bugün
- bayan kelimesi neden rahatsız edici15
- yorgun mermi8
- neli dondurma seversiniz14
- yaş ilerledikçe fark edilen şey4
- sözlük bayanlarının hiç çaylak olmaması9
- arkadaşlar13
- cicibebe yiyen alfa erkek3
- katatespizartmasi14
- kürtçe zorunlu ders olmalıdır15
- patlak bir erkekle evlenir miydiniz4
- zona7
- sözlüğün en tatlı yazarı4
- olaf karsten lies3
- yunanlıların neşet ertaş'ı çalması7
- sözlük erkeklerinin kıskanç ve kompleksli olması8
- limonlu dondurma8
- kadınların pozitif ayrımcılığa uğradığı konular4
- online listesi5
- sözlüğün gelmiş geçmiş en efsanevi yazarı4
- chp nin illuminati nin bir ayağı olduğu gerçeği2
- hayattaki tek gerçek2
- online olup entry girmeyen yazarlar4
- tepkiselbiri3
- onu özlediğiniz anlar6
- illuminati ye giriş2
- dietmar woidke3
- katatespizartmasi benimle evlenir misin5
- arkadaşlar bi waffle yer miyiz4
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması19
- pezevenk malik'in gerçek işi nedir sorunsalı4
- kadın yazarların kavga etmesi5
- kelebeklerin bir boka yaramaması8
- turşunun iyisi limonla mı sirkeyle mi5
- kızlar bir rezillik çıkarmayacaksa gidiyorum5
- saçlarını boyatıp nasıl olmuş diye soran kız4
- alfa erkek5
- sadece kadın yazarları artılamak4
- kadınlar mı daha zeki erkekler mi sorunu6
- charlotte sullivan4
- limon yiyen erkek4
- sokakta dayak yiyen kadına yardım etmek9
- en gey özelliğiniz8
- markus söder3
- gece gece kornaya basan eşşşek2
- yağmurcu neden akpli13
- peyniri sünen pizza2
- eski temayı seven bastonlu yazarlar2
- depresyonun en kötü hali5
- gece gece peynir zeytin yemek2
- ne yaptığı anlaşılmayan satranç oyuncusu3
şehir hayatında kediden köpekten başka hayvan görmeyip, köyde gördüğü danaya dil çıkartan,
onunla oyun oynayıp şakalaşan ergenin talihsiz günüdür. o kişi benimdir...
küçükken okul yaz tatillerinde düzce'me köyüme giderdim.
en büyük eğlencem de hayvanlarla oynamaktı.
tavukların kafasını, kanadının altına koyup sallamak, bu şekilde onları uyutup
sonra şişirdiğim poşeti dibinde patlatmak.
hindilere ''kabaramazsın kel fatma, gulu gulu gulu'' deyip onları deli etmek,
tospaları ters çevirmek, sonra onları düzeltmek, tam kafasını çıkartıp yürümeye başladığında
daha önceden diktiğim 4 çubuğun üzerine oturtmak.
boşta duran ayaklarının çırpınışını izlemek.
ahırdan çıkan avluda deli gibi koşan buza'nın taklidini yapmak, onunla beraber koşup onu gıcık etmek. mal mal bana bakıp ahıra gitmesini sağlamak.
derede yüzen kaza gider çekip, tıslatmalar.
civciv yakalayıp, anne tavuğa göstererek ayar etmeler falan.
bu şekilde köy hayatımda zaman ilerlemiş ve yaşım 18 olmuştu.
hayvanlarla ilişkim değişmişti.artık tavukları yemliyor, ineklere yaprak verip,
kazlara mısır atıyordum.
olgunlaşmıştım...
birde köyde sevdiğim bir kız vardı. ben onu seviyordum ama o bunu bilmiyordu.
bir türlü açılamadığım'' kara yazmalı köylü kızı''. afet ül hüsna. yok böyle bir şey..
her seferinde ''bu sefer konuşacağım'' diyorum, ama olmuyor. onu görünce nutkum tutuluyor.
hazırladığım cümleler beynimden siliniyor. sus pus oluyor sadece onu izliyorum.
o gün dayımın kızı ağzımı aramak için laf attı, bu köylü kızından bahsetti.
sonunda o da ağzındaki baklayı çıkartıp, onunda bende gönlü olduğunu söyledi.
sevinçten havalara uçmuştum. lakin yarın eve dönüş yapacaktım. onunla buluşmam lazımdı.
dayı kızına yalvarıp randevu ayarlamasını söyledim.
nitekim ikindiye doğru sözleştik.
onu beklerken bir türlü zaman geçmiyor elim ayağıma dolanıyordu.
küçükken gıcık ettiğim buza çitlerin arkasındaydı. artık o kocaman bir boğaydı.
heyecanımın verdiği mallıkla, vakit de geçsin amacıyla, yerden küçük taşları alıp
danaya atıyor, onu kızdırmaya çalışıyordum. sert bir dana idi, artık beni tanımıyordu.
her taş atışımda ''burrrr hoşt, höyyyt '' gibi sesler çıkartıyordum.
dana burnundan solumaya, ayağını yere vurmaya başladı. ama önümde çok sağlam bir çit vardı.
bana bir şey yapamayacağının verdiği cesaretle, danaya dil çıkartmaya başladım.
hay dilimi zükeyim, çıkarmaz olaydım. elimde taş, ağzımda bir karış dille, köylü kızıyla
göz göze geldim. bana acınası bir bakış attı. ve döndü gitti.
evet anasını satayım bu kadar. bana baktı ve çekip gitti.
beni bir karış dille bırakıp gitti.....
onunla oyun oynayıp şakalaşan ergenin talihsiz günüdür. o kişi benimdir...
küçükken okul yaz tatillerinde düzce'me köyüme giderdim.
en büyük eğlencem de hayvanlarla oynamaktı.
tavukların kafasını, kanadının altına koyup sallamak, bu şekilde onları uyutup
sonra şişirdiğim poşeti dibinde patlatmak.
hindilere ''kabaramazsın kel fatma, gulu gulu gulu'' deyip onları deli etmek,
tospaları ters çevirmek, sonra onları düzeltmek, tam kafasını çıkartıp yürümeye başladığında
daha önceden diktiğim 4 çubuğun üzerine oturtmak.
boşta duran ayaklarının çırpınışını izlemek.
ahırdan çıkan avluda deli gibi koşan buza'nın taklidini yapmak, onunla beraber koşup onu gıcık etmek. mal mal bana bakıp ahıra gitmesini sağlamak.
derede yüzen kaza gider çekip, tıslatmalar.
civciv yakalayıp, anne tavuğa göstererek ayar etmeler falan.
bu şekilde köy hayatımda zaman ilerlemiş ve yaşım 18 olmuştu.
hayvanlarla ilişkim değişmişti.artık tavukları yemliyor, ineklere yaprak verip,
kazlara mısır atıyordum.
olgunlaşmıştım...
birde köyde sevdiğim bir kız vardı. ben onu seviyordum ama o bunu bilmiyordu.
bir türlü açılamadığım'' kara yazmalı köylü kızı''. afet ül hüsna. yok böyle bir şey..
her seferinde ''bu sefer konuşacağım'' diyorum, ama olmuyor. onu görünce nutkum tutuluyor.
hazırladığım cümleler beynimden siliniyor. sus pus oluyor sadece onu izliyorum.
o gün dayımın kızı ağzımı aramak için laf attı, bu köylü kızından bahsetti.
sonunda o da ağzındaki baklayı çıkartıp, onunda bende gönlü olduğunu söyledi.
sevinçten havalara uçmuştum. lakin yarın eve dönüş yapacaktım. onunla buluşmam lazımdı.
dayı kızına yalvarıp randevu ayarlamasını söyledim.
nitekim ikindiye doğru sözleştik.
onu beklerken bir türlü zaman geçmiyor elim ayağıma dolanıyordu.
küçükken gıcık ettiğim buza çitlerin arkasındaydı. artık o kocaman bir boğaydı.
heyecanımın verdiği mallıkla, vakit de geçsin amacıyla, yerden küçük taşları alıp
danaya atıyor, onu kızdırmaya çalışıyordum. sert bir dana idi, artık beni tanımıyordu.
her taş atışımda ''burrrr hoşt, höyyyt '' gibi sesler çıkartıyordum.
dana burnundan solumaya, ayağını yere vurmaya başladı. ama önümde çok sağlam bir çit vardı.
bana bir şey yapamayacağının verdiği cesaretle, danaya dil çıkartmaya başladım.
hay dilimi zükeyim, çıkarmaz olaydım. elimde taş, ağzımda bir karış dille, köylü kızıyla
göz göze geldim. bana acınası bir bakış attı. ve döndü gitti.
evet anasını satayım bu kadar. bana baktı ve çekip gitti.
beni bir karış dille bırakıp gitti.....
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar