bugün
- smallville'deki konuk oyuncular5
- erdal beşikçioğlu13
- taşaklardan birinin kayıp olması9
- aklınıza gelen şarkı sözü10
- çay içen kız13
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek7
- galatasaray10
- iş hayatı4
- ali vefa10
- bacanak2
- yazıp yazıp silmek2
- arıların biraz mallaşmış olması2
- 03 ağustos 2026 abd iran müzakereleri3
- isana2
- en tehlikeli insan tipleri3
- bir şeyler söyle5
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- bennu gerede'nin boynunda taktığı vibratörlü kolye4
- doruklara sevdalanmak2
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum3
- anın fotoğrafı14
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- uludağ sözlük çeteleri9
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- duyulan en ilginç isim5
- oralet içen erkek5
- dönmek istenilen yıl2
- en boktan on yıl7
- çaya şeker atan erkek5
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- red flag erkek listesi9
- yediği restoranda kirlileri mutfağa götüren kişi2
- menemen9
- yunanistan29
- kalem4
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- hırvatistan14
- bik bik'in mutfağına konuk olmak29
- mutsuz olmak3
- yıkık yazarlar4
- gocu bak bi5
- latte içen erkek4
- ona bir şey söyle13
- borç ve kira olupta iyi olan para7
- patates kızartması4
son zamanlarda beni gerim gerim geren izlediğim tek film olmuştur. filmin ilkini izlemediğime de pişman oldum. çünkü burda olsun ekşi'de olsun herkes ilk filmle ikinci film arasındaki bağlantının güzel olmasından bahsediyor. ama bi allahın kulu da bu bağlantının ne olduğunu yazma zahmetine girmeye gerek görmemiş.
--spoiler--
filmin ilk yarısı bi bok olmadı denilip duruluyor. bence böyle olmasının hiçbir sakıncası yok. bu korku filmi gerçek yaşamda yaşanabilitesi olan olayları gösteriyor. yani inananlar için en azından. böyle olunca da gündelik hayatın olağanca rutinliğini vermesinde bir sakınca yok. böylece yaşanan a-normalliklerin etkisi artacaktır. filmde hiç müzik kullanılmaması da gerçekçilik etkisini artıran bir durumdu.
yalnız benim de anlamadığım, anlamlandıramadığım şeyler var. ali erkek arkadaşı ile bir site buluyor ve zebanilerle yapılan anlaşmadan bahsediyorlar. işte erkek evlat alması lazım falan diye. bu bir. ikincisi de eve kamera yerleştirildikten sonra, kayıtlarda görülen paranormal olaylar. heh, şimdi yok kapıyı rüzgar kapattı, yok efenim havuz temizleyicisi yüksek ayardaydı, yok tencere tavayı yanlış asmışsındır... okey, bunlar böyle düşünülebilir. lakin en son kadının bütün evin içinde sürüklenişini gördükten sonra nasıl olur da se n o eve polis çağır5mazsın. nasıl o evden bütün aileni alıp, arkana bile bakmadan son hızla kaçıp, gitmezsin. bunun yerine gitti martine'i çağırdı. tütsüyle ruhları kovsun diye. mal mısın arkadaşım?! olaylara bakış biçimin gayet mantık ve bilimsel ama sen polis molis çağıracağına martine'i çağrıyorsun. ya tamam olisin korku filmlerinde etkisiz eleman olduğunu ve bir boka yaramadığını ben de biliyorum ama yine de yapılması beklenen bu. neyse bunlar adamın mallıkları.
gelelim zebani'nin mallıklarına. arkadaşım yıllarca erkek çocuk diye bekledin durdun diyelim, çocuk olunca erkek çocuğu al sonra sittir git, ne diye milleti rahatsız ediyorsun tencere tavayla, kapıyla falan, bizi de perde karşısında yerimizden hoplatıyorsun. istediğin an çocuğu alabiliyorsun işte, bu çok belli. öbür atraksiyonlar neden onu anlamadım. sadist misin kardeşim? ha siz perde karşısındaki izleyicileri korkutucam, benim bu filmdeki işlevim bu sayın abicim diyorsan da, senariste dünya kadar para veriyorsun madem, arkadaş bi zahmet 2 dk kafa patlatsın da bunları da bu kadar gerçekçi bir film sunma çabası içindeyken gerçekçi sebeplere bağlasın. sırf bizi korkutucan diye olmaz bu işler. atıyorum, aile üyelerini korkutuyo çünkü bu korku kendisini daha güçlü kılıyo de, ya da hiç bi şi bulamadın, zebani çocuğu almadan önce ailesine korku salmaktan sadistçe bir zevk duyar de harbiden. ama bunu yapam; hiçbi neden olmaksızın sırf bizi korkutucan diye anlamsız atraksiyonlara girme, o zaman senin senaristliğine gülerim. bırakalım artık böylesi amatörce hataları.
--spoiler--
neyse ben yine de sevdim filmi. ilk yarısında hiçbir şey olmaması falan hiç bozmadı beni. ben filmi bütün yukarıda canımı sıkan olumsuzluklarına rağmen, beni gerim gerim gerdiği için beğendim.
not: ilk filmle bağlantısını bilen varsa bi zahmet yazsın be iki satır.
not 2: internette varmış. sabah sabah afyonum patlamadı ama izleyeceğim. ciddi ciddi o kadar merak ettim. sonra size de açıklarım..
--spoiler--
filmin ilk yarısı bi bok olmadı denilip duruluyor. bence böyle olmasının hiçbir sakıncası yok. bu korku filmi gerçek yaşamda yaşanabilitesi olan olayları gösteriyor. yani inananlar için en azından. böyle olunca da gündelik hayatın olağanca rutinliğini vermesinde bir sakınca yok. böylece yaşanan a-normalliklerin etkisi artacaktır. filmde hiç müzik kullanılmaması da gerçekçilik etkisini artıran bir durumdu.
yalnız benim de anlamadığım, anlamlandıramadığım şeyler var. ali erkek arkadaşı ile bir site buluyor ve zebanilerle yapılan anlaşmadan bahsediyorlar. işte erkek evlat alması lazım falan diye. bu bir. ikincisi de eve kamera yerleştirildikten sonra, kayıtlarda görülen paranormal olaylar. heh, şimdi yok kapıyı rüzgar kapattı, yok efenim havuz temizleyicisi yüksek ayardaydı, yok tencere tavayı yanlış asmışsındır... okey, bunlar böyle düşünülebilir. lakin en son kadının bütün evin içinde sürüklenişini gördükten sonra nasıl olur da se n o eve polis çağır5mazsın. nasıl o evden bütün aileni alıp, arkana bile bakmadan son hızla kaçıp, gitmezsin. bunun yerine gitti martine'i çağırdı. tütsüyle ruhları kovsun diye. mal mısın arkadaşım?! olaylara bakış biçimin gayet mantık ve bilimsel ama sen polis molis çağıracağına martine'i çağrıyorsun. ya tamam olisin korku filmlerinde etkisiz eleman olduğunu ve bir boka yaramadığını ben de biliyorum ama yine de yapılması beklenen bu. neyse bunlar adamın mallıkları.
gelelim zebani'nin mallıklarına. arkadaşım yıllarca erkek çocuk diye bekledin durdun diyelim, çocuk olunca erkek çocuğu al sonra sittir git, ne diye milleti rahatsız ediyorsun tencere tavayla, kapıyla falan, bizi de perde karşısında yerimizden hoplatıyorsun. istediğin an çocuğu alabiliyorsun işte, bu çok belli. öbür atraksiyonlar neden onu anlamadım. sadist misin kardeşim? ha siz perde karşısındaki izleyicileri korkutucam, benim bu filmdeki işlevim bu sayın abicim diyorsan da, senariste dünya kadar para veriyorsun madem, arkadaş bi zahmet 2 dk kafa patlatsın da bunları da bu kadar gerçekçi bir film sunma çabası içindeyken gerçekçi sebeplere bağlasın. sırf bizi korkutucan diye olmaz bu işler. atıyorum, aile üyelerini korkutuyo çünkü bu korku kendisini daha güçlü kılıyo de, ya da hiç bi şi bulamadın, zebani çocuğu almadan önce ailesine korku salmaktan sadistçe bir zevk duyar de harbiden. ama bunu yapam; hiçbi neden olmaksızın sırf bizi korkutucan diye anlamsız atraksiyonlara girme, o zaman senin senaristliğine gülerim. bırakalım artık böylesi amatörce hataları.
--spoiler--
neyse ben yine de sevdim filmi. ilk yarısında hiçbir şey olmaması falan hiç bozmadı beni. ben filmi bütün yukarıda canımı sıkan olumsuzluklarına rağmen, beni gerim gerim gerdiği için beğendim.
not: ilk filmle bağlantısını bilen varsa bi zahmet yazsın be iki satır.
not 2: internette varmış. sabah sabah afyonum patlamadı ama izleyeceğim. ciddi ciddi o kadar merak ettim. sonra size de açıklarım..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar