bugün
- kadınların bir erkekte aradığı kriterler14
- sözlükçülerin en iyi 5 roman listesi15
- mezun olunan okula yıllar sonra tekrar gitmek9
- sevgiliyle film izlemek için sinema kapatan erkek4
- gs renklerini birleştirince altın mı çıkar4
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız20
- yazarların hayatlarının 1 yılını satacakları fiyat11
- inanmıyorsanız bari saygı duyun6
- sözlükte sizi kim tanıyor16
- 2026 dünya kupası29
- kant'ın ahlak yasası ve günlük hayat5
- çirkin kadını güzel gösteren şeyler4
- kiraz cicegi kolonyasi44
- aynı anda üç kızla gezmek5
- allah olsanız yazacağınız kitabın ismi ne olurdu10
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı24
- gavurun kızı6
- çekici kadının tüm çekiciliğini götüren şeyler6
- avrupa birliği3
- magnum4
- en saçma deyim ve atasözleri2
- alttaki yazarın gerçek adını tahmin etme4
- mehmet okuyan12
- s 400 lerin satılması iddiasına rusya'dan yanıt2
- en son ne zaman çaylak oldunuz3
- kim kimin fakesi10
- lise arkadaşları4
- 10 temmuz 2026 ispanya belçika maçı10
- upuzun saçlarını kısacık kestiren kız3
- aşkom diyen erkek4
- yapay zeka ile sohbet ederken duyulan garip his4
- zall'a yazdığım mesaj7
- sözlük erkeklerinin kurabiyeleri9
- messi vs maradona2
- sersem herif12
- günün şiiri26
- fazla nüfus başa bela2
- saçlarını kısacık kestirip ilk sigarasını içen kız2
- askeri ücretle erdoğanı savunan tip11
- korku filmi hastası insan2
- sözlük arkadaşı3
- mason greenwood7
- şems vs mevlana4
- natuk baytan4
- sözlükte ciddi konuların konuşulmaması6
- anın görüntüsü11
- kadınların koşamaması6
- vejetaryen olmak çok sebze mi az et yemek mi2
- yaprak yiyen kadın3
- staind3
nekadar orjinal günlerdi...
şimdi düşündükçe daha iyi anlıyorum...
hatırlayın o elbezili günleri...
eve annemin müsafirleri gelmiş. kısırlar, kekler, poaçalar...
ben daha ilkokul-ortaokul çocuğuyum. okuldan eve gelirim. tam annemin gününün yemek kısmına. hep sevinmişimdir aslında o günlerde. ayrı bir tatlı, ayrı bir heyecan. sanki akşam şehirmizde sadece 1 adet olan o küçücük alışveriş merkezine gidecekmişiz gibi bir tat...çünkü evde aynı anda bir çok pasta börek vb. yiyecek olur.
malum eskiden bukadar yaygın değildi pasta börek. enazından bizde değildi. şimdi kimse dönüp bakmasada ozaman bir tadı vardı. annem bir yandan bak fadime teyzenlerde var gel bizimle ye çocoğum derken benim isyanımı görmezden gelerek el bezlerini o melamin tabaklara koyardı...itirazlarım çözüm olmaz pastaların hatrına o müsafir kokan odaya, o kalçaları 3 insan büyüklüğünde olup otobüste 2 koltuk kaplayan teyzelerin arasına oturmak zorunda kalırdım...yemek yerken burnundan nefes alan obur teyzelerin korkunçluğu hala rüyalarıma giriyor sözlük...
en nihayetinde pastalar, börekler yenir çaylar içilir. okadar üşengeçtirki bu kadın topluluğu (gerçi bunların akşam oturmasına giden aileler versiyonuda vardır) kalkıp 2 adım lavobaya gitmekten üşenirler. ve işte o anda el bezi girer devreye. daha kaç kat olduğuna ulaşılamayan el bezi. öyle pratik öyle sağlıklı kullanımı vardır ki bu el bezinin...
ıslak, sabunlu olanı al elini ağzını sil koy melamin tabağa, kuru olanı al sil koy tabağa...
elbezi kullanıyorum elim yüzüm kuru kalıyo
en kötü yanı ise o el bezi kullanıldıktan 5-10 saniye sonra ağır, keskin, elem bir koku kaplar ortalığı.el bezi kokusudur işte o... herşey gitse o koku kalır akılda silinmez hafızalardan. düşünün yağlı hamuriçiler, kısırlar, bazen tatlı ve meyveler hepsinin kokusunun üzerine o 0,1 tonluk teyzelerin ter kokusu... ve bunların hepsinin üzerine sizi o kacaman göğüslerine bastıra bastıra sevmeye çalışan teyzelerle ölüm kalım savaşı verme... yapma şunu zaten kokudan ölücem birde göğsüne bastırım sevme beni... anlıyorum şimdi ülkede neden duygusallık yok, romantizm yok.
nerede olsun söylermisin
bütün hamuriçi ve meyve kokularını bulunduran elbezi ile silinmiş dudaklarda mı?
yoksa o kacaman insanı oldürecek derecede kokan göğüslerde mi?
ne diyorum lan ben. el bezinden ülkenin romantizmine geldim.
neyse kötü koksada iğrensemde orjinal günlerdi...
şimdi bir peçetenin orjinalliği nekadar olabilir?
şimdi düşündükçe daha iyi anlıyorum...
hatırlayın o elbezili günleri...
eve annemin müsafirleri gelmiş. kısırlar, kekler, poaçalar...
ben daha ilkokul-ortaokul çocuğuyum. okuldan eve gelirim. tam annemin gününün yemek kısmına. hep sevinmişimdir aslında o günlerde. ayrı bir tatlı, ayrı bir heyecan. sanki akşam şehirmizde sadece 1 adet olan o küçücük alışveriş merkezine gidecekmişiz gibi bir tat...çünkü evde aynı anda bir çok pasta börek vb. yiyecek olur.
malum eskiden bukadar yaygın değildi pasta börek. enazından bizde değildi. şimdi kimse dönüp bakmasada ozaman bir tadı vardı. annem bir yandan bak fadime teyzenlerde var gel bizimle ye çocoğum derken benim isyanımı görmezden gelerek el bezlerini o melamin tabaklara koyardı...itirazlarım çözüm olmaz pastaların hatrına o müsafir kokan odaya, o kalçaları 3 insan büyüklüğünde olup otobüste 2 koltuk kaplayan teyzelerin arasına oturmak zorunda kalırdım...yemek yerken burnundan nefes alan obur teyzelerin korkunçluğu hala rüyalarıma giriyor sözlük...
en nihayetinde pastalar, börekler yenir çaylar içilir. okadar üşengeçtirki bu kadın topluluğu (gerçi bunların akşam oturmasına giden aileler versiyonuda vardır) kalkıp 2 adım lavobaya gitmekten üşenirler. ve işte o anda el bezi girer devreye. daha kaç kat olduğuna ulaşılamayan el bezi. öyle pratik öyle sağlıklı kullanımı vardır ki bu el bezinin...
ıslak, sabunlu olanı al elini ağzını sil koy melamin tabağa, kuru olanı al sil koy tabağa...
elbezi kullanıyorum elim yüzüm kuru kalıyo
en kötü yanı ise o el bezi kullanıldıktan 5-10 saniye sonra ağır, keskin, elem bir koku kaplar ortalığı.el bezi kokusudur işte o... herşey gitse o koku kalır akılda silinmez hafızalardan. düşünün yağlı hamuriçiler, kısırlar, bazen tatlı ve meyveler hepsinin kokusunun üzerine o 0,1 tonluk teyzelerin ter kokusu... ve bunların hepsinin üzerine sizi o kacaman göğüslerine bastıra bastıra sevmeye çalışan teyzelerle ölüm kalım savaşı verme... yapma şunu zaten kokudan ölücem birde göğsüne bastırım sevme beni... anlıyorum şimdi ülkede neden duygusallık yok, romantizm yok.
nerede olsun söylermisin
bütün hamuriçi ve meyve kokularını bulunduran elbezi ile silinmiş dudaklarda mı?
yoksa o kacaman insanı oldürecek derecede kokan göğüslerde mi?
ne diyorum lan ben. el bezinden ülkenin romantizmine geldim.
neyse kötü koksada iğrensemde orjinal günlerdi...
şimdi bir peçetenin orjinalliği nekadar olabilir?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar