bugün
- velvet vs nervio18
- sözlük kızlarının kombinleri15
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması11
- 1 saatte 10 bira içmek7
- anna karenina'ya orospu diyen beyinsiz adi köpek6
- slavko vincic15
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı59
- 6 aydan uzun üyelerin çaylak olmaması5
- true hanın gazabı9
- bugün sözlük b k gibi3
- bilgi içerikli entry girmeyen siktirsin gitsin3
- bu mesajı 10 kişiye göndermeyelerin durumu7
- true vs tuvalet terliği3
- silinmesi gereken yazar varsa buyurun4
- hayran olunan yazarin entrylerini takip etmek2
- tarla bellemek2
- sözlükte flörtleşmek3
- sözlük kimsenin tekelinde değildir9
- arjantin'in 115 dakika şut atamaması7
- tememda kenka nalaka10
- sapık yazarı silmeyen moderasyon3
- suya verilen en çok para4
- lazerle kedi oynatmak2
- dune6
- mazda2
- çingeneyle sevişmek6
- üç cisim problemi4
- 2026 dünya kupası24
- nervio10
- ekşi sözlük6
- istiklal caddesinde yürümek2
- messi ve arjantin'in tüm dünyaya rezil olması3
- istanbul un çok pahalı olması7
- bir yıldız duruyordu aniden hareket edip gitti5
- kadınlar şaire aşık olur müteahitle evlenir4
- atv turu2
- çift taraflı testis kanseri teşhisi8
- trt'nin devre arası konserini göstermemesi4
- yan sanayi telefon pili2
- iranın bir türlü barış anlaşmasına yanaşmaması10
- begonvil2
- allah başımızdan erdoğan'ı eksik etmesin7
- sözlük kızlarının ayakkabıları2
- zamanbaba mokv dir6
- oğuzhan uğur13
- okuduğunu anlamaktan aciz insan2
- truenun yetkili olması7
- gammazlık8
- küçük prensin yılanı ve özgürlük2
--spoiler--
Temmuz 1946'da Muğla'nın Gevenes köyünde köy muhtarı Tevfik Cezayir ile en yakın arkadaşı Mustafa Şahbudak, köy kahvesi olan Belen Kahvesi'nde her akşam olduğu gibi dama oynamaktadır. O sırada köye gelen ormancı Mustafa ile Mustafa Şahbudak arasında bir tartışma yaşanır.Tartışmanın büyümesiyle ormancı, Mustafa'yı kolundan yaralar. Arkadaşının yaralandığını ve kan aktığını gören Muhtar Tevfik kavgayı ayırmak için araya girer. Bu sırada Mustafa Şahbudak'ın silahı ateş alır ve çıkan kurşunlar arkadaşı ve Muhtar Tevfik'e isabet eder.
Ağır yaralanan Muhtar Tevfik, Muğla Devlet Hastanesi'ne kaldırılsa da kan kaybından vefat eder. Arkadaşını vuran Mustafa büyük bir pişmanlık yaşar ve arkadaşının ölümüne çok üzülür. Yaşanan bu büyük acı ve dostluk dramı, olaydan etkilenen Değirmenci Pisili Tahir Usta tarafından bestelenerek günümüze kadar gelen ünlü Ormancı Türküsü'nü ortaya çıkarır.Olayın geçtiği ve Muğla'nın Menteşe ilçesine bağlı olan bu yer, günümüzde Belen Kahvesi olarak ziyaret edilebilmektedir. Kahvenin içerisinde dönemi yansıtan maketler ve fotoğraflar yer alır.
--spoiler--
Orhan hakalmaZ'ın güzel okuduğu türküdür.
Temmuz 1946'da Muğla'nın Gevenes köyünde köy muhtarı Tevfik Cezayir ile en yakın arkadaşı Mustafa Şahbudak, köy kahvesi olan Belen Kahvesi'nde her akşam olduğu gibi dama oynamaktadır. O sırada köye gelen ormancı Mustafa ile Mustafa Şahbudak arasında bir tartışma yaşanır.Tartışmanın büyümesiyle ormancı, Mustafa'yı kolundan yaralar. Arkadaşının yaralandığını ve kan aktığını gören Muhtar Tevfik kavgayı ayırmak için araya girer. Bu sırada Mustafa Şahbudak'ın silahı ateş alır ve çıkan kurşunlar arkadaşı ve Muhtar Tevfik'e isabet eder.
Ağır yaralanan Muhtar Tevfik, Muğla Devlet Hastanesi'ne kaldırılsa da kan kaybından vefat eder. Arkadaşını vuran Mustafa büyük bir pişmanlık yaşar ve arkadaşının ölümüne çok üzülür. Yaşanan bu büyük acı ve dostluk dramı, olaydan etkilenen Değirmenci Pisili Tahir Usta tarafından bestelenerek günümüze kadar gelen ünlü Ormancı Türküsü'nü ortaya çıkarır.Olayın geçtiği ve Muğla'nın Menteşe ilçesine bağlı olan bu yer, günümüzde Belen Kahvesi olarak ziyaret edilebilmektedir. Kahvenin içerisinde dönemi yansıtan maketler ve fotoğraflar yer alır.
--spoiler--
Orhan hakalmaZ'ın güzel okuduğu türküdür.
babamın en sevdiği şarkı imiş. babamı pek bilmem ama bu şarkıyı her dinlediğimde boğazımda düğümlenen şeyi çok iyi bilirim.
(bkz: canım ormancı)
müzeyyen senar' ın sesinden bir başkadır "aman ormancı." rakı mezesidir, rakının yanında en iyi giden şeydir.
yılmaz erdoğan ŞiiRiDiR.
nasıl hecelersen hecele
hep aynı biçimde yazılıyor
ayrılık
çok yol bilenler geçti
ayağını yordamına göre uzatan
kurdun kuşun bileceği hal değilmiş ya öylesi işte
eski sözlere yeni kafiye bulmak gerekmez
suyu sefası kendine yeten
stabilize bir eğlenmektir hayat
her sevdalıya aşık atmak gerekmez
sen, o hep önden giden
çatallanan bahçesindeyken sevişmenin
ki çıplak ve bensizliği ele almışken
ne anlattığını bilmek istemeyen
şiirler getiririm arkandan
bir devrik cümlem kalır acınası
iki çekingen benzetmem belki
ve derisi soyulmuş bir nakaratım kalır
yoluna ağladığım o türküden
artık ehemmiyeti kalmaz
köprünün
ve hoş gül içimlik suların
ya da
-içkiden olsa gerek-
masayı yıkan ormancının
nasıl kıydın diye sormanın da manası yoktur
suç delilleri ortadadır
ve zaten
kim olsa katılır akışına gerisinin
aman ormancı
canım ormancı
köyümüze bıraktın
yoktan bir acı
acı köyde ya o yüzden türkü,
yoksa roman olacak
kentimizde geçse öyküsü
bir de gülüşün kalır
dişlerinin etrafından
ve bilişin kalır
her şeyi ama her şeyi
eski haliyle
nasıl hecelersen hecele
hep aynı biçimde yazılıyor
ayrılık
çok yol bilenler geçti
ayağını yordamına göre uzatan
kurdun kuşun bileceği hal değilmiş ya öylesi işte
eski sözlere yeni kafiye bulmak gerekmez
suyu sefası kendine yeten
stabilize bir eğlenmektir hayat
her sevdalıya aşık atmak gerekmez
sen, o hep önden giden
çatallanan bahçesindeyken sevişmenin
ki çıplak ve bensizliği ele almışken
ne anlattığını bilmek istemeyen
şiirler getiririm arkandan
bir devrik cümlem kalır acınası
iki çekingen benzetmem belki
ve derisi soyulmuş bir nakaratım kalır
yoluna ağladığım o türküden
artık ehemmiyeti kalmaz
köprünün
ve hoş gül içimlik suların
ya da
-içkiden olsa gerek-
masayı yıkan ormancının
nasıl kıydın diye sormanın da manası yoktur
suç delilleri ortadadır
ve zaten
kim olsa katılır akışına gerisinin
aman ormancı
canım ormancı
köyümüze bıraktın
yoktan bir acı
acı köyde ya o yüzden türkü,
yoksa roman olacak
kentimizde geçse öyküsü
bir de gülüşün kalır
dişlerinin etrafından
ve bilişin kalır
her şeyi ama her şeyi
eski haliyle
aylar önce televizyonda rastladığım bir haberde ormancıların isyan etmesine sebebiyet veren türküdür. ormancılar, türkünün kendilerine kötü bir imaj kazandırdığından şikayetçi idiler. sonra ne oldu ne bitti bilmem.
edit: eeee... meğer başlık başıma kaldı, türküyle ilgili azcık bilgi vermekte benim başıma kalmış olsun.
Gevenes köyünde 1922 yılında dünyaya gelen Mustafa Şahbudak, ağa çocuğudur. Mustafanın en yakın arkadaşı köy muhtarı Tevfik Cezayir'dir. Her akşam köy kahvesinde dama oynayan iki arkadaşın iddialı ve dostane karşılaşmaları kahvehanedekiler tarafından da ilgi ile izlenir. 1946 yılının bir Temmuz gününde, Mustafa Şahbudak ve Muhtar Tevfik Cezayir, yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında 'Sarı Memet' lakaplı Orman Memuru Mehmet in çıkagelir. Mehmet, sarhoştur. Bir gün önce, komşu Çiftlik köyünde yangın çıkmıştır. Ormancı, yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için bekçiyi muhtardan ister. Ancak bu arada 1946 seçimlerinin evrakı da Yatağana gönderilecektir. Her türlü evrak Yatağana köy bekçisi tarafından götürülmektedir. Muhtar Cezayirli, 'Olmaz, daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. Bekçiyi gönderemem' cevabını verir. Bunun üzerine ormancı ile muhtar arasında tartışma başlar. Muhtar Tevfik Cezayirli, 'Ayıp ediyorsun Mehmet, bize müsaade et' der ve oyuna devam eder.
Ormancı dama masasına bir yumruk atar. Mustafa Şahbudak, bu davranışa tahammül edemez ve ormancıyı tokatlar. Olayın büyüyeceğini anlayan köylüler, ormancıyı sakinleşmesi için kahvenin arka tarafına götürürler. Ormancı bağırarak küfürler savurmaktadır. Küfürler Mustafa Şahbudakın tahammül sınırını daha da zorlar. Şahbudak, yerinden kalkar, ormancının üzerine yürür. Ormancı Mehmet, kamasını çıkarıp Mustafa Şahbudakı kolundan yaralar. O zaman, Mustafa Şahbudak ormancıyı korkutmak için, belindeki tabancayı çıkarır, yere doğru ateş eder. Muhtar, ormancının ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. Fakat, Mustafa tetiği çoktan çekmiştir ve kurşun muhtar Tevfik Cezayir'e isabet eder. Ormancı Mehmet in, bunun üzerine kaçmaya başlar. Mustafa Şahbudak kaçmasın diye, bir el daha ateş eder. Bu ateş de öldürmek için değil, kaçmasına engel olmak içindir. ikinci atışta Mehmet in, yere düşer. Arka cebinde tütün tabakası olduğu için, ona bir şey olmaz. Ama Tevfik kanlar içindedir.
O günlerin imkânsızlıkları içerisinde Tevfiki, tahta bir sal üzerinde köyden 23 kilometre uzaklıktaki Muğla Devlet Hastanesine götürürler. Tevfik, çok kan kaybetmektedir. Mustafa, Doktor Veli Beye, Babamın selamı var, bu adamı iyileştir diye yalvarır. Doktor Veli Bey, O ölecek, önce senin kolunu saralım diye yanıt verir. O sırada Tevfik eliyle işaret edip Mustafayı yanına çağırarak, Ben ölüyorum, hakkını helal et dedikten sonra can verir.
Mustafa, en yakın arkadaşını öldürdüğü için teslim olur, 4 yıl ceza alır. Cezaevindeyken her gece Tevfik rüyasına girer. Ancak ormancıya kini gittikçe artar.
Bu acı olaydan sonra köyde kalamayacağını anlayan Mehmet in ise, tayinini ister, Kavaklıdere Orman Müdürlüğüne atanır. Aslen Marmarislidir. Emekliliğinden sonra oraya yerleşir. Doksanlı yılların başında da ölür.
Mustafa Şahbudak da, cezaevinden çıktıktan sonra, anılarla dolu o köyde yaşayamayacağını anlayıp, Muğlaya yerleşir. Çok sevdiği, günlerini birlikte geçirdiği arkadaşı Muhtar Tevfik Cezayiri öldürdüğünde, arkada 25 yaşında bir eş ve 3 çocuk bırakır. Muhtarın eşi Pembe, bu acıya dayanamayıp birkaç yıl sonra akli dengesini yitirir. Oğlunun biri izmire yerleşir. Diğer oğlu ile kızı, köyde evlenirler ve hayatlarını orada sürdürmeye devam ederler.
Bu arada Mustafa'nın anne tarafından akrabası olan Değirmenci Pisili Tahir Usta Gevenes Köyünde yaşanan bu acı olayın türküsünü bestelemiştir. Bu türkü bugün düğünlerde okunan, herkesin diline düşen Ormancı türküsüdür. Hayatının kalan yıllarını bu olayı unutmaya çalışarak geçiren Mustafa Şahbudak da 28 Mart 2005 günü izmir Ege Üniversitesi Hastanesinde 83 yaşında ölür.
kaynak: vikipedi.(kopyala yapıştır yapılmıştır)
edit: eeee... meğer başlık başıma kaldı, türküyle ilgili azcık bilgi vermekte benim başıma kalmış olsun.
Gevenes köyünde 1922 yılında dünyaya gelen Mustafa Şahbudak, ağa çocuğudur. Mustafanın en yakın arkadaşı köy muhtarı Tevfik Cezayir'dir. Her akşam köy kahvesinde dama oynayan iki arkadaşın iddialı ve dostane karşılaşmaları kahvehanedekiler tarafından da ilgi ile izlenir. 1946 yılının bir Temmuz gününde, Mustafa Şahbudak ve Muhtar Tevfik Cezayir, yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında 'Sarı Memet' lakaplı Orman Memuru Mehmet in çıkagelir. Mehmet, sarhoştur. Bir gün önce, komşu Çiftlik köyünde yangın çıkmıştır. Ormancı, yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için bekçiyi muhtardan ister. Ancak bu arada 1946 seçimlerinin evrakı da Yatağana gönderilecektir. Her türlü evrak Yatağana köy bekçisi tarafından götürülmektedir. Muhtar Cezayirli, 'Olmaz, daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. Bekçiyi gönderemem' cevabını verir. Bunun üzerine ormancı ile muhtar arasında tartışma başlar. Muhtar Tevfik Cezayirli, 'Ayıp ediyorsun Mehmet, bize müsaade et' der ve oyuna devam eder.
Ormancı dama masasına bir yumruk atar. Mustafa Şahbudak, bu davranışa tahammül edemez ve ormancıyı tokatlar. Olayın büyüyeceğini anlayan köylüler, ormancıyı sakinleşmesi için kahvenin arka tarafına götürürler. Ormancı bağırarak küfürler savurmaktadır. Küfürler Mustafa Şahbudakın tahammül sınırını daha da zorlar. Şahbudak, yerinden kalkar, ormancının üzerine yürür. Ormancı Mehmet, kamasını çıkarıp Mustafa Şahbudakı kolundan yaralar. O zaman, Mustafa Şahbudak ormancıyı korkutmak için, belindeki tabancayı çıkarır, yere doğru ateş eder. Muhtar, ormancının ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. Fakat, Mustafa tetiği çoktan çekmiştir ve kurşun muhtar Tevfik Cezayir'e isabet eder. Ormancı Mehmet in, bunun üzerine kaçmaya başlar. Mustafa Şahbudak kaçmasın diye, bir el daha ateş eder. Bu ateş de öldürmek için değil, kaçmasına engel olmak içindir. ikinci atışta Mehmet in, yere düşer. Arka cebinde tütün tabakası olduğu için, ona bir şey olmaz. Ama Tevfik kanlar içindedir.
O günlerin imkânsızlıkları içerisinde Tevfiki, tahta bir sal üzerinde köyden 23 kilometre uzaklıktaki Muğla Devlet Hastanesine götürürler. Tevfik, çok kan kaybetmektedir. Mustafa, Doktor Veli Beye, Babamın selamı var, bu adamı iyileştir diye yalvarır. Doktor Veli Bey, O ölecek, önce senin kolunu saralım diye yanıt verir. O sırada Tevfik eliyle işaret edip Mustafayı yanına çağırarak, Ben ölüyorum, hakkını helal et dedikten sonra can verir.
Mustafa, en yakın arkadaşını öldürdüğü için teslim olur, 4 yıl ceza alır. Cezaevindeyken her gece Tevfik rüyasına girer. Ancak ormancıya kini gittikçe artar.
Bu acı olaydan sonra köyde kalamayacağını anlayan Mehmet in ise, tayinini ister, Kavaklıdere Orman Müdürlüğüne atanır. Aslen Marmarislidir. Emekliliğinden sonra oraya yerleşir. Doksanlı yılların başında da ölür.
Mustafa Şahbudak da, cezaevinden çıktıktan sonra, anılarla dolu o köyde yaşayamayacağını anlayıp, Muğlaya yerleşir. Çok sevdiği, günlerini birlikte geçirdiği arkadaşı Muhtar Tevfik Cezayiri öldürdüğünde, arkada 25 yaşında bir eş ve 3 çocuk bırakır. Muhtarın eşi Pembe, bu acıya dayanamayıp birkaç yıl sonra akli dengesini yitirir. Oğlunun biri izmire yerleşir. Diğer oğlu ile kızı, köyde evlenirler ve hayatlarını orada sürdürmeye devam ederler.
Bu arada Mustafa'nın anne tarafından akrabası olan Değirmenci Pisili Tahir Usta Gevenes Köyünde yaşanan bu acı olayın türküsünü bestelemiştir. Bu türkü bugün düğünlerde okunan, herkesin diline düşen Ormancı türküsüdür. Hayatının kalan yıllarını bu olayı unutmaya çalışarak geçiren Mustafa Şahbudak da 28 Mart 2005 günü izmir Ege Üniversitesi Hastanesinde 83 yaşında ölür.
kaynak: vikipedi.(kopyala yapıştır yapılmıştır)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar