entry'ler (11)

keşke ben oynasaydım denilen film karakterleri

(bkz: sharon stone)
(bkz: basic instinct)

benjamin

tsubasadan önce çekilmemiş olabilir ama türkiyede tsubasadan önce gösterilmeye başlanmıştır.ayrıca burada magnum vuruşu yapan genç beni benden almıştı o zamanlar.

boşalır gibi titanik söylemek

(bkz: patlat bi titanik de gönlümüz şenlensin)

once upon a time in america

--spoiler--
çocuk mahalledeki yarı profesyonel fahişeye elinde bir kutu pastayla gider. kapıyı çalar.kızın annesi kapıyı çalar ve çocuğu görünce kızı çağırmak üzere içeri girer. çocuk merdivenler oturur.pastanın kutusunu açar ve bir parça alır. sonra kapı aralığından içeri bakar. bir parça daha alır. biraz önceki acaba gören oldu mu bakışından farklı bir bakış atar bu kez. pasta daha anlamlı gelmeye başlamıştır. az sonra pastayla birlikte oradan ayrılır. işte bu sahne sergio leone nin bu adamlar daha çocuk yaşta mafya oldu cümlesini söyleme biçimidir.
--spoiler--

gecenin sessizliğiyle gelen düşünme eğilimi

ilerleyen saatlerde uykunun ağırlığıyla giden düşünme eğilimi olarak anılacak olan eğilimdir.

yaran tabela yazıları

ankara kızılay ın göbeğinde "..." gafe diye yazıyor bir kahvehanenin yemek listesinin başlığında.

her gördüğünde kilo almışsın diyen arkadaş

her gördüğünde saçların dökülmüş diyen arkadaştan iyidir.

9 mart 2011 ankara kar yağışı

şehirdeki durumundan ziyade köylerdeki durumunu önemsediğim kar yağışıdır. zira bu kar yağmasaydı köy çeşmeleri parmak kalınlığında bile akmayacaktı. ama şu an ki durumda bu kar 20 gün daha toprakta kalır gibi görünüyor. bir de üstüne güzel bir yağmur yağarsa işte o zaman çeşmelerden kol gibi su akacak.

türk halkına seçim yaptırmak doğru değildir

aysun kayacı "yani dağdaki çobanla benim oyum bir mi?" dediğinde nasıl sövdüğümü hatırlıyorum şimdi.eğer o zaman görseydim bu başlığı aynı muameleyi uygulardım.ama başıma gelen bir olay bakış açımı çok değiştirdi a dostlar.detaya girmeden anlatayım.türkiye'nin güzide illerinden birine bağlı güzide köylerinden birine mensup güzide bir vatandaşın üniversite öğrencisi olduğumu öğrendiğinde bana "üniversiteli kızlar olmasa ülkede patlama yaşanır valla , para alıyolar mı o iş için?"
diye sorması bütün bakış açımı değiştirdi.yani bir an için kim üst kim alt kategori bilmiyorum ama o adamla aynı türden olmadığımı fark ettim.şu halk bu halk gibi genellemelere karşıyım.bir çobanın sırf çoban olduğu için cahil olduğu varsayımına ya da sırf ünlüyüm diye aydın olduğunu sanmaya tepkiliyim.seçkinler denilen o kesimi de sevmem.hoşlanmam.ayrıca aziz nesin'in ünlü sözünü de hep değersiz bulmuşumdur.ama gelin görün ki bu yaşadığım olay bütün bunları gözden geçirmeme, demokrasi denen bu sistemi yeniden ele almama sebep oluyor.

gecenin sessizliğiyle gelen düşünme eğilimi

bilincin yerini bilinç altına bırakmasından dolayı yaşanan durumdur.bu yüzden genellikle sanatçılar bir şeyler karalamayı ya da bir iki fırça darbesini geceye bırakırlar.bu arada bir şey fark ettim.ben bu cümleden iki önceki cümleyi "bu yüzden özellikle sanatçılar bir şeyler karalamayı ya da bir iki fırça darbesini geceye bırakırlar" diye kursam kimse bir şey diyemezdi.ama birisinde değişik meslek dallarından farklı olarak sanatçıları kastetmişken , diğerinde sanatçıların hepsi olmasa da çoğu anlamını ön plana taşımış olacaktım.mesela bunu gündüz düşünemezdim.neyse ben yatayım.

iz bırakan sözler

okşayan elleri ısıranlar , tekmeleyen ayakları öperler.
© copyright 2005 - 2026