bugün
- kemalistlerin sanki biraz şey olması10
- bir gecede cahil kaldık5
- velvet22
- kemalist dünya19
- sözlük yazarlarının kombinleri10
- erkeklerin her işi tek elle yapabilmesi11
- herzevekil'in biraz şey olması3
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı29
- dinci insanlar efkarlandığında ne içiyor sorunsalı2
- ayağımla nah çekebilme yeteneğim5
- nato zirvesini takip izni verilmeyen türk medyası7
- birader yazar olmak13
- chp kemalist değil sosyal demokrat bir partidir2
- allah9
- kadir mısıroğlu'nun soyu18
- dilovası katliamı konuşulurken akp'lilerin gülmesi6
- canımın sürekli hamburger çekmesi5
- duş almak2
- bakir erkek istiyoruz kampanyası4
- adana kızları2
- etliye sütlüye karışmayan yazarlar2
- aile evinde yaşamak7
- galatasaray lobisi9
- üniversitelerin gereksiz olması9
- özelden bir hanım yazar tarafından zorbalanmak2
- hızlı para kazanmanın yolları12
- türkiyede açık hava genelevi gibi6
- cemevinde hain kemal sloganları8
- evlenene kadar sadece anal yapan kız3
- 2026 dünya kupası24
- cik cik vs bik bik3
- futbol19
- do do do do do do do do do do do do do do do3
- seri gizli artı oy veren melek3
- millileri eleştiren kemalistlerin sus pus olması6
- macron sabah koşusu yapacak diye park kapatmak6
- sigmund freud'un koltuğu4
- 85 milyon kişi uludağ sözlük'ü okuyor14
- amerika birleşik devletleri7
- 26 haziran 20264
- türkiye9
- egay sucukcu birader2
- devletin her şeye karışması3
- araplar puta taparken türkler tek tanrıya inanırdı8
- arda güler4
- kemalistler9
- karınızın adını asfalta yazar mısınız2
- biraderilli del biraderiye2
- ona bir şey söyle9
- arda güler'in 24 yıl sonra dünya kupası golü4
evet efendim...
nedenini anlamadığı göz yaşlarını sorgularcasına geçen ömründe, ay'ın diğer yüzünü görüp söylediği için, infaz memurlarının son bir dal sigarayı bile esirgediği adamım ben. her şeyi olduğunuz kendi mahkemenizde idama çarptırdığınız bu adam, elbet bi ara gönül mahkemesinde yargılar sizleri. mefkûd kalbinizle beraber ortaya çıkaracağım sizi...
kaslı, yakışıklı, heybetli ve evliya kalpli sayın başbakanımız yüce tayyip erdoğan'ın, türk lirası üstünde resminin neden olmadığını sorgulayan dindar bir yüreğin, duyanları kendi hayatının iç burkan detaylarında kaybettirecek olan haykırışı.
---
bu sabah yine hayata dair mutluluk umuduyla uyanmış, mutluluğa karşı şehevi bir arzum var idi. yatalak valideciğim ve kız bacım saklambaç oynuyor, yatalak valideciğim yatalak olması münasebetiyle hep sobeleniyordu. yani misal kız bacım dolaba saklanıyor, valideciğim de tahmin ederek bulmaya çalışıyordu. nasıl bir saklambaç ise. amaaan heğri zaten çocuk gibiler. biri ergenliğe yeni adım attı, biri de yaşlılıktan çocuklaştı sanırım. zaten yatalak valideciğim bayağı yaşlandı, sanırım 1-2 seneye geberip gider. ölüm nişanı düşmüş sanki yüzüne. allah çektirmesin ne diyim. altından falan almayalım da hiç çekemem yani bu yaşta. sürekli pırasa falan yiyor ıyyk. tövbeler tövbesi ya.
hülasa, birtakım işlerim vardı bugün. çok yoğun olacaktık. her ne kadar belli bir süre önce cinsel açlıklarını benim üstümde tatmin etmek isteyip, çıkartıp küllüğe vurduğumda korkup vazgeçse de iş kadını pervin ablayla görüşecektim. yolda yürürken herkes çay ikram ediyor, vay be paltoya bak ne de yakışmış civanım delikanlıma diye haykırıyordu. esnaf kapılara çıkmış bi alkış yapmadıkları kalıyordu. öyle hayran gözlerle bakıyorlardı düşünün. eh tabi kaslı, yakışlıklı, dindar ve büyük penisli olmanın avantajı çok tabii ki.
pideci rahmet abiye uğrayayım diye düşündüm ama vazgeçtim. şimdi daha kafam açılmamış bi cigara patlatmam lazım. muhabbeti hiç çekilmez bu kafamla, acayip kafa açıyor diye içses yaptım da bu şekilde vazgeçtim yani.
tam uzun parliament'imden bir dal yakmıştım ki karşıdan hüsn-ü cemaline kurban olduğum gül kokulu bir şahsiyet ile elini sımsıcak ve damarlı elleriyle sımsıkı kavrayan oğlunu gördüm. çocuk gürbüz mü gürbüz, tayyip erdoğan mı tayyip erdoğan inanamazsınız yani.
selamın aleyküm aziz mümin kardeşim dedim ve yanlarımdan geçerken bıcırığın başını okşadım. ah ne de sevimli kerata, keşke öyle bir oğlum olsaydı mösyö fransua diye geçirdim içimden.
bir anda gözlerim hüngür hüngür gülmeye başladı. böyle mutluluktan olur ya öyle oldum. taaa ki az sonra duyacağım cümle hayatımı karartıncaya, beni tüm türkleri, türkiye'yi sorgulatmaya itene dek...
bardak mısır tezgahına yanaşan baba kendine ve oğluna bardakta mısır aldı. pul biber koyma çocuğa basur olur diye tembih etti. tam parayı çıkartıp verdi ki, 'bu adam kim babacığım? yani paramızın üstündeki amca' dedi.
mısırcının göz yaşları sel olmuş, babası ise çaresizlik içinde kıvranıyordu sanki. çocuğuna harçlık veremeyen baba gibi mahcup oldu. fakat çocuk aklı işte sorularına tüm gaddarlığıyla devam etti ve;
'neden paramızın üstünde tayyip erdoğan dede yok?' dedi.
babası mahcup bir şekilde tebessüm edip ağlamamak için kendini zor tutarken; ' daha var oğlum biraz daha büyü, inşallah onlar da olacak dedi'
bu olaya kayıtsız kaldım ve işlerimi halletmek adına müslüman adımlarımı hızlandırdım. işlerimi hallettim ve o minik aklın soruları dindar yüreğimi cız etmişti.
eve geldiğimde bi kola turka açtım ve fındık fıstık ile yerken üşümüştüm. koltuğa kıvrındım ve kombimin bozulduğu aklıma geldi. yatalak valideciğim katalitiği kendi önüne çekmişti.
rahatsız olmasın kadın, zaten ömrü az sanki diye düşündüm ve seccademi üstüme örterek koltukta kıvrılıp yeşereceğimiz günlerin umuduyla uykuya daldım...
nedenini anlamadığı göz yaşlarını sorgularcasına geçen ömründe, ay'ın diğer yüzünü görüp söylediği için, infaz memurlarının son bir dal sigarayı bile esirgediği adamım ben. her şeyi olduğunuz kendi mahkemenizde idama çarptırdığınız bu adam, elbet bi ara gönül mahkemesinde yargılar sizleri. mefkûd kalbinizle beraber ortaya çıkaracağım sizi...
kaslı, yakışıklı, heybetli ve evliya kalpli sayın başbakanımız yüce tayyip erdoğan'ın, türk lirası üstünde resminin neden olmadığını sorgulayan dindar bir yüreğin, duyanları kendi hayatının iç burkan detaylarında kaybettirecek olan haykırışı.
---
bu sabah yine hayata dair mutluluk umuduyla uyanmış, mutluluğa karşı şehevi bir arzum var idi. yatalak valideciğim ve kız bacım saklambaç oynuyor, yatalak valideciğim yatalak olması münasebetiyle hep sobeleniyordu. yani misal kız bacım dolaba saklanıyor, valideciğim de tahmin ederek bulmaya çalışıyordu. nasıl bir saklambaç ise. amaaan heğri zaten çocuk gibiler. biri ergenliğe yeni adım attı, biri de yaşlılıktan çocuklaştı sanırım. zaten yatalak valideciğim bayağı yaşlandı, sanırım 1-2 seneye geberip gider. ölüm nişanı düşmüş sanki yüzüne. allah çektirmesin ne diyim. altından falan almayalım da hiç çekemem yani bu yaşta. sürekli pırasa falan yiyor ıyyk. tövbeler tövbesi ya.
hülasa, birtakım işlerim vardı bugün. çok yoğun olacaktık. her ne kadar belli bir süre önce cinsel açlıklarını benim üstümde tatmin etmek isteyip, çıkartıp küllüğe vurduğumda korkup vazgeçse de iş kadını pervin ablayla görüşecektim. yolda yürürken herkes çay ikram ediyor, vay be paltoya bak ne de yakışmış civanım delikanlıma diye haykırıyordu. esnaf kapılara çıkmış bi alkış yapmadıkları kalıyordu. öyle hayran gözlerle bakıyorlardı düşünün. eh tabi kaslı, yakışlıklı, dindar ve büyük penisli olmanın avantajı çok tabii ki.
pideci rahmet abiye uğrayayım diye düşündüm ama vazgeçtim. şimdi daha kafam açılmamış bi cigara patlatmam lazım. muhabbeti hiç çekilmez bu kafamla, acayip kafa açıyor diye içses yaptım da bu şekilde vazgeçtim yani.
tam uzun parliament'imden bir dal yakmıştım ki karşıdan hüsn-ü cemaline kurban olduğum gül kokulu bir şahsiyet ile elini sımsıcak ve damarlı elleriyle sımsıkı kavrayan oğlunu gördüm. çocuk gürbüz mü gürbüz, tayyip erdoğan mı tayyip erdoğan inanamazsınız yani.
selamın aleyküm aziz mümin kardeşim dedim ve yanlarımdan geçerken bıcırığın başını okşadım. ah ne de sevimli kerata, keşke öyle bir oğlum olsaydı mösyö fransua diye geçirdim içimden.
bir anda gözlerim hüngür hüngür gülmeye başladı. böyle mutluluktan olur ya öyle oldum. taaa ki az sonra duyacağım cümle hayatımı karartıncaya, beni tüm türkleri, türkiye'yi sorgulatmaya itene dek...
bardak mısır tezgahına yanaşan baba kendine ve oğluna bardakta mısır aldı. pul biber koyma çocuğa basur olur diye tembih etti. tam parayı çıkartıp verdi ki, 'bu adam kim babacığım? yani paramızın üstündeki amca' dedi.
mısırcının göz yaşları sel olmuş, babası ise çaresizlik içinde kıvranıyordu sanki. çocuğuna harçlık veremeyen baba gibi mahcup oldu. fakat çocuk aklı işte sorularına tüm gaddarlığıyla devam etti ve;
'neden paramızın üstünde tayyip erdoğan dede yok?' dedi.
babası mahcup bir şekilde tebessüm edip ağlamamak için kendini zor tutarken; ' daha var oğlum biraz daha büyü, inşallah onlar da olacak dedi'
bu olaya kayıtsız kaldım ve işlerimi halletmek adına müslüman adımlarımı hızlandırdım. işlerimi hallettim ve o minik aklın soruları dindar yüreğimi cız etmişti.
eve geldiğimde bi kola turka açtım ve fındık fıstık ile yerken üşümüştüm. koltuğa kıvrındım ve kombimin bozulduğu aklıma geldi. yatalak valideciğim katalitiği kendi önüne çekmişti.
rahatsız olmasın kadın, zaten ömrü az sanki diye düşündüm ve seccademi üstüme örterek koltukta kıvrılıp yeşereceğimiz günlerin umuduyla uykuya daldım...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar