bugün
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı46
- futbolla zerre ilgilenmeyen erkek8
- dm yazarlığı8
- ne kadar paranız var10
- silvermist'in mutfağına konuk olmak11
- mansur yavaş'ın akp'ye geçmesi10
- cübbeli ahmet hoca9
- bakarız diyen erkek18
- deplasmanda atılan golün bir ağırlığının olmaması3
- gta 77
- cincinnati cini3
- yorgun mermi2
- çine neden bir şey olmuyor4
- iphone duo4
- ayak fetişizmine sapıklık diyen yobazlar5
- semicenk şarkıları4
- true ve s'i l v'e r m'i s t birlikteliği4
- insanoğlu çalışmak ile lanetlenmiştir10
- dünyanın en dayanıklı şehirleri2
- 0 0 78
- mehmet ağar3
- çin tayvan gerilimi türkiye'yi etkilemez3
- kendinle alakalı ilginç bir bilgi ver3
- kim yong'un kızları2
- kuzey kore de aşk yaşamak2
- kuzey kore askerinin ukrayna savaşına katilmasi2
- beynindeki sesleri susturamamak3
- soğuk savaş2
- ben çok pis içerim2
- sözlükten hatun indirmek5
- manisa daki gizli kamera skandalında 1 tutuklama3
- ama hala buradasın2
- hüseyin nihal atsız2
- exini kesip kek yapan kız2
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip12
- dışarıda yemek yemek3
- yeni şafak4
- alkol içmek yasak mıdır4
- sonra konuşuruz diyen sevgili14
- semicenk vs blok33
- 6 saattir mesaj atmayan sevgili8
- kiraz cicegi kolonyasi7
- dissection2
- sözlüğün sarması13
- uykusuz kedi ile soba çayı içip dedikodu yapmak8
- zengin erkeğin metresi olmayı kabul eden kadın3
- dünyada en güzel kadınların yaşadığı ülke9
- maaş yüz yüze görüşülecektir12
- kadınların evli erkeklere zaafı5
- kızlar kendinden büyük erkekleri sevseydi5
Bence doksanlı yıllar ve ikibinin başları çok güzeldi. 2005ten sonra internet, cep telefonları sosyalliği bitirdi. Artık sokakta oymayan çocuklar yok, çekirdek kola yapan gençler yok, kitap, gazete okuyan yetişkinler yok. Alışamadım bu düzene.
ilk yarısı şahane olan 97 gibi tadı kaçan peri masalı zaman dilimi. tüketim toplumunu sevemedim.
bu nesilde doğan çocuklar belki dünyanın en şansız insanlarıdır. ne istedikleri gibi biri olabildiler ne de bu düzene ayaklanabildiler. ne iş bulabildiler ne evlenebildiler. arada, yitik, boş bir nesil.
müzik albümlerinin en güzel olduğu yıllar. ne tür olursa olsun.
keşke yaşasaydım o dönemi. ah var ya 90'lar. seni gidi 90'lar.
90’ları yaşamış olanlar bilir…
O zamanlar hayat daha yavaştı ama duygular daha hızlıydı.
Günler uzun, geceler derindi. Sokak lambalarının altında uzayan gölgeler, akşam ezanıyla biten oyunlar, kapıdan “hadi artık eve!” diye seslenen anneler… Hepsi bir ritüeldi, hepsi hayatın kendisiydi.
O dönem kimse “an”ı yakalamaya çalışmazdı, çünkü herkes zaten anın içindeydi.
Bir şarkı çaldığında sadece kulaklarınla değil, kalbinle dinlerdin. Kasetin sararken çıkan o ses bile başlı başına bir hatıraydı. Aynı şarkıyı defalarca dinleyip yine de sıkılmamak, çünkü aslında şarkıyı değil, hissettirdiklerini dinlemek…
Arkadaşlıklar filtresizdi.
Birlikte gülmek için sebep aramazdık, zaten vardık.
Kırılmalar da gerçekti, barışmalar da.
Kimse rol yapmazdı, kimse “görünmek” için yaşamazdı. Her şey olduğu gibiydi.
Ve belki de en önemlisi…
Herkes hayattaydı.
Aile dediğin şey sadece bir kavram değil, her gün sofrada tamamlanan bir parçaydı. O sıcaklık, o güven hissi… tarif etmek zor, ama hisseden herkes bilir.
90’lar bir zaman dilimi değildi aslında.
Bir ruhtu.
Bir ambiyanstı.
Gece mavisinin mora karıştığı, hafif flu anıların içinde kaybolduğun bir his…
Şimdi bazen bir şarkı açılıyor, ya da eski bir görüntü denk geliyor…
Ve bir anda içinden bir şeyler sızlıyor.
Sebebini tam açıklayamıyorsun ama biliyorsun:
O his, o zamanlardan kalma.
Belki de bu yüzden 90’lar unutulmuyor.
Çünkü sadece yaşanmadı… hissedildi.
O zamanlar hayat daha yavaştı ama duygular daha hızlıydı.
Günler uzun, geceler derindi. Sokak lambalarının altında uzayan gölgeler, akşam ezanıyla biten oyunlar, kapıdan “hadi artık eve!” diye seslenen anneler… Hepsi bir ritüeldi, hepsi hayatın kendisiydi.
O dönem kimse “an”ı yakalamaya çalışmazdı, çünkü herkes zaten anın içindeydi.
Bir şarkı çaldığında sadece kulaklarınla değil, kalbinle dinlerdin. Kasetin sararken çıkan o ses bile başlı başına bir hatıraydı. Aynı şarkıyı defalarca dinleyip yine de sıkılmamak, çünkü aslında şarkıyı değil, hissettirdiklerini dinlemek…
Arkadaşlıklar filtresizdi.
Birlikte gülmek için sebep aramazdık, zaten vardık.
Kırılmalar da gerçekti, barışmalar da.
Kimse rol yapmazdı, kimse “görünmek” için yaşamazdı. Her şey olduğu gibiydi.
Ve belki de en önemlisi…
Herkes hayattaydı.
Aile dediğin şey sadece bir kavram değil, her gün sofrada tamamlanan bir parçaydı. O sıcaklık, o güven hissi… tarif etmek zor, ama hisseden herkes bilir.
90’lar bir zaman dilimi değildi aslında.
Bir ruhtu.
Bir ambiyanstı.
Gece mavisinin mora karıştığı, hafif flu anıların içinde kaybolduğun bir his…
Şimdi bazen bir şarkı açılıyor, ya da eski bir görüntü denk geliyor…
Ve bir anda içinden bir şeyler sızlıyor.
Sebebini tam açıklayamıyorsun ama biliyorsun:
O his, o zamanlardan kalma.
Belki de bu yüzden 90’lar unutulmuyor.
Çünkü sadece yaşanmadı… hissedildi.
Muhteşem günlerdi, insanlar da çok güzeldi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar