bugün
- sözlüğün kahve olması4
- kız arkadaşın 17 saattir mesaj atmaması6
- seks yapmayı zevkli sanmak10
- ela rumeysa cebeci5
- zincir çeken kezo3
- 17 dosyam var diye hava atan tip4
- ilk otuzbir7
- sevişmeden önce saygı duruşunda bulunmak6
- sevgiliyle mesajlaşırken küçük johnnyin uyanması2
- dünya kupasında türkiye ile dalga geçen videolar2
- sevgiliyle ilk sevişme4
- evlenmekten korkmak4
- avrupalı kadınların hızlı çökmesi6
- kafaya takan kezo2
- insanlara hakaret etmeyin2
- utanma ve ayıp2
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı9
- haluğun üçüncü çocuğu istemesi3
- ekşi sözlük14
- harry kane4
- flörtün strapon hediye etmesi6
- herkes uyudu mu4
- amcığın tadını unutmak3
- sevgiliyi bağırtmak4
- tai lung24
- sabah olmuş2
- kova burcu erkeği2
- flört ile mesajlaşırken yüzde oluşan gülümseme3
- a milli takım da psikolog sorunu2
- salma hayek seksiliği8
- kırmızı noktalı film4
- 1 temmuz 2026 ingiltere demokratik kongo maçı11
- fusya semsiyeli yabanci10
- yazarların dünya kupasında desteklediği takım11
- pandela28
- ctrlx6
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir16
- sevgiliyi 1 yıllığına kiralamak7
- spor yapmayan erkek13
- 2026 dünya kupası36
- porno arşivini silmeden intihar etmek4
- ctrlx benimle evlenir misin5
- deniz göktaş'ın dinle dalga geçmesi13
- güneş sistemi nde kaç gezegen var6
- kazak erkekleri5
- aktrollerin ibb davasını takip etmeyi bırakması22
- babam hiç dövmezdi insanı11
- filistin in ermeni soykırımını tanıması39
- güvenilir2
- futbol29
entry'ler (99)
Gravity... geçtiğimiz günlerde izlediğim film. gayet başarılı. izleyin bence.
pastırma yazıydı, o da geçti gitti. kış geldi işte, dertlenmeye gerek yok...
kime göre anlamsız; yazana göre mi yoksa okuyana mı?
iyi bir insan olmak için dine ihtiyaç duyan insanın iyiliği ne kadar gerçek olabilir ki... iyilik, dinler üstüdür bence...
şanssızlar. özellikle büyükşehir çocukları. doğaya uzak, televizyon-bilgisayar-cep telefonu üçgeninde sıkışmış, yalnız ve stresliler...
Dünyanın en zavallı, en ahlaksız ırkıdır araplar. ırkçılığa sonuna kadar karşı olan bana da bunu hissettirdiler ya, daha ne diyeyim.
benimki; ailem...
pastırma, sucuk, sosis, salam... ayyy, düşününce bile fena oldum...
sevgilisiz yaşamı bilmem de, sevgisiz yaşam pek bi kurak, pek bi fakir, pek bi acı...
Günümüzün önemli hastalıklarındandır. inanmazsanız, son zamanlarda verdiğiniz kararları, ulaştığınız yargıları düşünün... Ha, bir de bu hikayeyi okuyun.
Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, kral bu at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. Bu at bir at değil benim için; bir dost. insan dostunu satar mı hiç? dermiş sürekli.
Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylüler ihtiyarın başına toplanmış.
Ne talihsiz ne bahtsız adamsın . Var yok bir atın vardı onu da çaldılar. Keşke zamanında krala satsaydın, ömrünün sonuna dek beyler gibi yaşardın. Şimdi ne atın var ne de paran. Vah vah.
ihtiyar cevap verir büyük bir bilgelikle: Karar vermek için acele etmeyin. Atım için sadece kayıp deyin. Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz. Atımın kaybolması bir talihsizlik mi yoksa bir şans mı , bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez. Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.
Aradan birkaç zaman geçtikten sonra at, bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış da dağlara gitmiş kendi kendine. Dönerken de vadideki 12 yaban atını da peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp yeniden ihtiyarın yanına gitmişler ve özür dilemişler. Sen haklı çıktın biz sana ne talihsizsin dedik ama aslında ne şanslıymışsın sen bak şimdi 13 atın oldu. Adeta devlet kuşu kondu başına demişler.
ihtiyar adam yine gülümseyerek, Karar vermek için yine acele ediyorsunuz. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ancak bundan sonra neyin geleceğini kimse bilemez. Başıma gelen bu olay bir şans mı yoksa şanssızlık mı bunu zaman gösterecek. Demiş demesine ama köylü bu ihtiyar adam hakkında daha da emin bir biçimde, Bu herif sahiden deli yahu! demiş ve evlerine dönmüşler.
Bir hafta geçmeden yaban atlarını ehlileştirmeye çalışan ihtiyar adamın bir tek oğlu attan düşmüş ve bacağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler yine gelmiş ihtiyara: Bir kez daha haklı çıktın. demişler. bu atlar gelmeseydi oğlun da ehlileştirmeye çalışmayacaktı ve düşüp de bacağını kırmayacaktı. Oysa sana bakacak başka kimse de yok. Şimdi eskisinden daha fakir ve zavallı olacaksın. Ne talihsiz ne bahtsız bir adamsın sen. Tüh..
ihtiyar, Siz sahiden erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz . Yine karar vermek için acele ediyorsunuz. Gerçek olan oğlumun bacağının kırıldığı, gerisi sizin kararınız. Ama acaba ne kadar doğru? Bunu zaman gösterecek diye cevap vermiş.
Birkaç hafta sonra, düşman orduları ülkeye saldırmış ve kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler ihtiyarın bacağı kırık oğlu dışındaki tüm gençleri askere almışlar. Köyü büyük bir matem sarmış . Çünkü savaşın kazanılma ihtimali yokmuş. Giden gençlerin ya öleceği ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş. Köylüler yeniden ihtiyar adamın yanına gitmişler. Yine haklı olduğunu kanıtladın. Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse senin yanındalar. Oysa bizimkiler, belki asla dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil de şansmış meğer.
Yok yok siz gerçekten erken karar verme hastalığına yakalanmışsınız. Oysa ne olacağını kimse bilemez. Bilinen tek gerçek oğlumun askerde değil de yanımda olduğu ve bacağının kırık olduğu. Bundan ötesi sizin yorumunuz. Bütün bunların talih mi yoksa şanssızlık mı olduğunu yalnızca Tanrı bilir ve zaman gösterir.
Evet hikaye burada bitiyor. Sonrasında ne olduğunu bilmiyorum ama bildiğim başka şeyler var. Hayatta her zaman bazı olaylarla karşılaşırız ve o anda dünya üzerinde bu talihsiz olayın neden bizim başımıza geldiğini düşünür dururuz hatta bu yüzden ruh sağlığımızı bile bozabiliriz. Halbuki kitabın birkaç cümlesine bakıp kitap hakkında genel yorumlar yapmak ne kadar yanlışsa , hayatın küçük bir kesitinden yola çıkarak da hayatın bütünü hakkında karar vermek o kadar sakıncalıdır. Karar,
aklın durması halidir. Bir konu hakkında karar verdiniz mi, akıl başka seçenekler üzerinde
düşünmeyi durdurur.
Şimdi bir düşünün bakalım kaç kez ömrünüzde, karşılaştığınız olayları erkenden şans ya da şanssızlık olarak değerlendirdiniz ve gerçeğin ne olduğu zamanla ortaya çıktı.
Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, kral bu at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. Bu at bir at değil benim için; bir dost. insan dostunu satar mı hiç? dermiş sürekli.
Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylüler ihtiyarın başına toplanmış.
Ne talihsiz ne bahtsız adamsın . Var yok bir atın vardı onu da çaldılar. Keşke zamanında krala satsaydın, ömrünün sonuna dek beyler gibi yaşardın. Şimdi ne atın var ne de paran. Vah vah.
ihtiyar cevap verir büyük bir bilgelikle: Karar vermek için acele etmeyin. Atım için sadece kayıp deyin. Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz. Atımın kaybolması bir talihsizlik mi yoksa bir şans mı , bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez. Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.
Aradan birkaç zaman geçtikten sonra at, bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış da dağlara gitmiş kendi kendine. Dönerken de vadideki 12 yaban atını da peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp yeniden ihtiyarın yanına gitmişler ve özür dilemişler. Sen haklı çıktın biz sana ne talihsizsin dedik ama aslında ne şanslıymışsın sen bak şimdi 13 atın oldu. Adeta devlet kuşu kondu başına demişler.
ihtiyar adam yine gülümseyerek, Karar vermek için yine acele ediyorsunuz. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ancak bundan sonra neyin geleceğini kimse bilemez. Başıma gelen bu olay bir şans mı yoksa şanssızlık mı bunu zaman gösterecek. Demiş demesine ama köylü bu ihtiyar adam hakkında daha da emin bir biçimde, Bu herif sahiden deli yahu! demiş ve evlerine dönmüşler.
Bir hafta geçmeden yaban atlarını ehlileştirmeye çalışan ihtiyar adamın bir tek oğlu attan düşmüş ve bacağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler yine gelmiş ihtiyara: Bir kez daha haklı çıktın. demişler. bu atlar gelmeseydi oğlun da ehlileştirmeye çalışmayacaktı ve düşüp de bacağını kırmayacaktı. Oysa sana bakacak başka kimse de yok. Şimdi eskisinden daha fakir ve zavallı olacaksın. Ne talihsiz ne bahtsız bir adamsın sen. Tüh..
ihtiyar, Siz sahiden erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz . Yine karar vermek için acele ediyorsunuz. Gerçek olan oğlumun bacağının kırıldığı, gerisi sizin kararınız. Ama acaba ne kadar doğru? Bunu zaman gösterecek diye cevap vermiş.
Birkaç hafta sonra, düşman orduları ülkeye saldırmış ve kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler ihtiyarın bacağı kırık oğlu dışındaki tüm gençleri askere almışlar. Köyü büyük bir matem sarmış . Çünkü savaşın kazanılma ihtimali yokmuş. Giden gençlerin ya öleceği ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş. Köylüler yeniden ihtiyar adamın yanına gitmişler. Yine haklı olduğunu kanıtladın. Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse senin yanındalar. Oysa bizimkiler, belki asla dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil de şansmış meğer.
Yok yok siz gerçekten erken karar verme hastalığına yakalanmışsınız. Oysa ne olacağını kimse bilemez. Bilinen tek gerçek oğlumun askerde değil de yanımda olduğu ve bacağının kırık olduğu. Bundan ötesi sizin yorumunuz. Bütün bunların talih mi yoksa şanssızlık mı olduğunu yalnızca Tanrı bilir ve zaman gösterir.
Evet hikaye burada bitiyor. Sonrasında ne olduğunu bilmiyorum ama bildiğim başka şeyler var. Hayatta her zaman bazı olaylarla karşılaşırız ve o anda dünya üzerinde bu talihsiz olayın neden bizim başımıza geldiğini düşünür dururuz hatta bu yüzden ruh sağlığımızı bile bozabiliriz. Halbuki kitabın birkaç cümlesine bakıp kitap hakkında genel yorumlar yapmak ne kadar yanlışsa , hayatın küçük bir kesitinden yola çıkarak da hayatın bütünü hakkında karar vermek o kadar sakıncalıdır. Karar,
aklın durması halidir. Bir konu hakkında karar verdiniz mi, akıl başka seçenekler üzerinde
düşünmeyi durdurur.
Şimdi bir düşünün bakalım kaç kez ömrünüzde, karşılaştığınız olayları erkenden şans ya da şanssızlık olarak değerlendirdiniz ve gerçeğin ne olduğu zamanla ortaya çıktı.
kaçı özel üniversite acaba sorusunu sorduran durumdur.
bir dahaki uyanışımın kesinlikle zamanından çok sonra olacağı anlamına gelir. hep öyle olmuştur...
tatlıdır, güzeldir, hoştur. ama o ele sürekli yapışık yaşamak isteyenler var ki, of ya akla zarar!
Gülen'in gözdesi, sahte gülüşlü belediye başkanıdır. Bana hiç mi hiç güven vermiyor.
harika bir duygudur...
büyük ve derin olmalı. kahvaltı candır yahu, asla vazgeçmem!
Altın ve gümüş takıların yer aldığı online mağazadır. En iyi fiyat garantisi diye bir uygulamaları varmış, valla merak ettim, deneyelim bakalım. http://www.takifoni.com
açken güzel gelse de, sıkça burna zulmeden kokudur...
An itibariyle bol bol üşümektir. Hiç hoş değil! Şu an iyi yanlarını düşünemiyorum ama var biliyorum:)
Pioneer kulaklık hediye eden bilgi yarışmasıyla takdirimi kazanmış sitedir. Aferin... Bi de kazansam, çok süper olacak.