bugün
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı13
- tekne turu6
- atatürk'ün alevi dedelerine de karşı olması4
- erkeklerin kızların götüne bakması3
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası32
- denge3
- kova dolunayı3
- sözlük kızlarının kendilerini güvenilir sanması8
- 24 tane fake hesabı olan yazar7
- aykirikadin4
- bir erkeğin aşko demesi5
- hoşlanılan kızı türkü bardan çıkarken görmek4
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak19
- instagram'da herkesin çok mutlu olması3
- tacettin libosoglu3
- sözlükteki herkesin 2 hesap kullanması7
- eski hesapları çaylağa düşürmeye çalışan enayi2
- hangi yazar hangi başlığa ait5
- nickten isim tahmini yapmak72
- gammazlar neden hiç çaylak olmuyor8
- biraz şımardım6
- çağımızın hastalığı8
- sevgilinizin sözlükte yazar olması6
- diamond bosphorus26
- nervio hamferdi8
- bu kadar feyk barındıran yerde ben kalamam3
- acıyo diyen kız4
- göbeklitepe ve insanlık tarihinin yeniden yazılışı2
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor10
- gammaz çetesi7
- sözlükteki linç kültürü2
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum20
- cajun corner2
- hayattan zevk alamamak17
- ioçk'nın müziği6
- siyasal islamcı siyasal alevici ittifakı2
- kalabalıklar içinde yalnız olmak12
- sapık olduğu için çaylak olan insan5
- seri gizli artı oy veren melek15
- true'nin utanmadan gammazlara laf söylemesi3
- yakisikli babam gibi asik oldum anam gibi2
- cem dizdar2
- sözlük yazarlarının yaptığı yemekler2
- yan ma leley yan ma leyyo3
- ilah6
- hikayeyi devam ettir25
- anın görüntüsü17
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj10
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler16
O zamanlar "umde" denirdi, ilke demek. Hitler'in kuracağını söylediği "bin yıllık yeni düzene" de "yeni nizam" denirdi o sıralar.
Bu umdeler, 1935 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nin tüzüğüne eklendi, 1937 yılında da Anayasa'ya... Partinin bayrağında da oklarla simgelendi. Gidin bakın, Deniz Baykal'ın arkasında duruyor.
Partiyle devlet, tüzükle anayasa, liderle parti, il başkanıyla vali, valiyle belediye reisi, mebusla memur aynı şeydi, içiçeydi, etle tırnak gibi ayrılmaz bir bütündü. Çünkü devir tek lider, tek parti devriydi.
Parti içinde bu zagonu sürdürmek istediği için Deniz Baykal'ı suçlamaya hiçkimsenin hakkı yoktur, çünkü partisinin "mayası" budur!
Ein Volk, ein Reich, ein Führer, einen kleinen Telefunken...
Nelerdi bu umdeler? Devrimcilik, halkçılık, milliyetçilik, cumhuriyetçilik, laiklik, devletçilik. Güzel şeyler.
Fakat bunların bugün de CHP bayrağında ve tüzüğünde olmaları, "mefhum-u muhalif" yöntemiyle şunu getiriyor: AKP olsun, MHP olsun, diğer bütün partiler olsun, cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, devrimci ve laik değillerdir!
Olur mu böyle şey? Ne bileyim ben, Sabih Kanadoğlu’na sorunuz.
Aslında, cumhuriyetimizin kurulduğu 1923 yılında da umdeler vardı, fakat bunlar altı değil dokuz taneydi.
Bu dokuz umde içinde, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin üstünde hiçbir güç yoktur", "askerlik süresi kısaltılmalıdır" ve "memurların çalışma koşulları düzeltilmelidir" gibi laflar da geçiyordu vallahi!
Bunları unuttular, hem devrimci hem devletçi oldular. Ben de unutuyordum, gerek o dokuz umde arasında, gerekse izmir iktisat Kongresi kararlarında "özel sektör yatırımlarının özendirilmesi ve girişimcilerin desteklenmesi" gibi ilkeler de vardır.
Niçin zırt diye dönülmüştür?
Niçin bu altı umdenin dördü 1927 yılında kabul edilmiş, iki tanesi daha 1935'te eklenmiştir?
Otuzlu yılların moda rüzgârları Mussolini, Hitler ve Stalin'den yana estiği için mi?
1936 yılında Recep Peker ve ismet inönü tarafından kurulmak istenen, Atatürk'ün şiddetle reddettiği ve buna niyetlenenleri de çok sert azarladığı, "TBMM'nin dışında ve üstünde yer alacak faşist konseyinin" bir tarafına bu altı okun hangisi batmıştır?
Yoksa yedinci bir ok mu eklenecekti?
Yirmili yıllarda serbest piyasa ekonomisini destekleyen parti, nasıl olur da otuzlu yıllarda "güdümlü devlet kapitalizmine" döner?
Haaa, demek ki altı okun, altı ilkenin, cumhuriyetin "olmazsa olmaz temel koşulları" olup olmadıkları tartışılabilirmiş, çünkü bunlar dönem dönem varolabiliyormuş ya da olmayabiliyormuş! Cumhuriyetçilik, devrimcilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik ve laiklik temel koşullarsa, 1937 yılından önceki rejimin adı nedir? "Türkiye Geçiş Dönemi Cumhuriyeti" mi? "ismet'le Recep ilkeleri Saptayana Kadar Eldekilerle idare Edin" rejimi mi?
(Niçin Atatürk'ün adının 1934 yılından önce Gazi Mustafa Kemal Paşa olduğunun hatırlatılması bugün bazı bürokrat çevrelerinde tepki yaratmaktadır? 1934 yılından önce Atatürk';ün adı Müşir Ahmet Selahattin Paşa mıydı?)
Devrim kanunlarına göre ünvan ve lakapların kullanılması yasaksa, bugün niçin bütün generaller birbirlerine "paşa" diye, siviller de onlara "paşam" diye sesleniyorlar?
Niçin devrimler "taksit taksit" yapılmışlardır? Ne beklenmiştir? "Halkın olgunlaşması" mı? 1924 yılında cumhuriyeti gönülden destekleyen ama iki karısı olan bir vatandaş, 1927 yılında şapka giyen ve fakat eski yazı kullanan bir vatandaş, 1933 yılında hem şapka giyen hem yeni yazı kullanan ve fakat soyadı olmayan bir vatandaş, 1934 yılında tayyör-etek giyen, tek kocayla evli, mektuplarını Latin alfabesiyle yazan, tango yapan ve fakat meclise seçme ve seçilme hakkı bulunmayan kadın vatandaş, bu tabloda nereye oturacaklardır? Bunlar vatan hainleri midir? Öyle olmalarına "Ankara'dan emir gelmekte gecikmesi" mi yol açıyor?
Ya bugün CHP'ye oy vermeyen yüzde 80 oranında vatandaş nereye sokulacaktır?
Altı ok cumhuriyetle özdeşse, üç hilalli MHP, iki hilalli GP, tek hilalli ama bol yıldızlı SP, atlı DP, arılı ANAP, çark ve çekiçli TKP nerenin partileridir, Osmanlı imparatorluğu'nun mu?
Bu umdeler, 1935 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nin tüzüğüne eklendi, 1937 yılında da Anayasa'ya... Partinin bayrağında da oklarla simgelendi. Gidin bakın, Deniz Baykal'ın arkasında duruyor.
Partiyle devlet, tüzükle anayasa, liderle parti, il başkanıyla vali, valiyle belediye reisi, mebusla memur aynı şeydi, içiçeydi, etle tırnak gibi ayrılmaz bir bütündü. Çünkü devir tek lider, tek parti devriydi.
Parti içinde bu zagonu sürdürmek istediği için Deniz Baykal'ı suçlamaya hiçkimsenin hakkı yoktur, çünkü partisinin "mayası" budur!
Ein Volk, ein Reich, ein Führer, einen kleinen Telefunken...
Nelerdi bu umdeler? Devrimcilik, halkçılık, milliyetçilik, cumhuriyetçilik, laiklik, devletçilik. Güzel şeyler.
Fakat bunların bugün de CHP bayrağında ve tüzüğünde olmaları, "mefhum-u muhalif" yöntemiyle şunu getiriyor: AKP olsun, MHP olsun, diğer bütün partiler olsun, cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, devrimci ve laik değillerdir!
Olur mu böyle şey? Ne bileyim ben, Sabih Kanadoğlu’na sorunuz.
Aslında, cumhuriyetimizin kurulduğu 1923 yılında da umdeler vardı, fakat bunlar altı değil dokuz taneydi.
Bu dokuz umde içinde, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin üstünde hiçbir güç yoktur", "askerlik süresi kısaltılmalıdır" ve "memurların çalışma koşulları düzeltilmelidir" gibi laflar da geçiyordu vallahi!
Bunları unuttular, hem devrimci hem devletçi oldular. Ben de unutuyordum, gerek o dokuz umde arasında, gerekse izmir iktisat Kongresi kararlarında "özel sektör yatırımlarının özendirilmesi ve girişimcilerin desteklenmesi" gibi ilkeler de vardır.
Niçin zırt diye dönülmüştür?
Niçin bu altı umdenin dördü 1927 yılında kabul edilmiş, iki tanesi daha 1935'te eklenmiştir?
Otuzlu yılların moda rüzgârları Mussolini, Hitler ve Stalin'den yana estiği için mi?
1936 yılında Recep Peker ve ismet inönü tarafından kurulmak istenen, Atatürk'ün şiddetle reddettiği ve buna niyetlenenleri de çok sert azarladığı, "TBMM'nin dışında ve üstünde yer alacak faşist konseyinin" bir tarafına bu altı okun hangisi batmıştır?
Yoksa yedinci bir ok mu eklenecekti?
Yirmili yıllarda serbest piyasa ekonomisini destekleyen parti, nasıl olur da otuzlu yıllarda "güdümlü devlet kapitalizmine" döner?
Haaa, demek ki altı okun, altı ilkenin, cumhuriyetin "olmazsa olmaz temel koşulları" olup olmadıkları tartışılabilirmiş, çünkü bunlar dönem dönem varolabiliyormuş ya da olmayabiliyormuş! Cumhuriyetçilik, devrimcilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik ve laiklik temel koşullarsa, 1937 yılından önceki rejimin adı nedir? "Türkiye Geçiş Dönemi Cumhuriyeti" mi? "ismet'le Recep ilkeleri Saptayana Kadar Eldekilerle idare Edin" rejimi mi?
(Niçin Atatürk'ün adının 1934 yılından önce Gazi Mustafa Kemal Paşa olduğunun hatırlatılması bugün bazı bürokrat çevrelerinde tepki yaratmaktadır? 1934 yılından önce Atatürk';ün adı Müşir Ahmet Selahattin Paşa mıydı?)
Devrim kanunlarına göre ünvan ve lakapların kullanılması yasaksa, bugün niçin bütün generaller birbirlerine "paşa" diye, siviller de onlara "paşam" diye sesleniyorlar?
Niçin devrimler "taksit taksit" yapılmışlardır? Ne beklenmiştir? "Halkın olgunlaşması" mı? 1924 yılında cumhuriyeti gönülden destekleyen ama iki karısı olan bir vatandaş, 1927 yılında şapka giyen ve fakat eski yazı kullanan bir vatandaş, 1933 yılında hem şapka giyen hem yeni yazı kullanan ve fakat soyadı olmayan bir vatandaş, 1934 yılında tayyör-etek giyen, tek kocayla evli, mektuplarını Latin alfabesiyle yazan, tango yapan ve fakat meclise seçme ve seçilme hakkı bulunmayan kadın vatandaş, bu tabloda nereye oturacaklardır? Bunlar vatan hainleri midir? Öyle olmalarına "Ankara'dan emir gelmekte gecikmesi" mi yol açıyor?
Ya bugün CHP'ye oy vermeyen yüzde 80 oranında vatandaş nereye sokulacaktır?
Altı ok cumhuriyetle özdeşse, üç hilalli MHP, iki hilalli GP, tek hilalli ama bol yıldızlı SP, atlı DP, arılı ANAP, çark ve çekiçli TKP nerenin partileridir, Osmanlı imparatorluğu'nun mu?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar