bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı72
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim25
- terapi niteliğindeki şeyler8
- sözlükte kim kimle sevgili27
- iyi menemenin sırrı7
- nervio43
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar10
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- sözlüğün en şık erkeği12
- kadınların yaptığı en büyük hata9
- iyi memenin sırrı7
- almanca bilmek5
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri7
- kale3112 ifşa8
- siyah sütyen5
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok6
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- fenerbahçeli yazarlar7
- güzel bir kız nasıl tavlanır6
- meme4
- passatı olan erkek6
- giresunlu kızlar6
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
- kız sanılan ama erkek çıkan poposu güzel yazar6
- muslettin amca14
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı7
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler5
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız7
- engineer288
- ese dezze8
- true esaretten kurtulacak4
- selahattin demirtaşın hapiste 10 yılını doldurması3
- yakın zamanda çaylak olacakmış gibi hissetmek4
- sözlük klasikleri12
- kassız erkek neye benzer5
- aşk9
- yarın iş olması3
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- anın görüntüsü32
- aleksey batrakov27
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu8
- futbol17
- herkesin beni evlendirmeye çalışması5
- sözlük kürdü55
- gel münihe sözünü tut travel4
- tacettin libosoglu4
- ben jesus olsam4
O zamanlar "umde" denirdi, ilke demek. Hitler'in kuracağını söylediği "bin yıllık yeni düzene" de "yeni nizam" denirdi o sıralar.
Bu umdeler, 1935 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nin tüzüğüne eklendi, 1937 yılında da Anayasa'ya... Partinin bayrağında da oklarla simgelendi. Gidin bakın, Deniz Baykal'ın arkasında duruyor.
Partiyle devlet, tüzükle anayasa, liderle parti, il başkanıyla vali, valiyle belediye reisi, mebusla memur aynı şeydi, içiçeydi, etle tırnak gibi ayrılmaz bir bütündü. Çünkü devir tek lider, tek parti devriydi.
Parti içinde bu zagonu sürdürmek istediği için Deniz Baykal'ı suçlamaya hiçkimsenin hakkı yoktur, çünkü partisinin "mayası" budur!
Ein Volk, ein Reich, ein Führer, einen kleinen Telefunken...
Nelerdi bu umdeler? Devrimcilik, halkçılık, milliyetçilik, cumhuriyetçilik, laiklik, devletçilik. Güzel şeyler.
Fakat bunların bugün de CHP bayrağında ve tüzüğünde olmaları, "mefhum-u muhalif" yöntemiyle şunu getiriyor: AKP olsun, MHP olsun, diğer bütün partiler olsun, cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, devrimci ve laik değillerdir!
Olur mu böyle şey? Ne bileyim ben, Sabih Kanadoğlu’na sorunuz.
Aslında, cumhuriyetimizin kurulduğu 1923 yılında da umdeler vardı, fakat bunlar altı değil dokuz taneydi.
Bu dokuz umde içinde, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin üstünde hiçbir güç yoktur", "askerlik süresi kısaltılmalıdır" ve "memurların çalışma koşulları düzeltilmelidir" gibi laflar da geçiyordu vallahi!
Bunları unuttular, hem devrimci hem devletçi oldular. Ben de unutuyordum, gerek o dokuz umde arasında, gerekse izmir iktisat Kongresi kararlarında "özel sektör yatırımlarının özendirilmesi ve girişimcilerin desteklenmesi" gibi ilkeler de vardır.
Niçin zırt diye dönülmüştür?
Niçin bu altı umdenin dördü 1927 yılında kabul edilmiş, iki tanesi daha 1935'te eklenmiştir?
Otuzlu yılların moda rüzgârları Mussolini, Hitler ve Stalin'den yana estiği için mi?
1936 yılında Recep Peker ve ismet inönü tarafından kurulmak istenen, Atatürk'ün şiddetle reddettiği ve buna niyetlenenleri de çok sert azarladığı, "TBMM'nin dışında ve üstünde yer alacak faşist konseyinin" bir tarafına bu altı okun hangisi batmıştır?
Yoksa yedinci bir ok mu eklenecekti?
Yirmili yıllarda serbest piyasa ekonomisini destekleyen parti, nasıl olur da otuzlu yıllarda "güdümlü devlet kapitalizmine" döner?
Haaa, demek ki altı okun, altı ilkenin, cumhuriyetin "olmazsa olmaz temel koşulları" olup olmadıkları tartışılabilirmiş, çünkü bunlar dönem dönem varolabiliyormuş ya da olmayabiliyormuş! Cumhuriyetçilik, devrimcilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik ve laiklik temel koşullarsa, 1937 yılından önceki rejimin adı nedir? "Türkiye Geçiş Dönemi Cumhuriyeti" mi? "ismet'le Recep ilkeleri Saptayana Kadar Eldekilerle idare Edin" rejimi mi?
(Niçin Atatürk'ün adının 1934 yılından önce Gazi Mustafa Kemal Paşa olduğunun hatırlatılması bugün bazı bürokrat çevrelerinde tepki yaratmaktadır? 1934 yılından önce Atatürk';ün adı Müşir Ahmet Selahattin Paşa mıydı?)
Devrim kanunlarına göre ünvan ve lakapların kullanılması yasaksa, bugün niçin bütün generaller birbirlerine "paşa" diye, siviller de onlara "paşam" diye sesleniyorlar?
Niçin devrimler "taksit taksit" yapılmışlardır? Ne beklenmiştir? "Halkın olgunlaşması" mı? 1924 yılında cumhuriyeti gönülden destekleyen ama iki karısı olan bir vatandaş, 1927 yılında şapka giyen ve fakat eski yazı kullanan bir vatandaş, 1933 yılında hem şapka giyen hem yeni yazı kullanan ve fakat soyadı olmayan bir vatandaş, 1934 yılında tayyör-etek giyen, tek kocayla evli, mektuplarını Latin alfabesiyle yazan, tango yapan ve fakat meclise seçme ve seçilme hakkı bulunmayan kadın vatandaş, bu tabloda nereye oturacaklardır? Bunlar vatan hainleri midir? Öyle olmalarına "Ankara'dan emir gelmekte gecikmesi" mi yol açıyor?
Ya bugün CHP'ye oy vermeyen yüzde 80 oranında vatandaş nereye sokulacaktır?
Altı ok cumhuriyetle özdeşse, üç hilalli MHP, iki hilalli GP, tek hilalli ama bol yıldızlı SP, atlı DP, arılı ANAP, çark ve çekiçli TKP nerenin partileridir, Osmanlı imparatorluğu'nun mu?
Bu umdeler, 1935 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nin tüzüğüne eklendi, 1937 yılında da Anayasa'ya... Partinin bayrağında da oklarla simgelendi. Gidin bakın, Deniz Baykal'ın arkasında duruyor.
Partiyle devlet, tüzükle anayasa, liderle parti, il başkanıyla vali, valiyle belediye reisi, mebusla memur aynı şeydi, içiçeydi, etle tırnak gibi ayrılmaz bir bütündü. Çünkü devir tek lider, tek parti devriydi.
Parti içinde bu zagonu sürdürmek istediği için Deniz Baykal'ı suçlamaya hiçkimsenin hakkı yoktur, çünkü partisinin "mayası" budur!
Ein Volk, ein Reich, ein Führer, einen kleinen Telefunken...
Nelerdi bu umdeler? Devrimcilik, halkçılık, milliyetçilik, cumhuriyetçilik, laiklik, devletçilik. Güzel şeyler.
Fakat bunların bugün de CHP bayrağında ve tüzüğünde olmaları, "mefhum-u muhalif" yöntemiyle şunu getiriyor: AKP olsun, MHP olsun, diğer bütün partiler olsun, cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, devrimci ve laik değillerdir!
Olur mu böyle şey? Ne bileyim ben, Sabih Kanadoğlu’na sorunuz.
Aslında, cumhuriyetimizin kurulduğu 1923 yılında da umdeler vardı, fakat bunlar altı değil dokuz taneydi.
Bu dokuz umde içinde, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin üstünde hiçbir güç yoktur", "askerlik süresi kısaltılmalıdır" ve "memurların çalışma koşulları düzeltilmelidir" gibi laflar da geçiyordu vallahi!
Bunları unuttular, hem devrimci hem devletçi oldular. Ben de unutuyordum, gerek o dokuz umde arasında, gerekse izmir iktisat Kongresi kararlarında "özel sektör yatırımlarının özendirilmesi ve girişimcilerin desteklenmesi" gibi ilkeler de vardır.
Niçin zırt diye dönülmüştür?
Niçin bu altı umdenin dördü 1927 yılında kabul edilmiş, iki tanesi daha 1935'te eklenmiştir?
Otuzlu yılların moda rüzgârları Mussolini, Hitler ve Stalin'den yana estiği için mi?
1936 yılında Recep Peker ve ismet inönü tarafından kurulmak istenen, Atatürk'ün şiddetle reddettiği ve buna niyetlenenleri de çok sert azarladığı, "TBMM'nin dışında ve üstünde yer alacak faşist konseyinin" bir tarafına bu altı okun hangisi batmıştır?
Yoksa yedinci bir ok mu eklenecekti?
Yirmili yıllarda serbest piyasa ekonomisini destekleyen parti, nasıl olur da otuzlu yıllarda "güdümlü devlet kapitalizmine" döner?
Haaa, demek ki altı okun, altı ilkenin, cumhuriyetin "olmazsa olmaz temel koşulları" olup olmadıkları tartışılabilirmiş, çünkü bunlar dönem dönem varolabiliyormuş ya da olmayabiliyormuş! Cumhuriyetçilik, devrimcilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik ve laiklik temel koşullarsa, 1937 yılından önceki rejimin adı nedir? "Türkiye Geçiş Dönemi Cumhuriyeti" mi? "ismet'le Recep ilkeleri Saptayana Kadar Eldekilerle idare Edin" rejimi mi?
(Niçin Atatürk'ün adının 1934 yılından önce Gazi Mustafa Kemal Paşa olduğunun hatırlatılması bugün bazı bürokrat çevrelerinde tepki yaratmaktadır? 1934 yılından önce Atatürk';ün adı Müşir Ahmet Selahattin Paşa mıydı?)
Devrim kanunlarına göre ünvan ve lakapların kullanılması yasaksa, bugün niçin bütün generaller birbirlerine "paşa" diye, siviller de onlara "paşam" diye sesleniyorlar?
Niçin devrimler "taksit taksit" yapılmışlardır? Ne beklenmiştir? "Halkın olgunlaşması" mı? 1924 yılında cumhuriyeti gönülden destekleyen ama iki karısı olan bir vatandaş, 1927 yılında şapka giyen ve fakat eski yazı kullanan bir vatandaş, 1933 yılında hem şapka giyen hem yeni yazı kullanan ve fakat soyadı olmayan bir vatandaş, 1934 yılında tayyör-etek giyen, tek kocayla evli, mektuplarını Latin alfabesiyle yazan, tango yapan ve fakat meclise seçme ve seçilme hakkı bulunmayan kadın vatandaş, bu tabloda nereye oturacaklardır? Bunlar vatan hainleri midir? Öyle olmalarına "Ankara'dan emir gelmekte gecikmesi" mi yol açıyor?
Ya bugün CHP'ye oy vermeyen yüzde 80 oranında vatandaş nereye sokulacaktır?
Altı ok cumhuriyetle özdeşse, üç hilalli MHP, iki hilalli GP, tek hilalli ama bol yıldızlı SP, atlı DP, arılı ANAP, çark ve çekiçli TKP nerenin partileridir, Osmanlı imparatorluğu'nun mu?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar