bugün
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi8
- konuşurken anladın mı deyip duran tip6
- kötü bir insan mıyım ben3
- kaçak akım rölesi3
- yazarların kedilerine söylemek istedikleri4
- paranın mutluluk getirmemesi6
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- kendi yanağından makas almak3
- kafayı kıran geliyor3
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek3
- küfürlü atasözleri4
- samsak döveci4
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- kaçak akım2
- kendi popona şaplak atmak2
- kimseye ihtiyaç duymamak2
- günaydın kızlar4
- bebeksi cilt için tavsiyeler2
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar3
- sözlüğün yeni tasarımı15
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- sözlüğün en ılık yazarı2
- süvari kahvesi3
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey4
- travis bickle a gönlünün götürdüğü yere sür demek2
- blaupunkt3
- tır kabini2
- michelin2
- gece gelen yemek yapma isteği8
- terhis oluyorum sözlük21
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- kitap okumamak3
- tulumba tatlısı4
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- ayva reçeli2
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
- günaydın devasa uludağ sözlük ailesi2
- anın görüntüsü24
- fatma betül sayan kaya28
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi14
- sözlüğü ayakta tutanlar2
- belediye ruhsat birimi2
- ateşte kızartılacaksın2
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- kısa vadeli faydalı güdülenim araçları2
- dilencilik yasal bir iş midir2
- bir sözlük yazarına kahve ısmarlamak12
- dilenme usulleri2
- abd'nin irana atom bombası saldırısı ihtimali3
ilk izlenimimin olumlu olduğu kitap. Sanki güzel bir kurgu var da olaylar baya gelişecek gibi. Umarım istediğim tadı alırım kitaptan.
Harika bir kurgu olduğunu söyleyemeyeceğim ama Azra kohen'in de öyle bir iddiası yok zaten. Vermek istediği belirli ve bence önemli mesajları distopik bir hikayeye başarılı bir şekilde yerleştirmiş. Kitap içine alıyor da insanı. Fi çi pi üçlemesini okumadım fakat aeden'den çıkardığım bir sürü ders var.
--spoiler--
Sonje'nin dünya'ya geldikten sonra insanlar hakkında yazdıkları aslında Azra ablanın ıslak odunu eline alıp bizi bi güzel benzetmek istediği konular. Uyanın diyor. Uyanınnn
--spoiler--
--spoiler--
Sonje'nin dünya'ya geldikten sonra insanlar hakkında yazdıkları aslında Azra ablanın ıslak odunu eline alıp bizi bi güzel benzetmek istediği konular. Uyanın diyor. Uyanınnn
--spoiler--
akilah azra kohen in çıkardığı yeni aldığım bir kitap bakalım nasıl bir gidişatı olacak bitirince gözlemlerimi tekrar editleyip ekleyeceğim.
*OKYANUSUN ZENGiN DERiNLiĞiNDEN GÜNDELiK YAŞAMIN FAKiR SIĞLIĞINA GERi DÖNMEK GiBiYDi KARAYA ÇIKMAK !
*inanılmak iradeye güç veren bir kalkan oluştururken, yargılanmakbir hastalık gibi irademizi zayıflatır.
*hayat, kınadığımız anlamakta zorlandığımız her şeyi bize yaşatmak için mükemmellikle dizayn edilmişti.
*zıtlıkların gezegeninde değer birimi, değersiz kağıt parçalarından başka ne olabilirdi ki!
*bu gezegen bir savaş bölgesi. Negatif ve pozitifin savaşı. Etrafına bak, bu insanların mı… sonje lafa girip düzeltti: “insansılar” …ancak kendini iyileştirebilen canlılar potansiyellerini tamamlayıp yaratıcılara dönüşebilirlerdi.
*ilkel,sevgisiz,kimliksiz,ilimsiz,anlayışsız olmak istemiyorum.
*”etrafında gördüğün her kişinin, değişik hayatlara doğmuş, değişik deneyimlerden geçmiş ve bu deneyimler sonunda bugün ki kimliklerine bürünmüş aynı enerji zerresi olduğunu düşün.” “yani bu evrende aslında bir tek sen varsın ve geri kalan her şey senin kombinasyonların… başkasını yargıladığında aslında kendini yargılıyorsun.” Dokas
*merak ettiğimiz şeyler düşüncelerimizin köklerini oluştururlar.
*senin hissettiğin her duygu senden evrene yansır hatta evreni değiştirir.
*anlam ancak emek verilerek iyi niyetle anlamlanıyor.
*sadece tüketmeyi deneyimleyen bir organizma asla kendi potansiyeline ulaşamaz ve uzun vadede evrenin boyutlarında asla kendine yer bulamaz. Tükettiğini üretebilirmisin? Peki ya fikirler ?yargılayarak tükettiğin fikirlerin yerine yenilerini üretebiliyor musun?
*çi’den gel, çi’ye dön. Potansiyeline doğ, kaderinin efendisi ol. Olmaktan, doğmaktan, dönüşmekten yoksunma…!
*Evrim lazımdı bu gezegene avaz avaz “evrim” diye bağırmanın normal olacağı kadar büyük bir ihtiyaçtı. Zihinsel evrim! Bu insansıların en büyük ihtiyacıydı.
*…işkence etmek için doğmadınız… yağmalamak için yaşamıyorsunuz. Yaşamı desteklemek, dahada çoğalmasını sağlamak, zekanızı hayata sunmak için buradasınız.
*balinayı çağıran beraberinde getireceği okyanusada hazır olmalı. Hazırım ben Numi artık hazırım !bir daha asla inkarda olmayacağım.
*”biz her canlının dönüşebileceği en iyi versiyonu deneyimlemek için yaratıldığına inanıyoruz, sizin Tanrı dediğiniz şey bizim için evrenin kendisi. Sizse evrenin ve dahilindeki tüm galaksilerin canlı olduğunu dahi bilmiyorsunuz. Ne gezegeninizin yaşayan bir hücre olduğunun farkındasınız ne de çıkardığınız petrolün bu gezegenin kanı olduğunun.”
*MARSIRYAN HiKAYELERi
*…her çocuk herkes tarafından sahiplenilmeden huzur gelmeyecekti bu gezegene.
*annelerdi uygarlıkların ruhunu koruyanlar.
*ama zaten hayat bir canla başlamıyormuydu?
*Tanrı varoluşun tamamıydı.
*karakterin intiharıydı aklına estiği gibi davranmak, hayatı anlamsızlaştıran her döngünün başlangıcıydı bu.
*bazılarına anlatmak için hayat yetmezdi, mucizeler şart haline gelirdi çünkü o kadar salaklardı ki, kendi küçüklüklerini görene kadar varoluşu anlayamazlardı.
*bir canı kurtarabilecekken, üşenip de emek vermeyen herkes, o kurtarmadıkları canın başına gelenlerle bir gün mutlaka yüzleşecekti…
*Dünya gezegeni evrim komitesinin izlediği 8 milyar 122 gezegenden sadece biridir.
*yaşadığı gezegeni saygıyla sevemeyen, ağacın yaprağına dokunurken bile, kendi damarlarında akan kanın o yaprağa bağlı olduğunu hissedemeyen, yaşamın her formunu cezalandırırcasına işkencelerle yağmalayan bir organizmaya, insana dönüşmek için emek vermezlerse yavrularıyla birlikte varoluştan tamamen silineceklerini anlatabilir miyim emin değilim.
*yaşarken ölenlerin gezegenindeyim !
*kendi çıkarlarından olmak pahasına bir çocuğa verilen değer dünyayı değiştirirdi.
*zıtlıkların dünyasında ikilemlerin tam ortasında.
*ölümlere değil yaşatılmışlıklara ihtiyacımız var bu savaşta. Yaşamı destekleyebildiğimiz kadar zefere yakın olacağız.
*illa dünyanın uyuzu olmak zorunda değilsiniz, dünyanın bifidobacterium’u olabilirsiniz. Yaşama katkısı olan, yaşarken yaşatan, tükettiğini üretebildiği için kendini yüceltebilen, beslendiği şeyi besleyen… işe yarayan… bir organizma olabilirsiniz.
*”tuhaflıklarımız üstünlüğümüz olabilir, kendimize emek vermeden bilemeyiz.hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığına emin olduğunda, hiçbir şeyin bilindiği gibi olmadığını keşfetmeye başlarsın. Hayat hepimizden daha akıllı. Bize sadece ihtiyaç duyduğumuz deneyimleri sunar. Deneyimin içinde kaybolabilir ya da ona sahip olabiliriz. Seçim senin zamanı gelince.”
“hayat sadece emek verenler için cennettir !
*evrenler yarattılar birlikte, ışık olsun diye geleceğe.
*yaşama saygıda ol.
*hayatına iz bırakan şey, bir anın içinde, ışıkla birlikte yeniden hatırlatırken kendini…
*hepimiz gitmemiz gereken yollara, bulmamız gereken yönlere sahibiz. Nasıl, kendi çevresinde dönen birinin yönünü bulması ya da yolunda yürümesi zor olursa, potansiyeline hizmet etmeyecek konuları sürekli merak eden biri de potansiyelinden uzaklaşır, her yöne yönelen biri hiçbir yere varamaz !
*gelecek zaten bu andır, her gün doğan ve batan bir güneşimizin olması seni yanıltmasın. Potansiyelin zaman algısı yoktur. Ya evrimleşir ya da tekrarlanırsın. Soruların aynı, merakın farklı cümleleriyle tekrardasın.soru sormak yerine önce aldığın cevapları sentezliyor olmalısın. Kendi cevaplarını bulmaya emek vermeden soruyorsan kesin tekrardasın.
*bedenin toprağa, deneyimlerin evrene, ruhun Yüce’ye dönsün. Unutma, ancak bütünün tamamı kadar yalnız, her bir parçası kadar çoksun. RUHUN HER DAiM ANLAMLARLA VAR OLSUN.
*HAYAT HEPiMiZDEN DAHA AKILLI.BiZE, KENDi POTANSiYELiMiZE ULAŞMAMIZIN iÇiN SÜREKLi FIRSAT VERiR. BAZEN VERiLEN FIRSATLARI GÖRMEZ, BAZEN BU FIRSATLARI GÖRÜP KAÇIRIR, BAZENSE BU FIRSATLARLA SAVAŞIRIZ.
*inanılmak iradeye güç veren bir kalkan oluştururken, yargılanmakbir hastalık gibi irademizi zayıflatır.
*hayat, kınadığımız anlamakta zorlandığımız her şeyi bize yaşatmak için mükemmellikle dizayn edilmişti.
*zıtlıkların gezegeninde değer birimi, değersiz kağıt parçalarından başka ne olabilirdi ki!
*bu gezegen bir savaş bölgesi. Negatif ve pozitifin savaşı. Etrafına bak, bu insanların mı… sonje lafa girip düzeltti: “insansılar” …ancak kendini iyileştirebilen canlılar potansiyellerini tamamlayıp yaratıcılara dönüşebilirlerdi.
*ilkel,sevgisiz,kimliksiz,ilimsiz,anlayışsız olmak istemiyorum.
*”etrafında gördüğün her kişinin, değişik hayatlara doğmuş, değişik deneyimlerden geçmiş ve bu deneyimler sonunda bugün ki kimliklerine bürünmüş aynı enerji zerresi olduğunu düşün.” “yani bu evrende aslında bir tek sen varsın ve geri kalan her şey senin kombinasyonların… başkasını yargıladığında aslında kendini yargılıyorsun.” Dokas
*merak ettiğimiz şeyler düşüncelerimizin köklerini oluştururlar.
*senin hissettiğin her duygu senden evrene yansır hatta evreni değiştirir.
*anlam ancak emek verilerek iyi niyetle anlamlanıyor.
*sadece tüketmeyi deneyimleyen bir organizma asla kendi potansiyeline ulaşamaz ve uzun vadede evrenin boyutlarında asla kendine yer bulamaz. Tükettiğini üretebilirmisin? Peki ya fikirler ?yargılayarak tükettiğin fikirlerin yerine yenilerini üretebiliyor musun?
*çi’den gel, çi’ye dön. Potansiyeline doğ, kaderinin efendisi ol. Olmaktan, doğmaktan, dönüşmekten yoksunma…!
*Evrim lazımdı bu gezegene avaz avaz “evrim” diye bağırmanın normal olacağı kadar büyük bir ihtiyaçtı. Zihinsel evrim! Bu insansıların en büyük ihtiyacıydı.
*…işkence etmek için doğmadınız… yağmalamak için yaşamıyorsunuz. Yaşamı desteklemek, dahada çoğalmasını sağlamak, zekanızı hayata sunmak için buradasınız.
*balinayı çağıran beraberinde getireceği okyanusada hazır olmalı. Hazırım ben Numi artık hazırım !bir daha asla inkarda olmayacağım.
*”biz her canlının dönüşebileceği en iyi versiyonu deneyimlemek için yaratıldığına inanıyoruz, sizin Tanrı dediğiniz şey bizim için evrenin kendisi. Sizse evrenin ve dahilindeki tüm galaksilerin canlı olduğunu dahi bilmiyorsunuz. Ne gezegeninizin yaşayan bir hücre olduğunun farkındasınız ne de çıkardığınız petrolün bu gezegenin kanı olduğunun.”
*MARSIRYAN HiKAYELERi
*…her çocuk herkes tarafından sahiplenilmeden huzur gelmeyecekti bu gezegene.
*annelerdi uygarlıkların ruhunu koruyanlar.
*ama zaten hayat bir canla başlamıyormuydu?
*Tanrı varoluşun tamamıydı.
*karakterin intiharıydı aklına estiği gibi davranmak, hayatı anlamsızlaştıran her döngünün başlangıcıydı bu.
*bazılarına anlatmak için hayat yetmezdi, mucizeler şart haline gelirdi çünkü o kadar salaklardı ki, kendi küçüklüklerini görene kadar varoluşu anlayamazlardı.
*bir canı kurtarabilecekken, üşenip de emek vermeyen herkes, o kurtarmadıkları canın başına gelenlerle bir gün mutlaka yüzleşecekti…
*Dünya gezegeni evrim komitesinin izlediği 8 milyar 122 gezegenden sadece biridir.
*yaşadığı gezegeni saygıyla sevemeyen, ağacın yaprağına dokunurken bile, kendi damarlarında akan kanın o yaprağa bağlı olduğunu hissedemeyen, yaşamın her formunu cezalandırırcasına işkencelerle yağmalayan bir organizmaya, insana dönüşmek için emek vermezlerse yavrularıyla birlikte varoluştan tamamen silineceklerini anlatabilir miyim emin değilim.
*yaşarken ölenlerin gezegenindeyim !
*kendi çıkarlarından olmak pahasına bir çocuğa verilen değer dünyayı değiştirirdi.
*zıtlıkların dünyasında ikilemlerin tam ortasında.
*ölümlere değil yaşatılmışlıklara ihtiyacımız var bu savaşta. Yaşamı destekleyebildiğimiz kadar zefere yakın olacağız.
*illa dünyanın uyuzu olmak zorunda değilsiniz, dünyanın bifidobacterium’u olabilirsiniz. Yaşama katkısı olan, yaşarken yaşatan, tükettiğini üretebildiği için kendini yüceltebilen, beslendiği şeyi besleyen… işe yarayan… bir organizma olabilirsiniz.
*”tuhaflıklarımız üstünlüğümüz olabilir, kendimize emek vermeden bilemeyiz.hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığına emin olduğunda, hiçbir şeyin bilindiği gibi olmadığını keşfetmeye başlarsın. Hayat hepimizden daha akıllı. Bize sadece ihtiyaç duyduğumuz deneyimleri sunar. Deneyimin içinde kaybolabilir ya da ona sahip olabiliriz. Seçim senin zamanı gelince.”
“hayat sadece emek verenler için cennettir !
*evrenler yarattılar birlikte, ışık olsun diye geleceğe.
*yaşama saygıda ol.
*hayatına iz bırakan şey, bir anın içinde, ışıkla birlikte yeniden hatırlatırken kendini…
*hepimiz gitmemiz gereken yollara, bulmamız gereken yönlere sahibiz. Nasıl, kendi çevresinde dönen birinin yönünü bulması ya da yolunda yürümesi zor olursa, potansiyeline hizmet etmeyecek konuları sürekli merak eden biri de potansiyelinden uzaklaşır, her yöne yönelen biri hiçbir yere varamaz !
*gelecek zaten bu andır, her gün doğan ve batan bir güneşimizin olması seni yanıltmasın. Potansiyelin zaman algısı yoktur. Ya evrimleşir ya da tekrarlanırsın. Soruların aynı, merakın farklı cümleleriyle tekrardasın.soru sormak yerine önce aldığın cevapları sentezliyor olmalısın. Kendi cevaplarını bulmaya emek vermeden soruyorsan kesin tekrardasın.
*bedenin toprağa, deneyimlerin evrene, ruhun Yüce’ye dönsün. Unutma, ancak bütünün tamamı kadar yalnız, her bir parçası kadar çoksun. RUHUN HER DAiM ANLAMLARLA VAR OLSUN.
*HAYAT HEPiMiZDEN DAHA AKILLI.BiZE, KENDi POTANSiYELiMiZE ULAŞMAMIZIN iÇiN SÜREKLi FIRSAT VERiR. BAZEN VERiLEN FIRSATLARI GÖRMEZ, BAZEN BU FIRSATLARI GÖRÜP KAÇIRIR, BAZENSE BU FIRSATLARLA SAVAŞIRIZ.
ilk yüz sayfa yazarının dediği gibi boğucudur. Sıkar, sıkar. Sonra çözülüverir. Ama daha yoğun bir anlatım gerekliydi. Emeğine saygım var, bütünüyle kötülemiyorum. Ama o kadar sayfaya daha yoğun bilgiler aktarılmalıydı. Okuyucu yoğun bir bilgi aktarımını seyreltmeye çalışmalıydı. Genel olarak güzel.
azra kohen'in ütopya olarak adlandırdığı kitabı. Bundan sonraki de distopya olacakmış.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com