bugün
- gammaz çetesi6
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- g'i l d'e d l'i l y27
- nickten isim tahmini yapmak72
- yazarların sözlükte bulunma amaçları7
- balkonda kitli kalmak2
- sabah kahvaltısında menemen yiyen erkek3
- hikayeyi devam ettir30
- biber dolması olsa da yesek6
- anok yai2
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler16
- alkollü sürücüye 602 bin lira ceza2
- marmarayın 74 27 çekmesi3
- deliğim ben götü kara deliğim2
- erkeklerin obur olduğu algısı18
- kalabalıklar içinde yalnız olmak10
- hayattan zevk alamamak15
- arkadaşlar bir bakar mısınız9
- makine mühendisliği4
- gocunun nerede olması12
- yazarlara göre olması gereken insan ömrü süresi8
- hazret ktc4
- metalcilerin ihtiyar olması2
- kurbağa öpüp prens beklemek14
- pizzada ince hamur tercih eden erkek12
- rüyamda kadın olmuştum6
- pizzanın ortasındaki yuvarlak plastik şey12
- uysaljakoben16
- habire12 adamdır37
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor6
- uyumayın konuşalım5
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum17
- 32 yaş evlenmek için çok mu erken8
- yeni parti50
- habire1259
- yeşilçam filmi izlemek6
- bir ay çaylak olmak5
- yazarlara gelen son mesaj2
- temiz nevresimler içinde uyumak4
- yazarların öldükten sonraki planları4
- türk kızlarına bir öğüt bırak4
- insana kendini güvende hissettiren şeyler4
- yazın dışarı çıkmanın zorluğu4
- ailevi değerlere dil uzatan insanımsılar5
- true'nin kadın yazarlara bakıp 31 çekmesi6
- fakesi çaylak yiyen yazarın dramı4
- gün boyu sözlükte birbirini yalayan tipler7
- yazarların zeka seviyeleri7
- diamond bosphorus23
- bütün güzel kızların kapılmış olması5
O zamanlar "umde" denirdi, ilke demek. Hitler'in kuracağını söylediği "bin yıllık yeni düzene" de "yeni nizam" denirdi o sıralar.
Bu umdeler, 1935 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nin tüzüğüne eklendi, 1937 yılında da Anayasa'ya... Partinin bayrağında da oklarla simgelendi. Gidin bakın, Deniz Baykal'ın arkasında duruyor.
Partiyle devlet, tüzükle anayasa, liderle parti, il başkanıyla vali, valiyle belediye reisi, mebusla memur aynı şeydi, içiçeydi, etle tırnak gibi ayrılmaz bir bütündü. Çünkü devir tek lider, tek parti devriydi.
Parti içinde bu zagonu sürdürmek istediği için Deniz Baykal'ı suçlamaya hiçkimsenin hakkı yoktur, çünkü partisinin "mayası" budur!
Ein Volk, ein Reich, ein Führer, einen kleinen Telefunken...
Nelerdi bu umdeler? Devrimcilik, halkçılık, milliyetçilik, cumhuriyetçilik, laiklik, devletçilik. Güzel şeyler.
Fakat bunların bugün de CHP bayrağında ve tüzüğünde olmaları, "mefhum-u muhalif" yöntemiyle şunu getiriyor: AKP olsun, MHP olsun, diğer bütün partiler olsun, cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, devrimci ve laik değillerdir!
Olur mu böyle şey? Ne bileyim ben, Sabih Kanadoğlu’na sorunuz.
Aslında, cumhuriyetimizin kurulduğu 1923 yılında da umdeler vardı, fakat bunlar altı değil dokuz taneydi.
Bu dokuz umde içinde, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin üstünde hiçbir güç yoktur", "askerlik süresi kısaltılmalıdır" ve "memurların çalışma koşulları düzeltilmelidir" gibi laflar da geçiyordu vallahi!
Bunları unuttular, hem devrimci hem devletçi oldular. Ben de unutuyordum, gerek o dokuz umde arasında, gerekse izmir iktisat Kongresi kararlarında "özel sektör yatırımlarının özendirilmesi ve girişimcilerin desteklenmesi" gibi ilkeler de vardır.
Niçin zırt diye dönülmüştür?
Niçin bu altı umdenin dördü 1927 yılında kabul edilmiş, iki tanesi daha 1935'te eklenmiştir?
Otuzlu yılların moda rüzgârları Mussolini, Hitler ve Stalin'den yana estiği için mi?
1936 yılında Recep Peker ve ismet inönü tarafından kurulmak istenen, Atatürk'ün şiddetle reddettiği ve buna niyetlenenleri de çok sert azarladığı, "TBMM'nin dışında ve üstünde yer alacak faşist konseyinin" bir tarafına bu altı okun hangisi batmıştır?
Yoksa yedinci bir ok mu eklenecekti?
Yirmili yıllarda serbest piyasa ekonomisini destekleyen parti, nasıl olur da otuzlu yıllarda "güdümlü devlet kapitalizmine" döner?
Haaa, demek ki altı okun, altı ilkenin, cumhuriyetin "olmazsa olmaz temel koşulları" olup olmadıkları tartışılabilirmiş, çünkü bunlar dönem dönem varolabiliyormuş ya da olmayabiliyormuş! Cumhuriyetçilik, devrimcilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik ve laiklik temel koşullarsa, 1937 yılından önceki rejimin adı nedir? "Türkiye Geçiş Dönemi Cumhuriyeti" mi? "ismet'le Recep ilkeleri Saptayana Kadar Eldekilerle idare Edin" rejimi mi?
(Niçin Atatürk'ün adının 1934 yılından önce Gazi Mustafa Kemal Paşa olduğunun hatırlatılması bugün bazı bürokrat çevrelerinde tepki yaratmaktadır? 1934 yılından önce Atatürk';ün adı Müşir Ahmet Selahattin Paşa mıydı?)
Devrim kanunlarına göre ünvan ve lakapların kullanılması yasaksa, bugün niçin bütün generaller birbirlerine "paşa" diye, siviller de onlara "paşam" diye sesleniyorlar?
Niçin devrimler "taksit taksit" yapılmışlardır? Ne beklenmiştir? "Halkın olgunlaşması" mı? 1924 yılında cumhuriyeti gönülden destekleyen ama iki karısı olan bir vatandaş, 1927 yılında şapka giyen ve fakat eski yazı kullanan bir vatandaş, 1933 yılında hem şapka giyen hem yeni yazı kullanan ve fakat soyadı olmayan bir vatandaş, 1934 yılında tayyör-etek giyen, tek kocayla evli, mektuplarını Latin alfabesiyle yazan, tango yapan ve fakat meclise seçme ve seçilme hakkı bulunmayan kadın vatandaş, bu tabloda nereye oturacaklardır? Bunlar vatan hainleri midir? Öyle olmalarına "Ankara'dan emir gelmekte gecikmesi" mi yol açıyor?
Ya bugün CHP'ye oy vermeyen yüzde 80 oranında vatandaş nereye sokulacaktır?
Altı ok cumhuriyetle özdeşse, üç hilalli MHP, iki hilalli GP, tek hilalli ama bol yıldızlı SP, atlı DP, arılı ANAP, çark ve çekiçli TKP nerenin partileridir, Osmanlı imparatorluğu'nun mu?
Bu umdeler, 1935 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nin tüzüğüne eklendi, 1937 yılında da Anayasa'ya... Partinin bayrağında da oklarla simgelendi. Gidin bakın, Deniz Baykal'ın arkasında duruyor.
Partiyle devlet, tüzükle anayasa, liderle parti, il başkanıyla vali, valiyle belediye reisi, mebusla memur aynı şeydi, içiçeydi, etle tırnak gibi ayrılmaz bir bütündü. Çünkü devir tek lider, tek parti devriydi.
Parti içinde bu zagonu sürdürmek istediği için Deniz Baykal'ı suçlamaya hiçkimsenin hakkı yoktur, çünkü partisinin "mayası" budur!
Ein Volk, ein Reich, ein Führer, einen kleinen Telefunken...
Nelerdi bu umdeler? Devrimcilik, halkçılık, milliyetçilik, cumhuriyetçilik, laiklik, devletçilik. Güzel şeyler.
Fakat bunların bugün de CHP bayrağında ve tüzüğünde olmaları, "mefhum-u muhalif" yöntemiyle şunu getiriyor: AKP olsun, MHP olsun, diğer bütün partiler olsun, cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, devrimci ve laik değillerdir!
Olur mu böyle şey? Ne bileyim ben, Sabih Kanadoğlu’na sorunuz.
Aslında, cumhuriyetimizin kurulduğu 1923 yılında da umdeler vardı, fakat bunlar altı değil dokuz taneydi.
Bu dokuz umde içinde, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin üstünde hiçbir güç yoktur", "askerlik süresi kısaltılmalıdır" ve "memurların çalışma koşulları düzeltilmelidir" gibi laflar da geçiyordu vallahi!
Bunları unuttular, hem devrimci hem devletçi oldular. Ben de unutuyordum, gerek o dokuz umde arasında, gerekse izmir iktisat Kongresi kararlarında "özel sektör yatırımlarının özendirilmesi ve girişimcilerin desteklenmesi" gibi ilkeler de vardır.
Niçin zırt diye dönülmüştür?
Niçin bu altı umdenin dördü 1927 yılında kabul edilmiş, iki tanesi daha 1935'te eklenmiştir?
Otuzlu yılların moda rüzgârları Mussolini, Hitler ve Stalin'den yana estiği için mi?
1936 yılında Recep Peker ve ismet inönü tarafından kurulmak istenen, Atatürk'ün şiddetle reddettiği ve buna niyetlenenleri de çok sert azarladığı, "TBMM'nin dışında ve üstünde yer alacak faşist konseyinin" bir tarafına bu altı okun hangisi batmıştır?
Yoksa yedinci bir ok mu eklenecekti?
Yirmili yıllarda serbest piyasa ekonomisini destekleyen parti, nasıl olur da otuzlu yıllarda "güdümlü devlet kapitalizmine" döner?
Haaa, demek ki altı okun, altı ilkenin, cumhuriyetin "olmazsa olmaz temel koşulları" olup olmadıkları tartışılabilirmiş, çünkü bunlar dönem dönem varolabiliyormuş ya da olmayabiliyormuş! Cumhuriyetçilik, devrimcilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik ve laiklik temel koşullarsa, 1937 yılından önceki rejimin adı nedir? "Türkiye Geçiş Dönemi Cumhuriyeti" mi? "ismet'le Recep ilkeleri Saptayana Kadar Eldekilerle idare Edin" rejimi mi?
(Niçin Atatürk'ün adının 1934 yılından önce Gazi Mustafa Kemal Paşa olduğunun hatırlatılması bugün bazı bürokrat çevrelerinde tepki yaratmaktadır? 1934 yılından önce Atatürk';ün adı Müşir Ahmet Selahattin Paşa mıydı?)
Devrim kanunlarına göre ünvan ve lakapların kullanılması yasaksa, bugün niçin bütün generaller birbirlerine "paşa" diye, siviller de onlara "paşam" diye sesleniyorlar?
Niçin devrimler "taksit taksit" yapılmışlardır? Ne beklenmiştir? "Halkın olgunlaşması" mı? 1924 yılında cumhuriyeti gönülden destekleyen ama iki karısı olan bir vatandaş, 1927 yılında şapka giyen ve fakat eski yazı kullanan bir vatandaş, 1933 yılında hem şapka giyen hem yeni yazı kullanan ve fakat soyadı olmayan bir vatandaş, 1934 yılında tayyör-etek giyen, tek kocayla evli, mektuplarını Latin alfabesiyle yazan, tango yapan ve fakat meclise seçme ve seçilme hakkı bulunmayan kadın vatandaş, bu tabloda nereye oturacaklardır? Bunlar vatan hainleri midir? Öyle olmalarına "Ankara'dan emir gelmekte gecikmesi" mi yol açıyor?
Ya bugün CHP'ye oy vermeyen yüzde 80 oranında vatandaş nereye sokulacaktır?
Altı ok cumhuriyetle özdeşse, üç hilalli MHP, iki hilalli GP, tek hilalli ama bol yıldızlı SP, atlı DP, arılı ANAP, çark ve çekiçli TKP nerenin partileridir, Osmanlı imparatorluğu'nun mu?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar