bugün
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi16
- türkiye nin en büyük sorunu8
- 30 yaşından sonra aşk meşk işlerinin bitmesi8
- eskortluk yapan sözlük yazarı34
- bir sözlük erkeğini dağa kaldırmak3
- galatasaray ın en muhteşem üçlüsü4
- zenginlik göstergesi3
- 19 ekim 20264
- yazarların almak istediği kol saatleri4
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı7
- usualsuspects'in ayağı10
- kendi yaptığın yoğurt3
- fatma betül sayan kaya7
- kolye142
- çakarlı araçlara yol vermiyoruz kampanyası5
- yazarlara gelen son mesaj3
- git commit mesajı yazma kültürü3
- karın seni çok üzüyor diyen sekreter8
- ishale iyi gelen şeyler4
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- aöf aşçılık4
- faizsiz ev ve arabada yeni dönem2
- kadınların yedekte erkek tutması9
- uzaylı gelinler evlenirken duvar takıyor mu6
- türk esnafı10
- uzaylılar madencilik yapıyorlar mı2
- opera tarayıcı6
- anın görüntüsü19
- pişmiş yufka2
- türküm doğruyum çalışkanım11
- köklersem rahat girer diyen tip2
- uzaylılar zamanı bükebilir mi2
- iltica27
- benimle bir gece geçirir misin diyen yazar2
- bm dünya gıda programı'nın gazze yardımını kesmesi2
- uzaylılar diyet yapar mı2
- salvador dali2
- fon vurgunu29
- aykolik efendi6
- bilgisayar almak2
- bugün ne oldu3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı9
- ofis pornosu13
- ben bir yahudiyim4
- keşke nickim şu yazarınki olsaydı denen nickler4
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- ilişkiye ara vermek10
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek8
- cam açık ve çıplak uyumak6
yılmaz erdoğan ŞiiRiDiR.
nasıl hecelersen hecele
hep aynı biçimde yazılıyor
ayrılık
çok yol bilenler geçti
ayağını yordamına göre uzatan
kurdun kuşun bileceği hal değilmiş ya öylesi işte
eski sözlere yeni kafiye bulmak gerekmez
suyu sefası kendine yeten
stabilize bir eğlenmektir hayat
her sevdalıya aşık atmak gerekmez
sen, o hep önden giden
çatallanan bahçesindeyken sevişmenin
ki çıplak ve bensizliği ele almışken
ne anlattığını bilmek istemeyen
şiirler getiririm arkandan
bir devrik cümlem kalır acınası
iki çekingen benzetmem belki
ve derisi soyulmuş bir nakaratım kalır
yoluna ağladığım o türküden
artık ehemmiyeti kalmaz
köprünün
ve hoş gül içimlik suların
ya da
-içkiden olsa gerek-
masayı yıkan ormancının
nasıl kıydın diye sormanın da manası yoktur
suç delilleri ortadadır
ve zaten
kim olsa katılır akışına gerisinin
aman ormancı
canım ormancı
köyümüze bıraktın
yoktan bir acı
acı köyde ya o yüzden türkü,
yoksa roman olacak
kentimizde geçse öyküsü
bir de gülüşün kalır
dişlerinin etrafından
ve bilişin kalır
her şeyi ama her şeyi
eski haliyle
nasıl hecelersen hecele
hep aynı biçimde yazılıyor
ayrılık
çok yol bilenler geçti
ayağını yordamına göre uzatan
kurdun kuşun bileceği hal değilmiş ya öylesi işte
eski sözlere yeni kafiye bulmak gerekmez
suyu sefası kendine yeten
stabilize bir eğlenmektir hayat
her sevdalıya aşık atmak gerekmez
sen, o hep önden giden
çatallanan bahçesindeyken sevişmenin
ki çıplak ve bensizliği ele almışken
ne anlattığını bilmek istemeyen
şiirler getiririm arkandan
bir devrik cümlem kalır acınası
iki çekingen benzetmem belki
ve derisi soyulmuş bir nakaratım kalır
yoluna ağladığım o türküden
artık ehemmiyeti kalmaz
köprünün
ve hoş gül içimlik suların
ya da
-içkiden olsa gerek-
masayı yıkan ormancının
nasıl kıydın diye sormanın da manası yoktur
suç delilleri ortadadır
ve zaten
kim olsa katılır akışına gerisinin
aman ormancı
canım ormancı
köyümüze bıraktın
yoktan bir acı
acı köyde ya o yüzden türkü,
yoksa roman olacak
kentimizde geçse öyküsü
bir de gülüşün kalır
dişlerinin etrafından
ve bilişin kalır
her şeyi ama her şeyi
eski haliyle
müzeyyen senar' ın sesinden bir başkadır "aman ormancı." rakı mezesidir, rakının yanında en iyi giden şeydir.
babamın en sevdiği şarkı imiş. babamı pek bilmem ama bu şarkıyı her dinlediğimde boğazımda düğümlenen şeyi çok iyi bilirim.
--spoiler--
Temmuz 1946'da Muğla'nın Gevenes köyünde köy muhtarı Tevfik Cezayir ile en yakın arkadaşı Mustafa Şahbudak, köy kahvesi olan Belen Kahvesi'nde her akşam olduğu gibi dama oynamaktadır. O sırada köye gelen ormancı Mustafa ile Mustafa Şahbudak arasında bir tartışma yaşanır.Tartışmanın büyümesiyle ormancı, Mustafa'yı kolundan yaralar. Arkadaşının yaralandığını ve kan aktığını gören Muhtar Tevfik kavgayı ayırmak için araya girer. Bu sırada Mustafa Şahbudak'ın silahı ateş alır ve çıkan kurşunlar arkadaşı ve Muhtar Tevfik'e isabet eder.
Ağır yaralanan Muhtar Tevfik, Muğla Devlet Hastanesi'ne kaldırılsa da kan kaybından vefat eder. Arkadaşını vuran Mustafa büyük bir pişmanlık yaşar ve arkadaşının ölümüne çok üzülür. Yaşanan bu büyük acı ve dostluk dramı, olaydan etkilenen Değirmenci Pisili Tahir Usta tarafından bestelenerek günümüze kadar gelen ünlü Ormancı Türküsü'nü ortaya çıkarır.Olayın geçtiği ve Muğla'nın Menteşe ilçesine bağlı olan bu yer, günümüzde Belen Kahvesi olarak ziyaret edilebilmektedir. Kahvenin içerisinde dönemi yansıtan maketler ve fotoğraflar yer alır.
--spoiler--
Orhan hakalmaZ'ın güzel okuduğu türküdür.
Temmuz 1946'da Muğla'nın Gevenes köyünde köy muhtarı Tevfik Cezayir ile en yakın arkadaşı Mustafa Şahbudak, köy kahvesi olan Belen Kahvesi'nde her akşam olduğu gibi dama oynamaktadır. O sırada köye gelen ormancı Mustafa ile Mustafa Şahbudak arasında bir tartışma yaşanır.Tartışmanın büyümesiyle ormancı, Mustafa'yı kolundan yaralar. Arkadaşının yaralandığını ve kan aktığını gören Muhtar Tevfik kavgayı ayırmak için araya girer. Bu sırada Mustafa Şahbudak'ın silahı ateş alır ve çıkan kurşunlar arkadaşı ve Muhtar Tevfik'e isabet eder.
Ağır yaralanan Muhtar Tevfik, Muğla Devlet Hastanesi'ne kaldırılsa da kan kaybından vefat eder. Arkadaşını vuran Mustafa büyük bir pişmanlık yaşar ve arkadaşının ölümüne çok üzülür. Yaşanan bu büyük acı ve dostluk dramı, olaydan etkilenen Değirmenci Pisili Tahir Usta tarafından bestelenerek günümüze kadar gelen ünlü Ormancı Türküsü'nü ortaya çıkarır.Olayın geçtiği ve Muğla'nın Menteşe ilçesine bağlı olan bu yer, günümüzde Belen Kahvesi olarak ziyaret edilebilmektedir. Kahvenin içerisinde dönemi yansıtan maketler ve fotoğraflar yer alır.
--spoiler--
Orhan hakalmaZ'ın güzel okuduğu türküdür.
(bkz: canım ormancı)
aylar önce televizyonda rastladığım bir haberde ormancıların isyan etmesine sebebiyet veren türküdür. ormancılar, türkünün kendilerine kötü bir imaj kazandırdığından şikayetçi idiler. sonra ne oldu ne bitti bilmem.
edit: eeee... meğer başlık başıma kaldı, türküyle ilgili azcık bilgi vermekte benim başıma kalmış olsun.
Gevenes köyünde 1922 yılında dünyaya gelen Mustafa Şahbudak, ağa çocuğudur. Mustafanın en yakın arkadaşı köy muhtarı Tevfik Cezayir'dir. Her akşam köy kahvesinde dama oynayan iki arkadaşın iddialı ve dostane karşılaşmaları kahvehanedekiler tarafından da ilgi ile izlenir. 1946 yılının bir Temmuz gününde, Mustafa Şahbudak ve Muhtar Tevfik Cezayir, yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında 'Sarı Memet' lakaplı Orman Memuru Mehmet in çıkagelir. Mehmet, sarhoştur. Bir gün önce, komşu Çiftlik köyünde yangın çıkmıştır. Ormancı, yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için bekçiyi muhtardan ister. Ancak bu arada 1946 seçimlerinin evrakı da Yatağana gönderilecektir. Her türlü evrak Yatağana köy bekçisi tarafından götürülmektedir. Muhtar Cezayirli, 'Olmaz, daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. Bekçiyi gönderemem' cevabını verir. Bunun üzerine ormancı ile muhtar arasında tartışma başlar. Muhtar Tevfik Cezayirli, 'Ayıp ediyorsun Mehmet, bize müsaade et' der ve oyuna devam eder.
Ormancı dama masasına bir yumruk atar. Mustafa Şahbudak, bu davranışa tahammül edemez ve ormancıyı tokatlar. Olayın büyüyeceğini anlayan köylüler, ormancıyı sakinleşmesi için kahvenin arka tarafına götürürler. Ormancı bağırarak küfürler savurmaktadır. Küfürler Mustafa Şahbudakın tahammül sınırını daha da zorlar. Şahbudak, yerinden kalkar, ormancının üzerine yürür. Ormancı Mehmet, kamasını çıkarıp Mustafa Şahbudakı kolundan yaralar. O zaman, Mustafa Şahbudak ormancıyı korkutmak için, belindeki tabancayı çıkarır, yere doğru ateş eder. Muhtar, ormancının ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. Fakat, Mustafa tetiği çoktan çekmiştir ve kurşun muhtar Tevfik Cezayir'e isabet eder. Ormancı Mehmet in, bunun üzerine kaçmaya başlar. Mustafa Şahbudak kaçmasın diye, bir el daha ateş eder. Bu ateş de öldürmek için değil, kaçmasına engel olmak içindir. ikinci atışta Mehmet in, yere düşer. Arka cebinde tütün tabakası olduğu için, ona bir şey olmaz. Ama Tevfik kanlar içindedir.
O günlerin imkânsızlıkları içerisinde Tevfiki, tahta bir sal üzerinde köyden 23 kilometre uzaklıktaki Muğla Devlet Hastanesine götürürler. Tevfik, çok kan kaybetmektedir. Mustafa, Doktor Veli Beye, Babamın selamı var, bu adamı iyileştir diye yalvarır. Doktor Veli Bey, O ölecek, önce senin kolunu saralım diye yanıt verir. O sırada Tevfik eliyle işaret edip Mustafayı yanına çağırarak, Ben ölüyorum, hakkını helal et dedikten sonra can verir.
Mustafa, en yakın arkadaşını öldürdüğü için teslim olur, 4 yıl ceza alır. Cezaevindeyken her gece Tevfik rüyasına girer. Ancak ormancıya kini gittikçe artar.
Bu acı olaydan sonra köyde kalamayacağını anlayan Mehmet in ise, tayinini ister, Kavaklıdere Orman Müdürlüğüne atanır. Aslen Marmarislidir. Emekliliğinden sonra oraya yerleşir. Doksanlı yılların başında da ölür.
Mustafa Şahbudak da, cezaevinden çıktıktan sonra, anılarla dolu o köyde yaşayamayacağını anlayıp, Muğlaya yerleşir. Çok sevdiği, günlerini birlikte geçirdiği arkadaşı Muhtar Tevfik Cezayiri öldürdüğünde, arkada 25 yaşında bir eş ve 3 çocuk bırakır. Muhtarın eşi Pembe, bu acıya dayanamayıp birkaç yıl sonra akli dengesini yitirir. Oğlunun biri izmire yerleşir. Diğer oğlu ile kızı, köyde evlenirler ve hayatlarını orada sürdürmeye devam ederler.
Bu arada Mustafa'nın anne tarafından akrabası olan Değirmenci Pisili Tahir Usta Gevenes Köyünde yaşanan bu acı olayın türküsünü bestelemiştir. Bu türkü bugün düğünlerde okunan, herkesin diline düşen Ormancı türküsüdür. Hayatının kalan yıllarını bu olayı unutmaya çalışarak geçiren Mustafa Şahbudak da 28 Mart 2005 günü izmir Ege Üniversitesi Hastanesinde 83 yaşında ölür.
kaynak: vikipedi.(kopyala yapıştır yapılmıştır)
edit: eeee... meğer başlık başıma kaldı, türküyle ilgili azcık bilgi vermekte benim başıma kalmış olsun.
Gevenes köyünde 1922 yılında dünyaya gelen Mustafa Şahbudak, ağa çocuğudur. Mustafanın en yakın arkadaşı köy muhtarı Tevfik Cezayir'dir. Her akşam köy kahvesinde dama oynayan iki arkadaşın iddialı ve dostane karşılaşmaları kahvehanedekiler tarafından da ilgi ile izlenir. 1946 yılının bir Temmuz gününde, Mustafa Şahbudak ve Muhtar Tevfik Cezayir, yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında 'Sarı Memet' lakaplı Orman Memuru Mehmet in çıkagelir. Mehmet, sarhoştur. Bir gün önce, komşu Çiftlik köyünde yangın çıkmıştır. Ormancı, yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için bekçiyi muhtardan ister. Ancak bu arada 1946 seçimlerinin evrakı da Yatağana gönderilecektir. Her türlü evrak Yatağana köy bekçisi tarafından götürülmektedir. Muhtar Cezayirli, 'Olmaz, daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. Bekçiyi gönderemem' cevabını verir. Bunun üzerine ormancı ile muhtar arasında tartışma başlar. Muhtar Tevfik Cezayirli, 'Ayıp ediyorsun Mehmet, bize müsaade et' der ve oyuna devam eder.
Ormancı dama masasına bir yumruk atar. Mustafa Şahbudak, bu davranışa tahammül edemez ve ormancıyı tokatlar. Olayın büyüyeceğini anlayan köylüler, ormancıyı sakinleşmesi için kahvenin arka tarafına götürürler. Ormancı bağırarak küfürler savurmaktadır. Küfürler Mustafa Şahbudakın tahammül sınırını daha da zorlar. Şahbudak, yerinden kalkar, ormancının üzerine yürür. Ormancı Mehmet, kamasını çıkarıp Mustafa Şahbudakı kolundan yaralar. O zaman, Mustafa Şahbudak ormancıyı korkutmak için, belindeki tabancayı çıkarır, yere doğru ateş eder. Muhtar, ormancının ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. Fakat, Mustafa tetiği çoktan çekmiştir ve kurşun muhtar Tevfik Cezayir'e isabet eder. Ormancı Mehmet in, bunun üzerine kaçmaya başlar. Mustafa Şahbudak kaçmasın diye, bir el daha ateş eder. Bu ateş de öldürmek için değil, kaçmasına engel olmak içindir. ikinci atışta Mehmet in, yere düşer. Arka cebinde tütün tabakası olduğu için, ona bir şey olmaz. Ama Tevfik kanlar içindedir.
O günlerin imkânsızlıkları içerisinde Tevfiki, tahta bir sal üzerinde köyden 23 kilometre uzaklıktaki Muğla Devlet Hastanesine götürürler. Tevfik, çok kan kaybetmektedir. Mustafa, Doktor Veli Beye, Babamın selamı var, bu adamı iyileştir diye yalvarır. Doktor Veli Bey, O ölecek, önce senin kolunu saralım diye yanıt verir. O sırada Tevfik eliyle işaret edip Mustafayı yanına çağırarak, Ben ölüyorum, hakkını helal et dedikten sonra can verir.
Mustafa, en yakın arkadaşını öldürdüğü için teslim olur, 4 yıl ceza alır. Cezaevindeyken her gece Tevfik rüyasına girer. Ancak ormancıya kini gittikçe artar.
Bu acı olaydan sonra köyde kalamayacağını anlayan Mehmet in ise, tayinini ister, Kavaklıdere Orman Müdürlüğüne atanır. Aslen Marmarislidir. Emekliliğinden sonra oraya yerleşir. Doksanlı yılların başında da ölür.
Mustafa Şahbudak da, cezaevinden çıktıktan sonra, anılarla dolu o köyde yaşayamayacağını anlayıp, Muğlaya yerleşir. Çok sevdiği, günlerini birlikte geçirdiği arkadaşı Muhtar Tevfik Cezayiri öldürdüğünde, arkada 25 yaşında bir eş ve 3 çocuk bırakır. Muhtarın eşi Pembe, bu acıya dayanamayıp birkaç yıl sonra akli dengesini yitirir. Oğlunun biri izmire yerleşir. Diğer oğlu ile kızı, köyde evlenirler ve hayatlarını orada sürdürmeye devam ederler.
Bu arada Mustafa'nın anne tarafından akrabası olan Değirmenci Pisili Tahir Usta Gevenes Köyünde yaşanan bu acı olayın türküsünü bestelemiştir. Bu türkü bugün düğünlerde okunan, herkesin diline düşen Ormancı türküsüdür. Hayatının kalan yıllarını bu olayı unutmaya çalışarak geçiren Mustafa Şahbudak da 28 Mart 2005 günü izmir Ege Üniversitesi Hastanesinde 83 yaşında ölür.
kaynak: vikipedi.(kopyala yapıştır yapılmıştır)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar