bugün
- buddy dude23
- evlenmek istemeyen insana seçilmemiş demek10
- kızları etkileme taktikleri4
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı57
- sevgili olmayalım ama arkadaş kalalım saçmalığı3
- deliliğin tedavisi6
- 14 haziran 2026 hollanda japonya maçı4
- deyyus u ekber5
- gocu29
- karşı cinste hayran olunan özellik10
- evlenmeyi başaramamış kadın12
- 14 haziran 2026 almanya curaçao maçı10
- nijerya2
- rad suresi 2 ayet2
- ezan sesinin gittikçe rahatsız etmesi4
- milli maçı izlemeyen erkek22
- avustralya10
- 2026 dünya kupası4
- türkiye13
- sueda uluca5
- ona bir şey söyle13
- güzel kızların isimleri3
- sözlüğün amacı3
- futbol4
- selenoid valfin ne olduğunu bilen kız3
- sevgilisine ayı diyen kız6
- nestory irankunda4
- japonya3
- hollanda3
- şirine hangi şirinle evlenirdi sorunsalı8
- normal sözlük3
- 14 haziran 2026 maden işçilerine silahlı saldırı5
- avradı olmayana ne tavsiye edersiniz6
- bardağı taşıran son damla7
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi9
- ayak fetişistiyim ve bununla gurur duyuyorum5
- iremga ve mokv'yi özlemek4
- arda güler7
- fildişi sahili2
- mantı abartılmış balon bir yemektir7
- hilal yelekçi3
- elmas bey birader bay bey biraderdir4
- almanya 7 curaçao 13
- curaçao4
- ayak yalamamış erkek kalmaması5
- paraguay2
- evlenmemeyi başarı olarak görmek3
- amerika birleşik devletleri2
- kadınlar neyden hoşlanır10
- tarihte yaşamış birini ölesiye savunmak5
şehir hayatında kediden köpekten başka hayvan görmeyip, köyde gördüğü danaya dil çıkartan,
onunla oyun oynayıp şakalaşan ergenin talihsiz günüdür. o kişi benimdir...
küçükken okul yaz tatillerinde düzce'me köyüme giderdim.
en büyük eğlencem de hayvanlarla oynamaktı.
tavukların kafasını, kanadının altına koyup sallamak, bu şekilde onları uyutup
sonra şişirdiğim poşeti dibinde patlatmak.
hindilere ''kabaramazsın kel fatma, gulu gulu gulu'' deyip onları deli etmek,
tospaları ters çevirmek, sonra onları düzeltmek, tam kafasını çıkartıp yürümeye başladığında
daha önceden diktiğim 4 çubuğun üzerine oturtmak.
boşta duran ayaklarının çırpınışını izlemek.
ahırdan çıkan avluda deli gibi koşan buza'nın taklidini yapmak, onunla beraber koşup onu gıcık etmek. mal mal bana bakıp ahıra gitmesini sağlamak.
derede yüzen kaza gider çekip, tıslatmalar.
civciv yakalayıp, anne tavuğa göstererek ayar etmeler falan.
bu şekilde köy hayatımda zaman ilerlemiş ve yaşım 18 olmuştu.
hayvanlarla ilişkim değişmişti.artık tavukları yemliyor, ineklere yaprak verip,
kazlara mısır atıyordum.
olgunlaşmıştım...
birde köyde sevdiğim bir kız vardı. ben onu seviyordum ama o bunu bilmiyordu.
bir türlü açılamadığım'' kara yazmalı köylü kızı''. afet ül hüsna. yok böyle bir şey..
her seferinde ''bu sefer konuşacağım'' diyorum, ama olmuyor. onu görünce nutkum tutuluyor.
hazırladığım cümleler beynimden siliniyor. sus pus oluyor sadece onu izliyorum.
o gün dayımın kızı ağzımı aramak için laf attı, bu köylü kızından bahsetti.
sonunda o da ağzındaki baklayı çıkartıp, onunda bende gönlü olduğunu söyledi.
sevinçten havalara uçmuştum. lakin yarın eve dönüş yapacaktım. onunla buluşmam lazımdı.
dayı kızına yalvarıp randevu ayarlamasını söyledim.
nitekim ikindiye doğru sözleştik.
onu beklerken bir türlü zaman geçmiyor elim ayağıma dolanıyordu.
küçükken gıcık ettiğim buza çitlerin arkasındaydı. artık o kocaman bir boğaydı.
heyecanımın verdiği mallıkla, vakit de geçsin amacıyla, yerden küçük taşları alıp
danaya atıyor, onu kızdırmaya çalışıyordum. sert bir dana idi, artık beni tanımıyordu.
her taş atışımda ''burrrr hoşt, höyyyt '' gibi sesler çıkartıyordum.
dana burnundan solumaya, ayağını yere vurmaya başladı. ama önümde çok sağlam bir çit vardı.
bana bir şey yapamayacağının verdiği cesaretle, danaya dil çıkartmaya başladım.
hay dilimi zükeyim, çıkarmaz olaydım. elimde taş, ağzımda bir karış dille, köylü kızıyla
göz göze geldim. bana acınası bir bakış attı. ve döndü gitti.
evet anasını satayım bu kadar. bana baktı ve çekip gitti.
beni bir karış dille bırakıp gitti.....
onunla oyun oynayıp şakalaşan ergenin talihsiz günüdür. o kişi benimdir...
küçükken okul yaz tatillerinde düzce'me köyüme giderdim.
en büyük eğlencem de hayvanlarla oynamaktı.
tavukların kafasını, kanadının altına koyup sallamak, bu şekilde onları uyutup
sonra şişirdiğim poşeti dibinde patlatmak.
hindilere ''kabaramazsın kel fatma, gulu gulu gulu'' deyip onları deli etmek,
tospaları ters çevirmek, sonra onları düzeltmek, tam kafasını çıkartıp yürümeye başladığında
daha önceden diktiğim 4 çubuğun üzerine oturtmak.
boşta duran ayaklarının çırpınışını izlemek.
ahırdan çıkan avluda deli gibi koşan buza'nın taklidini yapmak, onunla beraber koşup onu gıcık etmek. mal mal bana bakıp ahıra gitmesini sağlamak.
derede yüzen kaza gider çekip, tıslatmalar.
civciv yakalayıp, anne tavuğa göstererek ayar etmeler falan.
bu şekilde köy hayatımda zaman ilerlemiş ve yaşım 18 olmuştu.
hayvanlarla ilişkim değişmişti.artık tavukları yemliyor, ineklere yaprak verip,
kazlara mısır atıyordum.
olgunlaşmıştım...
birde köyde sevdiğim bir kız vardı. ben onu seviyordum ama o bunu bilmiyordu.
bir türlü açılamadığım'' kara yazmalı köylü kızı''. afet ül hüsna. yok böyle bir şey..
her seferinde ''bu sefer konuşacağım'' diyorum, ama olmuyor. onu görünce nutkum tutuluyor.
hazırladığım cümleler beynimden siliniyor. sus pus oluyor sadece onu izliyorum.
o gün dayımın kızı ağzımı aramak için laf attı, bu köylü kızından bahsetti.
sonunda o da ağzındaki baklayı çıkartıp, onunda bende gönlü olduğunu söyledi.
sevinçten havalara uçmuştum. lakin yarın eve dönüş yapacaktım. onunla buluşmam lazımdı.
dayı kızına yalvarıp randevu ayarlamasını söyledim.
nitekim ikindiye doğru sözleştik.
onu beklerken bir türlü zaman geçmiyor elim ayağıma dolanıyordu.
küçükken gıcık ettiğim buza çitlerin arkasındaydı. artık o kocaman bir boğaydı.
heyecanımın verdiği mallıkla, vakit de geçsin amacıyla, yerden küçük taşları alıp
danaya atıyor, onu kızdırmaya çalışıyordum. sert bir dana idi, artık beni tanımıyordu.
her taş atışımda ''burrrr hoşt, höyyyt '' gibi sesler çıkartıyordum.
dana burnundan solumaya, ayağını yere vurmaya başladı. ama önümde çok sağlam bir çit vardı.
bana bir şey yapamayacağının verdiği cesaretle, danaya dil çıkartmaya başladım.
hay dilimi zükeyim, çıkarmaz olaydım. elimde taş, ağzımda bir karış dille, köylü kızıyla
göz göze geldim. bana acınası bir bakış attı. ve döndü gitti.
evet anasını satayım bu kadar. bana baktı ve çekip gitti.
beni bir karış dille bırakıp gitti.....
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar