bugün
- sıfır atık vakfı10
- cop318
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi14
- samed ağırbaş7
- ceketimizi koysak kazanırız zaten7
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı34
- saddam hüseyin12
- lan sen kime ters ters bakıyorsun3
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri53
- yapay zeka ile resim video içerik üretmek3
- milisaniyeler içerisinde tüm dünyayı gezmek2
- amedspor'un süper ligin lideri olması7
- tr dışında neden hiçbir devlet kktc'yi tanımıyor3
- yazarların pazar günü planları5
- saddam hüseyin ve ibrahim tatlıses benzerliği2
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi5
- ilk buluşmada evden kek getiren kız2
- trakya'dan slovakya'ya gitmek6
- evlenmeyecek olmak4
- bilerek ponziye dahil olmak3
- evlilik3
- hayatın çok sıkıcı olması5
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı8
- okullarda ücretsiz yemek verilmeli mi2
- türk düşmanı piçler6
- evrene enerji gönderen müslüman6
- köy2
- arkadaşlar bi bakar mısınız4
- millileri eleştiren kemalistlerin sus pus olması2
- kürdü sevin23
- barça bu galatasaray'a kaç atar5
- çöp konteynerine girip ağlamak2
- anın fotoğrafı16
- okan buruk10
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi4
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile6
- keşke yunan galip gelseydi diyen adamı savunmak4
- yazılımcıların flört edememesi2
- koç burcu erkeği kabalığı2
- istanbul3
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı2
- müslüman vikingler3
- 0 0 713
- claudian clouds33
- futbolun barbarca bir oyun olması4
- osimhensiz galatasaray5
- doktor3
- fener şampihahahaha3
- ya ben supernaturalin kaçıncı bölümünde kaldım2
O zamanlar "umde" denirdi, ilke demek. Hitler'in kuracağını söylediği "bin yıllık yeni düzene" de "yeni nizam" denirdi o sıralar.
Bu umdeler, 1935 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nin tüzüğüne eklendi, 1937 yılında da Anayasa'ya... Partinin bayrağında da oklarla simgelendi. Gidin bakın, Deniz Baykal'ın arkasında duruyor.
Partiyle devlet, tüzükle anayasa, liderle parti, il başkanıyla vali, valiyle belediye reisi, mebusla memur aynı şeydi, içiçeydi, etle tırnak gibi ayrılmaz bir bütündü. Çünkü devir tek lider, tek parti devriydi.
Parti içinde bu zagonu sürdürmek istediği için Deniz Baykal'ı suçlamaya hiçkimsenin hakkı yoktur, çünkü partisinin "mayası" budur!
Ein Volk, ein Reich, ein Führer, einen kleinen Telefunken...
Nelerdi bu umdeler? Devrimcilik, halkçılık, milliyetçilik, cumhuriyetçilik, laiklik, devletçilik. Güzel şeyler.
Fakat bunların bugün de CHP bayrağında ve tüzüğünde olmaları, "mefhum-u muhalif" yöntemiyle şunu getiriyor: AKP olsun, MHP olsun, diğer bütün partiler olsun, cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, devrimci ve laik değillerdir!
Olur mu böyle şey? Ne bileyim ben, Sabih Kanadoğlu’na sorunuz.
Aslında, cumhuriyetimizin kurulduğu 1923 yılında da umdeler vardı, fakat bunlar altı değil dokuz taneydi.
Bu dokuz umde içinde, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin üstünde hiçbir güç yoktur", "askerlik süresi kısaltılmalıdır" ve "memurların çalışma koşulları düzeltilmelidir" gibi laflar da geçiyordu vallahi!
Bunları unuttular, hem devrimci hem devletçi oldular. Ben de unutuyordum, gerek o dokuz umde arasında, gerekse izmir iktisat Kongresi kararlarında "özel sektör yatırımlarının özendirilmesi ve girişimcilerin desteklenmesi" gibi ilkeler de vardır.
Niçin zırt diye dönülmüştür?
Niçin bu altı umdenin dördü 1927 yılında kabul edilmiş, iki tanesi daha 1935'te eklenmiştir?
Otuzlu yılların moda rüzgârları Mussolini, Hitler ve Stalin'den yana estiği için mi?
1936 yılında Recep Peker ve ismet inönü tarafından kurulmak istenen, Atatürk'ün şiddetle reddettiği ve buna niyetlenenleri de çok sert azarladığı, "TBMM'nin dışında ve üstünde yer alacak faşist konseyinin" bir tarafına bu altı okun hangisi batmıştır?
Yoksa yedinci bir ok mu eklenecekti?
Yirmili yıllarda serbest piyasa ekonomisini destekleyen parti, nasıl olur da otuzlu yıllarda "güdümlü devlet kapitalizmine" döner?
Haaa, demek ki altı okun, altı ilkenin, cumhuriyetin "olmazsa olmaz temel koşulları" olup olmadıkları tartışılabilirmiş, çünkü bunlar dönem dönem varolabiliyormuş ya da olmayabiliyormuş! Cumhuriyetçilik, devrimcilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik ve laiklik temel koşullarsa, 1937 yılından önceki rejimin adı nedir? "Türkiye Geçiş Dönemi Cumhuriyeti" mi? "ismet'le Recep ilkeleri Saptayana Kadar Eldekilerle idare Edin" rejimi mi?
(Niçin Atatürk'ün adının 1934 yılından önce Gazi Mustafa Kemal Paşa olduğunun hatırlatılması bugün bazı bürokrat çevrelerinde tepki yaratmaktadır? 1934 yılından önce Atatürk';ün adı Müşir Ahmet Selahattin Paşa mıydı?)
Devrim kanunlarına göre ünvan ve lakapların kullanılması yasaksa, bugün niçin bütün generaller birbirlerine "paşa" diye, siviller de onlara "paşam" diye sesleniyorlar?
Niçin devrimler "taksit taksit" yapılmışlardır? Ne beklenmiştir? "Halkın olgunlaşması" mı? 1924 yılında cumhuriyeti gönülden destekleyen ama iki karısı olan bir vatandaş, 1927 yılında şapka giyen ve fakat eski yazı kullanan bir vatandaş, 1933 yılında hem şapka giyen hem yeni yazı kullanan ve fakat soyadı olmayan bir vatandaş, 1934 yılında tayyör-etek giyen, tek kocayla evli, mektuplarını Latin alfabesiyle yazan, tango yapan ve fakat meclise seçme ve seçilme hakkı bulunmayan kadın vatandaş, bu tabloda nereye oturacaklardır? Bunlar vatan hainleri midir? Öyle olmalarına "Ankara'dan emir gelmekte gecikmesi" mi yol açıyor?
Ya bugün CHP'ye oy vermeyen yüzde 80 oranında vatandaş nereye sokulacaktır?
Altı ok cumhuriyetle özdeşse, üç hilalli MHP, iki hilalli GP, tek hilalli ama bol yıldızlı SP, atlı DP, arılı ANAP, çark ve çekiçli TKP nerenin partileridir, Osmanlı imparatorluğu'nun mu?
Bu umdeler, 1935 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nin tüzüğüne eklendi, 1937 yılında da Anayasa'ya... Partinin bayrağında da oklarla simgelendi. Gidin bakın, Deniz Baykal'ın arkasında duruyor.
Partiyle devlet, tüzükle anayasa, liderle parti, il başkanıyla vali, valiyle belediye reisi, mebusla memur aynı şeydi, içiçeydi, etle tırnak gibi ayrılmaz bir bütündü. Çünkü devir tek lider, tek parti devriydi.
Parti içinde bu zagonu sürdürmek istediği için Deniz Baykal'ı suçlamaya hiçkimsenin hakkı yoktur, çünkü partisinin "mayası" budur!
Ein Volk, ein Reich, ein Führer, einen kleinen Telefunken...
Nelerdi bu umdeler? Devrimcilik, halkçılık, milliyetçilik, cumhuriyetçilik, laiklik, devletçilik. Güzel şeyler.
Fakat bunların bugün de CHP bayrağında ve tüzüğünde olmaları, "mefhum-u muhalif" yöntemiyle şunu getiriyor: AKP olsun, MHP olsun, diğer bütün partiler olsun, cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, devrimci ve laik değillerdir!
Olur mu böyle şey? Ne bileyim ben, Sabih Kanadoğlu’na sorunuz.
Aslında, cumhuriyetimizin kurulduğu 1923 yılında da umdeler vardı, fakat bunlar altı değil dokuz taneydi.
Bu dokuz umde içinde, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin üstünde hiçbir güç yoktur", "askerlik süresi kısaltılmalıdır" ve "memurların çalışma koşulları düzeltilmelidir" gibi laflar da geçiyordu vallahi!
Bunları unuttular, hem devrimci hem devletçi oldular. Ben de unutuyordum, gerek o dokuz umde arasında, gerekse izmir iktisat Kongresi kararlarında "özel sektör yatırımlarının özendirilmesi ve girişimcilerin desteklenmesi" gibi ilkeler de vardır.
Niçin zırt diye dönülmüştür?
Niçin bu altı umdenin dördü 1927 yılında kabul edilmiş, iki tanesi daha 1935'te eklenmiştir?
Otuzlu yılların moda rüzgârları Mussolini, Hitler ve Stalin'den yana estiği için mi?
1936 yılında Recep Peker ve ismet inönü tarafından kurulmak istenen, Atatürk'ün şiddetle reddettiği ve buna niyetlenenleri de çok sert azarladığı, "TBMM'nin dışında ve üstünde yer alacak faşist konseyinin" bir tarafına bu altı okun hangisi batmıştır?
Yoksa yedinci bir ok mu eklenecekti?
Yirmili yıllarda serbest piyasa ekonomisini destekleyen parti, nasıl olur da otuzlu yıllarda "güdümlü devlet kapitalizmine" döner?
Haaa, demek ki altı okun, altı ilkenin, cumhuriyetin "olmazsa olmaz temel koşulları" olup olmadıkları tartışılabilirmiş, çünkü bunlar dönem dönem varolabiliyormuş ya da olmayabiliyormuş! Cumhuriyetçilik, devrimcilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik ve laiklik temel koşullarsa, 1937 yılından önceki rejimin adı nedir? "Türkiye Geçiş Dönemi Cumhuriyeti" mi? "ismet'le Recep ilkeleri Saptayana Kadar Eldekilerle idare Edin" rejimi mi?
(Niçin Atatürk'ün adının 1934 yılından önce Gazi Mustafa Kemal Paşa olduğunun hatırlatılması bugün bazı bürokrat çevrelerinde tepki yaratmaktadır? 1934 yılından önce Atatürk';ün adı Müşir Ahmet Selahattin Paşa mıydı?)
Devrim kanunlarına göre ünvan ve lakapların kullanılması yasaksa, bugün niçin bütün generaller birbirlerine "paşa" diye, siviller de onlara "paşam" diye sesleniyorlar?
Niçin devrimler "taksit taksit" yapılmışlardır? Ne beklenmiştir? "Halkın olgunlaşması" mı? 1924 yılında cumhuriyeti gönülden destekleyen ama iki karısı olan bir vatandaş, 1927 yılında şapka giyen ve fakat eski yazı kullanan bir vatandaş, 1933 yılında hem şapka giyen hem yeni yazı kullanan ve fakat soyadı olmayan bir vatandaş, 1934 yılında tayyör-etek giyen, tek kocayla evli, mektuplarını Latin alfabesiyle yazan, tango yapan ve fakat meclise seçme ve seçilme hakkı bulunmayan kadın vatandaş, bu tabloda nereye oturacaklardır? Bunlar vatan hainleri midir? Öyle olmalarına "Ankara'dan emir gelmekte gecikmesi" mi yol açıyor?
Ya bugün CHP'ye oy vermeyen yüzde 80 oranında vatandaş nereye sokulacaktır?
Altı ok cumhuriyetle özdeşse, üç hilalli MHP, iki hilalli GP, tek hilalli ama bol yıldızlı SP, atlı DP, arılı ANAP, çark ve çekiçli TKP nerenin partileridir, Osmanlı imparatorluğu'nun mu?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar