bugün
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor23
- arkadaşlar grup açıyorum gelmek ister misiniz5
- evliliği ayakta tutan güçler13
- sarı poşet kudurtması14
- tas kafa traşlı hırt sorunu12
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- kış geliyor6
- bik bik'in neden bu kadar tatlı olması7
- beyaz torosta büyümüş kaltaklar4
- kova burçlari bakar misiniz4
- türkiye de muhalefet var mı9
- erkeklerin bir kızda aradığı kriterler5
- manisada okul saldırısı17
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek7
- iş hayatında takılan maskeler4
- siyaset üstü yazarlar9
- derin düşüncelere dalmış görünen insan4
- en çok ihanet eden burçlar2
- true nickli yazar11
- pkk lılar ermeni dölüdür deyince hırttıran hırt9
- sözlükte herkesin kavga edecek bir şey bulması5
- berbere gidince söylenenler5
- halk tv haberciliği5
- truenun aslında çok beyefendi biri olması3
- z kuşağı8
- husiler yüzünden gemilerin 15 gün gecikmesi8
- sözlüğümde siyaset istemiyorum kampanyası8
- mel mel abi dün neden bira içmeye gelmedin6
- iş arayanların aslında para araması10
- inşaat mühendislerindeki dayanılmaz çekicilik2
- türkiye bir kedi cumhuriyetine nasıl dönüştü8
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri9
- mel mel bakan gibson'ın tatlı dili7
- yapay zekaya entry yazdırmak7
- hepinizi çok seviyorum lan gelin sarılıcam5
- kastamonu5
- kendinden bile sakladığın şey3
- 22 eylül 2026 mini kış provası3
- erkeklerin artık kadınların peşinden koşmaması7
- atatürk'e tapmak'ya da reis tapmak2
- sarı torbadan rahatsız olan kürt7
- ingilizce bilmeyen birine fuck'u demek4
- arkadaşlar ben uyusam ayıp olur mu6
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok29
- dünyanın en ölümcül terör örgütü hristiyan lra8
- atlet giymeyen insan6
- habire1223
- vatan bilgisayar2
- asansörde susma zorunluluğu2
- sözlükteki teroristler5
insanoğlu olarak yeryüzünde hep koşturuyoruz para kazanmak için, para kazansak saygınlık kazanmak için, iyi bi aile kurmak için, doymayan ego tatminimiz için ki hepsinin özü budur zaten devamlı bi curcuna içindeyiz.
yaşadığımızı unuttuğumuzu unuttuğumuzdan aslında sınırlı sayıda kalan mutlulukları da kaçırıyoruz mutluluğun peşinde koştuğumuzu sanıp aslında anlık mutlulukları heba ediyoruz.
şöyle ki düşünün liman manzaralı parktasınız fırtınalı kayıkları döven dalgalı bir deniz, fırtınadan olacak ki erken dönen balıkçılar ağlarını toplamakta aceleci hareketlerle, ağın arasında balıklar parıldamakta turuncu batmaya yakın güneş ışığı arasında, sıcak ama konuşuyomuşçasına uğuldayan bi rüzgarla birlikte uçuşan sarımtırak turuncu yapraklar, martılar var sesleriyle ayin yapan limanda dalgakıranların üzerinde bi silüet var cinsiyeti önemli olmayan ama mutsuzluğu simgeleyen, elinde siyah bi şarap şişesi, ayaklarına kadar uzanan yırtık bi palto var uzaklarda arıyo o da bişeyleri kaybedişleri,pişmanlıkları belki de mutluluğu oysaki hemen arkasında o mutluluk; ilerisinde bir kız çocuğu dört,beş yaşlarında, kırmızı kazağıyla aynı renkte olan balonuyla koşturan bi uçtan bi uca elinde simit var aslında yediğinden fazlasını martılara atan, sanki o dalgalardan daha hareketli meydan okurcasına aşağı yukarı zıplamakta kısa bacaklarıyla, kahkahaları martıları kıskandıran dünya hırslarından habersiz hayatı yaşayan bi kız çocuğu o, kıvırcık sarı saçları kanat çırpan gökyüzüne.
o manzarada mutluluktan habersiz iki insan var biri mutluluğu uzaklarda arayan yırtık paltolu diğeri benim bunları izlediğim yere gelir yanımdan geçer elindeki fotoğraf makinasıyla tek bi kare alıp döner gider. bunun adı sözde anı ölümsüzleştirmektir onların düşüncesinde, kimbilir belki gidip hiç bakmadan bilgisayarına aktarıcaktır belki de albümüne koyucaktır yıllar sonra hikayesi sorulacak ve sadece fotoğraf olarak kalıcaktır ya da silicektir evet bakmadan silicektir o anı eğer bizler ölümlü isek neden o anı yaşamayız da o kareye bakıp mutlu olmaya çalışırız hep merak ederim. fotoğraf karesinden mutluluklar budur.
yaşadığımızı unuttuğumuzu unuttuğumuzdan aslında sınırlı sayıda kalan mutlulukları da kaçırıyoruz mutluluğun peşinde koştuğumuzu sanıp aslında anlık mutlulukları heba ediyoruz.
şöyle ki düşünün liman manzaralı parktasınız fırtınalı kayıkları döven dalgalı bir deniz, fırtınadan olacak ki erken dönen balıkçılar ağlarını toplamakta aceleci hareketlerle, ağın arasında balıklar parıldamakta turuncu batmaya yakın güneş ışığı arasında, sıcak ama konuşuyomuşçasına uğuldayan bi rüzgarla birlikte uçuşan sarımtırak turuncu yapraklar, martılar var sesleriyle ayin yapan limanda dalgakıranların üzerinde bi silüet var cinsiyeti önemli olmayan ama mutsuzluğu simgeleyen, elinde siyah bi şarap şişesi, ayaklarına kadar uzanan yırtık bi palto var uzaklarda arıyo o da bişeyleri kaybedişleri,pişmanlıkları belki de mutluluğu oysaki hemen arkasında o mutluluk; ilerisinde bir kız çocuğu dört,beş yaşlarında, kırmızı kazağıyla aynı renkte olan balonuyla koşturan bi uçtan bi uca elinde simit var aslında yediğinden fazlasını martılara atan, sanki o dalgalardan daha hareketli meydan okurcasına aşağı yukarı zıplamakta kısa bacaklarıyla, kahkahaları martıları kıskandıran dünya hırslarından habersiz hayatı yaşayan bi kız çocuğu o, kıvırcık sarı saçları kanat çırpan gökyüzüne.
o manzarada mutluluktan habersiz iki insan var biri mutluluğu uzaklarda arayan yırtık paltolu diğeri benim bunları izlediğim yere gelir yanımdan geçer elindeki fotoğraf makinasıyla tek bi kare alıp döner gider. bunun adı sözde anı ölümsüzleştirmektir onların düşüncesinde, kimbilir belki gidip hiç bakmadan bilgisayarına aktarıcaktır belki de albümüne koyucaktır yıllar sonra hikayesi sorulacak ve sadece fotoğraf olarak kalıcaktır ya da silicektir evet bakmadan silicektir o anı eğer bizler ölümlü isek neden o anı yaşamayız da o kareye bakıp mutlu olmaya çalışırız hep merak ederim. fotoğraf karesinden mutluluklar budur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar