bugün
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz19
- yazarların işlediği günahlar9
- günlük tutmak6
- amedspor31
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek16
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu13
- toplu taşımada yer verme ahlakı2
- yazarların fotoğrafları9
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi6
- eski sevgilinn profil hesabına hergün girip bakmak2
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı21
- psikoloğun incinmişsin demesi4
- rahibin bu günahları çıkaramam demesi5
- aleksey batrakov29
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- erbabı yaparken yorgan titremezmiş4
- arkadaşlar uyuyalım mı artık6
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim34
- durduk yere tribe girmek5
- korkudan patır patır altına yapmak5
- kadın tır şoförleri6
- bu ne hal yahu9
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- çoban salatasını çobanlar mı yaptı5
- şimdi ne yapsam acaba7
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- kar soğuğu6
- cumartesi gecesi6
- kendini odada unutmak4
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak3
- gecenin şarkısı6
- yakışıklı güvenlik4
- bir sözlük yazarıyla şömine başında şarap içmek6
- akşama ne yemek yapsam10
- yarma şeftali7
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- kanal 7 gelin dizisi5
- sezar salatasını sezar mı yaptı4
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- xiaomi 17 pro max4
- zaman makinesi planı3
- bebek yağı bebekten mi olur sorunsalı4
- ağıza alınca rahatlatan şeyler9
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı10
- sözlüğün en çok oylayan yazarı5
- manken gibi kadınla evlenmek5
- fon vurgunu5
- kim milyoner olmak ister5
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı87
aktığı zaman güçlenmek, durulduğu vakit esir olmak gibidir.
Şimdi sen ''su'' olduğunu düşün. Su kadar özel, su kadar faydalı ve su kadar çok, tükenmez; inanıyorum ki gerçekten de öylesin. Ama ister çeşmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak; dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani Seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın...
Unutma; Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin... Gürültünün parçası olursun sadece!..
Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü; ''su nasılsa burada, lüzum yok ki suyu kana kana içmeye'' diye düşünürler... Aynen, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi!
Ormandaki hiç bir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden su içmeye çalışmadı şimdiye kadar. Hepsi, hep sabahın en sakin anini bekledi; suyun durgun yerlerini bulabilmek için. Gittiler ve sakin sakin ihtiyaçlarını giderdiler; Onlar için en uygun olan, kendi istedikleri zamanda...
Sen, hep bir su olduğunu düşün. Su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez... Ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün. Ama su gibi yaşatıcı ol; Su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!.. Sen bir su ol... Ama rahmet ol; Afet değil ! Su isen tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma, ocaklarını söndürme; Sana ''felaket'' denmesin!
Su isen bir bardağa sığabil ki; Damarlara giresin!.. Su; Yüce Mevla'nın insanlar için yarattığı en büyük nimetlerden biri... Unutma; Ve suya benzediğini unutma. Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi faydalı, su gibi lüzumlu ve su gibi bitmez-tükenmez olduğunu da unutma.
Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de ''kıyametler'' koparıcı olabileceğini unutma... Unutma; Senin işin rahmet olmak, afet değil! Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayılabileceğin; Küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene. Ve yaşayabilirsin dünya dönmesine devam ettiği müddetçe. Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen; korkulan ve kaçılan olursun seller, afetler gibi.
Tercih elindeydi hep ve hep de ''senin'' ellerinde olacak... Ya tutmayı öğreneceksin dilini; veya hiç durmadan konuştuğun için, sadece bomboş ve anlamsız sesler çıkartan birisi olduğunu zannettireceksin çevrendeki insanlara! Ama yapman gereken su, değil mi; Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini. Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini, kimin anlayıp, anlamadığını. Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini... Hatta anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının ne kadarı olduğunu düşüneceksin...
Ve konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek, en az ama en uygun kelimeleri seçmeye çalışacaksın...Ahmak olmayan yolcuların, önceden aldıkları biletleri ceplerinde olduğu halde, saatlerini kontrol ederek, vakit yaklaştığında, vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi, sen de fikrini bindireceğin kişinin ''kıyıya yanaşmasını'' bekleyeceksin!.. Demeyeceksin ''Ben canım isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek zorunda!'', Demeyeceksin; ''Ben aklıma geleni aklıma geldiği biçimde söylerim. Karşımdaki de değil duymak, değil dinlemek, anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda!''. Keşke öyle olsaydı. Keşke haklı olsaydın, ama maalesef değil...
Ağzını açıp ''Şelaleden dökülen suyu'' içmeye çalışan bir tavşan gördün mü hiç?.. Veya önüne çıkan ağaçları dahi sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü? Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler; Beyni olan her yaratık gibi!
Hadi... Sen şimdi su olduğunu... düşün, ve kendini ''su gibi'' hisset...
Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı... Su gibi hayat kaynağı ve su gibi bitmez-tükenmez olduğunu hatırla...
Ama yine su gibi ''bir küçük bardağın içine'' sığdır ki kendini; Girebilmeyi öğren insanların damarlarına.
Hayat ver...
Vazgeçilmez ol!!..
Mevlana......
Unutma; Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin... Gürültünün parçası olursun sadece!..
Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü; ''su nasılsa burada, lüzum yok ki suyu kana kana içmeye'' diye düşünürler... Aynen, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi!
Ormandaki hiç bir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden su içmeye çalışmadı şimdiye kadar. Hepsi, hep sabahın en sakin anini bekledi; suyun durgun yerlerini bulabilmek için. Gittiler ve sakin sakin ihtiyaçlarını giderdiler; Onlar için en uygun olan, kendi istedikleri zamanda...
Sen, hep bir su olduğunu düşün. Su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez... Ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün. Ama su gibi yaşatıcı ol; Su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!.. Sen bir su ol... Ama rahmet ol; Afet değil ! Su isen tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma, ocaklarını söndürme; Sana ''felaket'' denmesin!
Su isen bir bardağa sığabil ki; Damarlara giresin!.. Su; Yüce Mevla'nın insanlar için yarattığı en büyük nimetlerden biri... Unutma; Ve suya benzediğini unutma. Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi faydalı, su gibi lüzumlu ve su gibi bitmez-tükenmez olduğunu da unutma.
Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de ''kıyametler'' koparıcı olabileceğini unutma... Unutma; Senin işin rahmet olmak, afet değil! Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayılabileceğin; Küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene. Ve yaşayabilirsin dünya dönmesine devam ettiği müddetçe. Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen; korkulan ve kaçılan olursun seller, afetler gibi.
Tercih elindeydi hep ve hep de ''senin'' ellerinde olacak... Ya tutmayı öğreneceksin dilini; veya hiç durmadan konuştuğun için, sadece bomboş ve anlamsız sesler çıkartan birisi olduğunu zannettireceksin çevrendeki insanlara! Ama yapman gereken su, değil mi; Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini. Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini, kimin anlayıp, anlamadığını. Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini... Hatta anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının ne kadarı olduğunu düşüneceksin...
Ve konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek, en az ama en uygun kelimeleri seçmeye çalışacaksın...Ahmak olmayan yolcuların, önceden aldıkları biletleri ceplerinde olduğu halde, saatlerini kontrol ederek, vakit yaklaştığında, vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi, sen de fikrini bindireceğin kişinin ''kıyıya yanaşmasını'' bekleyeceksin!.. Demeyeceksin ''Ben canım isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek zorunda!'', Demeyeceksin; ''Ben aklıma geleni aklıma geldiği biçimde söylerim. Karşımdaki de değil duymak, değil dinlemek, anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda!''. Keşke öyle olsaydı. Keşke haklı olsaydın, ama maalesef değil...
Ağzını açıp ''Şelaleden dökülen suyu'' içmeye çalışan bir tavşan gördün mü hiç?.. Veya önüne çıkan ağaçları dahi sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü? Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler; Beyni olan her yaratık gibi!
Hadi... Sen şimdi su olduğunu... düşün, ve kendini ''su gibi'' hisset...
Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı... Su gibi hayat kaynağı ve su gibi bitmez-tükenmez olduğunu hatırla...
Ama yine su gibi ''bir küçük bardağın içine'' sığdır ki kendini; Girebilmeyi öğren insanların damarlarına.
Hayat ver...
Vazgeçilmez ol!!..
Mevlana......
evrenin ana maddesi olmaktır. tabi thales'e göre.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com