinde yazıyorlar. Doğrusu da budur. Ancak genel bir izlenim edinilebilir, "hava koklanır", o kadar. Öbür türlü ya kendini kandırırsın, ya okurunu, ya da ikisi birden.
Ama beriki, yaptığı şaklabanlığa ciddiyet kazandırmak için tam sayfa aday listelerini de yayınlar, istanbul ve Ankara dışındaki illerde tabii... Bu aday listelerinin daha önce her gazetede çarşaf çarşaf yayınlanmış olmaları önemli değildir, önemli olan, hiçkimsenin okumayacağı bitmez tükenmez ayrıntılarla sayfayı doldurup işe hava katmaktır.
Bu da kısa geleceğinden, illerde daha önce kazanmış olanların, yani şu andaki milletvekillerinin isimleri de aralara sokuşturularak şöyle bir hatırlatılacak...
Bütün bu tantanadan sonra da, utanmadan ve sıkılmadan, "asıl sonuçların istanbul ve Ankara'dan çıkacak oylarla belirleneceği, üstelik barajın da önemli bir etken olacağı" da söylenecek.
Üç-beş de fotoğraf koyacaksın tabii, acar muhabirlerimiz ayda ölü eşek ücretine sizler için ne büyük fedakârlıklarla Anadolunun tozlu yollarında şey tutuyorlar... Nabız...
Bunun adına da gazetecilik diyecekler.
"Fransa kralı Napolyon'u istanbul'u almak amacıyla gizlice Haydarpaşa'ya getirip oradan Sarayburnu'na baktırana" da muhabir dedikleri gibi.
Sonra da George Bush'u tanımayan, Turgut Özal'ı bilmeyen zavallı kenar mahalle kızlarıyla dalganı geçeceksin...
Orada bir de "ombudsman" sıfatıyla oturan çok sevdiğim bir arkadaş var.
Görevi, gazetenin "adeta yanlışlarını düzeltirmiş havasını yaratabilmesini" sağlamak.
Burada yönetici olsaydım kendisine hiç duraksamadan "bırak orayı, kalk gel buraya" derdim. Ne yazık ki bu gücüm yok.
Ama haysiyetim var: Doymak bilmeyen hırsları ve iştahlarıyla günün birinde Akşam Gazetesi'ni de ele geçirirlerse, Sabah'ı çaktırmadan almaya çalıştıkları gibi... Beni nah bulurlar
Anketçi esnafı
Herifçioğlu anket yaptırmış, daha doğrusu "anket yaptırdım ayağından" masa başında uçuk bir soytarılık yumurtlamış, okuyucusunu yönlendireceğini sanıyor.
Sözde ankete göre AKP 192de kalıyormuş (hele şükür), fakat CHP de 122de (tüh), MHP 65 (o yeter ona), DP 39 (merkez sağda birleşme olsaydı iktidara gelecekti, yaktın bizi Erkan), ve fakat GP de 3 kişi çıkarıyor (bu durumda halka ucuz mazot içiremeyiz), bağımsızlar da 30...
Tam 99 kişi eksik...
Durum buymuş.
Sıradan okuyucu "vay be" diyecek, etkilenecek, AKP berbat durumda olduğu için oyunu ona verip ziyan etmeyecek.
Sıradan olmayan okuyucu bu tam sayfa soytarılığı deşmeye çalışacak ama.
Önce, bu anketin "istanbul ve Ankara dışındaki illerde" yapıldığını görecek. Bunun ne anlama geldiğini de soracak tabii kendi kendine. (Gazeteden hesap sormaya ileri ülkelerde rastlanır.)
Sonra, okudukça, anketin "ülke barajı dikkate alınmadan" yapılmış olduğunu da anlayacak. Bunun da ne anlama gelebileceğini daha çok merak edecek.
Daha aşağıda da, bu anketin öyle bilimsel milimsel olmadığını (vallahi iş ortağı Zülfü Livaneli'yi birinci gösteren Bülent Tanla'nın anketleri bile daha bilimseldi), bir tek haber ajansının (elbette kendi ajanslarının) taşra muhabirleri tarafından yapıldığını, daha doğrusu ortada somut bir "soru sorup yanıt alma durumunun" da bulunmadığını, meselenin yalnızca bulanık bir "nabız tutmadan" ibaret olduğunu anlayacak.
Ortada örnekleme yok, denek yok, kontrol sorusu yok, kontrol grubu yok, veri çözümlemesi yok, birşeyler tutulmuş ama neyin nasıl tutulduğu da belli değil.
"De bana hele muhtar emmi, reyini kime atacan, demirkırata mı altı oka mı" muhabbetleri!
O sayfayı görünce, ben de Boğaziçi Üniversitesi'nden aldığım Siyasal Bilimler diplomasından utandım.
Bizim arkadaşlar da tutuyorlar halkın şeyini... Nabzını... Ama buna dolandırıcılık karıştırmıyorlar, kahvede dört köylüyle sıcak Oralet içerken yaptıkları geyiğin sonuçlarını açık seçik "izlenim" şeklinde yazıyorlar. Doğrusu da budur. Ancak genel bir izlenim edinilebilir, "hava koklanır", o kadar. Öbür türlü ya kendini kandırırsın, ya okurunu, ya da ikisi birden.
Ama beriki, yaptığı şaklabanlığa ciddiyet kazandırmak için tam sayfa aday listelerini de yayınlar, istanbul ve Ankara dışındaki illerde tabii... Bu aday listelerinin daha önce her gazetede çarşaf çarşaf yayınlanmış olmaları önemli değildir, önemli olan, hiçkimsenin okumayacağı bitmez tükenmez ayrıntılarla sayfayı doldurup işe hava katmaktır.
Bu da kısa geleceğinden, illerde daha önce kazanmış olanların, yani şu andaki milletvekillerinin isimleri de aralara sokuşturularak şöyle bir hatırlatılacak...
Bütün bu tantanadan sonra da, utanmadan ve sıkılmadan, "asıl sonuçların istanbul ve Ankara'dan çıkacak oylarla belirleneceği, üstelik barajın da önemli bir etken olacağı" da söylenecek.
Üç-beş de fotoğraf koyacaksın tabii, acar muhabirlerimiz ayda ölü eşek ücretine sizler için ne büyük fedakârlıklarla Anadolunun tozlu yollarında şey tutuyorlar... Nabız...
Bunun adına da gazetecilik diyecekler.
"Fransa kralı Napolyon'u istanbul'u almak amacıyla gizlice Haydarpaşa'ya getirip oradan Sarayburnu'na baktırana" da muhabir dedikleri gibi.
Sonra da George Bush'u tanımayan, Turgut Özal'ı bilmeyen zavallı kenar mahalle kızlarıyla dalganı geçeceksin...
Orada bir de "ombudsman" sıfatıyla oturan çok sevdiğim bir arkadaş var.
Görevi, gazetenin "adeta yanlışlarını düzeltirmiş havasını yaratabilmesini" sağlamak.
Burada yönetici olsaydım kendisine hiç duraksamadan "bırak orayı, kalk gel buraya" derdim. Ne yazık ki bu gücüm yok.
Ama haysiyetim var: Doymak bilmeyen hırsları ve iştahlarıyla günün birinde Akşam Gazetesi'ni de ele geçirirlerse, Sabah'ı çaktırmadan almaya çalıştıkları gibi... Beni nah bulurlar
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar