bugün
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması22
- ecevit denince akla gelen şeyler21
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı11
- cuma günü akşam tek başına yapılacak aktiviteler5
- cedidacer6
- asgari ücretle geçinip vatan millet savunmak7
- simko315
- manifest6
- simko3 memduh başkan dna testi kampanyası10
- rakıya verilen paranın göze batmaması5
- dişimi acaba lan bu2
- ölüm orucu4
- true'nun silik olması2
- peçe2
- türkiye 0 7 fransa5
- meksika açmazı macerası7
- ligin ilk ikisinde amedspor'un ve cimbomun olması3
- sözlükte ki türk düşmanları10
- pkklı aileleri2
- memduh bashgan10
- çok şükür ki atatürkçü ve tırk değilim5
- siber devrim2
- türk olmayan türkler5
- bir diktatörü diktatör yapan şeyler7
- israil azerbaycan kardeşliği4
- türklerin dinsiz bir millet olması4
- sorgulama dürtüsü2
- tarih kitaplarının aşırı yalandan ibaret olması4
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin35
- marisa tomei2
- roman çöpü hagi4
- esat oktay yıldıran3
- hewal ebo6
- bana onu sormayin3
- bölücüye sövdük diye çaylak olmak3
- devşirme orta asya köpeği memduh4
- kürt memduh4
- özel sektör vs devlet sektörü3
- durumumuz kudretlidir3
- etzincan kürdü memduh4
- kafayı bir yere çarpıp sonra gülmek6
- amedspor'un kürt milliyetçisi bir takım olması3
- kredi kartı borcu3
- filenin balonları3
- siirt te patpat devrilmesi 7 yaralı3
- sözlüğe fotoğraf yüklenmiyor3
- s'i l v'e r m'i s t7
- işcep2
- catwalk3
- betray me8
entry'ler (39)
öyle bir evren yaratıyoruz ki senaryo kahramanlarından, o dizi bittiğinde dahi bir yerlerde hala yaşıyorlar, yürüyorlar, bağcıklarını bağlıyorlar bu kahramanlar. yani bu dizi bitse bile kafamda barney stinson her zaman istatistik uyduracaksa %82 oranını kullanacak, marshall her zaman doğaüstü olaylara tutkuyla bağlı kalacak, ted her sarhoş olduğunda masanın üstüne çıkıp cheap trick'ten şarkı söyleyip, penguenleri görmek için gizlice hayvanat bahçesine sızmak isteyecek falan filan.
Kelime dağarcığım çok geniştir zannederdim
bir kelimene yetemedim.
'Git' ne demekti sevgilim?
bir kelimene yetemedim.
'Git' ne demekti sevgilim?
kıvırcık ve toplanmış hali çok güzel olabilen.
-seni seviyorum.
+çok rica edeceğim beyefendi, marifet şimdiki zamanda değil, geniş zamanda sevebilmek.
+çok rica edeceğim beyefendi, marifet şimdiki zamanda değil, geniş zamanda sevebilmek.
galiba dünyanın en güzel şarkısı.
"hoşçakal." lan. kaç kez saydım. 8 harf. yanlış mı saydım acaba dedim, bir kez daha saydım. sekiz harf. hem klişe, hem 8 harf.
ne tam olarak hayatınızın içindedir, ne de tam olarak hayatınızdan çıkartabilmişsinizdir. bir gölgenin tüm özelliklerini taşır. dokunamazsınız, içi kapkaradır, ayrıntılara yer yoktur. saatin 12 olmasını ve gölgeden kurtulmayı beklemekten başka bir şey gelmez elden.
bir şeye benzetilecek olsa, domatesin göbeğindeki plazma kısmına benzetilebilirdi galiba bu şarkı. tüm o etrafındaki kılıflardan arınmış, en leziz, en içten, en sade, yemesi en zevkli olan kısmı. öyle ki, ilk saniyesinden son saniyesine kadar nakarattan oluşuyor sanki, öyle vurgulu..
yaralı bir kadına söylenebilecek en güzel sözlere sahip şarkıdır.
i want to recognize your beauty's not just a mask,
i want to exorcise the demons from your past
i want to recognize your beauty's not just a mask,
i want to exorcise the demons from your past
belediye başkanı bir anne ve rockstar bir babadan, okulda dolaba kitlenen bir loser yarattığım sims oyunundan beri böyle taşaklı özelliklere çok bel bağlanmamalı diye düşündüren ana-baba.
sırf esas oğlan'ın kankasının hareketlerinin seth cohen'ı andırması yüzünden bütün bölümlerini izlediğim dizidir. onun dışında bu fantastik kurtadam formatına diğerlerine göre fazla bir şey katmıyor, çok sarmadı.
saat 4'te yapacak daha iyi bir işi olmayan adamdır.
push the heart gibi tek tek bütün şarkılarıyla çok net bir şekilde hayatımın albümüdür diyebileceğim bir albümün sahibidir bu grup. ayrıca iddia ediyorum, solist sara lov'un soy ağacına inilse, kesin bir türk bulabiliriz, tonlamalarında ve vurgularında öyle titreşimler alıyorum yer yer.
kalemlerimi koyduğum bardakta bir sigaranı buldum. buruş buruş. camel. ne yapacağımı çok iyi biliyordum. bunca zaman, tek yapmam gereken, şu sigarayı yakıp içmekmiş. ne aptallık. mutfağa gittim. kibrit kutusunu aldım. odamın penceresini açtım. sana kaç kez demiştim. odamdan çıkmak zorunda değildin sigara içmek istediğinde. ama her defasında çıktın. odam ve ben, sigara kokmamalıydık. penceremi kapattım. odam ve ben çok fena sigara kokacaktık. şarkıyı loopa almayı ihmal etmemiştim tabii. en güzel yerinde sessizlik olsun istemediğimden. ben sigara içmeyi bilmiyordum bile. çaktım kibriti. beceriksizce çektim ilk nefesi. içime kaçtı duman. çok acıdı boğazım. öksürecektim, ortamın havasını kaçırmamak için tuttum kendimi. yavaşça üfledim dumanı. ben, dumana hiç bu gözle bakmamıştım. parmaklarımın, parmakların gibi koktuğunu görebiliyordum dumanı izlerken. öptüğümde aldığım tadı da.. içime çekmeyi tam olarak hangi noktada bırakmam gerektiğini bilmiyordum. ama şunu söylemem gerekirse, tek bir nefesini ziyan ettiğimi sanmıyorum. ve sonra, baş ve işaret parmağımın şimdiye kadar yaptığı en hüzünlü kas hareketiyle, söndürdüm sigaranı. bak dedim, bundan.. bundan çok güzel bir sigaraya başlama hikayesi çıkardı halbuki.
yatmadan evvel kahve teklif ettim kendime. vazgeçtim sonra hemen ilk düşüncem geldi aklıma.
hayatımda içtiğim son sigaranın tadı olabildiğince ağzımda kalmalıydı.
hemen uyumalıydım.
yatmadan evvel kahve teklif ettim kendime. vazgeçtim sonra hemen ilk düşüncem geldi aklıma.
hayatımda içtiğim son sigaranın tadı olabildiğince ağzımda kalmalıydı.
hemen uyumalıydım.