bugün
- normal taklidi yapmak4
- maddesel gerçekliği manipüle edebilen zihin4
- ben geldim kerkenezler18
- kısır9
- hiç geçmeyen huzursuzluk hissi4
- hayatının başrolünü başkasına vermek3
- sözlük yazarlarını bugün mutlu eden şeyler2
- sözlükten soğuma nedenleri14
- bütün kadınlar neden haklı3
- iyi bir insan olmak3
- claudian clouds22
- 777 diyen erkolar8
- yazarların özel mesaj sayıları3
- yapay zekaya entry yazdıran yazar6
- gece araba lastiğine ateş eden yabancı2
- akrep burcu kini8
- iyi parti17
- sevgiliye sorulan ilginç sorular5
- yeni parti'nin kürtçü olması2
- fenerbahçe küme düşer mi3
- türkü su demirel2
- hoppili gillini ve ömer yıldırım4
- gollumun gözü yüzükte6
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi10
- güne bir şarkı bırak4
- simko315
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları6
- tekken tag tournament3
- saçını pembeye boyayan erkek6
- itlik serserilik2
- maddi dünya zihinden dışarı taşarak ortaya çıkar2
- cep telefonu kılıfı3
- uyuşma2
- mehdi aleyhisselam6
- üniversite mezunu işsiz4
- gün tabağı5
- sürekli türkçülerin soyunu araştıran kürtçü10
- beşiktaş7
- yırtık boxer giyen erkek3
- enes kanter2
- alttaki yazara motto ver16
- pizza yemek8
- çerçeve yasa35
- hamburger date6
- sözlük ırkçıları8
- aleksey batrakov12
- kendi sorumluluğunu almak4
- egay sucukcu2
- evde boxer ile dolaşmak2
- en son alınan iltifat3
bir dizi neden izlenir? aksiyon, gizem, heyecan, görsel efektler... herkesin kendisine göre bir sebebi vardır. kimisi hikayeyi sever kimisi yaratılan gizemin çözülmesini bekler kimisi de kafasını dağıtmak için bir saatlik bir görsel şov arar.
wire da bu saydıklarımın hiçbiri yok. hiç biri. bir sonraki bölümde ne olacağına dair merak uyandırmıyor. bir hikayeyi en başından en sonuna 5 yıllık bir süreçte bütün detaylarıyla o kadar güzel anlatıyor ki şiddetin, aksiyonun, görsel efektlerin sadece boş dizilerin içini doldurmak için yapıldığını bir kez daha net bir şekilde görüyorsunuz.
6 sene lost izleyen adamla 2 sene aşkı memnu izleyen adam arasında bence hiçbir fark yoktur. ikisi de bomboş senaryoların arkasından modaya uyan silik tiplerdir. ya da 4 sezon prison break'i soluksuz takip eden birisiyle bütün ilişkimi kesmek isterim.
ama the wire'da işler böyle yürümüyor. kim patron kim piyon kim iyi polis kim kötü polis biliyorsunuz. ama burda biliyorsunuzu tırnak içine almak isterim. bu bilmek aynen gündelik hayattaki bilmek. yani canciğer olduğunuz adamın bir anda çıkarı için sizi satması sonrası yaşadığınız "ben seni böyle bilmezdim" duygusu. hayatın içinde kötü olan ne varsa the wire'da da var. zaten 5 sezon boyunca izlenilmesinin tek nedeni de bu. hayatın direkt olarak kendisini anlatması. hayatın içindeki bilinmezliği en iyi yansıtan dizidir bence. bunu deneyen bir diğer dizi de breaking bad'dir fakat the wire kadar samimi olmayı başaramamıştır. o da candır fakat the wire'da ayrı bir tat var.
amerikan, türk, italyan, yunan fark etmez. game is always game. herkes bu oyunun içindedir. bugün bu rolü oynar yarın başka rolü.
edit:
--spoiler--
4 ve 5 . sezonları ile anlatılan hikaye çok manidardır ayrıca. alemin delikanlılarından avon, stringer bell'in de üstün çabaları ile madara olduktan sonra, aleme dolaşan it çakal sürüsü marlo isimli yeni yetmenin etrafında toplanır. prop joe her ne kadar alemi eski düzeninde tutmak istese de marlo gibi çakallara engel olamaz. eski düzenin son temsilcisi olan brandon'ını da harcayan marlo, kara para aklama işini de çözdükten ve yunanlılarla anlaştıktan sonra prop joe'yu da harcar. artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. game artık çığrından çıkmıştır.
keşke avon'un dediği gibi kalsaydı herşey "i am a gangster and i want my corners" bütün bu bokların sorumlusu stringer bell'dir. kendisiyle beraber eski düzeni de çökettiğinin farkına varsaydı acaba ne yapardı hatasından nasıl dönerdi?...
--spoiler--
wire da bu saydıklarımın hiçbiri yok. hiç biri. bir sonraki bölümde ne olacağına dair merak uyandırmıyor. bir hikayeyi en başından en sonuna 5 yıllık bir süreçte bütün detaylarıyla o kadar güzel anlatıyor ki şiddetin, aksiyonun, görsel efektlerin sadece boş dizilerin içini doldurmak için yapıldığını bir kez daha net bir şekilde görüyorsunuz.
6 sene lost izleyen adamla 2 sene aşkı memnu izleyen adam arasında bence hiçbir fark yoktur. ikisi de bomboş senaryoların arkasından modaya uyan silik tiplerdir. ya da 4 sezon prison break'i soluksuz takip eden birisiyle bütün ilişkimi kesmek isterim.
ama the wire'da işler böyle yürümüyor. kim patron kim piyon kim iyi polis kim kötü polis biliyorsunuz. ama burda biliyorsunuzu tırnak içine almak isterim. bu bilmek aynen gündelik hayattaki bilmek. yani canciğer olduğunuz adamın bir anda çıkarı için sizi satması sonrası yaşadığınız "ben seni böyle bilmezdim" duygusu. hayatın içinde kötü olan ne varsa the wire'da da var. zaten 5 sezon boyunca izlenilmesinin tek nedeni de bu. hayatın direkt olarak kendisini anlatması. hayatın içindeki bilinmezliği en iyi yansıtan dizidir bence. bunu deneyen bir diğer dizi de breaking bad'dir fakat the wire kadar samimi olmayı başaramamıştır. o da candır fakat the wire'da ayrı bir tat var.
amerikan, türk, italyan, yunan fark etmez. game is always game. herkes bu oyunun içindedir. bugün bu rolü oynar yarın başka rolü.
edit:
--spoiler--
4 ve 5 . sezonları ile anlatılan hikaye çok manidardır ayrıca. alemin delikanlılarından avon, stringer bell'in de üstün çabaları ile madara olduktan sonra, aleme dolaşan it çakal sürüsü marlo isimli yeni yetmenin etrafında toplanır. prop joe her ne kadar alemi eski düzeninde tutmak istese de marlo gibi çakallara engel olamaz. eski düzenin son temsilcisi olan brandon'ını da harcayan marlo, kara para aklama işini de çözdükten ve yunanlılarla anlaştıktan sonra prop joe'yu da harcar. artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. game artık çığrından çıkmıştır.
keşke avon'un dediği gibi kalsaydı herşey "i am a gangster and i want my corners" bütün bu bokların sorumlusu stringer bell'dir. kendisiyle beraber eski düzeni de çökettiğinin farkına varsaydı acaba ne yapardı hatasından nasıl dönerdi?...
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar