bugün
- güney kore32
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı69
- okan buruk10
- ismail kartal16
- jaws filmindeki sikko balik29
- chatgpt'nin bana yürümesi12
- karı istiyorum3
- ilk buluşmada sevişenler3
- sözlükteki fenerbahçeliler15
- avustralya2
- yere düşen sırt kaşıyıcı2
- sözlükteki fenerbahçe li yazarlar7
- en son alınan iltifat6
- kimsenin sizi sevmemesi4
- mert hakan yandaş5
- gece araba sürerken dinlenecek şarkılar2
- ismet bin ebu lülü vel binici ül meydan'ı ilim4
- didem soydan5
- cedidacer6
- victor osimhen11
- atilla karaoğlan5
- vajinaya dil atmak3
- adkdşlajdşjasdfkhasf khsfoıwehfohfhjkdfbks jjshdkjhj2
- fenerbahçe6
- para5
- kolye18
- sözlükteki fenerbahçeli yazarların rezil olması4
- futbol izleyen erkek pasif gaydir5
- nervio tarzı entry girmek18
- çin10
- bir kadının tehlikeli olduğunu gösteren detaylar8
- fenerbahçelilerin ağlak olması3
- fransa8
- aç uyumak13
- archie brown3
- rövaşata denince akla gelen kişiler4
- gay taklidi yapıp kızlarla takılmak5
- hurdacıdan son gelen kitaplar6
- özelden alet atmak4
- rusya2
- ipkis tarzı entry girmek4
- norveç4
- sınavlarda kopya çekmenin etiği2
- arda güler16
- ürdün3
- oktay saral13
- meme gifleri atan sözlük yetkilisi6
- finlandiya3
- atatürk ün hataları15
- isveç3
Bence doksanlı yıllar ve ikibinin başları çok güzeldi. 2005ten sonra internet, cep telefonları sosyalliği bitirdi. Artık sokakta oymayan çocuklar yok, çekirdek kola yapan gençler yok, kitap, gazete okuyan yetişkinler yok. Alışamadım bu düzene.
ilk yarısı şahane olan 97 gibi tadı kaçan peri masalı zaman dilimi. tüketim toplumunu sevemedim.
bu nesilde doğan çocuklar belki dünyanın en şansız insanlarıdır. ne istedikleri gibi biri olabildiler ne de bu düzene ayaklanabildiler. ne iş bulabildiler ne evlenebildiler. arada, yitik, boş bir nesil.
müzik albümlerinin en güzel olduğu yıllar. ne tür olursa olsun.
keşke yaşasaydım o dönemi. ah var ya 90'lar. seni gidi 90'lar.
90’ları yaşamış olanlar bilir…
O zamanlar hayat daha yavaştı ama duygular daha hızlıydı.
Günler uzun, geceler derindi. Sokak lambalarının altında uzayan gölgeler, akşam ezanıyla biten oyunlar, kapıdan “hadi artık eve!” diye seslenen anneler… Hepsi bir ritüeldi, hepsi hayatın kendisiydi.
O dönem kimse “an”ı yakalamaya çalışmazdı, çünkü herkes zaten anın içindeydi.
Bir şarkı çaldığında sadece kulaklarınla değil, kalbinle dinlerdin. Kasetin sararken çıkan o ses bile başlı başına bir hatıraydı. Aynı şarkıyı defalarca dinleyip yine de sıkılmamak, çünkü aslında şarkıyı değil, hissettirdiklerini dinlemek…
Arkadaşlıklar filtresizdi.
Birlikte gülmek için sebep aramazdık, zaten vardık.
Kırılmalar da gerçekti, barışmalar da.
Kimse rol yapmazdı, kimse “görünmek” için yaşamazdı. Her şey olduğu gibiydi.
Ve belki de en önemlisi…
Herkes hayattaydı.
Aile dediğin şey sadece bir kavram değil, her gün sofrada tamamlanan bir parçaydı. O sıcaklık, o güven hissi… tarif etmek zor, ama hisseden herkes bilir.
90’lar bir zaman dilimi değildi aslında.
Bir ruhtu.
Bir ambiyanstı.
Gece mavisinin mora karıştığı, hafif flu anıların içinde kaybolduğun bir his…
Şimdi bazen bir şarkı açılıyor, ya da eski bir görüntü denk geliyor…
Ve bir anda içinden bir şeyler sızlıyor.
Sebebini tam açıklayamıyorsun ama biliyorsun:
O his, o zamanlardan kalma.
Belki de bu yüzden 90’lar unutulmuyor.
Çünkü sadece yaşanmadı… hissedildi.
O zamanlar hayat daha yavaştı ama duygular daha hızlıydı.
Günler uzun, geceler derindi. Sokak lambalarının altında uzayan gölgeler, akşam ezanıyla biten oyunlar, kapıdan “hadi artık eve!” diye seslenen anneler… Hepsi bir ritüeldi, hepsi hayatın kendisiydi.
O dönem kimse “an”ı yakalamaya çalışmazdı, çünkü herkes zaten anın içindeydi.
Bir şarkı çaldığında sadece kulaklarınla değil, kalbinle dinlerdin. Kasetin sararken çıkan o ses bile başlı başına bir hatıraydı. Aynı şarkıyı defalarca dinleyip yine de sıkılmamak, çünkü aslında şarkıyı değil, hissettirdiklerini dinlemek…
Arkadaşlıklar filtresizdi.
Birlikte gülmek için sebep aramazdık, zaten vardık.
Kırılmalar da gerçekti, barışmalar da.
Kimse rol yapmazdı, kimse “görünmek” için yaşamazdı. Her şey olduğu gibiydi.
Ve belki de en önemlisi…
Herkes hayattaydı.
Aile dediğin şey sadece bir kavram değil, her gün sofrada tamamlanan bir parçaydı. O sıcaklık, o güven hissi… tarif etmek zor, ama hisseden herkes bilir.
90’lar bir zaman dilimi değildi aslında.
Bir ruhtu.
Bir ambiyanstı.
Gece mavisinin mora karıştığı, hafif flu anıların içinde kaybolduğun bir his…
Şimdi bazen bir şarkı açılıyor, ya da eski bir görüntü denk geliyor…
Ve bir anda içinden bir şeyler sızlıyor.
Sebebini tam açıklayamıyorsun ama biliyorsun:
O his, o zamanlardan kalma.
Belki de bu yüzden 90’lar unutulmuyor.
Çünkü sadece yaşanmadı… hissedildi.
Muhteşem günlerdi, insanlar da çok güzeldi.
Her şey daha iyi değil miydi.
Türk pop müziğinin Zirve dönemiydi. insan ilişkileri problemli fakat daha samimiydi. Komşuluk ve mahalle kavramı daha güçlüydü. Adap duygusu daha güçlüydü. Onun dışında yolsulluk torpil hukukun siyasi güçlere bağımlı olması gelir adaletsizliği işsizlik köhnemiş eğitim sistemi siyasette rasyonel değil ideolojik bakış açısının güçlü olması problemleri yine vardı
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar