bugün
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı25
- her biji amed5
- amed sporlu bir kızı hoplatmak6
- amedspor'un süper ligin lideri olması13
- trabzonspor'un amedspor'u lider yapması3
- lilith fahişe mi sorunsalı3
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile10
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- ne mutlu türküm diyene3
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması7
- habire1219
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı12
- muhteşem yüzyıl3
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- galatasaray'ın fb den ikinciliği de alması2
- meriç keskin3
- türkiye türklerindir3
- delilik3
- düzensizlik2
- eski sevgilinin unutulmayan özellikleri2
- sarışın kızlar4
- 0 0 719
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- uçan arabalar neden çıkmadı3
- hiç fuhuş yaptınız mı6
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi14
- vedat muriqi5
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler2
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- kuzu eti2
- kadınların araba kullanırken yapamadıkları şeyler2
- üniversite okumak3
- aret vartanyan3
- evli kadına kocan çok şanslı demek4
- sözlükteki sinsi köpekler8
- fırın sütlaç2
- true ile sevişmek5
- sıfır atık vakfı11
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- mason greenwood4
- hepinizi karim yapacam olum2
- sudekiray4
- sözlüğün aptal kaynaması5
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- fotomen3
- kardeşler araştırma2
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- kadir inanır'ın mirası8
- atatürk diyor ki6
entry'ler (28)
güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir.
tatlı bir gülümsemeyle sana bakması vazgeçilmez.
Bazen iki kelime herşeyin oluyor, bazen iki kelime hayatı mahvetmeye yetiyor, nedenini bilmediğin ikiler bir anda hayatında çogalıyor. Hiçbiri hakkında bir anlam üretemez hiç birinin arkasından ne bi mutluluk nede bir feryad eder olursun. Sadece onlara bakar durursun taki iki yarım bir tam etmesini beklemen gibi arkasında bakar durursun ne zaman ve nerede sona erceğini bilemediğin gibi kör karanlığın içine bakar durursun.Karanlığın içindede bile olsa bir tam olmasını bekler durursun...Ne zaman ve nerede olduğunu bilmeden kör karanlığın içinde sever durursun...
2.karanlık ya her yer, yok ya sahte maskeli yüzler... Mecburiyetler bitti ya hani. iş yerinde gülümsemek(!), ailemizi üzmemek(!), çevremize mutlu görünmek(!), hüznü saklamak(!).. Geçti ya bunlar.. kaldık ya gene kendimizle*, hani sardı ya bir karanlık cevremizi... gitti ya o mavi bulutlar.. Kapladı ya etrafı bir lacivert boşluk...
bütün gün boyunca bi yerlerde saklanıp,tam da sevdiceğinizi özlediğinizi düşüp sigaraya uzanırken ce eee diyerek karşınıza çıkan hüzündür.
En güzel ağaç çınardır.
zengin ve fakir durmunu belirtmemeye yarar fakat o kıyafetlerle bile o insanın durumunu tahmin etmek zor değil.
Türkiyenin gördüğü en iyi siyasetçidir. Konuşmasıyla herkesi etkiliyor.
epeydir dinlemiyordum bu şarkıyı. bugün şans eseri jehan barbur versiyonunu dinledim ve bırakamadım, hala dinliyorum. çok özlemişim şarkıyı zaten jehan barbur da harika söylemiş. iyi ki denk gelmişim, kulaklarımın pası silindi desem yeridir.
galatasarayımız'ın kesinlikle kazanması gereken maçtır. eğer berabere kalması veya mağlup olması durumunda son maçta çok büyük bir baskı ile karşılaşacaktır. böyle bir durumda koca sezon sonunda buradan da şampiyonluğu verme riski var ve bu yüzden galatasaray beşiktaş karşısında çok temkinli oynayacaktır. skor tahmini yapacak olursak galatasaray 2-0 alır gibi.
yigit devrimci, mert ınsan. hataları ve sevaplarıyla turkıye devrımcı hareketının en onemlı ısımlerındendır. ikinci milli kurtulus savasının en namuslu savascılarındandır, kalbımızde ruhumuzda, bılıncımızde yasamaktadır.
geldi gene altı mayıs... orta okulda tanıştım denizler' le bir kitapta. otuz yıla yakın olmuştu denizler öldürüleli. o zaman ağabeydiler benim için, şimdi bir yaş büyüğüm onlardan, arkadaşım oldular. on sene sonra kardeşim yaşında insanlardı diyeceğim. bir otuz sene sonra belki de evladım olacak onlar yaşında, kim bilir belki uzun yaşarım bir elli sene sonra torunum yaşında olacaklar. ama ne olursa olsun bağımsızlık tutkusunu paylaştığım yoldaşlarım olarak kalacaklar. hayatımın bir şeridi olacak denizler. ağabey, kardeş, arkadaş... ve hayatımın içimi hep cız ettirecek bir günü olacak 6 mayıs. gene geldi 6 mayıs. gene buruk içim.
Tatvan, Doğu Anadolu Van gölü havzasında, Van Gölünün batısında önemli bir demiryolu ve deniz ulaşım merkezidir. Diyarbakır-Van, Elazığ-Van, Siirt-Bitlis ve Ağrı Karayollarının kavşak noktasıdır. Ayrıca Haydarpaşa-iran demiryolu Tatvana kadar gelmekte, bu önemli konumundan dolayı 1936 yılında Karşıyaka, Pınarbaşı ve Tuğ Köylerinin birleşmesiyle Tatvan ilçesi kurulmuştur.
Tatvan kısa süre içerisinde gelişerek, idari, Askeri ve Ulaşım merkezi durumuna gelmiştir. Konumu itibariyle ve tabii güzellikleriyle gelecek için ümit vaat eden Doğunun en güzel ilçelerinden birisidir.
ilçemiz, Nemrut Dağının Güneydoğusunda, Van gölünün batı kıyısında ve gölün oluşturduğu tabii körfezin etrafında kurulmuştur.
Yüzölçümü 1263 m2 olup, doğusunda Van gölü, güneydoğuda Gevaş, güneyde Hizan, batıda Bitlis Merkez ve kuzeyde Ahlat ilçesi ile komşudur.
Tatvan kısa süre içerisinde gelişerek, idari, Askeri ve Ulaşım merkezi durumuna gelmiştir. Konumu itibariyle ve tabii güzellikleriyle gelecek için ümit vaat eden Doğunun en güzel ilçelerinden birisidir.
ilçemiz, Nemrut Dağının Güneydoğusunda, Van gölünün batı kıyısında ve gölün oluşturduğu tabii körfezin etrafında kurulmuştur.
Yüzölçümü 1263 m2 olup, doğusunda Van gölü, güneydoğuda Gevaş, güneyde Hizan, batıda Bitlis Merkez ve kuzeyde Ahlat ilçesi ile komşudur.
Lakabı 'Güzel Yüzlü Şair' veya 'Mavi Gözlü Dev'dir. Yasaklı olduğu yıllarda Orhan Selim adını da kullandığı olmuştur. Hatta it Ürür Kervan Yürür kitabı Orhan Selim imzasıyla çıkmıştır.
Türkiye'de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin önemli isimlerindendir. Uluslararası bir üne ulaşmış ve adı 20. yüzyıl'ın ilk yarısında yaşamış olan dünyanın en büyük şairleri arasında anılmıştır. Eserleri birçok dile çevrilmiştir. Mezarı halen Moskova'da bulunmaktadır. Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi olup ayrı ayrı toplam 11 davadan yargılanmıştır.
Eserleri birçok ödül almıştır. Türkiye'deki yaşamının bir kısmını hapiste geçirmiş daha sonra Moskova'ya gitmiş ve Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır.
Nazım Hikmet,1938'de cezaevine girmiş ve şiirleri yasaklanmıştır. Türkiye'de ancak ölümünden iki yıl sonra 1965'te şiirleriyle yeniden önem kazanmıştır.
Türkiye'de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin önemli isimlerindendir. Uluslararası bir üne ulaşmış ve adı 20. yüzyıl'ın ilk yarısında yaşamış olan dünyanın en büyük şairleri arasında anılmıştır. Eserleri birçok dile çevrilmiştir. Mezarı halen Moskova'da bulunmaktadır. Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi olup ayrı ayrı toplam 11 davadan yargılanmıştır.
Eserleri birçok ödül almıştır. Türkiye'deki yaşamının bir kısmını hapiste geçirmiş daha sonra Moskova'ya gitmiş ve Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır.
Nazım Hikmet,1938'de cezaevine girmiş ve şiirleri yasaklanmıştır. Türkiye'de ancak ölümünden iki yıl sonra 1965'te şiirleriyle yeniden önem kazanmıştır.
Adolf Hitler, 20 Nisan 1889 yılında Yukarı Avusturya'nın Braunau kasabasında doğdu. Bir gümrük memuru olan Alois Hitlerve Klara Pölzl (1860-1907) 'ün altı çocuğundan dördüncüsüdür.
ilk tahsilini doğduğu kasabada, orta tahsilini Linz şehrinde yaptı. On üç yaşında tüberkülozdan babasını (Hitler'in memur olmasını isteyen babası Alois Hitler ile arası açılmıştı çünkü kendisi sanatçı olmak istiyordu), on sekiz yaşında (1907) annesini kaybetti. Orta öğrenimini başarısız bitirince ressam olma ümidiyle Viyana Güzel Sanatlar Akademisi sınavına girdi ancak başarısız oldu.
Alman Tarihi derslerinde Akademideki profesörlerin Yahudi olduğu, ve Yahudilere karşı ilk kinin burada oluştuğu anlatılır. Bir başka teze göre ise Hitler'in annesinin ölüm anında gelen doktor bir Yahudiydi. Adolf Hitler annesinin ölümünü kabullenemeyip, bu Yahudi doktoru sorumlu tuttu. Ve bir çok bilim adamlara göre Hitler'in babaannesi Yahudi'dir. Bu yüzden bütün doğduğu yerleri yakmıştır.
1912'de Viyana'dan Münih'e geldi. 1914'de I. Dünya Savaşı çıkınca Hitler, Bavyera ordusuna gönüllü olarak girdi. Alman mağlubiyetinden sonra Hitler, arkadaşı mühendis Feder ve altı kişi tarafından kurulmuş olan Alman işçi Partisi isimli gizli bir fırkaya katıldı ve kısa sürede bu fırkanın reisi oldu. Fırkanın adını NSDAP (Nationalsozialistische Deutsche Arbeiter Partei/ Nasyonal Sosyalist Alman işçi Partisi) olarak değiştirdi ve nüfuzunu arttırdı. Taraftarlarına kısaca "Nazi" ismi verildi. Kendisine de, taraftarları, rehber anlamına gelen "Führer" lakabını verdiler. Parti 25 maddelik bir program hazırladı. Bu programın ilk maddesi Almanya'yı Versay'ın zilletinden kurtarmak idi. Alman vatandaşlığının yalnız Alman kanını taşıyanlara hasredilmesi lazım geleceği programın temel maddelerindendi. Aynı zamanda büyük sermayeyi devleştirmek de yine programın esaslarından birini teşkil eder. Völkischer Beobachter adlı gazeteyi yandaşları çıkarıyordu. Josef Goebbels bu gazetenin tamamen parti bülteni halini almasını sağladı. Gazetede partisinin fikirlerini açıklayan makaleler yayınladı.
1924'de Münih'ten hükümeti devirmek için teşebbüslerde bulundu fakat başarılı olamadı. Bunun üzerine 10 ay hapse mahkum edildi ve bu zaman içinde "Mein Kampf" (Kavgam) isimli bir kitapta fikirlerini yazdı. Şimdilerde bu kitap Almanya'da antisemitizme yol açtığı gerekçesiyle yasaklanmaya çalış çok sıkışıyordu. Bu kitapla birlikte yeni teşebbüslerine de yol gösterdi. 1924 ve 1929 yılları arasında partisi başarısız oldu. Ancak Dünya Ekonomik Krizinden sonra daha fazla oy kazanabildi (1929). 1930 seçimlerinde yüzde 18 oy ile SPD'den sonra ikinci büyük parti oldu. Hitler'in oyları Katoliklerden daha fazla Protestanlardan, şehirlerden daha fazla kırsal bölge ve kasabalardan, işçilerden daha fazla orta ve üst kesimden geldi.
Seçimle işbaşına gelen Adolf Hitler kısa zamanda anayasa değişikliği hakkını elde etti. Hemen ardından diğer partileri yasakladı. Almanya'da aşırı artık gösteren işsizliği savaş hazırlığı için kullanarak, iş sahası oluşturdu. Ülke genelinde büyük otobanlar inşa ettirdi. Batı Avrupa ülkelerini ve Rusya'yı karşısına aldı. Bu cephe genişliği II. Dünya Savaşı'nın sonucunu belirleyen en önemli etken oldu. Savaş sonucunda Almanya'nın yenilgisini gören Adolf Hitler ümitsizliğin iyice artması üzerine 30 Nisan 1945'te Berlin'de karısı Eva Braun'la birlikte aynı anda siyanür hapı içip, önce Eva Braun'u sonrada kendisini bir silah vasıtasıyla vurarak intihar etti. Kendi isteğiyle Führerbunker bahçesinde benzinle cesetleri yakılmıştır. Hitler'in bunu istemesinin sebebinin Sovyet ordusu tarafından yakalanıp teşhir edilmek istememesi olduğu iddia edilmektedir.
Hitler ölmeden önce ikili vasiyetnamesini yazdırmıştır: Siyasi ve Özel Vasiyetname. Hitler'in siyasi vasiyetnamesi bir hınç çığlığıdır. Ona göre; Almanya bütün milletler için bir zehir gibi tehlikeli olan Yahudileri ve Bolşevizm'i kovalamaktan asla vazgeçmemelidir. Almanya'nın geleceğini tartışmasız bu olgu belirleyecektir. Hitler, savaşa girmekte haklı olduğunu savunuyor ve yenilgiden korkak yalancı generalleri sorumlu tutuyordu. Özel Vasiyetinde ise, tüm hayatı boyunca topladığı sanat eserleriyle doğduğu şehir olan Linz'de bir müze kurulmasını istedi. Tüm şahsi mallarını partiye eğer parti kalmamışsa devlete bıraktığını söylüyordu.
ilk tahsilini doğduğu kasabada, orta tahsilini Linz şehrinde yaptı. On üç yaşında tüberkülozdan babasını (Hitler'in memur olmasını isteyen babası Alois Hitler ile arası açılmıştı çünkü kendisi sanatçı olmak istiyordu), on sekiz yaşında (1907) annesini kaybetti. Orta öğrenimini başarısız bitirince ressam olma ümidiyle Viyana Güzel Sanatlar Akademisi sınavına girdi ancak başarısız oldu.
Alman Tarihi derslerinde Akademideki profesörlerin Yahudi olduğu, ve Yahudilere karşı ilk kinin burada oluştuğu anlatılır. Bir başka teze göre ise Hitler'in annesinin ölüm anında gelen doktor bir Yahudiydi. Adolf Hitler annesinin ölümünü kabullenemeyip, bu Yahudi doktoru sorumlu tuttu. Ve bir çok bilim adamlara göre Hitler'in babaannesi Yahudi'dir. Bu yüzden bütün doğduğu yerleri yakmıştır.
1912'de Viyana'dan Münih'e geldi. 1914'de I. Dünya Savaşı çıkınca Hitler, Bavyera ordusuna gönüllü olarak girdi. Alman mağlubiyetinden sonra Hitler, arkadaşı mühendis Feder ve altı kişi tarafından kurulmuş olan Alman işçi Partisi isimli gizli bir fırkaya katıldı ve kısa sürede bu fırkanın reisi oldu. Fırkanın adını NSDAP (Nationalsozialistische Deutsche Arbeiter Partei/ Nasyonal Sosyalist Alman işçi Partisi) olarak değiştirdi ve nüfuzunu arttırdı. Taraftarlarına kısaca "Nazi" ismi verildi. Kendisine de, taraftarları, rehber anlamına gelen "Führer" lakabını verdiler. Parti 25 maddelik bir program hazırladı. Bu programın ilk maddesi Almanya'yı Versay'ın zilletinden kurtarmak idi. Alman vatandaşlığının yalnız Alman kanını taşıyanlara hasredilmesi lazım geleceği programın temel maddelerindendi. Aynı zamanda büyük sermayeyi devleştirmek de yine programın esaslarından birini teşkil eder. Völkischer Beobachter adlı gazeteyi yandaşları çıkarıyordu. Josef Goebbels bu gazetenin tamamen parti bülteni halini almasını sağladı. Gazetede partisinin fikirlerini açıklayan makaleler yayınladı.
1924'de Münih'ten hükümeti devirmek için teşebbüslerde bulundu fakat başarılı olamadı. Bunun üzerine 10 ay hapse mahkum edildi ve bu zaman içinde "Mein Kampf" (Kavgam) isimli bir kitapta fikirlerini yazdı. Şimdilerde bu kitap Almanya'da antisemitizme yol açtığı gerekçesiyle yasaklanmaya çalış çok sıkışıyordu. Bu kitapla birlikte yeni teşebbüslerine de yol gösterdi. 1924 ve 1929 yılları arasında partisi başarısız oldu. Ancak Dünya Ekonomik Krizinden sonra daha fazla oy kazanabildi (1929). 1930 seçimlerinde yüzde 18 oy ile SPD'den sonra ikinci büyük parti oldu. Hitler'in oyları Katoliklerden daha fazla Protestanlardan, şehirlerden daha fazla kırsal bölge ve kasabalardan, işçilerden daha fazla orta ve üst kesimden geldi.
Seçimle işbaşına gelen Adolf Hitler kısa zamanda anayasa değişikliği hakkını elde etti. Hemen ardından diğer partileri yasakladı. Almanya'da aşırı artık gösteren işsizliği savaş hazırlığı için kullanarak, iş sahası oluşturdu. Ülke genelinde büyük otobanlar inşa ettirdi. Batı Avrupa ülkelerini ve Rusya'yı karşısına aldı. Bu cephe genişliği II. Dünya Savaşı'nın sonucunu belirleyen en önemli etken oldu. Savaş sonucunda Almanya'nın yenilgisini gören Adolf Hitler ümitsizliğin iyice artması üzerine 30 Nisan 1945'te Berlin'de karısı Eva Braun'la birlikte aynı anda siyanür hapı içip, önce Eva Braun'u sonrada kendisini bir silah vasıtasıyla vurarak intihar etti. Kendi isteğiyle Führerbunker bahçesinde benzinle cesetleri yakılmıştır. Hitler'in bunu istemesinin sebebinin Sovyet ordusu tarafından yakalanıp teşhir edilmek istememesi olduğu iddia edilmektedir.
Hitler ölmeden önce ikili vasiyetnamesini yazdırmıştır: Siyasi ve Özel Vasiyetname. Hitler'in siyasi vasiyetnamesi bir hınç çığlığıdır. Ona göre; Almanya bütün milletler için bir zehir gibi tehlikeli olan Yahudileri ve Bolşevizm'i kovalamaktan asla vazgeçmemelidir. Almanya'nın geleceğini tartışmasız bu olgu belirleyecektir. Hitler, savaşa girmekte haklı olduğunu savunuyor ve yenilgiden korkak yalancı generalleri sorumlu tutuyordu. Özel Vasiyetinde ise, tüm hayatı boyunca topladığı sanat eserleriyle doğduğu şehir olan Linz'de bir müze kurulmasını istedi. Tüm şahsi mallarını partiye eğer parti kalmamışsa devlete bıraktığını söylüyordu.
Ernesto Rafael Guevara de la Serna , 14 Haziran 1928'de Arjantin'in Rosario şehrinde doğdu. Devrimci bir ailesi vardı. Henüz iki yaşındayken daha sonraki gerilla yaşamında kendisine büyük bir dert olan astım hastalığına yakalandı. ilkokulu Alta Gracia'da, ortaokul ve liseyi de Cordoba'da tamamladı. Lise yıllarında Marksist düşüncelerle tanıştı. Guevara ailesi 1944'de Buenos Aires'e taşındı. Che burada tıp fakültesine kaydoldu. Aynı zamanda bir çok işte çalışıp ailesine katkıda bulunuyordu.
1951'de tıp öğrenimine ara vererek, bir arkadaşıyla birlikte Latin Amerika kıtasını daha yakından tanımak için motosikletle yolculuğa çıktı. Gördüğü yerlerdeki insanların ezilmişliği, sömürü ve zulüm altındaki yaşayışları O'nu çok etkiledi. Düzene karşı savaş düşüncesi artık yavaş yavaş Che'nin beynine yerleşmektedir. Bir yıldan fazla bir süre dolaştıktan sonra Buenos Aires'e geri döndü. Aynı yıl üniversiteyi bitirdi. Daha sonra bir arkadaşıyla birlikte Arbenz hükümetine destek olmak için Guatemala'ya gitti ve burada evlendi. 1954'te Arbenz hükümetinin ABD destekli bir darbeyle düşmesiyle birlikte Meksika'ya gitti. 1956'da Meksika'da Fidel Castro'yla tanıştı ve Küba devrimine katılmaya karar verdi.
1951'de tıp öğrenimine ara vererek, bir arkadaşıyla birlikte Latin Amerika kıtasını daha yakından tanımak için motosikletle yolculuğa çıktı. Gördüğü yerlerdeki insanların ezilmişliği, sömürü ve zulüm altındaki yaşayışları O'nu çok etkiledi. Düzene karşı savaş düşüncesi artık yavaş yavaş Che'nin beynine yerleşmektedir. Bir yıldan fazla bir süre dolaştıktan sonra Buenos Aires'e geri döndü. Aynı yıl üniversiteyi bitirdi. Daha sonra bir arkadaşıyla birlikte Arbenz hükümetine destek olmak için Guatemala'ya gitti ve burada evlendi. 1954'te Arbenz hükümetinin ABD destekli bir darbeyle düşmesiyle birlikte Meksika'ya gitti. 1956'da Meksika'da Fidel Castro'yla tanıştı ve Küba devrimine katılmaya karar verdi.
Vietnam 1,5 milyon yurttaşını ve zehirlenerek kullanılamaz hale gelen topraklarının üçte birini yitirmesine rağmen savaştan galip çıktı. Amerikalılar ise bölgede 58 bin ölü bırakırken, savaş sonrası Vietnam'dan ülkelerine dönen askerlerin önemli bir kısmı da intihar ederek yaşamlarına düşman kurşunlarıyla değil de kendi elleri ile son verdiler. Amerika ayrıca savaş boyunca, yarısına yakınının Vietnam uçaksavarları tarafından düşürüldüğü 2196 hava aracını da yitirdi. Vietnam Savaşının başlangıcında Çin-Sovyet ilişkilerinin düzelmesini sağlayacağı varsayılıyordu. Fakat algı farklılıkları ilişkilerin daha da bozulmasına sebep olmuştur. Sovyet-Çin farklılıklarının derinleşmesi, çok kutupluluğu güçlendirerek yumuşama sürecinin hızlanmasına sebep olmuştur. Böylece, ABD'nin Vietnam'ı bölme planı suya düşerken, Kuzey Vietnam ve Güney Vietnam 1975 yılında birleştiler.
O insan için o aşk artık platonik olmuştur.
insan işin tek maaşına bakmamalı önemli olan işi sevmektir.