bugün
- laik teyzelerin fenotipi34
- akp oyları yüzde 10'un üzerinde10
- beton kemalist olmak5
- ilk tek tanrılı kutsal kitap4
- arkadaşlar kararsız kaldım hangisini alayım18
- gurbetçi yazarlar2
- bir insanı hayatının merkezine koymak5
- mansur yavaş9
- türkiyede genç siyasetçi olmaması6
- sevmeden okunan kitaplar2
- yeni parti8
- nuh ve tufan hikayesinin tora daki kıssası6
- iyi parti zafer partisi ittifakı6
- kadın poposunun müthiş hipnoz etkisi2
- geekyapar3
- tayyip erdoğan'a oy vermeye karar vermek8
- nervio varıdı nerede o13
- anahtar partisi büyük birlik partisi ittifakı7
- mister bomba bomba erecto2
- windows 84
- sarapci koala8
- ibrahim peygamberin tora daki kıssası4
- zengin bir erkekle evlenmek isteyen kadınlar4
- giriş yapınca sözlüğün kalitesini yükselten yuzır2
- gömlek değiştirir gibi ideoloji değiştiren tip5
- ak partililerin apo sevdası6
- ellerim bos gonlum hos12
- evler neden 200 bin tl den 6 milyona çıktı2
- hukuk okuyan tiplerin biraz ezik olması9
- sözlüğün en güzel kız yazarı8
- hande erçel'in giydiği beyaz elbise5
- radikalkemalist3
- vaat edilen topraklar2
- duş almak3
- defne isimli kadınlar2
- islam barış dinidir11
- yazarların favori oyun karakteri15
- vücut ölçüleri ile nick almak2
- madencilerin beştepe'ye yürüyeceğiz demesi5
- hayatın kuralları6
- 1948 arap israil savaşı12
- bir seri katilin tarzını taklit eden katil6
- gürcistan5
- tavuk şiş4
- mason greenwood5
- başı açık kızların daha azgın olması2
- pozcu3
- kadınların şiirden anlamaması5
- 23 ağustos 2026 alanyaspor beşiktaş maçı2
- osuruktan şiirler89
entry'ler (1267)
bologno'nın yeni teknik direktörü.
tomasz jedrowski'nin, melek memiş çevirisiyle ithaki modernden yayınlanmış novellası.
komünist rejimle yönetilen polonya'da geçen kuir bir aşkı anlatıyor. tabii aynı zamanda ekonomik kriz, kıtlık, etik hepsine de değiniyor. dilini, durduğu yeri ve hikayesini çok beğendim. aklımda uzunca bir süre yer edinecek.
komünist rejimle yönetilen polonya'da geçen kuir bir aşkı anlatıyor. tabii aynı zamanda ekonomik kriz, kıtlık, etik hepsine de değiniyor. dilini, durduğu yeri ve hikayesini çok beğendim. aklımda uzunca bir süre yer edinecek.
sara mesanın aslında konusu aşk olmayan romanı. küçük bir kasabaya yerleşen nat isimli kadının oradaki hayatını anlatıyor. karakterlere ve kasabaya dair tekinsiz ortam çok iyi aktarılmış ve tam da bu sebeple rahatsız ediciydi. çok hızlı aktı, çok beğendim.
antik yunan mitolojisini günümüz uyarlamasıyla anlatan netflix mini dizisi.
fakirin anneler günü reklamı gibi reklamlara alıştıkları için rtüke farklı gelip kadınlar gerçekten köpek doğuruyor zannedip acilen yayın yasağı getirdiği reklamdır. öyle şey mi olur canim?
"Lafı dolandırıp lüzumsuz heyecanlara mahal vermeden peşin peşin söyleyeyim, ben artık istemiyorum Osman. Güzel baslayan bazı romanlar ilerledikce sarpa sarmaya başlar da bir umut okumaya devam edersin ya, hah iste ben öyle yapmayı bıraktım. Neresinde kaldığımı unutmayayım diye değil, tam da neresinde vazgeçtiğimi hatırlayayım diye sayfayı köşesinden katlayıp rafa kaldırıyorum, yani artık istemiyorum Osman."
tiyatro uyarlaması da yapılan Aylin Balboa öyküsü.
tiyatro uyarlaması da yapılan Aylin Balboa öyküsü.
dönülmeyen bir yerde, içimde dağ gibi bi dertle, dönüştüğüm insandan tiksinen bi benle kaldım, duruyorum burada. her şeyden ama en çok da kendimden yoruldum.
başaramadığım her şey, ayağıma takılıyor.
çok mu güçlüydüm eskiden? çok çok eskiden yani. ya da zaten yarışmıyor muydum?
içim, içime sığmıyor. heyecandan değil. göğsüm delinecek sanki. bi delinse rahatlayacak sanki.
midasın eşek kulakları.
midasın eşek kulakları.
MiDASIN EŞEK KULAKLARI.
MiDASIN EŞEK KULAKLARI.
bu olmadı. baştan, en baştan yaşamak istiyorum. her şeyi en başından yaşamak istiyorum. geçmemem gereken sınırlar, aşmamam gereken çizgiler, dönmemem gereken yerler var. hepsi ezberimde artık, en başından yaşamak istiyorum. bu sefer doğrusunu yapmak, doğru yerde olmak için daha çok çabalamak istiyorum.
ait olmadığım bir yerde bir hayat kuruyorum kendime. nasıl yaparım. nasıl yaparım. nasıl yaşarım? ait olmadığım bir yerde nasıl yaşarım?
başaramadığım her şey, ayağıma takılıyor.
çok mu güçlüydüm eskiden? çok çok eskiden yani. ya da zaten yarışmıyor muydum?
içim, içime sığmıyor. heyecandan değil. göğsüm delinecek sanki. bi delinse rahatlayacak sanki.
midasın eşek kulakları.
midasın eşek kulakları.
MiDASIN EŞEK KULAKLARI.
MiDASIN EŞEK KULAKLARI.
bu olmadı. baştan, en baştan yaşamak istiyorum. her şeyi en başından yaşamak istiyorum. geçmemem gereken sınırlar, aşmamam gereken çizgiler, dönmemem gereken yerler var. hepsi ezberimde artık, en başından yaşamak istiyorum. bu sefer doğrusunu yapmak, doğru yerde olmak için daha çok çabalamak istiyorum.
ait olmadığım bir yerde bir hayat kuruyorum kendime. nasıl yaparım. nasıl yaparım. nasıl yaşarım? ait olmadığım bir yerde nasıl yaşarım?
dönüp dönüp geldiğim yerdeyim selam.
hep aynı şeyden kaçıp, hep aynı şeye tutuluyorum.
kalbim p a r a m p a r ç a.
çok hevesle bir hayat kurmaya çalıştım:)
her anında, her anında başka bir şeye takılıyorum.
sanki bi çığlık atabilsem, bütün dünya yerle bir olacak.
atamıyorum.
değiştim, tekrar eski m.ya dönüşüyorum zannediyordum.
daha da başka biri olmuşum.
zaten insan o yollarda bir kere yürüdükten sonra nasıl hiç yürümemiş gibi olabilirdi ki.
kalbim kırıktı, düzelmiyor.
hep aynı yerden, tekrar ve tekrar kırılıyor.
m., biz seninle geri kalan her şeyden daha ne kadar kaçacağız?
hayatımı izleyebilsen, en çok sen keyif alırdın. üstüne basarak, bağırarak söylediğim, uğruna savaşlar verdiğim şeylerin kıyısında bile yürüyemiyorum. inanamazsın. ve sadece kendimin duyacağı kadar bile yüksek sesle söyleyemediğim şeylerin bizzat öznesi oldum. nasıl olur da bir tanecik hayatımı yaşamak işinde bu kadar başarısız olabilirim? sen olsan her şeyin tespitini yapıp bana anlatırdın, ben anlayana kadar. o kadar iyi gelirdi ki şimdi senden onları dinleyebilmek. hem biliyorum bana, benim kadar acımasız da olmazdın.
hep aynı şeyden kaçıp, hep aynı şeye tutuluyorum.
kalbim p a r a m p a r ç a.
çok hevesle bir hayat kurmaya çalıştım:)
her anında, her anında başka bir şeye takılıyorum.
sanki bi çığlık atabilsem, bütün dünya yerle bir olacak.
atamıyorum.
değiştim, tekrar eski m.ya dönüşüyorum zannediyordum.
daha da başka biri olmuşum.
zaten insan o yollarda bir kere yürüdükten sonra nasıl hiç yürümemiş gibi olabilirdi ki.
kalbim kırıktı, düzelmiyor.
hep aynı yerden, tekrar ve tekrar kırılıyor.
m., biz seninle geri kalan her şeyden daha ne kadar kaçacağız?
hayatımı izleyebilsen, en çok sen keyif alırdın. üstüne basarak, bağırarak söylediğim, uğruna savaşlar verdiğim şeylerin kıyısında bile yürüyemiyorum. inanamazsın. ve sadece kendimin duyacağı kadar bile yüksek sesle söyleyemediğim şeylerin bizzat öznesi oldum. nasıl olur da bir tanecik hayatımı yaşamak işinde bu kadar başarısız olabilirim? sen olsan her şeyin tespitini yapıp bana anlatırdın, ben anlayana kadar. o kadar iyi gelirdi ki şimdi senden onları dinleyebilmek. hem biliyorum bana, benim kadar acımasız da olmazdın.
denizin uzerinde uzanip da gunesi her kucakladigimda kendi kendime diyorum ki ne icin yasiyorum, iste bunun icin yasiyorum.
muhtemelen 2013 tcsinde yaşıyordur.
saatleri saatlere bağlayıp, günleri zor bela günlere ekleyip bu ömrü ayakta tamamlayacağım. geçecek bir şekilde. sonra her şey bittiğinde arkama bakıp diyeceğim ki; işte heba edilmiş bir ömür.
"kitabımın doğuracağı çılgınlığı, şiddeti, ihtirası, ölümleri öngörebilseydim yine de yazardım. değiştirme şansım olsaydı elim varmazdı. sonumuz başlangıcımızda yazılır. alın yazımız bize ait değildir, onunla oynayamayız: bana daha büyük bir el kılavuzluk etti. son sözüm olsun: ne yaptıysam sevgi uğruna yaptım." -herkes başka biriyken kim kimdir.
belki imdat diyecegim.
isini, bu sektorden milyonlar kazaniyormus gibi emek vererek yapan ama guncelde maalesef 25,8 b takipcisi olan skinfluencer. insanlarin hicbir sey yapmadan zayiflama cayi markalariyla isbirligi yaparak, merdiven altindan bozma markalarin gunes kremlerinin linkini vererek para kazandigi bir ortamda boyle bir insanin bu kadar emek verip hayatini bu emek verdigi sektorden idame ettirememesi uzucu ne yazik ki.
eski sevgilim üzülüyor diye koluma ido tatlısesin kolundaki ibo portresi gibi dövme yaptırıyordum.
görsel
olur olmadik yerlerde, hic bilmedigim insanlari gordugumde paramparca olan kalbimin parcalari batiyor ve canimi oyle yakiyor ki. ben bu kadar aciyla n a s i l?
cok degil, birkac yil once kalbim yine boyle kirikti evet ve yine boyle bomboslukta hissediyordum ama hic dilini bile bilmedigim bir ulkeye kendi basima gidecek cesaretim vardi. simdi her seyin yaninda bir de korkuyorum. ben bu kadar dertle n a s i l?
gozlerim doluyor. ummadigim anlarda aklima bir sey geliyor. evime donmek istiyorum. her yere gidebilirdim, diledigim kadar kalabilirdim. simdiyse kendimden arsin arsin uzaklasiyorum ama hep evime donmek istiyorum. ben bu kadar kaygiyla n a s i l?
insanlarin yuzlerine bakiyorum. gozlerinin icine. sanki kendimde kaybettigim ve kaybettigim o gunden beri hep aradigim, hep bulmayi umdugum seyi goruyorum. minicik kaliyorum o sonsuz karanlik boslugumda. odum kopuyor. ben bu kadar korkuyla n a s i l?
"hadi" diyorum. sanki kendime elimi uzatiyorum. "hadi gel, soyle yapalim." hic de mecalim yok ki. kalkamiyorum bir turlu o dustugum yerden. ben bu kadar tukenmislikle n a s i l?
zaman bir turlu gecmiyor ama omrum bitiyor. bir seylerin uzerine bir seyler koyamadan omrum bitiyor. yirmi sekizimi boyle planlamamistim:)
hic kimseyle ayni yerde degilim, kendimden bile kilometrelerce uzagim. ayni selda bagcanin hikayesinde anlattigi korler gibi panik halinde, nereye gittigimi bilmeden saga sola kosturuyorum. bir sey diyecegim. her yere carpiyorum. ama bu bomboslugun icinde nasil her yere carpabilirim?
kendimi katlayip bukup, bir sekilde kucultup annemin o vitrinine, tam da gaz lambasinin yanina koyasim var. hic dusmem, hic kirilmam. "ama yasamazsin da" diyor biri hemen ustten ustten. yasamaktan korkmaya hakkim yok mu yani? ustelik zaten beceremiyorken.
olur olmadik yerlerde, hic bilmedigim insanlari gordugumde paramparca olan kalbimin parcalari batiyor ve canimi oyle yakiyor ki. ben bu kadar aciyla n a s i l?
cok degil, birkac yil once kalbim yine boyle kirikti evet ve yine boyle bomboslukta hissediyordum ama hic dilini bile bilmedigim bir ulkeye kendi basima gidecek cesaretim vardi. simdi her seyin yaninda bir de korkuyorum. ben bu kadar dertle n a s i l?
gozlerim doluyor. ummadigim anlarda aklima bir sey geliyor. evime donmek istiyorum. her yere gidebilirdim, diledigim kadar kalabilirdim. simdiyse kendimden arsin arsin uzaklasiyorum ama hep evime donmek istiyorum. ben bu kadar kaygiyla n a s i l?
insanlarin yuzlerine bakiyorum. gozlerinin icine. sanki kendimde kaybettigim ve kaybettigim o gunden beri hep aradigim, hep bulmayi umdugum seyi goruyorum. minicik kaliyorum o sonsuz karanlik boslugumda. odum kopuyor. ben bu kadar korkuyla n a s i l?
"hadi" diyorum. sanki kendime elimi uzatiyorum. "hadi gel, soyle yapalim." hic de mecalim yok ki. kalkamiyorum bir turlu o dustugum yerden. ben bu kadar tukenmislikle n a s i l?
zaman bir turlu gecmiyor ama omrum bitiyor. bir seylerin uzerine bir seyler koyamadan omrum bitiyor. yirmi sekizimi boyle planlamamistim:)
hic kimseyle ayni yerde degilim, kendimden bile kilometrelerce uzagim. ayni selda bagcanin hikayesinde anlattigi korler gibi panik halinde, nereye gittigimi bilmeden saga sola kosturuyorum. bir sey diyecegim. her yere carpiyorum. ama bu bomboslugun icinde nasil her yere carpabilirim?
kendimi katlayip bukup, bir sekilde kucultup annemin o vitrinine, tam da gaz lambasinin yanina koyasim var. hic dusmem, hic kirilmam. "ama yasamazsin da" diyor biri hemen ustten ustten. yasamaktan korkmaya hakkim yok mu yani? ustelik zaten beceremiyorken.
bu kizi delirttim demezsiniz, yazik deli dersiniz.
bile isteye yarattiklari felaketin ustesinden gelebilmek icin kucucuk cocuklarin kumbarasiyla yoksul halkin cebine goz diktiler.
görsel
ay gokyuzunde oyle cok parlamis ki, istemsiz kafami cevirip gordum. meger bugun ayin on dorduymus. ne kadar silmeye calissam da, unutmak istesem de hayat bir sekilde bir yerlerden cikarip gozume sokmaya yemin etmis. bugun, ayin on dorduymus meger, biliyor musun? benim aklimdan cikmis:) gorunce dedim ki kendi kendime "bu ay, her ayin on dordunde boyle mi olacak gercekten???" isimiz var cunku oyleyse. bilmiyorum, bakmadim buna henuz. denk gelmistiri umarak, bu gunu de atlatmaya calisiyorum. ama iste,,
hayat.
ve ziyan olan bunca sey???? kalbimi kiriyor. hala senden medet ummak. ayin on dordu oldugunda boyle guzel oldugu icin aya bozulmak. sarkinin bir yerinde burnun sizlamasi. portmantonun ustunde duran bir kagidin bogazini dugumletmesi. bunca seye ragmen sana ofkeli kalamamak.
bir de bu fotografi cekerken fark ettim bayadir fotograf cekmiyormusum.
ay gokyuzunde oyle cok parlamis ki, istemsiz kafami cevirip gordum. meger bugun ayin on dorduymus. ne kadar silmeye calissam da, unutmak istesem de hayat bir sekilde bir yerlerden cikarip gozume sokmaya yemin etmis. bugun, ayin on dorduymus meger, biliyor musun? benim aklimdan cikmis:) gorunce dedim ki kendi kendime "bu ay, her ayin on dordunde boyle mi olacak gercekten???" isimiz var cunku oyleyse. bilmiyorum, bakmadim buna henuz. denk gelmistiri umarak, bu gunu de atlatmaya calisiyorum. ama iste,,
hayat.
ve ziyan olan bunca sey???? kalbimi kiriyor. hala senden medet ummak. ayin on dordu oldugunda boyle guzel oldugu icin aya bozulmak. sarkinin bir yerinde burnun sizlamasi. portmantonun ustunde duran bir kagidin bogazini dugumletmesi. bunca seye ragmen sana ofkeli kalamamak.
bir de bu fotografi cekerken fark ettim bayadir fotograf cekmiyormusum.