bugün
- sözlükte kim kimle sevgili20
- arkadaşlar bi bakar mısınız7
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı36
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı5
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- arkadaşlar sizce ben ruh hastası mıyım6
- nervio42
- yağmurda ıslanan ayakkabı4
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük9
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu9
- devlet bahçeli7
- karıya şiddet7
- 0 0 7'nin elini öpmek3
- dedenize sahip çıkar mısınız9
- reha muhtar2
- acıbadem taksim hastanesi2
- kadınların yaptığı en büyük hata5
- fenerbahçe liverpool maçı saat 20 45 te trt 1 de2
- allah neler yaratmis3
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı11
- sudekiray'ın ruj resimleri girmesi3
- muslettin amca15
- fon vurguncularının fetva alması9
- ısparta havalimanı5
- entel görünme adına yatakta kitap okuyan zübük3
- yılın entrysi2
- sözlük klasikleri12
- bir sözlük kızına heimlich manevrası yapmak4
- yağmur altında bankta öpüşmek4
- note flawless nail enamel oje 78 bittersweet2
- teoman müziği bıraktı8
- yağmurlu bir güne uyanmak9
- erkekler neden teşhirci giyinmez9
- 0 0 73
- çoçuk sahibi olmadan dünya'dan ayrılmak5
- aleksey batrakov vs fyodor dostoyevski4
- kadir mısıroğlu nu takip eden mallar11
- mutlu ol yeter2
- evlenmek5
- note flawless nail enamel oje 67 antique rouge2
- yağmurlu bir günde doğdum anamdan9
- insan sevmemek6
- ahmet nazif zorlu11
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı6
- takımınızın maçını izlemek istediğiniz yazarlar3
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı26
- cezaevine özenen gençler9
- düşün ki o bunu okuyor5
- çorbamı sanılanın aksine şöyle yerim diyen teyze2
Şimdi sen ''su'' olduğunu düşün. Su kadar özel, su kadar faydalı ve su kadar çok, tükenmez; inanıyorum ki gerçekten de öylesin. Ama ister çeşmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak; dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani Seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın...
Unutma; Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin... Gürültünün parçası olursun sadece!..
Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü; ''su nasılsa burada, lüzum yok ki suyu kana kana içmeye'' diye düşünürler... Aynen, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi!
Ormandaki hiç bir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden su içmeye çalışmadı şimdiye kadar. Hepsi, hep sabahın en sakin anini bekledi; suyun durgun yerlerini bulabilmek için. Gittiler ve sakin sakin ihtiyaçlarını giderdiler; Onlar için en uygun olan, kendi istedikleri zamanda...
Sen, hep bir su olduğunu düşün. Su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez... Ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün. Ama su gibi yaşatıcı ol; Su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!.. Sen bir su ol... Ama rahmet ol; Afet değil ! Su isen tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma, ocaklarını söndürme; Sana ''felaket'' denmesin!
Su isen bir bardağa sığabil ki; Damarlara giresin!.. Su; Yüce Mevla'nın insanlar için yarattığı en büyük nimetlerden biri... Unutma; Ve suya benzediğini unutma. Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi faydalı, su gibi lüzumlu ve su gibi bitmez-tükenmez olduğunu da unutma.
Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de ''kıyametler'' koparıcı olabileceğini unutma... Unutma; Senin işin rahmet olmak, afet değil! Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayılabileceğin; Küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene. Ve yaşayabilirsin dünya dönmesine devam ettiği müddetçe. Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen; korkulan ve kaçılan olursun seller, afetler gibi.
Tercih elindeydi hep ve hep de ''senin'' ellerinde olacak... Ya tutmayı öğreneceksin dilini; veya hiç durmadan konuştuğun için, sadece bomboş ve anlamsız sesler çıkartan birisi olduğunu zannettireceksin çevrendeki insanlara! Ama yapman gereken su, değil mi; Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini. Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini, kimin anlayıp, anlamadığını. Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini... Hatta anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının ne kadarı olduğunu düşüneceksin...
Ve konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek, en az ama en uygun kelimeleri seçmeye çalışacaksın...Ahmak olmayan yolcuların, önceden aldıkları biletleri ceplerinde olduğu halde, saatlerini kontrol ederek, vakit yaklaştığında, vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi, sen de fikrini bindireceğin kişinin ''kıyıya yanaşmasını'' bekleyeceksin!.. Demeyeceksin ''Ben canım isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek zorunda!'', Demeyeceksin; ''Ben aklıma geleni aklıma geldiği biçimde söylerim. Karşımdaki de değil duymak, değil dinlemek, anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda!''. Keşke öyle olsaydı. Keşke haklı olsaydın, ama maalesef değil...
Ağzını açıp ''Şelaleden dökülen suyu'' içmeye çalışan bir tavşan gördün mü hiç?.. Veya önüne çıkan ağaçları dahi sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü? Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler; Beyni olan her yaratık gibi!
Hadi... Sen şimdi su olduğunu... düşün, ve kendini ''su gibi'' hisset...
Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı... Su gibi hayat kaynağı ve su gibi bitmez-tükenmez olduğunu hatırla...
Ama yine su gibi ''bir küçük bardağın içine'' sığdır ki kendini; Girebilmeyi öğren insanların damarlarına.
Hayat ver...
Vazgeçilmez ol!!..
Mevlana......
Unutma; Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin... Gürültünün parçası olursun sadece!..
Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü; ''su nasılsa burada, lüzum yok ki suyu kana kana içmeye'' diye düşünürler... Aynen, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi!
Ormandaki hiç bir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden su içmeye çalışmadı şimdiye kadar. Hepsi, hep sabahın en sakin anini bekledi; suyun durgun yerlerini bulabilmek için. Gittiler ve sakin sakin ihtiyaçlarını giderdiler; Onlar için en uygun olan, kendi istedikleri zamanda...
Sen, hep bir su olduğunu düşün. Su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez... Ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün. Ama su gibi yaşatıcı ol; Su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!.. Sen bir su ol... Ama rahmet ol; Afet değil ! Su isen tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma, ocaklarını söndürme; Sana ''felaket'' denmesin!
Su isen bir bardağa sığabil ki; Damarlara giresin!.. Su; Yüce Mevla'nın insanlar için yarattığı en büyük nimetlerden biri... Unutma; Ve suya benzediğini unutma. Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi faydalı, su gibi lüzumlu ve su gibi bitmez-tükenmez olduğunu da unutma.
Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de ''kıyametler'' koparıcı olabileceğini unutma... Unutma; Senin işin rahmet olmak, afet değil! Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayılabileceğin; Küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene. Ve yaşayabilirsin dünya dönmesine devam ettiği müddetçe. Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen; korkulan ve kaçılan olursun seller, afetler gibi.
Tercih elindeydi hep ve hep de ''senin'' ellerinde olacak... Ya tutmayı öğreneceksin dilini; veya hiç durmadan konuştuğun için, sadece bomboş ve anlamsız sesler çıkartan birisi olduğunu zannettireceksin çevrendeki insanlara! Ama yapman gereken su, değil mi; Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini. Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini, kimin anlayıp, anlamadığını. Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini... Hatta anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının ne kadarı olduğunu düşüneceksin...
Ve konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek, en az ama en uygun kelimeleri seçmeye çalışacaksın...Ahmak olmayan yolcuların, önceden aldıkları biletleri ceplerinde olduğu halde, saatlerini kontrol ederek, vakit yaklaştığında, vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi, sen de fikrini bindireceğin kişinin ''kıyıya yanaşmasını'' bekleyeceksin!.. Demeyeceksin ''Ben canım isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek zorunda!'', Demeyeceksin; ''Ben aklıma geleni aklıma geldiği biçimde söylerim. Karşımdaki de değil duymak, değil dinlemek, anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda!''. Keşke öyle olsaydı. Keşke haklı olsaydın, ama maalesef değil...
Ağzını açıp ''Şelaleden dökülen suyu'' içmeye çalışan bir tavşan gördün mü hiç?.. Veya önüne çıkan ağaçları dahi sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü? Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler; Beyni olan her yaratık gibi!
Hadi... Sen şimdi su olduğunu... düşün, ve kendini ''su gibi'' hisset...
Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı... Su gibi hayat kaynağı ve su gibi bitmez-tükenmez olduğunu hatırla...
Ama yine su gibi ''bir küçük bardağın içine'' sığdır ki kendini; Girebilmeyi öğren insanların damarlarına.
Hayat ver...
Vazgeçilmez ol!!..
Mevlana......
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar