bugün
- macron koşacak diye park kapatan akepe21
- kadinlarin erkekleri dm den taciz etmesi7
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması25
- 12 temmuz 2026 arjantin isviçre maçı6
- uzun entry giren yazar enayiliği11
- akp bitince ne olacak7
- trump'ın tr'ye 5 f 35 vereceğiz açıklaması9
- f 35 leri kendimiz yapalım3
- ölümün en iyi tanımı14
- erling braut haaland12
- fusya semsiyeli yabanci12
- otel odasında ölü bulunmak7
- 2026 dünya kupası26
- arjantin5
- her gün söylenen ufak tefek yalanlar2
- belçika8
- isviçre4
- ingiltere7
- ispanya7
- norveç6
- fas6
- fransa3
- mini etekli kız isimleri top 103
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler4
- her yazarın eşit olmaması4
- 7 temmuz 2026 arjantin mısır maçı13
- dünya kupasının en zayıf takımı2
- kol saati takmanın anlamsızlığı10
- egay sucukcu2
- yorgun mermi7
- evlenince seni çalıştırmam diyen erkek2
- sevgiliyle tatile gitmek7
- sizce uzay milyarlarca dolar harcamaya değer mi5
- 7 temmuz 2026 messi balonunun patlaması7
- günün sözü4
- iş arkadaşı ile her gün 8 saat geçirmek4
- isviçre'nin çeyrek finalde arjantin'in rakibi olma4
- 7 temmuz 2026 isviçre kolombiya maçı10
- ölümden sonra yaşamın var olduğu gerçeği4
- sürekli vurduran kadın nasıl anlaşılır5
- trump'ın rahip brunson olayını yine anlatması2
- damadını tüfekle poposundan yaralayan kayınpeder2
- yazarların mezun olduğu okullar17
- yazarların en sevdiği hayvan4
- nato liderler zirvesi akşam yemeği menüsü3
- ona bir şey söyle12
- fakir evinin olmazsa olmazları2
- iş toplantıları2
- novak djokovic2
- koparmadan 24 cm sıçtıktan sonra tansiyon düşmesi2
entry'ler (99)
Gravity... geçtiğimiz günlerde izlediğim film. gayet başarılı. izleyin bence.
pastırma yazıydı, o da geçti gitti. kış geldi işte, dertlenmeye gerek yok...
kime göre anlamsız; yazana göre mi yoksa okuyana mı?
iyi bir insan olmak için dine ihtiyaç duyan insanın iyiliği ne kadar gerçek olabilir ki... iyilik, dinler üstüdür bence...
şanssızlar. özellikle büyükşehir çocukları. doğaya uzak, televizyon-bilgisayar-cep telefonu üçgeninde sıkışmış, yalnız ve stresliler...
Dünyanın en zavallı, en ahlaksız ırkıdır araplar. ırkçılığa sonuna kadar karşı olan bana da bunu hissettirdiler ya, daha ne diyeyim.
benimki; ailem...
pastırma, sucuk, sosis, salam... ayyy, düşününce bile fena oldum...
sevgilisiz yaşamı bilmem de, sevgisiz yaşam pek bi kurak, pek bi fakir, pek bi acı...
Günümüzün önemli hastalıklarındandır. inanmazsanız, son zamanlarda verdiğiniz kararları, ulaştığınız yargıları düşünün... Ha, bir de bu hikayeyi okuyun.
Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, kral bu at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. Bu at bir at değil benim için; bir dost. insan dostunu satar mı hiç? dermiş sürekli.
Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylüler ihtiyarın başına toplanmış.
Ne talihsiz ne bahtsız adamsın . Var yok bir atın vardı onu da çaldılar. Keşke zamanında krala satsaydın, ömrünün sonuna dek beyler gibi yaşardın. Şimdi ne atın var ne de paran. Vah vah.
ihtiyar cevap verir büyük bir bilgelikle: Karar vermek için acele etmeyin. Atım için sadece kayıp deyin. Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz. Atımın kaybolması bir talihsizlik mi yoksa bir şans mı , bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez. Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.
Aradan birkaç zaman geçtikten sonra at, bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış da dağlara gitmiş kendi kendine. Dönerken de vadideki 12 yaban atını da peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp yeniden ihtiyarın yanına gitmişler ve özür dilemişler. Sen haklı çıktın biz sana ne talihsizsin dedik ama aslında ne şanslıymışsın sen bak şimdi 13 atın oldu. Adeta devlet kuşu kondu başına demişler.
ihtiyar adam yine gülümseyerek, Karar vermek için yine acele ediyorsunuz. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ancak bundan sonra neyin geleceğini kimse bilemez. Başıma gelen bu olay bir şans mı yoksa şanssızlık mı bunu zaman gösterecek. Demiş demesine ama köylü bu ihtiyar adam hakkında daha da emin bir biçimde, Bu herif sahiden deli yahu! demiş ve evlerine dönmüşler.
Bir hafta geçmeden yaban atlarını ehlileştirmeye çalışan ihtiyar adamın bir tek oğlu attan düşmüş ve bacağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler yine gelmiş ihtiyara: Bir kez daha haklı çıktın. demişler. bu atlar gelmeseydi oğlun da ehlileştirmeye çalışmayacaktı ve düşüp de bacağını kırmayacaktı. Oysa sana bakacak başka kimse de yok. Şimdi eskisinden daha fakir ve zavallı olacaksın. Ne talihsiz ne bahtsız bir adamsın sen. Tüh..
ihtiyar, Siz sahiden erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz . Yine karar vermek için acele ediyorsunuz. Gerçek olan oğlumun bacağının kırıldığı, gerisi sizin kararınız. Ama acaba ne kadar doğru? Bunu zaman gösterecek diye cevap vermiş.
Birkaç hafta sonra, düşman orduları ülkeye saldırmış ve kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler ihtiyarın bacağı kırık oğlu dışındaki tüm gençleri askere almışlar. Köyü büyük bir matem sarmış . Çünkü savaşın kazanılma ihtimali yokmuş. Giden gençlerin ya öleceği ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş. Köylüler yeniden ihtiyar adamın yanına gitmişler. Yine haklı olduğunu kanıtladın. Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse senin yanındalar. Oysa bizimkiler, belki asla dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil de şansmış meğer.
Yok yok siz gerçekten erken karar verme hastalığına yakalanmışsınız. Oysa ne olacağını kimse bilemez. Bilinen tek gerçek oğlumun askerde değil de yanımda olduğu ve bacağının kırık olduğu. Bundan ötesi sizin yorumunuz. Bütün bunların talih mi yoksa şanssızlık mı olduğunu yalnızca Tanrı bilir ve zaman gösterir.
Evet hikaye burada bitiyor. Sonrasında ne olduğunu bilmiyorum ama bildiğim başka şeyler var. Hayatta her zaman bazı olaylarla karşılaşırız ve o anda dünya üzerinde bu talihsiz olayın neden bizim başımıza geldiğini düşünür dururuz hatta bu yüzden ruh sağlığımızı bile bozabiliriz. Halbuki kitabın birkaç cümlesine bakıp kitap hakkında genel yorumlar yapmak ne kadar yanlışsa , hayatın küçük bir kesitinden yola çıkarak da hayatın bütünü hakkında karar vermek o kadar sakıncalıdır. Karar,
aklın durması halidir. Bir konu hakkında karar verdiniz mi, akıl başka seçenekler üzerinde
düşünmeyi durdurur.
Şimdi bir düşünün bakalım kaç kez ömrünüzde, karşılaştığınız olayları erkenden şans ya da şanssızlık olarak değerlendirdiniz ve gerçeğin ne olduğu zamanla ortaya çıktı.
Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, kral bu at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. Bu at bir at değil benim için; bir dost. insan dostunu satar mı hiç? dermiş sürekli.
Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylüler ihtiyarın başına toplanmış.
Ne talihsiz ne bahtsız adamsın . Var yok bir atın vardı onu da çaldılar. Keşke zamanında krala satsaydın, ömrünün sonuna dek beyler gibi yaşardın. Şimdi ne atın var ne de paran. Vah vah.
ihtiyar cevap verir büyük bir bilgelikle: Karar vermek için acele etmeyin. Atım için sadece kayıp deyin. Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz. Atımın kaybolması bir talihsizlik mi yoksa bir şans mı , bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez. Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.
Aradan birkaç zaman geçtikten sonra at, bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış da dağlara gitmiş kendi kendine. Dönerken de vadideki 12 yaban atını da peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp yeniden ihtiyarın yanına gitmişler ve özür dilemişler. Sen haklı çıktın biz sana ne talihsizsin dedik ama aslında ne şanslıymışsın sen bak şimdi 13 atın oldu. Adeta devlet kuşu kondu başına demişler.
ihtiyar adam yine gülümseyerek, Karar vermek için yine acele ediyorsunuz. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ancak bundan sonra neyin geleceğini kimse bilemez. Başıma gelen bu olay bir şans mı yoksa şanssızlık mı bunu zaman gösterecek. Demiş demesine ama köylü bu ihtiyar adam hakkında daha da emin bir biçimde, Bu herif sahiden deli yahu! demiş ve evlerine dönmüşler.
Bir hafta geçmeden yaban atlarını ehlileştirmeye çalışan ihtiyar adamın bir tek oğlu attan düşmüş ve bacağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler yine gelmiş ihtiyara: Bir kez daha haklı çıktın. demişler. bu atlar gelmeseydi oğlun da ehlileştirmeye çalışmayacaktı ve düşüp de bacağını kırmayacaktı. Oysa sana bakacak başka kimse de yok. Şimdi eskisinden daha fakir ve zavallı olacaksın. Ne talihsiz ne bahtsız bir adamsın sen. Tüh..
ihtiyar, Siz sahiden erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz . Yine karar vermek için acele ediyorsunuz. Gerçek olan oğlumun bacağının kırıldığı, gerisi sizin kararınız. Ama acaba ne kadar doğru? Bunu zaman gösterecek diye cevap vermiş.
Birkaç hafta sonra, düşman orduları ülkeye saldırmış ve kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler ihtiyarın bacağı kırık oğlu dışındaki tüm gençleri askere almışlar. Köyü büyük bir matem sarmış . Çünkü savaşın kazanılma ihtimali yokmuş. Giden gençlerin ya öleceği ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş. Köylüler yeniden ihtiyar adamın yanına gitmişler. Yine haklı olduğunu kanıtladın. Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse senin yanındalar. Oysa bizimkiler, belki asla dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil de şansmış meğer.
Yok yok siz gerçekten erken karar verme hastalığına yakalanmışsınız. Oysa ne olacağını kimse bilemez. Bilinen tek gerçek oğlumun askerde değil de yanımda olduğu ve bacağının kırık olduğu. Bundan ötesi sizin yorumunuz. Bütün bunların talih mi yoksa şanssızlık mı olduğunu yalnızca Tanrı bilir ve zaman gösterir.
Evet hikaye burada bitiyor. Sonrasında ne olduğunu bilmiyorum ama bildiğim başka şeyler var. Hayatta her zaman bazı olaylarla karşılaşırız ve o anda dünya üzerinde bu talihsiz olayın neden bizim başımıza geldiğini düşünür dururuz hatta bu yüzden ruh sağlığımızı bile bozabiliriz. Halbuki kitabın birkaç cümlesine bakıp kitap hakkında genel yorumlar yapmak ne kadar yanlışsa , hayatın küçük bir kesitinden yola çıkarak da hayatın bütünü hakkında karar vermek o kadar sakıncalıdır. Karar,
aklın durması halidir. Bir konu hakkında karar verdiniz mi, akıl başka seçenekler üzerinde
düşünmeyi durdurur.
Şimdi bir düşünün bakalım kaç kez ömrünüzde, karşılaştığınız olayları erkenden şans ya da şanssızlık olarak değerlendirdiniz ve gerçeğin ne olduğu zamanla ortaya çıktı.
kaçı özel üniversite acaba sorusunu sorduran durumdur.
bir dahaki uyanışımın kesinlikle zamanından çok sonra olacağı anlamına gelir. hep öyle olmuştur...
tatlıdır, güzeldir, hoştur. ama o ele sürekli yapışık yaşamak isteyenler var ki, of ya akla zarar!
Gülen'in gözdesi, sahte gülüşlü belediye başkanıdır. Bana hiç mi hiç güven vermiyor.
harika bir duygudur...
büyük ve derin olmalı. kahvaltı candır yahu, asla vazgeçmem!
Altın ve gümüş takıların yer aldığı online mağazadır. En iyi fiyat garantisi diye bir uygulamaları varmış, valla merak ettim, deneyelim bakalım. http://www.takifoni.com
açken güzel gelse de, sıkça burna zulmeden kokudur...
An itibariyle bol bol üşümektir. Hiç hoş değil! Şu an iyi yanlarını düşünemiyorum ama var biliyorum:)
Pioneer kulaklık hediye eden bilgi yarışmasıyla takdirimi kazanmış sitedir. Aferin... Bi de kazansam, çok süper olacak.