bugün
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı16
- halkın fesad'ı ahlakta haiz olduğu derece3
- arkadaşlar bugün kavga yok mu5
- artı oy alma yolları5
- yazın yorganla yatan insan5
- haydi selametle kt3
- hangi şehrin neyi meşhur4
- çaylak olunca hissedilenler5
- en hakiki mürşitteki ilim4
- sözlükte sürekli güzel kızların çaylak olması6
- renault 9 broadway6
- saç dökülmesi4
- tavsiye4
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi24
- mason greenwood'un galatasaray'a döşeyeceği boru6
- instagram kapanırsa ne olur sorunsalı2
- kezoların burada kibirlenmesi3
- yazıcıdan basıp duvara asılası resimler2
- penise dövme yaptırmak2
- gram altın3
- çerçeve yasa teklifi meclis te2
- akrabalarla ilişkiyi kes2
- sözlük yazarlarının tatlıları8
- havaya girdin mi galatasaray çakar sana2
- gecenin şiiri5
- kaderime tepik atar kaçarım2
- eski de olsa bir araba sahibi olmak2
- 20262
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay3
- mikrodalgaya sucuk koymak4
- inci sözlüğün sözlük olmakla alakası olmaması2
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması4
- mason greenwood5
- bu saatte yenebilecek şeyler3
- goy2
- a 1012
- ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı7
- akp iç hesaplaşması başladı2
- asteğmen7
- memduh bashgan14
- fenerbahçe4
- nihoşun ölümü16
- sturm graz4
- yazarların bildiği en kötü küfür4
- geceye bir şarkı bırak5
- brad pitt4
- aylık 442 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- erkek erkeğe artılamak2
- erdal beşikçioğlu'nun tutuklanma nedeni3
- kendi kendine konuşmak2
muazzam bir lale müldür şiiri.
" seni ilk gördüğüm gün,
sonbaharın yabanıl kahverengi geyiği
benim için olduğunu anlamıştım.
boynuzların iletken elektrodlar gibi,
tuzumsu bir karla kaplanmıştı.
ağaçların etrafında yavaşça dolaşan
buğuların ve serpiştiren buzdan iğnelerin
arasında mor'u tanıdım.
omurganda yanan ışıkla oryantal ikonların
karanlık gölgeleri ardında kırmızı ve
maviyi karıştırıp moru elde ediyordun:
gizin rengini.
beni ilk gördüğün gün
senin için olduğumu anlamış mıydın?
bal peteklerinden bir yağmur yağıyordu.
defne ormanlarının arasında oranj'ı tanıdın.
ikimiz de duruyorduk öyle kolera çarpmış gibi
sersemlemiş, büyülenmiş, buğuların üstünde.
hiçbir şey değişmedi yine de
çünkü;
"aşk likid korku dolu bir kadehtir."
budist rahiplerin safran giysileri yanıyordu havada.
birisi yerde mor giysisiyle yatıyordu.
sana yalan söylemek istemiyordum.
oranj olmadığımı,
mor olduğumu benim de,
hatta hileli bir "deeper blue" olduğumu...
birbirine zıt iki renk...
anlamıyordun...
kadın yogilerin
cinselliğini arttırdığı söylenen
mor bir ışıkta beni oranj sanıyordun.
oranj değilim ben, yasın belirtisiyim,
morum, safranım belki ama oranj
değilim.
mutluluk çıkmaz benden.
benim turunçgillerim yapraklarını ağlar.
yine de senin için tuhaf şövalyem,
incelikli zulmün için,
kalbimin morluklarını unutup oranj olmayı deneyebilirim.
"o, omega, gözlerinin mor ışığı."
haliç'ten indiler
birdenbire.
cenk etmek zorunda kalmak.
ben portakal yemek
birdenbire hasta
olduğum için anne-
baba evinde.
bu notları
yazmak kabz halinde.
battaniyeyi üstüme
çekmek.
"unutmaya yatmak"
birçok şeyi.
ilaç torbam.
dış medeniyetler.
güzel hatıralarım var mıydı?
varsa bile ben unuttum.
ben şeyim aslında?
şeyim...
hayatı boyunca
uyumu aramış uyumsuzun
biriyim.
uzun çok uzun
süredir bana kimse değmedi.
zigzaver marka bir tabanca
var aklımda
ama onu ben
kullanmayacağım.
gerisi beni hiç ilgilendirmiyor.. "
" seni ilk gördüğüm gün,
sonbaharın yabanıl kahverengi geyiği
benim için olduğunu anlamıştım.
boynuzların iletken elektrodlar gibi,
tuzumsu bir karla kaplanmıştı.
ağaçların etrafında yavaşça dolaşan
buğuların ve serpiştiren buzdan iğnelerin
arasında mor'u tanıdım.
omurganda yanan ışıkla oryantal ikonların
karanlık gölgeleri ardında kırmızı ve
maviyi karıştırıp moru elde ediyordun:
gizin rengini.
beni ilk gördüğün gün
senin için olduğumu anlamış mıydın?
bal peteklerinden bir yağmur yağıyordu.
defne ormanlarının arasında oranj'ı tanıdın.
ikimiz de duruyorduk öyle kolera çarpmış gibi
sersemlemiş, büyülenmiş, buğuların üstünde.
hiçbir şey değişmedi yine de
çünkü;
"aşk likid korku dolu bir kadehtir."
budist rahiplerin safran giysileri yanıyordu havada.
birisi yerde mor giysisiyle yatıyordu.
sana yalan söylemek istemiyordum.
oranj olmadığımı,
mor olduğumu benim de,
hatta hileli bir "deeper blue" olduğumu...
birbirine zıt iki renk...
anlamıyordun...
kadın yogilerin
cinselliğini arttırdığı söylenen
mor bir ışıkta beni oranj sanıyordun.
oranj değilim ben, yasın belirtisiyim,
morum, safranım belki ama oranj
değilim.
mutluluk çıkmaz benden.
benim turunçgillerim yapraklarını ağlar.
yine de senin için tuhaf şövalyem,
incelikli zulmün için,
kalbimin morluklarını unutup oranj olmayı deneyebilirim.
"o, omega, gözlerinin mor ışığı."
haliç'ten indiler
birdenbire.
cenk etmek zorunda kalmak.
ben portakal yemek
birdenbire hasta
olduğum için anne-
baba evinde.
bu notları
yazmak kabz halinde.
battaniyeyi üstüme
çekmek.
"unutmaya yatmak"
birçok şeyi.
ilaç torbam.
dış medeniyetler.
güzel hatıralarım var mıydı?
varsa bile ben unuttum.
ben şeyim aslında?
şeyim...
hayatı boyunca
uyumu aramış uyumsuzun
biriyim.
uzun çok uzun
süredir bana kimse değmedi.
zigzaver marka bir tabanca
var aklımda
ama onu ben
kullanmayacağım.
gerisi beni hiç ilgilendirmiyor.. "
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar