bugün
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak34
- çok uykum var sözlük5
- müslüman ülkelerde ahlaksızlık neden yaygın8
- arkadaşlar bdsm bitti ise ben gidiyorum8
- kaslı erkeklerin çükü kısa olur6
- kızla buluşmaya yanında erkek getiren erkek5
- sabahları sevilen şeyler11
- emrah safa gürkan2
- sarhoş olmak3
- bir bela geliyor9
- aykolik ismet masklavi ne yapıyor şu an3
- sözlük yazarlarının seksi kombinleri17
- fake yazar anlama kılavuzu5
- fransada büyük iç savaş çıkarsa olacaklar7
- kuran allah kelamı olarak ezeli mi6
- eski sevgiliye dönmek mantıklı mı sorunsalı6
- izmir'in mis gibi kokması10
- denize düşsen nervio'ya mı sarılırsın bik bik'e mi8
- g i l d e d l i l y3
- eski sevgilisine dönenlerden tavsiyeler9
- dudak dolgusu yaptıran kadınların ördeğe dönüşmesi10
- akp nin izmir i ele gecirme politikasi3
- the odyssey4
- aklım o ılık tende2
- salat namaz değildir12
- iyi geceler6
- aslan burcu erkeği aslan burcu kadını ilişkisi6
- hiç uykum yok amk3
- özelden alet fotosu atan erkek yazar7
- fransa6
- yüksek enflasyon4
- alfa romeo4
- bir gün herkes ak partili olacak14
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek3
- mezut barzani nin yahudi olması18
- arkadaşlar çüş6
- meksika açmazı macerası15
- fall 23
- enayimiknatisi9
- okul saldırısı7
- bu durumda ne yapardınız9
- iltica ve mel'in birlikte sunduğu radyo programı14
- izmire ilk hizmetin 30 sene sonra ulaşması9
- cemil tugay7
- tombik döner dünyanın en iyi sandviçi5
- anın görüntüsü31
- yok çok sevişmenin hiç zararı yok11
- çocuğa israil diye isim koymak17
- trump'ın iran savaşına dair açıklaması2
- ak parti'nin cemil tugay paylaşımı17
entry'ler (1267)
bologno'nın yeni teknik direktörü.
tomasz jedrowski'nin, melek memiş çevirisiyle ithaki modernden yayınlanmış novellası.
komünist rejimle yönetilen polonya'da geçen kuir bir aşkı anlatıyor. tabii aynı zamanda ekonomik kriz, kıtlık, etik hepsine de değiniyor. dilini, durduğu yeri ve hikayesini çok beğendim. aklımda uzunca bir süre yer edinecek.
komünist rejimle yönetilen polonya'da geçen kuir bir aşkı anlatıyor. tabii aynı zamanda ekonomik kriz, kıtlık, etik hepsine de değiniyor. dilini, durduğu yeri ve hikayesini çok beğendim. aklımda uzunca bir süre yer edinecek.
sara mesanın aslında konusu aşk olmayan romanı. küçük bir kasabaya yerleşen nat isimli kadının oradaki hayatını anlatıyor. karakterlere ve kasabaya dair tekinsiz ortam çok iyi aktarılmış ve tam da bu sebeple rahatsız ediciydi. çok hızlı aktı, çok beğendim.
antik yunan mitolojisini günümüz uyarlamasıyla anlatan netflix mini dizisi.
fakirin anneler günü reklamı gibi reklamlara alıştıkları için rtüke farklı gelip kadınlar gerçekten köpek doğuruyor zannedip acilen yayın yasağı getirdiği reklamdır. öyle şey mi olur canim?
"Lafı dolandırıp lüzumsuz heyecanlara mahal vermeden peşin peşin söyleyeyim, ben artık istemiyorum Osman. Güzel baslayan bazı romanlar ilerledikce sarpa sarmaya başlar da bir umut okumaya devam edersin ya, hah iste ben öyle yapmayı bıraktım. Neresinde kaldığımı unutmayayım diye değil, tam da neresinde vazgeçtiğimi hatırlayayım diye sayfayı köşesinden katlayıp rafa kaldırıyorum, yani artık istemiyorum Osman."
tiyatro uyarlaması da yapılan Aylin Balboa öyküsü.
tiyatro uyarlaması da yapılan Aylin Balboa öyküsü.
dönülmeyen bir yerde, içimde dağ gibi bi dertle, dönüştüğüm insandan tiksinen bi benle kaldım, duruyorum burada. her şeyden ama en çok da kendimden yoruldum.
başaramadığım her şey, ayağıma takılıyor.
çok mu güçlüydüm eskiden? çok çok eskiden yani. ya da zaten yarışmıyor muydum?
içim, içime sığmıyor. heyecandan değil. göğsüm delinecek sanki. bi delinse rahatlayacak sanki.
midasın eşek kulakları.
midasın eşek kulakları.
MiDASIN EŞEK KULAKLARI.
MiDASIN EŞEK KULAKLARI.
bu olmadı. baştan, en baştan yaşamak istiyorum. her şeyi en başından yaşamak istiyorum. geçmemem gereken sınırlar, aşmamam gereken çizgiler, dönmemem gereken yerler var. hepsi ezberimde artık, en başından yaşamak istiyorum. bu sefer doğrusunu yapmak, doğru yerde olmak için daha çok çabalamak istiyorum.
ait olmadığım bir yerde bir hayat kuruyorum kendime. nasıl yaparım. nasıl yaparım. nasıl yaşarım? ait olmadığım bir yerde nasıl yaşarım?
başaramadığım her şey, ayağıma takılıyor.
çok mu güçlüydüm eskiden? çok çok eskiden yani. ya da zaten yarışmıyor muydum?
içim, içime sığmıyor. heyecandan değil. göğsüm delinecek sanki. bi delinse rahatlayacak sanki.
midasın eşek kulakları.
midasın eşek kulakları.
MiDASIN EŞEK KULAKLARI.
MiDASIN EŞEK KULAKLARI.
bu olmadı. baştan, en baştan yaşamak istiyorum. her şeyi en başından yaşamak istiyorum. geçmemem gereken sınırlar, aşmamam gereken çizgiler, dönmemem gereken yerler var. hepsi ezberimde artık, en başından yaşamak istiyorum. bu sefer doğrusunu yapmak, doğru yerde olmak için daha çok çabalamak istiyorum.
ait olmadığım bir yerde bir hayat kuruyorum kendime. nasıl yaparım. nasıl yaparım. nasıl yaşarım? ait olmadığım bir yerde nasıl yaşarım?
dönüp dönüp geldiğim yerdeyim selam.
hep aynı şeyden kaçıp, hep aynı şeye tutuluyorum.
kalbim p a r a m p a r ç a.
çok hevesle bir hayat kurmaya çalıştım:)
her anında, her anında başka bir şeye takılıyorum.
sanki bi çığlık atabilsem, bütün dünya yerle bir olacak.
atamıyorum.
değiştim, tekrar eski m.ya dönüşüyorum zannediyordum.
daha da başka biri olmuşum.
zaten insan o yollarda bir kere yürüdükten sonra nasıl hiç yürümemiş gibi olabilirdi ki.
kalbim kırıktı, düzelmiyor.
hep aynı yerden, tekrar ve tekrar kırılıyor.
m., biz seninle geri kalan her şeyden daha ne kadar kaçacağız?
hayatımı izleyebilsen, en çok sen keyif alırdın. üstüne basarak, bağırarak söylediğim, uğruna savaşlar verdiğim şeylerin kıyısında bile yürüyemiyorum. inanamazsın. ve sadece kendimin duyacağı kadar bile yüksek sesle söyleyemediğim şeylerin bizzat öznesi oldum. nasıl olur da bir tanecik hayatımı yaşamak işinde bu kadar başarısız olabilirim? sen olsan her şeyin tespitini yapıp bana anlatırdın, ben anlayana kadar. o kadar iyi gelirdi ki şimdi senden onları dinleyebilmek. hem biliyorum bana, benim kadar acımasız da olmazdın.
hep aynı şeyden kaçıp, hep aynı şeye tutuluyorum.
kalbim p a r a m p a r ç a.
çok hevesle bir hayat kurmaya çalıştım:)
her anında, her anında başka bir şeye takılıyorum.
sanki bi çığlık atabilsem, bütün dünya yerle bir olacak.
atamıyorum.
değiştim, tekrar eski m.ya dönüşüyorum zannediyordum.
daha da başka biri olmuşum.
zaten insan o yollarda bir kere yürüdükten sonra nasıl hiç yürümemiş gibi olabilirdi ki.
kalbim kırıktı, düzelmiyor.
hep aynı yerden, tekrar ve tekrar kırılıyor.
m., biz seninle geri kalan her şeyden daha ne kadar kaçacağız?
hayatımı izleyebilsen, en çok sen keyif alırdın. üstüne basarak, bağırarak söylediğim, uğruna savaşlar verdiğim şeylerin kıyısında bile yürüyemiyorum. inanamazsın. ve sadece kendimin duyacağı kadar bile yüksek sesle söyleyemediğim şeylerin bizzat öznesi oldum. nasıl olur da bir tanecik hayatımı yaşamak işinde bu kadar başarısız olabilirim? sen olsan her şeyin tespitini yapıp bana anlatırdın, ben anlayana kadar. o kadar iyi gelirdi ki şimdi senden onları dinleyebilmek. hem biliyorum bana, benim kadar acımasız da olmazdın.
denizin uzerinde uzanip da gunesi her kucakladigimda kendi kendime diyorum ki ne icin yasiyorum, iste bunun icin yasiyorum.
muhtemelen 2013 tcsinde yaşıyordur.
saatleri saatlere bağlayıp, günleri zor bela günlere ekleyip bu ömrü ayakta tamamlayacağım. geçecek bir şekilde. sonra her şey bittiğinde arkama bakıp diyeceğim ki; işte heba edilmiş bir ömür.
"kitabımın doğuracağı çılgınlığı, şiddeti, ihtirası, ölümleri öngörebilseydim yine de yazardım. değiştirme şansım olsaydı elim varmazdı. sonumuz başlangıcımızda yazılır. alın yazımız bize ait değildir, onunla oynayamayız: bana daha büyük bir el kılavuzluk etti. son sözüm olsun: ne yaptıysam sevgi uğruna yaptım." -herkes başka biriyken kim kimdir.
belki imdat diyecegim.
isini, bu sektorden milyonlar kazaniyormus gibi emek vererek yapan ama guncelde maalesef 25,8 b takipcisi olan skinfluencer. insanlarin hicbir sey yapmadan zayiflama cayi markalariyla isbirligi yaparak, merdiven altindan bozma markalarin gunes kremlerinin linkini vererek para kazandigi bir ortamda boyle bir insanin bu kadar emek verip hayatini bu emek verdigi sektorden idame ettirememesi uzucu ne yazik ki.
eski sevgilim üzülüyor diye koluma ido tatlısesin kolundaki ibo portresi gibi dövme yaptırıyordum.
görsel
olur olmadik yerlerde, hic bilmedigim insanlari gordugumde paramparca olan kalbimin parcalari batiyor ve canimi oyle yakiyor ki. ben bu kadar aciyla n a s i l?
cok degil, birkac yil once kalbim yine boyle kirikti evet ve yine boyle bomboslukta hissediyordum ama hic dilini bile bilmedigim bir ulkeye kendi basima gidecek cesaretim vardi. simdi her seyin yaninda bir de korkuyorum. ben bu kadar dertle n a s i l?
gozlerim doluyor. ummadigim anlarda aklima bir sey geliyor. evime donmek istiyorum. her yere gidebilirdim, diledigim kadar kalabilirdim. simdiyse kendimden arsin arsin uzaklasiyorum ama hep evime donmek istiyorum. ben bu kadar kaygiyla n a s i l?
insanlarin yuzlerine bakiyorum. gozlerinin icine. sanki kendimde kaybettigim ve kaybettigim o gunden beri hep aradigim, hep bulmayi umdugum seyi goruyorum. minicik kaliyorum o sonsuz karanlik boslugumda. odum kopuyor. ben bu kadar korkuyla n a s i l?
"hadi" diyorum. sanki kendime elimi uzatiyorum. "hadi gel, soyle yapalim." hic de mecalim yok ki. kalkamiyorum bir turlu o dustugum yerden. ben bu kadar tukenmislikle n a s i l?
zaman bir turlu gecmiyor ama omrum bitiyor. bir seylerin uzerine bir seyler koyamadan omrum bitiyor. yirmi sekizimi boyle planlamamistim:)
hic kimseyle ayni yerde degilim, kendimden bile kilometrelerce uzagim. ayni selda bagcanin hikayesinde anlattigi korler gibi panik halinde, nereye gittigimi bilmeden saga sola kosturuyorum. bir sey diyecegim. her yere carpiyorum. ama bu bomboslugun icinde nasil her yere carpabilirim?
kendimi katlayip bukup, bir sekilde kucultup annemin o vitrinine, tam da gaz lambasinin yanina koyasim var. hic dusmem, hic kirilmam. "ama yasamazsin da" diyor biri hemen ustten ustten. yasamaktan korkmaya hakkim yok mu yani? ustelik zaten beceremiyorken.
olur olmadik yerlerde, hic bilmedigim insanlari gordugumde paramparca olan kalbimin parcalari batiyor ve canimi oyle yakiyor ki. ben bu kadar aciyla n a s i l?
cok degil, birkac yil once kalbim yine boyle kirikti evet ve yine boyle bomboslukta hissediyordum ama hic dilini bile bilmedigim bir ulkeye kendi basima gidecek cesaretim vardi. simdi her seyin yaninda bir de korkuyorum. ben bu kadar dertle n a s i l?
gozlerim doluyor. ummadigim anlarda aklima bir sey geliyor. evime donmek istiyorum. her yere gidebilirdim, diledigim kadar kalabilirdim. simdiyse kendimden arsin arsin uzaklasiyorum ama hep evime donmek istiyorum. ben bu kadar kaygiyla n a s i l?
insanlarin yuzlerine bakiyorum. gozlerinin icine. sanki kendimde kaybettigim ve kaybettigim o gunden beri hep aradigim, hep bulmayi umdugum seyi goruyorum. minicik kaliyorum o sonsuz karanlik boslugumda. odum kopuyor. ben bu kadar korkuyla n a s i l?
"hadi" diyorum. sanki kendime elimi uzatiyorum. "hadi gel, soyle yapalim." hic de mecalim yok ki. kalkamiyorum bir turlu o dustugum yerden. ben bu kadar tukenmislikle n a s i l?
zaman bir turlu gecmiyor ama omrum bitiyor. bir seylerin uzerine bir seyler koyamadan omrum bitiyor. yirmi sekizimi boyle planlamamistim:)
hic kimseyle ayni yerde degilim, kendimden bile kilometrelerce uzagim. ayni selda bagcanin hikayesinde anlattigi korler gibi panik halinde, nereye gittigimi bilmeden saga sola kosturuyorum. bir sey diyecegim. her yere carpiyorum. ama bu bomboslugun icinde nasil her yere carpabilirim?
kendimi katlayip bukup, bir sekilde kucultup annemin o vitrinine, tam da gaz lambasinin yanina koyasim var. hic dusmem, hic kirilmam. "ama yasamazsin da" diyor biri hemen ustten ustten. yasamaktan korkmaya hakkim yok mu yani? ustelik zaten beceremiyorken.
bu kizi delirttim demezsiniz, yazik deli dersiniz.
bile isteye yarattiklari felaketin ustesinden gelebilmek icin kucucuk cocuklarin kumbarasiyla yoksul halkin cebine goz diktiler.
görsel
ay gokyuzunde oyle cok parlamis ki, istemsiz kafami cevirip gordum. meger bugun ayin on dorduymus. ne kadar silmeye calissam da, unutmak istesem de hayat bir sekilde bir yerlerden cikarip gozume sokmaya yemin etmis. bugun, ayin on dorduymus meger, biliyor musun? benim aklimdan cikmis:) gorunce dedim ki kendi kendime "bu ay, her ayin on dordunde boyle mi olacak gercekten???" isimiz var cunku oyleyse. bilmiyorum, bakmadim buna henuz. denk gelmistiri umarak, bu gunu de atlatmaya calisiyorum. ama iste,,
hayat.
ve ziyan olan bunca sey???? kalbimi kiriyor. hala senden medet ummak. ayin on dordu oldugunda boyle guzel oldugu icin aya bozulmak. sarkinin bir yerinde burnun sizlamasi. portmantonun ustunde duran bir kagidin bogazini dugumletmesi. bunca seye ragmen sana ofkeli kalamamak.
bir de bu fotografi cekerken fark ettim bayadir fotograf cekmiyormusum.
ay gokyuzunde oyle cok parlamis ki, istemsiz kafami cevirip gordum. meger bugun ayin on dorduymus. ne kadar silmeye calissam da, unutmak istesem de hayat bir sekilde bir yerlerden cikarip gozume sokmaya yemin etmis. bugun, ayin on dorduymus meger, biliyor musun? benim aklimdan cikmis:) gorunce dedim ki kendi kendime "bu ay, her ayin on dordunde boyle mi olacak gercekten???" isimiz var cunku oyleyse. bilmiyorum, bakmadim buna henuz. denk gelmistiri umarak, bu gunu de atlatmaya calisiyorum. ama iste,,
hayat.
ve ziyan olan bunca sey???? kalbimi kiriyor. hala senden medet ummak. ayin on dordu oldugunda boyle guzel oldugu icin aya bozulmak. sarkinin bir yerinde burnun sizlamasi. portmantonun ustunde duran bir kagidin bogazini dugumletmesi. bunca seye ragmen sana ofkeli kalamamak.
bir de bu fotografi cekerken fark ettim bayadir fotograf cekmiyormusum.