bugün
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı10
- sarapci koala72
- fikir değiştirmek döneklik midir8
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın13
- arkadaşlar fasfakirim ya5
- şarapçının nick değişerek tepkilerden kurtulacanı4
- silver ile evlenecek erkek43
- evgeny grinko3
- islam sosyoloji ve psikolojiyi kabul ediyor mu2
- müdüre tamam aşkım diye mesaj atmak4
- teomancalmasur8
- cop316
- uzay gemisini değnekçiye bırakan uzaylı2
- uludağ sözlüğün müzikal yapısı4
- pazartesi diyete başlamak4
- sözlükteki akepeliler2
- düşen insana gülmek3
- dut çayı2
- dünün en beğenilen entry leri3
- mesajla verilmiş en büyük ayarlar8
- carrefour2
- ellerim bos gonlum hos29
- el chadaille bitshiabu9
- sözlükteki bot yazarlar3
- aşk-ı memnu4
- sokakta dayak atılan kadın görsen karışır mısın7
- rica etsem beni linçler misiniz13
- apartmanda ayakkabılarını kapı önüne bırakmak2
- ohooo biri gider biri gelir sayıları o kadar çokki12
- sabahları nefret edilen şeyler15
- yüzüklerin efendisi6
- enayimiknatisi ile kavga etmek10
- sürü zekası8
- bik bik nedir niye bu kadar sevilesidir9
- fenerbahçe nin transferi kapaması18
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak9
- avukat sevgili8
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı30
- sözlükteki en kaliteli nesil10
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası21
- parayla saadet olması18
- ktç'nin iki ay çalyak yemesi olayı9
- imparatorice olmak ister miydiniz7
- nervio hamferdi10
- ruhun bir bedenden diğerine geçmesi5
- amedspor19
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir9
- ortama girince herkesin susması11
- arkadaşlar gammaz çetesi kuruyorum9
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
sevdiği entry'ler
Kişisel gözlemlerime dayanarak, “öğüt verme(günlük dilde akıl vermek)” kavramı genelde “fikirlerini paylaşmak” ve ya “olay/olgu üzerine yorum yapmak” kavramları ile karıştırılmaktadır. Zannediyorum ki öğüt verme olayı, söylemlerin yansıtılma ve aktarılma şekliyle bağlantılıdır, bu sebepledir ki, birbirine çok benzeyen fakat ufak olmasına rağmen etkin farklılıklar içeren bu iki kavramı biraz irdelemek gayesi taşıyorum.
ilk olarak;
Öğütler; emreden bir üsluba sahip olabilir ve bunun yanında öğüt veren kişi tarafından “mutlak doğru” olarak önünüze koyulabilir. Lakin unutulmamalıdır ki, konuşan şahıs için “mutlak doğru” olan bizlere faydalı olmayabilir, bu durum, üzerinde durulan “olay/olgu” ağına göre farklılık gösterebilir. Bunun sağlamasını ancak bizlere yansıtılan söylemler üzerinde düşünceler kurarak ya da onları “analiz” ederek yapabiliriz. Bahsedilenleri sadeleştirmek adına küçük bir örnek vermek niyetindeyim; Tüm kitaplarını severek okuduğumuz bir yazarın, satırlarına eklediği her cümleyi ve kelimeyi olduğu gibi, düşünmeden doğru kabul edecek olsaydık eğer, tam manasıyla yazarın bizlere aktardıklarına “hapsolmuş bir şekilde” düşünmeye ve davranmaya başlayacaktık. Oysa, sorgulamak(bugün her ne kadar dinsel öğeler üzerinde aktif rol alan bir kelime olsa da) her alanda gerekli olan bir düşünce aktivitesidir; mutlak gerekliliğinin sebebi ise, kendi öz düşünce ve fikirlerimizin saydamlaşmamasını ya da edinilenler sebebi ile “asimile” olmamasını sağlamaktır. Bu bahsettiğim olayı, ünlü filozof immanuel kant’ın bir sözü ile daha da basitleştirmek isterim;
“Aydınlanma, kişinin kendi aklını kullanmaya cüret etmesidir.”
ikinci olarak; “fikir paylaşımları ve olaylar üzerine yapılan yorumlar.”
Öğüt hakkında bahsetmiş olduklarımın üzerine, geriye kalanlar oldukça belirgindir. Kişi, fikirlerini karşıya yansıtırken “esnek” bir dil kullanmalıdır. Zira katı bir tavır ile aktarılacak olan söylemler amacından taşabilir ve yanlış anlaşılmalara sebep olabilir. Bir konu üzerinde yorum yaparken ya da fikirlerimi aktarırken dikkat ettiğim en önemli hususlardan biri de, söylemlerimin uygunsuz olması ya da uyumsuz olması durumunda karşı tarafa bu konuyla ilgili olarak bir düzeltme yapabilmesi adına bir “açık kapı” bırakma vaziyetidir, bu da gerekliliğinden emin olduğum “esnek dil” kavramının içinde barındırdığı davranış biçimlerinden biridir. Fikirler ve yorumlar karşıya olabildiğince saydam aktarılmalı ki, tüm olanlar üzerinde yorum yapılmaya devam edilebilsin.
işte, “kesinkes” konuşmanın bir öğüt olabileceği ve “esnek bir dil” ile yaklaşmanın da olayların gidişatı için daha faydalı bir rol alacağını düşünmemin ana gerekçeleri bunlardır.
ilk olarak;
Öğütler; emreden bir üsluba sahip olabilir ve bunun yanında öğüt veren kişi tarafından “mutlak doğru” olarak önünüze koyulabilir. Lakin unutulmamalıdır ki, konuşan şahıs için “mutlak doğru” olan bizlere faydalı olmayabilir, bu durum, üzerinde durulan “olay/olgu” ağına göre farklılık gösterebilir. Bunun sağlamasını ancak bizlere yansıtılan söylemler üzerinde düşünceler kurarak ya da onları “analiz” ederek yapabiliriz. Bahsedilenleri sadeleştirmek adına küçük bir örnek vermek niyetindeyim; Tüm kitaplarını severek okuduğumuz bir yazarın, satırlarına eklediği her cümleyi ve kelimeyi olduğu gibi, düşünmeden doğru kabul edecek olsaydık eğer, tam manasıyla yazarın bizlere aktardıklarına “hapsolmuş bir şekilde” düşünmeye ve davranmaya başlayacaktık. Oysa, sorgulamak(bugün her ne kadar dinsel öğeler üzerinde aktif rol alan bir kelime olsa da) her alanda gerekli olan bir düşünce aktivitesidir; mutlak gerekliliğinin sebebi ise, kendi öz düşünce ve fikirlerimizin saydamlaşmamasını ya da edinilenler sebebi ile “asimile” olmamasını sağlamaktır. Bu bahsettiğim olayı, ünlü filozof immanuel kant’ın bir sözü ile daha da basitleştirmek isterim;
“Aydınlanma, kişinin kendi aklını kullanmaya cüret etmesidir.”
ikinci olarak; “fikir paylaşımları ve olaylar üzerine yapılan yorumlar.”
Öğüt hakkında bahsetmiş olduklarımın üzerine, geriye kalanlar oldukça belirgindir. Kişi, fikirlerini karşıya yansıtırken “esnek” bir dil kullanmalıdır. Zira katı bir tavır ile aktarılacak olan söylemler amacından taşabilir ve yanlış anlaşılmalara sebep olabilir. Bir konu üzerinde yorum yaparken ya da fikirlerimi aktarırken dikkat ettiğim en önemli hususlardan biri de, söylemlerimin uygunsuz olması ya da uyumsuz olması durumunda karşı tarafa bu konuyla ilgili olarak bir düzeltme yapabilmesi adına bir “açık kapı” bırakma vaziyetidir, bu da gerekliliğinden emin olduğum “esnek dil” kavramının içinde barındırdığı davranış biçimlerinden biridir. Fikirler ve yorumlar karşıya olabildiğince saydam aktarılmalı ki, tüm olanlar üzerinde yorum yapılmaya devam edilebilsin.
işte, “kesinkes” konuşmanın bir öğüt olabileceği ve “esnek bir dil” ile yaklaşmanın da olayların gidişatı için daha faydalı bir rol alacağını düşünmemin ana gerekçeleri bunlardır.
arctic monkeys şarkısıdır. her zaman gitmez ama gece vakti hi-fi kulaklık takıp yüksek sesle dinlenir. paha biçilmez bir şölen olur.
henüz diriliş ertuğrul dizisi yoktu.
sene sanırım 2010 ya da 2011.
ofisimde söğüt'ten aldığım kayı boyu flaması asılı.
urfa'lı bir müşterim geldi.
teklif vermişiz, pazarlık yapacak.
hoşgeldin, beş gittin, çay-kahve faslından sonra adam bana "hemşerim" dedi.
adam urfalı, ben bursalı, bana hemşerim diyor.
şaşırdım haliyle.
"ne zaman geldin buraya hemşerim" diye sordu.
dedim "ben doğma büyüme buralıyım, bizimkiler mübadelede gelmişler."
şaşırdı, "sen urfalı değil misin?" dedi kayı boyunun flamasını göstererek.
gülümsedim.
anladım ne demek istediğini, bunun kayı boyunun tamgası olduğunu, kayı boyunun güneydoğu'da da yerleşmiş aşiretlerinin olduğunu bunlardan birinin karakeçili aşireti olduğunu, ne yazık ki bunların kürtleştiğini, kürtleştirildiğini anlattım.
adam şaşırdı.
"karakeçili türkmeniyiz" biz dedi, "ama ne türkler, ne kürtler bunu bilmiyor, bizimkiler bile bilmiyor, bizim evlerimizde de bu işaretten var..." diye devam etti.
bu adam ünlü bir tekstil firmasının sahibi, aşiretin ileri gelenlerinden biri.
o dönemden beri her projesinde birlikte çalışıyoruz. güzel de çalışıyoruz, pazarlık dahi etmeden.
çünkü o da ben de biliyoruz ki türk, türkü düdüklemez, kazıklamaz...
sene sanırım 2010 ya da 2011.
ofisimde söğüt'ten aldığım kayı boyu flaması asılı.
urfa'lı bir müşterim geldi.
teklif vermişiz, pazarlık yapacak.
hoşgeldin, beş gittin, çay-kahve faslından sonra adam bana "hemşerim" dedi.
adam urfalı, ben bursalı, bana hemşerim diyor.
şaşırdım haliyle.
"ne zaman geldin buraya hemşerim" diye sordu.
dedim "ben doğma büyüme buralıyım, bizimkiler mübadelede gelmişler."
şaşırdı, "sen urfalı değil misin?" dedi kayı boyunun flamasını göstererek.
gülümsedim.
anladım ne demek istediğini, bunun kayı boyunun tamgası olduğunu, kayı boyunun güneydoğu'da da yerleşmiş aşiretlerinin olduğunu bunlardan birinin karakeçili aşireti olduğunu, ne yazık ki bunların kürtleştiğini, kürtleştirildiğini anlattım.
adam şaşırdı.
"karakeçili türkmeniyiz" biz dedi, "ama ne türkler, ne kürtler bunu bilmiyor, bizimkiler bile bilmiyor, bizim evlerimizde de bu işaretten var..." diye devam etti.
bu adam ünlü bir tekstil firmasının sahibi, aşiretin ileri gelenlerinden biri.
o dönemden beri her projesinde birlikte çalışıyoruz. güzel de çalışıyoruz, pazarlık dahi etmeden.
çünkü o da ben de biliyoruz ki türk, türkü düdüklemez, kazıklamaz...
deli olduğum için!
anlaşılamayan ruhlara deli demek adettendir.
anlaşılamayan ruhlara deli demek adettendir.
eskiden kat be kat daha iyi çizgifilmleri vardı. camp lazlo
dexter'in laboratuvarı
cramp ikizler...etc.
şimdilerde ise sadece gumball ve regular show zevkle izlediklerim arasında.
ttg ise anca yoklukta gider.
dexter'in laboratuvarı
cramp ikizler...etc.
şimdilerde ise sadece gumball ve regular show zevkle izlediklerim arasında.
ttg ise anca yoklukta gider.
Elimde görüntülerin var. Yatalak dedeler konusunda devrim yapmış bir şahsiyet.
Onlar, 1969 yılında sadece çıplak ayaklarının izini abbey road'a bırakmadılar.
Müziklerinin ve dünya görüşlerinin eşsiz tadını da bize yol gostermesi için bıraktılar.
Biz de onları hala, o meşhur fotoğrafta arkada kendini unutturmuş bir şekilde tarihe tanıklık eden adam gibi izliyoruz;
The Beatles - Abbey Road/Come Together;
https://youtu.be/RMdD8MwUQpw
Müziklerinin ve dünya görüşlerinin eşsiz tadını da bize yol gostermesi için bıraktılar.
Biz de onları hala, o meşhur fotoğrafta arkada kendini unutturmuş bir şekilde tarihe tanıklık eden adam gibi izliyoruz;
The Beatles - Abbey Road/Come Together;
https://youtu.be/RMdD8MwUQpw
Tamımam etmem yüreğini de bilmem ama bu nik nedir arkadaş. O kadar kitap alıntısı yapıyosun hiç mi hayal gücün gelişmedi. Benden isteseydin 40 tane kitaplı, hayalli nik yaratırdım sana.
Ayrıca ilkokulda alırdım kitap adam, roket adam gibi rumuzları.
Yine de yazsın dursun.
Ayrıca ilkokulda alırdım kitap adam, roket adam gibi rumuzları.
Yine de yazsın dursun.