bugün
- girne'deki gemi faciası3
- gocu23
- bu koyden olsam ne olacak18
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı19
- dinlerin yalan olması14
- sarapci koala77
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı17
- şu an hissedilen duygu7
- çaylak yapın beni11
- sarı torba6
- soğan yiyen kız11
- ama ben bipolarım10
- rahatsız ettiğim herkesten özür dilerim9
- 30 ağustos zafer bayramı19
- ilişkiler üzerine bir tavsiye bırak6
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı28
- gecenin şarkısı5
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan34
- aylık 777 bin lira iyi para mıdır sorunsalı6
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey5
- fenerbahçe'nin tüm kulvarlarda favori olması6
- s'i l v'e r m'i s t8
- 15 temmuz yalanı5
- tai lung44
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası8
- rafael leao34
- ay kavga var galiba6
- safiyenin kocası faik5
- morkstar4
- incil vahiy9
- bkono5
- katatespizartmasi10
- sözlükte korunan bir yazar olmak5
- iq testi yaptırmış sözlük yazarları11
- sözlük kızları adam mıdır5
- çocukluğunuz nasıl geçti3
- kavga eden yazarlar5
- türk ten kürt'ü ayırırsan türk kalmaz6
- yalnızlık4
- türkiye savaşa girecek5
- enayimiknatisii4
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız23
- sözlüğü nezih bir ortama çevirmek4
- türklerin türkiye de asimile olması8
- gs'ye yapılan torpillere söylenmek10
- anın görüntüsü21
- herkesin birbiriyle kavga ettiği sözlük4
- motor yağı6
- enayilerin bitik leao'ya 17 m euro maaş vermesi19
- sihirli annem izleyen erkek4
adaletiyle ünlü iran hükümdarıdır.
Hz. Ömer ve Amr Bin As çok iyi arkadaştırlar. Henüz ikisi de müslüman olmadan evvel birlikte, ticaret için iran tarafına giderler.
Bindikleri atlarında orada satacakları ve ya mübadele yapacakları mallar yüklüdür. iran'ın o zamanki başşehrine varırlar. Henüz daha atlarından malları indirmeden üç kişilik bir grup gelir ve zorla atlarına ve eşyalarına el koyarak oradan uzaklaşırlar.
Hz. Ömer ve Amr Bin As ortada kala kalırlar. Ne yiyecek bir lokma ekmekleri, ne de ceplerinde alış veriş yapacakları beş kuruşları da yoktur. Akşama kadar ne yapacaklarını bilemeden bir yerde beklerler. Yatacak bir yerler ararlarken bir han gözlerine ilişir ve hana girerler. Orada durumu hancıya anlatırlar.
Hancı şaşırır ve " Nasıl olur, adaletli Nuş-i Revan'ın ülkesinde böyle bir yanlışlık mümkün değil arkadaşlar. Siz burada bu akşam ücretsiz yiyip, içip, yatabilirsiniz, ben de doğruca sizin durumunuzu kralımıza anlatmaya gidiyorum" der ve hemen kralın sarayına gider.
Kral'a durumu anlatır. Gerçekten de Nuş-i Revan adaletiyle ün salmış müthiş bir kraldır. Bu durumu öğrenir öğrenmez bir soruşturma başlatır ve at ve develeri gasp edenlerin kimliğini kısa sürede tespit ettirir. Henüz sabah bile olmadan onları yakalattırır.
kral, hancıya " O iki misafire eşyaları ve hayvanları hiç zarar görmeden teslim edilecektir, sabah buradan alsınlar, yalnız şehri de hemen terk etsinler" der. O zamanın şehirleri surlarla çevrilidir ve belli yerlerde çıkış kapıları bulunmaktadır. Kral ayrıca " misafirin biri surun güney kapısından, diğeri de güneydoğu kapısından çıksın." diyerek hancıyı gönderir.
Hancı hana gelip Ömer ve Amr Bin As'a bu müjdeyi verir. Onlar da bu duruma pek inanamasalar da, peki derler ve sabah yola çıkarlar. Kral'ın yanına vardıklarında şaşkına dönerler. Tam kendilerine anlatıldığı gibi atları, develeri ve eşyaları hiç eksiksiz kendilerine teslim edilir. Onları geride bekleyen esas sürprizden haberleri yoktur.
Hayvanlarını ve eşyalarını teslim aldıktan sonra Ömer surun güney kapısından, Amr da güneydoğu kapısından çıkarlar. Ömer'in çıkacağı güney kapısının üzerinde biri idam edilmiş ve üzerinde "şehrimize ticaret için gelen misafirlerin at, deve ve eşyalarını zorbalıkla ellerinden alan çetenin başı, aynı zamanda kral Nuş-i Revan'ın oğlu yazmaktadır. Diğer iki kişinin cesetleri de Amr Bin As'ın çıkacağı kapıda asılıdır. Bunları gören Ömer ve Amr hayret ve şaşkınlıklarını içlerine gömerler. Onlar bir ömürlük ders olur bu hadise.
Aradan yıllar geçer, önce Ömer Müslüman olur. Daha sonra da Amr. Kaderin cilvesine bakınız ki, Hz. Ömer halifeliği sırasında Amr Bin As'ı Mısıra vali olarak tayin eder. Amr Mısırda bir mescit yapmak üzere arsa istimlâki yapmaya başlar. Müslümanlar arsalarını severek (bazıları bağışlar, bazıları da para karşılığı) verirler. Mescidin yapılacağı mahalde bir yahudinin de arsası varmış, Amr ona çok ciddi paralar teklif ettiği halde; "Hayır ben razı değilim, arsamı vermiyorum" cevabını almış. Amr bu cevap karşısında şaşırıyor ve; " Koca Vali karşısında sen kim oluyorsun ki, bak bakalım senin arsanı nasıl istimlâk ederim" demiş.
Yahudi; "Adaletinden bahsettikleri bir halifeleri varmış, bakalım bu durum karşısında ne diyecek" der ve yemeyip, içmeyip taa Mısırdan kalkar Medine'ye Halife Hz. Ömer'e gelerek durumu anlatır. Hz. Ömer (ra) meseleyi öğrenince yüzü kıpkırmızı kesilir, hiddetinden boyun damarları şişer. Tabii o zaman kağıt bulunmadığı için, yerden bulduğu bir kemik parçasının üzerine bir cümle yazar ve Yahudiye uzatır.
Yahudiye; " Götür bunu Amr Bin As'a ver, o anlar" der. Yahudi kendi kendine "ben bu kadarcık basit yazı için mi geldim " diye söylenerek oradan uzaklaşır. O ufacık yazının Amr Bin As'ın kafasında ne fırtınalar estireceğini nereden bilsin.
Yahudi, Mısıra varınca çok merak ettiği sonucu görmek için beklemeden Amr'ın yanına koşar. Ve getirdiği yazıyı Amr'a uzatır.. Amr Bin As yazıyı eline alı ve okur. Yazı aynen şöyledir; " Ömer, Nuş-i Revan'dan daha adaletlidir." Amr'ın beti benzi bembeyaz kesilir, bir anda eli ayağı titremeye başlar ve Yahudiye dönerek; "Arsan senin olsun, özür diliyorum, benden ne istersen vermeye hazırım, senin hakkını ödemem mümkün değil , seni ta Medine'ye kadar yordum" der. Önce bu kemik parçası üzerindeki bu cümleye hiçbir anlam veremeyen Yahudi, işin aslını Amr Bin As'a sorar ve meseleyi öğrenince, adalet timsali islâm dinine girer.
Hz. Ömer ve Amr Bin As çok iyi arkadaştırlar. Henüz ikisi de müslüman olmadan evvel birlikte, ticaret için iran tarafına giderler.
Bindikleri atlarında orada satacakları ve ya mübadele yapacakları mallar yüklüdür. iran'ın o zamanki başşehrine varırlar. Henüz daha atlarından malları indirmeden üç kişilik bir grup gelir ve zorla atlarına ve eşyalarına el koyarak oradan uzaklaşırlar.
Hz. Ömer ve Amr Bin As ortada kala kalırlar. Ne yiyecek bir lokma ekmekleri, ne de ceplerinde alış veriş yapacakları beş kuruşları da yoktur. Akşama kadar ne yapacaklarını bilemeden bir yerde beklerler. Yatacak bir yerler ararlarken bir han gözlerine ilişir ve hana girerler. Orada durumu hancıya anlatırlar.
Hancı şaşırır ve " Nasıl olur, adaletli Nuş-i Revan'ın ülkesinde böyle bir yanlışlık mümkün değil arkadaşlar. Siz burada bu akşam ücretsiz yiyip, içip, yatabilirsiniz, ben de doğruca sizin durumunuzu kralımıza anlatmaya gidiyorum" der ve hemen kralın sarayına gider.
Kral'a durumu anlatır. Gerçekten de Nuş-i Revan adaletiyle ün salmış müthiş bir kraldır. Bu durumu öğrenir öğrenmez bir soruşturma başlatır ve at ve develeri gasp edenlerin kimliğini kısa sürede tespit ettirir. Henüz sabah bile olmadan onları yakalattırır.
kral, hancıya " O iki misafire eşyaları ve hayvanları hiç zarar görmeden teslim edilecektir, sabah buradan alsınlar, yalnız şehri de hemen terk etsinler" der. O zamanın şehirleri surlarla çevrilidir ve belli yerlerde çıkış kapıları bulunmaktadır. Kral ayrıca " misafirin biri surun güney kapısından, diğeri de güneydoğu kapısından çıksın." diyerek hancıyı gönderir.
Hancı hana gelip Ömer ve Amr Bin As'a bu müjdeyi verir. Onlar da bu duruma pek inanamasalar da, peki derler ve sabah yola çıkarlar. Kral'ın yanına vardıklarında şaşkına dönerler. Tam kendilerine anlatıldığı gibi atları, develeri ve eşyaları hiç eksiksiz kendilerine teslim edilir. Onları geride bekleyen esas sürprizden haberleri yoktur.
Hayvanlarını ve eşyalarını teslim aldıktan sonra Ömer surun güney kapısından, Amr da güneydoğu kapısından çıkarlar. Ömer'in çıkacağı güney kapısının üzerinde biri idam edilmiş ve üzerinde "şehrimize ticaret için gelen misafirlerin at, deve ve eşyalarını zorbalıkla ellerinden alan çetenin başı, aynı zamanda kral Nuş-i Revan'ın oğlu yazmaktadır. Diğer iki kişinin cesetleri de Amr Bin As'ın çıkacağı kapıda asılıdır. Bunları gören Ömer ve Amr hayret ve şaşkınlıklarını içlerine gömerler. Onlar bir ömürlük ders olur bu hadise.
Aradan yıllar geçer, önce Ömer Müslüman olur. Daha sonra da Amr. Kaderin cilvesine bakınız ki, Hz. Ömer halifeliği sırasında Amr Bin As'ı Mısıra vali olarak tayin eder. Amr Mısırda bir mescit yapmak üzere arsa istimlâki yapmaya başlar. Müslümanlar arsalarını severek (bazıları bağışlar, bazıları da para karşılığı) verirler. Mescidin yapılacağı mahalde bir yahudinin de arsası varmış, Amr ona çok ciddi paralar teklif ettiği halde; "Hayır ben razı değilim, arsamı vermiyorum" cevabını almış. Amr bu cevap karşısında şaşırıyor ve; " Koca Vali karşısında sen kim oluyorsun ki, bak bakalım senin arsanı nasıl istimlâk ederim" demiş.
Yahudi; "Adaletinden bahsettikleri bir halifeleri varmış, bakalım bu durum karşısında ne diyecek" der ve yemeyip, içmeyip taa Mısırdan kalkar Medine'ye Halife Hz. Ömer'e gelerek durumu anlatır. Hz. Ömer (ra) meseleyi öğrenince yüzü kıpkırmızı kesilir, hiddetinden boyun damarları şişer. Tabii o zaman kağıt bulunmadığı için, yerden bulduğu bir kemik parçasının üzerine bir cümle yazar ve Yahudiye uzatır.
Yahudiye; " Götür bunu Amr Bin As'a ver, o anlar" der. Yahudi kendi kendine "ben bu kadarcık basit yazı için mi geldim " diye söylenerek oradan uzaklaşır. O ufacık yazının Amr Bin As'ın kafasında ne fırtınalar estireceğini nereden bilsin.
Yahudi, Mısıra varınca çok merak ettiği sonucu görmek için beklemeden Amr'ın yanına koşar. Ve getirdiği yazıyı Amr'a uzatır.. Amr Bin As yazıyı eline alı ve okur. Yazı aynen şöyledir; " Ömer, Nuş-i Revan'dan daha adaletlidir." Amr'ın beti benzi bembeyaz kesilir, bir anda eli ayağı titremeye başlar ve Yahudiye dönerek; "Arsan senin olsun, özür diliyorum, benden ne istersen vermeye hazırım, senin hakkını ödemem mümkün değil , seni ta Medine'ye kadar yordum" der. Önce bu kemik parçası üzerindeki bu cümleye hiçbir anlam veremeyen Yahudi, işin aslını Amr Bin As'a sorar ve meseleyi öğrenince, adalet timsali islâm dinine girer.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar