bugün
- gammazların tarafsız olması gerekliliği9
- nervio moderatör olsun kampanyası6
- merfulu gitmesin kampanyası6
- arabayı yavaş süren tipler10
- arkadaşlar moderatör oluyorum5
- ismet gürbüz4
- beni seven yazarlar6
- iltifat mı hakaret mi belli olmayan kelimeler5
- dün gece sözlükte yaşanan o rezil olay12
- 20 ağustosta boşalma davam var3
- yakışıklı erkeklerin gay olması8
- hatırladığınız en eski anı3
- pkk türk sanatını davar güder gibi güdüyor7
- queen feristah9
- zam var diye gece benzinciye gitmek6
- 60 yıllık ömrümün kalması4
- uludağ sözlük için öneriler6
- liseden arkadaşlar4
- arkadaşlar düzeldi mi2
- insanlar nasıl birbirine güvenip evleniyor14
- sarhoşken sokak hayvanlarıyla arkadaşlık etmek4
- tamer karadağlı4
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj9
- nutuk'un özel olmayan baskısı3
- true çaylak olsun kampanyası13
- online yazarlar neden yazmıyor11
- tarık tarcan5
- sözlük içi konularda başlık açamamak2
- iranın bir türlü barış anlaşmasına yanaşmaması5
- arkadan yanaşıp selektör yapan it10
- sevgiliyle yapmayı en çok sevdiğiniz aktivite13
- öykü serter2
- ibne miyim acaba diye sorgulamak9
- küçük prens okuyan yetişkin erkek5
- yılbaşına az kalması6
- kavga ediyor numarası yapan yazarlar6
- sürekli güler yüzle dolaşan tip11
- debe'nin nick altı entry dolması4
- misafirlikte tuvalete gitmek4
- velvet57
- mirc2
- ilk fırsatta fahri trafik müfettişi olacağım5
- sözlük yazarlarının çayları9
- yeni parti39
- yapay zeka moderatörü3
- gocu22
- göbeği açık bırakıp göbek piercingi takmak7
- masonluk2
- ece güner den masumiyet mektubu2
- parmak patates vs elma dilim patates10
sevdiği entry'ler
Klasik bir Hıristiyanlık eleştirisi filmi.
Aydınlanmacılar Rönesans ilhamıyla, Hıristiyanlığın insani hisleri mahkum ettiğini, din adına bastırdığını, ketum bir aklileştirmenin insanın duygularına yani özgürlüğüne pranga vurduğunu ileri sürerler. Bu film de tam olarak bu mantık üzerine kurgulanmış.
Hıristiyanlıktan (eski hümanizmden) kurtulma ve yeni hümanizm inancıyla duyguları, hisleri, sezgileri özgür bırakma…
Aydınlanmacılar Rönesans ilhamıyla, Hıristiyanlığın insani hisleri mahkum ettiğini, din adına bastırdığını, ketum bir aklileştirmenin insanın duygularına yani özgürlüğüne pranga vurduğunu ileri sürerler. Bu film de tam olarak bu mantık üzerine kurgulanmış.
Hıristiyanlıktan (eski hümanizmden) kurtulma ve yeni hümanizm inancıyla duyguları, hisleri, sezgileri özgür bırakma…
Mevcut adaylar arasında, en donanımlı kişi. Evet.
Mesaj atarsam cevap vermeyin nedir lan ahahahahahaha.
Kendisini severim.iyi bir yerel siyasetçi olabilirdi.
Fazla gaza geldi.
Kaybetmeyi yenilmeyi yediremedi.
Saçmalama aşamasına geldi.
Liselilerin gazına geldi.
Sonuç:koca bir rezalet.
Fazla gaza geldi.
Kaybetmeyi yenilmeyi yediremedi.
Saçmalama aşamasına geldi.
Liselilerin gazına geldi.
Sonuç:koca bir rezalet.
çoğunlukla bir hiç uğruna yaşıyoruz...
parayı araç değil bir hayat amacı haline getirip yıllarca onu kazanmak için bütün ömrümüzü harcıyor ve ve tam keyfini sürmeye karar verdiğimizde son noktaya geldiğimizi görüp bu hayattan göçüp gidiyoruz. -para için yaşıyoruz. -
henüz küçük bir çocukken hayaller kuruyoruz, "ben bir ressam olacağım olacağım. " diye kurulan hayaller, bir gün bir masa başında memurluk görevinizi yaparken " aslında iyi bir ressam olabilirdi." şeklindeki pişmanlıklarla son bulur, kurulan o hayaller yerini ömür boyu nefret edilen bir mesleği yapmaya mahkum olduğumuz bir ömüre bırakır ve yine son noktaya gelinir. - hayallerimizi gerçekleştirmek için yaşıyoruz. -
herkesin kalbinin kenarında köşesinde bir sevgili, kendini adayacağı bir aşk vardır. ve belki de o şans yakalanır. derken yine hayat yapacağını yapar; ya kız fakirdir ya oğlan (ayrılığın salt nedeni bu değildir elbet)... ve sonra ikisi de iki ayrı dünyanın birbirine hasret iki yabancısı haline getirilirler. filmlerdeki hayaller gerçek olmaz, fakir oğlan zengin kız ile evlenemez. ve yılar sonra yolları kesişir. ikisi de sevmedikleri insanlarla evli ve mutsuz oldukları bir hayatı sürmektedirler. yüreklerde yine aynı aşk acısı ile. ve yine son noktaya gelinir. aşk acısı ile geçen yıllar yerini ölüme bırakır. -aşkın peşinden koşmak için yaşıyoruz. -
çoğunlukla bir hiç uğruna yaşıyoruz... hiç gerçekleşmeyeceğini bildiğimiz hayallerimizin peşinde, paranın pulun peşinde, aşkın peşinde ve belki de birçok şey yüzünden hayatımızı heba ediyoruz. kısacası çalıntı hayatlar yaşıyoruz, başkalarının hayatını yaşıyoruz. "o ne dedi, bu ne söyler? " şeklindeki zihniyetin gölgesi altında bir ömür geçiririz. sonra arkamıza dönüp baktığımızda da bir arpa boyu yol alamadan fani dünyadan ahirete göç ettiğimizi; yani son noktaya vardığımızı görürüz. "topraktan geldik, toprağa gideceğiz."
kısacası çalıntı hayatları kendimize yama yapmaya çalışarak, sahtelikler içinde bir hayat sürmek için yaşıyoruz.
parayı araç değil bir hayat amacı haline getirip yıllarca onu kazanmak için bütün ömrümüzü harcıyor ve ve tam keyfini sürmeye karar verdiğimizde son noktaya geldiğimizi görüp bu hayattan göçüp gidiyoruz. -para için yaşıyoruz. -
henüz küçük bir çocukken hayaller kuruyoruz, "ben bir ressam olacağım olacağım. " diye kurulan hayaller, bir gün bir masa başında memurluk görevinizi yaparken " aslında iyi bir ressam olabilirdi." şeklindeki pişmanlıklarla son bulur, kurulan o hayaller yerini ömür boyu nefret edilen bir mesleği yapmaya mahkum olduğumuz bir ömüre bırakır ve yine son noktaya gelinir. - hayallerimizi gerçekleştirmek için yaşıyoruz. -
herkesin kalbinin kenarında köşesinde bir sevgili, kendini adayacağı bir aşk vardır. ve belki de o şans yakalanır. derken yine hayat yapacağını yapar; ya kız fakirdir ya oğlan (ayrılığın salt nedeni bu değildir elbet)... ve sonra ikisi de iki ayrı dünyanın birbirine hasret iki yabancısı haline getirilirler. filmlerdeki hayaller gerçek olmaz, fakir oğlan zengin kız ile evlenemez. ve yılar sonra yolları kesişir. ikisi de sevmedikleri insanlarla evli ve mutsuz oldukları bir hayatı sürmektedirler. yüreklerde yine aynı aşk acısı ile. ve yine son noktaya gelinir. aşk acısı ile geçen yıllar yerini ölüme bırakır. -aşkın peşinden koşmak için yaşıyoruz. -
çoğunlukla bir hiç uğruna yaşıyoruz... hiç gerçekleşmeyeceğini bildiğimiz hayallerimizin peşinde, paranın pulun peşinde, aşkın peşinde ve belki de birçok şey yüzünden hayatımızı heba ediyoruz. kısacası çalıntı hayatlar yaşıyoruz, başkalarının hayatını yaşıyoruz. "o ne dedi, bu ne söyler? " şeklindeki zihniyetin gölgesi altında bir ömür geçiririz. sonra arkamıza dönüp baktığımızda da bir arpa boyu yol alamadan fani dünyadan ahirete göç ettiğimizi; yani son noktaya vardığımızı görürüz. "topraktan geldik, toprağa gideceğiz."
kısacası çalıntı hayatları kendimize yama yapmaya çalışarak, sahtelikler içinde bir hayat sürmek için yaşıyoruz.