bugün

entry'ler (1918)

alparslan türkeş sonrası mhp

türkeş sonrası mhp kurucu liderin karizmasından ziyade teşkilat disipliniyle ayakta kaldı. ülkücülük daha kurumsal siyaset daha hesaplı hale geldi. hareket büyüdü ama eski ruhunun ne kadarını koruduğu hep tartışıldı.

geceleri ne yapılır

geceleri insan biraz müzik dinler biraz düşünür biraz da gündüz sustuklarıyla baş başa kalır.

iştahın kapanması

insanın canı yemek istemiyorsa mesele bazen mide değil kafadır. düşünceler doyurmaz ama iştahı fazlasıyla keser.

kitap yerine pdf okumak

kitabın kokusunu değil içindekini merak edenlerin yaptığı şeydir.

sigmund freud vs carl gustav jung

freud insanın neden böyle olduğunu, jung ise kim olabileceğini anlatır.

biri geçmişi çözer, diğeri anlam arar.

yemeğin yarısını yiyen kızlar

çoğu zaman yıllarca “çok yeme, kilo alırsın, ayıp olur” diye yetiştirilmenin masaya yansımasıdır. bazıları gerçekten doyar bazıları ise doymadığı halde kendini durdurur.

insanın ne kadar yediğinden çok yemeğini yerken ne kadar rahat olduğuna bakmak gerekir. çünkü iştahını saklamak zorunda hissetmeyen insan genelde kendini de saklamıyordur.

ağlamak erkeğe yakışır mı

yakışıp yakışmaması değil, insanın neye ağladığı önemlidir.

acıya, kayba, vicdanına ya da sevdiği birine ağlayan erkek güçsüz değildir. aksine duygusunu inkar etmeye ihtiyaç duymayacak kadar kendinden emindir. asıl tuhaf olan erkekliği hissiz görünmekle karıştırmaktır.

ama her kırıldığında gözyaşını bir ikna yöntemine çevirmek de duygusallık değil manipülasyondur.

ağlamak erkeğe yakışır. yeter ki gözyaşı karakterin yerine geçmesin.

nasuh mahruki

Dağların zirvesine çıkmış ama asıl yüksekliği karakterinde göstermiş adamdır. Her sözüne katılmak zorunda değilsiniz cesaretinin disiplininin ve memleket meselelerine kayıtsız kalmayışının hakkını teslim etmek gerekir.

ses yakışıklılığı

ses yakışıklılığı insanın kendisinin deği; telefonu kapatmak istemeyenlerin fark ettiği özelliktir.

yüz unutulabilir, bazı seslerse bir kez duyulduktan sonra insanın aklında konuşmaya devam eder.

türklerin ileri olduğu konular

son dakikada çözüm üretmek, misafire aç olmadığı hâlde yemek yedirmek, trafikte üç saniyede karakter analizi yapmak ve herhangi bir konuda bizim bir tanıdık var diyerek bağlantı kurmak.

planlamada geride olabiliriz ama işler sarpa sarınca milletçe uzmanlaşıyoruz.

abd vizesi

insana daha ülkeye gitmeden kendini suçlu hissettiren süreçtir.

formda yıllar önce kullandığın sosyal medya hesabını, görüşmede ise neden amerika’ya gitmek istediğini anlatırsın. aslında tek suçun biraz gezmek istemektir ama bunu konsolosluk görevlisine inandırman gerekir.

geceye acı ama gerçek bir cümle bırak

bazı insanlar seni kaybetmekten korkmaz çünkü senin ne yaparlarsa yapsınlar gitmeyeceğine inanırlar.

en acısı da çoğu zaman haklı çıkmalarıdır.

sevgili olmuyorsak arkadaş da kalmayalım erkeği

arkadaşlık teklifini kabul edemeyen değil sevdiği kadına arkadaşmış gibi davranamayacağını bilen erkektir.

mesajını beklerken kanka olmak başkasını anlatırken onu dinlemek hiçbir şey hissetmiyormuş gibi yanında durmak herkese göre değildir.

bazen arkadaş kalmamak öfke değil; iyileşebilmek için mesafe koymaktır.

edit: yazan kişi kaçınca başlık başa kalmış.

bir gün öleceğini unutmak

hayatta kalabilmek için zihnin insana oynadığı en güzel oyundur.

insan her sabah öleceğini hatırlayarak kalksaydı ne işe gidebilir, ne borç ödeyebilir, ne de üç ay sonrasına tatil planı yapabilirdi.

ölümü unutmak gaflet değil çoğu zaman yaşamın devam şartı.

en son alınan hediye

üzerinden zaman geçtikçe hediyeden çok, onu kimin aldığı hatırlanan şeydir.

ne aldığını unutursun; verirken yüzündeki ifadeyi unutmazsın.

burçlara inanan erkek

“ben burçlara inanmıyorum da yükselenler biraz etkiliyor” diyerek geri çekilmeye çalışan erkektir.

doğum saatini bilmiyorsa annesini arar, biliyorsa çoktan haritasını çıkarmıştır. ilişki kötü gidince iletişim kurmak yerine merkür retrosunu bekler.

soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler

kola, ayran, bira, karpuz, yastığın diğer tarafı, oda, duş, motor ve bazı insanlarla araya konan mesafe.

eski uludağ sözlük ortamı

2005 yılları güzeldi 2009'dan sonra bozdu.

boşnak ünlüler

(bkz: kaan boşnak)

şebekeden 190 volt geliyor napıcam

bugün sabah çay koyayım dedim, kettle "abi benlik bir şey yok" diyerek kenara çekildi.
modem desen elektrik var ama internet yok değil, internet var ama elektrik yokmuş gibi davranıyor. buzdolabı hâlâ çalışıyor ama motor sesi yerine dua ediyor sanki.

komşuya sordum, "elektrik var mı?" dedim, "var ama voltajı yok" dedi. fizik kurallarıyla oynamaya başladık artık.

voltmetreyi taktım, ekranda 190 yazıyor. hayatımda ilk kez prizden gelen voltaja üzülerek baktım.
dağıtım şirketini aradım, “abi trafoda sıkıntı olabilir, geliyorlar şimdi” dediler. o "şimdi" zaman birimi kaç saat, bilim hâlâ çözemedi.

kombiye yaklaştım, ekran bana baktı, ben ekrana. “ben bunu çalıştıramam” der gibi sönük bir ışıkla duruyor. duygusal olarak çökertti.

şu an oturmuş prizden gelen voltajı izliyorum. netflix falan yalan, asıl gerilim burada.
© copyright 2005 - 2026