bugün
- türk müsün türkiyeli misin12
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı2
- nasıl birisiniz6
- karadeniz'e neden karadeniz denmiştir2
- çıkma teklifinin eskide kalması4
- anın görüntüsü16
- araba sürerken olmasından en çok korkulan şey5
- ayrılık6
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- rüyada nervio yu görmek8
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım5
- gecenin rap şarkısı3
- beni özleyenler elime mum diksin15
- ölüm5
- hırvatistan12
- yazarların ruh hali3
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor14
- yazarların en son bitirdiği kitap6
- ispanya daki göçmen krizi8
- tonlu diller2
- korku filmi izlerken sarılacak birisinin olmaması6
- gecenin şarkısı3
- ilk kez penis gören kız tepkisi2
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- yunanistan29
- izmirli kızların met çukuruna düşmesi3
- favori coldplay şarkınız4
- bir şeyler söyle2
- sırtımı kaşıyan kızlardan hoşlanmam3
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri8
- mutlu kalmak için öneriler6
- köfteci yusuf2
- aylık 511 bin tl iyi para mıdır sorunsalı4
- puantiye modasının bokunun çıkması4
- türkiyeliyim var mı bir sorun3
- bu ülkeye başka erdoğan gelmez3
- rte'nin yürüme problemi yaşaması3
- sözlüğün canlanması için gerekenler3
- issız bir yerde tatil yapmak2
- oyum ak partiye3
- her gün alkol almak4
- yeni dünya düzeni4
- arkadaşlar hangi diziye başlasam4
- recep tayyip erdoğana sahip çıkalım3
- sözlükteki derin yapılanma4
- yapay zekaya entry yazdırmak5
- akp ve mhp sol partilerdir3
- yeni gelin adayının çıldırtan talepleri6
- aylık 513 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- sırt kaşınması2
body bulding'e başlayıp kaslı vucüdumun göğsümün sağ tarafıma amblemini yaptırmayı düşündüğüm kulüp.
gerçekten çok severim takımımı.
bugüne kadar galatasaray haricinde başka takımlara da sempati duyduğum olmuşur. mesela, italya'da s.s lazio, ispanya'da Atletico Madrid , ingiltere'de Tottenham hotspur, arjantin'de river plate gibi...
ama hiç biri kalbimde galatasaray kadar yer etmedi. edeceğini de sanmıyorum.
lakin, bu aralar takımımda bir sorun var. bir sorun da değil bir kaç sorun!
açıkçası; bu sorunları görüp de bir şey yapmamak ya da bir şey yapamayıp kilim altı etmeye çalışmak zannımca galatasaray'lılığa yakışmaz.
bana göre takıma kim zarar veriyorsa o gönderilir. bu futbolcu olmuş teknik direktör olmuş, yönetim kurulundan olmuş hiç önemli değil! önemli olan takımdır!
Misal hakan şükür'ün futbolculuğu, takıma kazandırdıkları kesinlikle tartışılamaz, yadsınamaz ama zarar veren kanatan oysa o gönderilir ki gönderildi de. bana göre hakan ağabeyimiz inadı; şimdi kendisine yakıştırılan şu tanımın bir sebebidir: bu da hep galatasaraylı yöneticileri eleştiriyor!
* * * * *
bugünlerde futbol dünyamızda hareketlilik var ve bu; galatasaray'da değil. oysa galatasaray'lılık buydu. galatasaray hep yeniyi getirir; avrupai görüntüsüyle içten kıskanılır dıştan tebrik edilirdi.
evet, galatasaray çok zengin bir kulüp değil(di) ama takım ruhu denen şey onu başarıya götürüyordu.
doluyum şimdi hadi nostalji peşinde koşmayalım günümüze gelelim.
bakın; galatasaray'ın kadrosu kağıt üzerinde güzel ama sahada balon! ve bu balon tam ortasından patlıyor! orta sahadan!
galatasaray'a geldiği günden beri kuşkuyla baktığım barış özbek,
30'undan sonra futbolun iki pas ve şuttan fazlası olduğunu öğrenen mustafa sarp,
ve (yorum yapmayacağım ) gaziantep'ten beşiktaş'a sonra da galatasaray'a gelen ayhan! ( tabata da galatasaray'a gelir mi acep?)
şimdi bu üç adamı ben istemiyorum! gördüğüm duyduğum kadarıyla da kimse istemiyor. ha, haklarını yemeyelim
mke ankaragücü'nde, manisaspor'da kayserispor'da falan olsalar hakikaten o kulüpler için iyi adamlar. ama galatasaray için, soru işareti bile değil.
oturun konuşun daha fazla olmuyor deyip teşekkür edin. bu kadar!
yahu futbolcular bayrak adamlığı yaptığı kulüplerinden ayrıldı; sevilmeyen istenmeyen adamları... hatta bırakın subjektif kriterleri; gerçekten de pas yapamadıkları, değişen oyun düzenine uyum sağlayamadıkları , kısır futbolcu oldukları bilinen bir gerçekken neden tutarsınız ki kadroda?
sanki barış özbek'i yolladığınızda rijkard yollamasaydınız diyecek? rijkaard şimdilerde kadrodan birilerinin ayrılmasına karşı; niye, çok mu seviyor bu üçlüyü? gidenlerin yerini dolduracak kimse gelmediği için gitmelerine karşı, adam haklı beyler durumu var şimdi!
Şimdi geleyim transfer mevzusuna, şu futbol dünyasının en dandik kundik takımı bile olsanız gözünüz kapasitenizi zorlayacak adamlarda olur.
yani mersin idman yurdu'nu tutuyorsanız transferde gençlerbirliği'nin futbolcularında olur. bu böyledir, taraftar ister yönetim de illa taraftar istedi diye o istenilenleri transfer etmez. ama yönetimin transfer ettiği taraftarın kalbini kazanmalı ki yönetime sempati duyulsun.
açıkçası haldun üstünel'in bu kadar el üstünde tutulması transfer sihirbazı olarak görülmesiydi ve kendisi işyerinde mobling'e uğruyordu. çünkü kendisi başarılı görülürken diğerleri hiç bir iş yapmazmış gibi geliyordu.
açıkçası bir taraftar özellikle de ben, galatasaray'ın marka bilinirliğini artırmayan çalışan harvard mezunu adamdan çok tıpkı sevgilisine sürpriz sabah kahvaltısı hazırlayan adam gibi sabah uyandığımızda anca televizyonda görebildiğimiz adamları bize getireni isteriz. harvard'lı isterse tez yazsın, ödül alsın bana ne?
konudan sapmadan son sözlerimi söylemek istiyorum, eğer bu galatasaray gaza gelip bir kaç maçını kazansa da takım ruhu geri dönse de (dönmez artık da neyse!) ayhan, barış, sarp benim gözüme giremeyeceklerdir. kendilerini sokakta görsem yanlarına gider imza isterim ama sahada onlar bir çalışan ve işlerini düzgün yapmak zorundalar. eğer yapmıyorlarsa... gönderilir!
edit: oha lan ne yazmışım!
gerçekten çok severim takımımı.
bugüne kadar galatasaray haricinde başka takımlara da sempati duyduğum olmuşur. mesela, italya'da s.s lazio, ispanya'da Atletico Madrid , ingiltere'de Tottenham hotspur, arjantin'de river plate gibi...
ama hiç biri kalbimde galatasaray kadar yer etmedi. edeceğini de sanmıyorum.
lakin, bu aralar takımımda bir sorun var. bir sorun da değil bir kaç sorun!
açıkçası; bu sorunları görüp de bir şey yapmamak ya da bir şey yapamayıp kilim altı etmeye çalışmak zannımca galatasaray'lılığa yakışmaz.
bana göre takıma kim zarar veriyorsa o gönderilir. bu futbolcu olmuş teknik direktör olmuş, yönetim kurulundan olmuş hiç önemli değil! önemli olan takımdır!
Misal hakan şükür'ün futbolculuğu, takıma kazandırdıkları kesinlikle tartışılamaz, yadsınamaz ama zarar veren kanatan oysa o gönderilir ki gönderildi de. bana göre hakan ağabeyimiz inadı; şimdi kendisine yakıştırılan şu tanımın bir sebebidir: bu da hep galatasaraylı yöneticileri eleştiriyor!
* * * * *
bugünlerde futbol dünyamızda hareketlilik var ve bu; galatasaray'da değil. oysa galatasaray'lılık buydu. galatasaray hep yeniyi getirir; avrupai görüntüsüyle içten kıskanılır dıştan tebrik edilirdi.
evet, galatasaray çok zengin bir kulüp değil(di) ama takım ruhu denen şey onu başarıya götürüyordu.
doluyum şimdi hadi nostalji peşinde koşmayalım günümüze gelelim.
bakın; galatasaray'ın kadrosu kağıt üzerinde güzel ama sahada balon! ve bu balon tam ortasından patlıyor! orta sahadan!
galatasaray'a geldiği günden beri kuşkuyla baktığım barış özbek,
30'undan sonra futbolun iki pas ve şuttan fazlası olduğunu öğrenen mustafa sarp,
ve (yorum yapmayacağım ) gaziantep'ten beşiktaş'a sonra da galatasaray'a gelen ayhan! ( tabata da galatasaray'a gelir mi acep?)
şimdi bu üç adamı ben istemiyorum! gördüğüm duyduğum kadarıyla da kimse istemiyor. ha, haklarını yemeyelim
mke ankaragücü'nde, manisaspor'da kayserispor'da falan olsalar hakikaten o kulüpler için iyi adamlar. ama galatasaray için, soru işareti bile değil.
oturun konuşun daha fazla olmuyor deyip teşekkür edin. bu kadar!
yahu futbolcular bayrak adamlığı yaptığı kulüplerinden ayrıldı; sevilmeyen istenmeyen adamları... hatta bırakın subjektif kriterleri; gerçekten de pas yapamadıkları, değişen oyun düzenine uyum sağlayamadıkları , kısır futbolcu oldukları bilinen bir gerçekken neden tutarsınız ki kadroda?
sanki barış özbek'i yolladığınızda rijkard yollamasaydınız diyecek? rijkaard şimdilerde kadrodan birilerinin ayrılmasına karşı; niye, çok mu seviyor bu üçlüyü? gidenlerin yerini dolduracak kimse gelmediği için gitmelerine karşı, adam haklı beyler durumu var şimdi!
Şimdi geleyim transfer mevzusuna, şu futbol dünyasının en dandik kundik takımı bile olsanız gözünüz kapasitenizi zorlayacak adamlarda olur.
yani mersin idman yurdu'nu tutuyorsanız transferde gençlerbirliği'nin futbolcularında olur. bu böyledir, taraftar ister yönetim de illa taraftar istedi diye o istenilenleri transfer etmez. ama yönetimin transfer ettiği taraftarın kalbini kazanmalı ki yönetime sempati duyulsun.
açıkçası haldun üstünel'in bu kadar el üstünde tutulması transfer sihirbazı olarak görülmesiydi ve kendisi işyerinde mobling'e uğruyordu. çünkü kendisi başarılı görülürken diğerleri hiç bir iş yapmazmış gibi geliyordu.
açıkçası bir taraftar özellikle de ben, galatasaray'ın marka bilinirliğini artırmayan çalışan harvard mezunu adamdan çok tıpkı sevgilisine sürpriz sabah kahvaltısı hazırlayan adam gibi sabah uyandığımızda anca televizyonda görebildiğimiz adamları bize getireni isteriz. harvard'lı isterse tez yazsın, ödül alsın bana ne?
konudan sapmadan son sözlerimi söylemek istiyorum, eğer bu galatasaray gaza gelip bir kaç maçını kazansa da takım ruhu geri dönse de (dönmez artık da neyse!) ayhan, barış, sarp benim gözüme giremeyeceklerdir. kendilerini sokakta görsem yanlarına gider imza isterim ama sahada onlar bir çalışan ve işlerini düzgün yapmak zorundalar. eğer yapmıyorlarsa... gönderilir!
edit: oha lan ne yazmışım!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar