bugün
- millette manyak para var18
- sözlük kürdü54
- papatya çayı içen erkek9
- insan olmaya çeyrek kala tarzı entry girmek10
- 30 liraya satılan tavuk döner13
- 6 yaşındaki kızını satan anne9
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek8
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar13
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil14
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması13
- volkswagen passat10
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- kale3112'deki 3112'nin anlamı nedir sorunsalı5
- ben tevratı da okudum incili de12
- zenci uşağın aniden içeri girmesi2
- pankek yiyen erkek6
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- ananı mı dinlersin karıyı mı11
- 20075
- boşandığı eşine araba alan adam4
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük7
- sevilmeyen iş arkadaşıyla başa çıkma yöntemi5
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması13
- traş olmaya üşenmek7
- escort ile para kavgası5
- anın görüntüsü28
- sınavlar bittikten sonra oluşan boşluk hissi6
- ismail kartal19
- türkiyeli kahvesi8
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı8
- kavga edenleri auuuwww diye gaza getirmek5
- damat tıraşı4
- herkesin hayatına kimse karışamaz5
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- iskilipli atıf hoca3
- klozette borudan fare gelecek korkusu5
- cadılar bayramını kutlayan erkek5
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe10
- arkadaşlar naber ya4
- muhteşem yüzyıl kösem3
- osman pamukoğlu14
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- cam açık uyumak8
- şanzıman ustası4
- ahmet nazif zorlu3
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- uçum'un 16 nisan 2028 seçim önerisi2
- beşiktaşlı erkeklerin çok iyi sevişmesi5
- simko323
şehir hayatında kediden köpekten başka hayvan görmeyip, köyde gördüğü danaya dil çıkartan,
onunla oyun oynayıp şakalaşan ergenin talihsiz günüdür. o kişi benimdir...
küçükken okul yaz tatillerinde düzce'me köyüme giderdim.
en büyük eğlencem de hayvanlarla oynamaktı.
tavukların kafasını, kanadının altına koyup sallamak, bu şekilde onları uyutup
sonra şişirdiğim poşeti dibinde patlatmak.
hindilere ''kabaramazsın kel fatma, gulu gulu gulu'' deyip onları deli etmek,
tospaları ters çevirmek, sonra onları düzeltmek, tam kafasını çıkartıp yürümeye başladığında
daha önceden diktiğim 4 çubuğun üzerine oturtmak.
boşta duran ayaklarının çırpınışını izlemek.
ahırdan çıkan avluda deli gibi koşan buza'nın taklidini yapmak, onunla beraber koşup onu gıcık etmek. mal mal bana bakıp ahıra gitmesini sağlamak.
derede yüzen kaza gider çekip, tıslatmalar.
civciv yakalayıp, anne tavuğa göstererek ayar etmeler falan.
bu şekilde köy hayatımda zaman ilerlemiş ve yaşım 18 olmuştu.
hayvanlarla ilişkim değişmişti.artık tavukları yemliyor, ineklere yaprak verip,
kazlara mısır atıyordum.
olgunlaşmıştım...
birde köyde sevdiğim bir kız vardı. ben onu seviyordum ama o bunu bilmiyordu.
bir türlü açılamadığım'' kara yazmalı köylü kızı''. afet ül hüsna. yok böyle bir şey..
her seferinde ''bu sefer konuşacağım'' diyorum, ama olmuyor. onu görünce nutkum tutuluyor.
hazırladığım cümleler beynimden siliniyor. sus pus oluyor sadece onu izliyorum.
o gün dayımın kızı ağzımı aramak için laf attı, bu köylü kızından bahsetti.
sonunda o da ağzındaki baklayı çıkartıp, onunda bende gönlü olduğunu söyledi.
sevinçten havalara uçmuştum. lakin yarın eve dönüş yapacaktım. onunla buluşmam lazımdı.
dayı kızına yalvarıp randevu ayarlamasını söyledim.
nitekim ikindiye doğru sözleştik.
onu beklerken bir türlü zaman geçmiyor elim ayağıma dolanıyordu.
küçükken gıcık ettiğim buza çitlerin arkasındaydı. artık o kocaman bir boğaydı.
heyecanımın verdiği mallıkla, vakit de geçsin amacıyla, yerden küçük taşları alıp
danaya atıyor, onu kızdırmaya çalışıyordum. sert bir dana idi, artık beni tanımıyordu.
her taş atışımda ''burrrr hoşt, höyyyt '' gibi sesler çıkartıyordum.
dana burnundan solumaya, ayağını yere vurmaya başladı. ama önümde çok sağlam bir çit vardı.
bana bir şey yapamayacağının verdiği cesaretle, danaya dil çıkartmaya başladım.
hay dilimi zükeyim, çıkarmaz olaydım. elimde taş, ağzımda bir karış dille, köylü kızıyla
göz göze geldim. bana acınası bir bakış attı. ve döndü gitti.
evet anasını satayım bu kadar. bana baktı ve çekip gitti.
beni bir karış dille bırakıp gitti.....
onunla oyun oynayıp şakalaşan ergenin talihsiz günüdür. o kişi benimdir...
küçükken okul yaz tatillerinde düzce'me köyüme giderdim.
en büyük eğlencem de hayvanlarla oynamaktı.
tavukların kafasını, kanadının altına koyup sallamak, bu şekilde onları uyutup
sonra şişirdiğim poşeti dibinde patlatmak.
hindilere ''kabaramazsın kel fatma, gulu gulu gulu'' deyip onları deli etmek,
tospaları ters çevirmek, sonra onları düzeltmek, tam kafasını çıkartıp yürümeye başladığında
daha önceden diktiğim 4 çubuğun üzerine oturtmak.
boşta duran ayaklarının çırpınışını izlemek.
ahırdan çıkan avluda deli gibi koşan buza'nın taklidini yapmak, onunla beraber koşup onu gıcık etmek. mal mal bana bakıp ahıra gitmesini sağlamak.
derede yüzen kaza gider çekip, tıslatmalar.
civciv yakalayıp, anne tavuğa göstererek ayar etmeler falan.
bu şekilde köy hayatımda zaman ilerlemiş ve yaşım 18 olmuştu.
hayvanlarla ilişkim değişmişti.artık tavukları yemliyor, ineklere yaprak verip,
kazlara mısır atıyordum.
olgunlaşmıştım...
birde köyde sevdiğim bir kız vardı. ben onu seviyordum ama o bunu bilmiyordu.
bir türlü açılamadığım'' kara yazmalı köylü kızı''. afet ül hüsna. yok böyle bir şey..
her seferinde ''bu sefer konuşacağım'' diyorum, ama olmuyor. onu görünce nutkum tutuluyor.
hazırladığım cümleler beynimden siliniyor. sus pus oluyor sadece onu izliyorum.
o gün dayımın kızı ağzımı aramak için laf attı, bu köylü kızından bahsetti.
sonunda o da ağzındaki baklayı çıkartıp, onunda bende gönlü olduğunu söyledi.
sevinçten havalara uçmuştum. lakin yarın eve dönüş yapacaktım. onunla buluşmam lazımdı.
dayı kızına yalvarıp randevu ayarlamasını söyledim.
nitekim ikindiye doğru sözleştik.
onu beklerken bir türlü zaman geçmiyor elim ayağıma dolanıyordu.
küçükken gıcık ettiğim buza çitlerin arkasındaydı. artık o kocaman bir boğaydı.
heyecanımın verdiği mallıkla, vakit de geçsin amacıyla, yerden küçük taşları alıp
danaya atıyor, onu kızdırmaya çalışıyordum. sert bir dana idi, artık beni tanımıyordu.
her taş atışımda ''burrrr hoşt, höyyyt '' gibi sesler çıkartıyordum.
dana burnundan solumaya, ayağını yere vurmaya başladı. ama önümde çok sağlam bir çit vardı.
bana bir şey yapamayacağının verdiği cesaretle, danaya dil çıkartmaya başladım.
hay dilimi zükeyim, çıkarmaz olaydım. elimde taş, ağzımda bir karış dille, köylü kızıyla
göz göze geldim. bana acınası bir bakış attı. ve döndü gitti.
evet anasını satayım bu kadar. bana baktı ve çekip gitti.
beni bir karış dille bırakıp gitti.....
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar