bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri48
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- claudian clouds33
- sözlük kızlarının kekleri24
- uludağ itiraf19
- yaşanmamışların yası6
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- yazarların akşam yemekleri6
- cok da abartmaya gerek uok6
- insan ne ister5
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- en iyi vampir filmi4
- anın görüntüsü25
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- meriç dükalığı8
- islamda namaz yoktur30
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- kadınlar7
- true'nun engelli olması6
- sevdiğiniz yazarlar8
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- okan buruk9
- fusya semsiyeli yabanci22
- dantelli sütyen takan erkek12
- kürdistan10
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- sarapci koala hatayi33
- en iyi kurt adam filmi3
- ölümden korkuyor musunuz17
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- allah11
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- günün sözü16
- sözlük yazarlarının gerçek adları40
- kültür2
- sözlük yazarlarının kombinleri18
- kuran2
- intothenirvana2
- ekşi sözlükteki entrymin 4256 artı oy alması7
- tai lung8
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- yesene beni diyen kız9
- true ile tatlı sert3
- gecenin şarkısı10
- sözlüğün ölü gibi olması5
engin ardıç'ın kaleme aldığı ve anketler üzerinden oyunlar oynayanları topa tuttuğu yazının başlığı.
Anketçi esnafı
Herifçioğlu anket yaptırmış, daha doğrusu "anket yaptırdım ayağından" masa başında uçuk bir soytarılık yumurtlamış, okuyucusunu yönlendireceğini sanıyor.
Sözde ankete göre AKP 192de kalıyormuş (hele şükür), fakat CHP de 122de (tüh), MHP 65 (o yeter ona), DP 39 (merkez sağda birleşme olsaydı iktidara gelecekti, yaktın bizi Erkan), ve fakat GP de 3 kişi çıkarıyor (bu durumda halka ucuz mazot içiremeyiz), bağımsızlar da 30...
Tam 99 kişi eksik...
Durum buymuş.
Sıradan okuyucu "vay be" diyecek, etkilenecek, AKP berbat durumda olduğu için oyunu ona verip ziyan etmeyecek.
Sıradan olmayan okuyucu bu tam sayfa soytarılığı deşmeye çalışacak ama.
Önce, bu anketin "istanbul ve Ankara dışındaki illerde" yapıldığını görecek. Bunun ne anlama geldiğini de soracak tabii kendi kendine. (Gazeteden hesap sormaya ileri ülkelerde rastlanır.)
Sonra, okudukça, anketin "ülke barajı dikkate alınmadan" yapılmış olduğunu da anlayacak. Bunun da ne anlama gelebileceğini daha çok merak edecek.
Daha aşağıda da, bu anketin öyle bilimsel milimsel olmadığını (vallahi iş ortağı Zülfü Livaneli'yi birinci gösteren Bülent Tanla'nın anketleri bile daha bilimseldi), bir tek haber ajansının (elbette kendi ajanslarının) taşra muhabirleri tarafından yapıldığını, daha doğrusu ortada somut bir "soru sorup yanıt alma durumunun" da bulunmadığını, meselenin yalnızca bulanık bir "nabız tutmadan" ibaret olduğunu anlayacak.
Ortada örnekleme yok, denek yok, kontrol sorusu yok, kontrol grubu yok, veri çözümlemesi yok, birşeyler tutulmuş ama neyin nasıl tutulduğu da belli değil.
"De bana hele muhtar emmi, reyini kime atacan, demirkırata mı altı oka mı" muhabbetleri!
O sayfayı görünce, ben de Boğaziçi Üniversitesi'nden aldığım Siyasal Bilimler diplomasından utandım.
Bizim arkadaşlar da tutuyorlar halkın şeyini... Nabzını... Ama buna dolandırıcılık karıştırmıyorlar, kahvede dört köylüyle sıcak Oralet içerken yaptıkları geyiğin sonuçlarını açık seçik "izlenim" şeklinde yazıyorlar. Doğrusu da budur. Ancak genel bir izlenim edinilebilir, "hava koklanır", o kadar. Öbür türlü ya kendini kandırırsın, ya okurunu, ya da ikisi birden.
Ama beriki, yaptığı şaklabanlığa ciddiyet kazandırmak için tam sayfa aday listelerini de yayınlar, istanbul ve Ankara dışındaki illerde tabii... Bu aday listelerinin daha önce her gazetede çarşaf çarşaf yayınlanmış olmaları önemli değildir, önemli olan, hiçkimsenin okumayacağı bitmez tükenmez ayrıntılarla sayfayı doldurup işe hava katmaktır.
Bu da kısa geleceğinden, illerde daha önce kazanmış olanların, yani şu andaki milletvekillerinin isimleri de aralara sokuşturularak şöyle bir hatırlatılacak...
Bütün bu tantanadan sonra da, utanmadan ve sıkılmadan, "asıl sonuçların istanbul ve Ankara'dan çıkacak oylarla belirleneceği, üstelik barajın da önemli bir etken olacağı" da söylenecek.
Üç-beş de fotoğraf koyacaksın tabii, acar muhabirlerimiz ayda ölü eşek ücretine sizler için ne büyük fedakârlıklarla Anadolunun tozlu yollarında şey tutuyorlar... Nabız...
Bunun adına da gazetecilik diyecekler.
"Fransa kralı Napolyon'u istanbul'u almak amacıyla gizlice Haydarpaşa'ya getirip oradan Sarayburnu'na baktırana" da muhabir dedikleri gibi.
Sonra da George Bush'u tanımayan, Turgut Özal'ı bilmeyen zavallı kenar mahalle kızlarıyla dalganı geçeceksin...
Orada bir de "ombudsman" sıfatıyla oturan çok sevdiğim bir arkadaş var.
Görevi, gazetenin "adeta yanlışlarını düzeltirmiş havasını yaratabilmesini" sağlamak.
Burada yönetici olsaydım kendisine hiç duraksamadan "bırak orayı, kalk gel buraya" derdim. Ne yazık ki bu gücüm yok.
Ama haysiyetim var: Doymak bilmeyen hırsları ve iştahlarıyla günün birinde Akşam Gazetesi'ni de ele geçirirlerse, Sabah'ı çaktırmadan almaya çalıştıkları gibi... Beni nah bulurlar
Anketçi esnafı
Herifçioğlu anket yaptırmış, daha doğrusu "anket yaptırdım ayağından" masa başında uçuk bir soytarılık yumurtlamış, okuyucusunu yönlendireceğini sanıyor.
Sözde ankete göre AKP 192de kalıyormuş (hele şükür), fakat CHP de 122de (tüh), MHP 65 (o yeter ona), DP 39 (merkez sağda birleşme olsaydı iktidara gelecekti, yaktın bizi Erkan), ve fakat GP de 3 kişi çıkarıyor (bu durumda halka ucuz mazot içiremeyiz), bağımsızlar da 30...
Tam 99 kişi eksik...
Durum buymuş.
Sıradan okuyucu "vay be" diyecek, etkilenecek, AKP berbat durumda olduğu için oyunu ona verip ziyan etmeyecek.
Sıradan olmayan okuyucu bu tam sayfa soytarılığı deşmeye çalışacak ama.
Önce, bu anketin "istanbul ve Ankara dışındaki illerde" yapıldığını görecek. Bunun ne anlama geldiğini de soracak tabii kendi kendine. (Gazeteden hesap sormaya ileri ülkelerde rastlanır.)
Sonra, okudukça, anketin "ülke barajı dikkate alınmadan" yapılmış olduğunu da anlayacak. Bunun da ne anlama gelebileceğini daha çok merak edecek.
Daha aşağıda da, bu anketin öyle bilimsel milimsel olmadığını (vallahi iş ortağı Zülfü Livaneli'yi birinci gösteren Bülent Tanla'nın anketleri bile daha bilimseldi), bir tek haber ajansının (elbette kendi ajanslarının) taşra muhabirleri tarafından yapıldığını, daha doğrusu ortada somut bir "soru sorup yanıt alma durumunun" da bulunmadığını, meselenin yalnızca bulanık bir "nabız tutmadan" ibaret olduğunu anlayacak.
Ortada örnekleme yok, denek yok, kontrol sorusu yok, kontrol grubu yok, veri çözümlemesi yok, birşeyler tutulmuş ama neyin nasıl tutulduğu da belli değil.
"De bana hele muhtar emmi, reyini kime atacan, demirkırata mı altı oka mı" muhabbetleri!
O sayfayı görünce, ben de Boğaziçi Üniversitesi'nden aldığım Siyasal Bilimler diplomasından utandım.
Bizim arkadaşlar da tutuyorlar halkın şeyini... Nabzını... Ama buna dolandırıcılık karıştırmıyorlar, kahvede dört köylüyle sıcak Oralet içerken yaptıkları geyiğin sonuçlarını açık seçik "izlenim" şeklinde yazıyorlar. Doğrusu da budur. Ancak genel bir izlenim edinilebilir, "hava koklanır", o kadar. Öbür türlü ya kendini kandırırsın, ya okurunu, ya da ikisi birden.
Ama beriki, yaptığı şaklabanlığa ciddiyet kazandırmak için tam sayfa aday listelerini de yayınlar, istanbul ve Ankara dışındaki illerde tabii... Bu aday listelerinin daha önce her gazetede çarşaf çarşaf yayınlanmış olmaları önemli değildir, önemli olan, hiçkimsenin okumayacağı bitmez tükenmez ayrıntılarla sayfayı doldurup işe hava katmaktır.
Bu da kısa geleceğinden, illerde daha önce kazanmış olanların, yani şu andaki milletvekillerinin isimleri de aralara sokuşturularak şöyle bir hatırlatılacak...
Bütün bu tantanadan sonra da, utanmadan ve sıkılmadan, "asıl sonuçların istanbul ve Ankara'dan çıkacak oylarla belirleneceği, üstelik barajın da önemli bir etken olacağı" da söylenecek.
Üç-beş de fotoğraf koyacaksın tabii, acar muhabirlerimiz ayda ölü eşek ücretine sizler için ne büyük fedakârlıklarla Anadolunun tozlu yollarında şey tutuyorlar... Nabız...
Bunun adına da gazetecilik diyecekler.
"Fransa kralı Napolyon'u istanbul'u almak amacıyla gizlice Haydarpaşa'ya getirip oradan Sarayburnu'na baktırana" da muhabir dedikleri gibi.
Sonra da George Bush'u tanımayan, Turgut Özal'ı bilmeyen zavallı kenar mahalle kızlarıyla dalganı geçeceksin...
Orada bir de "ombudsman" sıfatıyla oturan çok sevdiğim bir arkadaş var.
Görevi, gazetenin "adeta yanlışlarını düzeltirmiş havasını yaratabilmesini" sağlamak.
Burada yönetici olsaydım kendisine hiç duraksamadan "bırak orayı, kalk gel buraya" derdim. Ne yazık ki bu gücüm yok.
Ama haysiyetim var: Doymak bilmeyen hırsları ve iştahlarıyla günün birinde Akşam Gazetesi'ni de ele geçirirlerse, Sabah'ı çaktırmadan almaya çalıştıkları gibi... Beni nah bulurlar
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar