bugün
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur6
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi5
- vazo ve saksı arasındaki farkı bilen erkek7
- kaymak vs tereyağı6
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- çilek reçeli vs vişne reçeli6
- mutsuzluğun en büyük nedeni6
- çare sarıgül4
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması7
- sözlüğe fotoğraf atan kızın namusu2
- fazla akbili olan var mı4
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması2
- sankritçe3
- ai değil alın teri entry3
- bir konuda fikrini almak istediğiniz kişi3
- soğumak2
- zorunlu ders programları3
- gece denize girmek9
- lamine yamal'a 1 milyar euro istenmesi2
- aylık 400 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- nickten isim tahmini yapmak25
- her entrysi eksilenen yazar4
- pişik kremi2
- erkek egemen dil kullanan kadınlar3
- pazar günü sözlükte takılan asosyal ezik2
- anın görüntüsü13
- moominler2
- finlandiya2
- oscar alma yontemleri4
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası17
- kadın iftirasıyla hayatı kararan erkekler3
- erdoğan'ın milli görüş gömleğini çıkarması3
- akrep burcu6
- kas yığını sözlük erkekleri4
- kıl erkeğin süsüdür14
- ergenlerle mesai arkadaşı olmak5
- melabaa diye mesaj atan erkek2
- geceye bir şarkı bırak11
- burç zehrinin erkeklere de sıçramış olması3
- as maca6
- ioçk14
- nick vermeden bir yazara seslen14
- başlıkları tutmayan sözlük yazarı3
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- yeni parti46
- kim bu gizli artıcı4
- müslüman cinler5
- yazarların şu an yapmak istedikleri şey10
- kaos show2
- grup seksin mantığı10
Bence doksanlı yıllar ve ikibinin başları çok güzeldi. 2005ten sonra internet, cep telefonları sosyalliği bitirdi. Artık sokakta oymayan çocuklar yok, çekirdek kola yapan gençler yok, kitap, gazete okuyan yetişkinler yok. Alışamadım bu düzene.
ilk yarısı şahane olan 97 gibi tadı kaçan peri masalı zaman dilimi. tüketim toplumunu sevemedim.
bu nesilde doğan çocuklar belki dünyanın en şansız insanlarıdır. ne istedikleri gibi biri olabildiler ne de bu düzene ayaklanabildiler. ne iş bulabildiler ne evlenebildiler. arada, yitik, boş bir nesil.
müzik albümlerinin en güzel olduğu yıllar. ne tür olursa olsun.
keşke yaşasaydım o dönemi. ah var ya 90'lar. seni gidi 90'lar.
90’ları yaşamış olanlar bilir…
O zamanlar hayat daha yavaştı ama duygular daha hızlıydı.
Günler uzun, geceler derindi. Sokak lambalarının altında uzayan gölgeler, akşam ezanıyla biten oyunlar, kapıdan “hadi artık eve!” diye seslenen anneler… Hepsi bir ritüeldi, hepsi hayatın kendisiydi.
O dönem kimse “an”ı yakalamaya çalışmazdı, çünkü herkes zaten anın içindeydi.
Bir şarkı çaldığında sadece kulaklarınla değil, kalbinle dinlerdin. Kasetin sararken çıkan o ses bile başlı başına bir hatıraydı. Aynı şarkıyı defalarca dinleyip yine de sıkılmamak, çünkü aslında şarkıyı değil, hissettirdiklerini dinlemek…
Arkadaşlıklar filtresizdi.
Birlikte gülmek için sebep aramazdık, zaten vardık.
Kırılmalar da gerçekti, barışmalar da.
Kimse rol yapmazdı, kimse “görünmek” için yaşamazdı. Her şey olduğu gibiydi.
Ve belki de en önemlisi…
Herkes hayattaydı.
Aile dediğin şey sadece bir kavram değil, her gün sofrada tamamlanan bir parçaydı. O sıcaklık, o güven hissi… tarif etmek zor, ama hisseden herkes bilir.
90’lar bir zaman dilimi değildi aslında.
Bir ruhtu.
Bir ambiyanstı.
Gece mavisinin mora karıştığı, hafif flu anıların içinde kaybolduğun bir his…
Şimdi bazen bir şarkı açılıyor, ya da eski bir görüntü denk geliyor…
Ve bir anda içinden bir şeyler sızlıyor.
Sebebini tam açıklayamıyorsun ama biliyorsun:
O his, o zamanlardan kalma.
Belki de bu yüzden 90’lar unutulmuyor.
Çünkü sadece yaşanmadı… hissedildi.
O zamanlar hayat daha yavaştı ama duygular daha hızlıydı.
Günler uzun, geceler derindi. Sokak lambalarının altında uzayan gölgeler, akşam ezanıyla biten oyunlar, kapıdan “hadi artık eve!” diye seslenen anneler… Hepsi bir ritüeldi, hepsi hayatın kendisiydi.
O dönem kimse “an”ı yakalamaya çalışmazdı, çünkü herkes zaten anın içindeydi.
Bir şarkı çaldığında sadece kulaklarınla değil, kalbinle dinlerdin. Kasetin sararken çıkan o ses bile başlı başına bir hatıraydı. Aynı şarkıyı defalarca dinleyip yine de sıkılmamak, çünkü aslında şarkıyı değil, hissettirdiklerini dinlemek…
Arkadaşlıklar filtresizdi.
Birlikte gülmek için sebep aramazdık, zaten vardık.
Kırılmalar da gerçekti, barışmalar da.
Kimse rol yapmazdı, kimse “görünmek” için yaşamazdı. Her şey olduğu gibiydi.
Ve belki de en önemlisi…
Herkes hayattaydı.
Aile dediğin şey sadece bir kavram değil, her gün sofrada tamamlanan bir parçaydı. O sıcaklık, o güven hissi… tarif etmek zor, ama hisseden herkes bilir.
90’lar bir zaman dilimi değildi aslında.
Bir ruhtu.
Bir ambiyanstı.
Gece mavisinin mora karıştığı, hafif flu anıların içinde kaybolduğun bir his…
Şimdi bazen bir şarkı açılıyor, ya da eski bir görüntü denk geliyor…
Ve bir anda içinden bir şeyler sızlıyor.
Sebebini tam açıklayamıyorsun ama biliyorsun:
O his, o zamanlardan kalma.
Belki de bu yüzden 90’lar unutulmuyor.
Çünkü sadece yaşanmadı… hissedildi.
Muhteşem günlerdi, insanlar da çok güzeldi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar