bugün
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey10
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar7
- sözlük yazarlarının su bardakları6
- sözlüğün yeni tasarımı22
- tinto brass12
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek8
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
- samsak döveci8
- aponun villası8
- rüyada hiç gitmediğin mekanı görmek4
- kimseye ihtiyaç duymamak5
- atatürk denilince akla ilk gelen takım2
- opel vectra b2
- royal starla kuş pazarına gitmek2
- galatasaray amed operasyonu3
- kötü bir insan mıyım ben5
- şikayet et butonunun çalışmaması2
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- paranın mutluluk getirmemesi7
- konuşurken anladın mı deyip duran tip6
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- açık beğen2
- sözlüğün en ılık yazarı3
- hababam sınıfı3
- uludede ile hacca gitmek2
- yazarların kedilerine söylemek istedikleri4
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- yaban arılarının ekstra stok yapması2
- kaçak akım rölesi3
- küfürlü atasözleri4
- kasım ayı indirimleri2
- allah ın selamını bile almayan vicdansız sabuha2
- kendi yanağından makas almak3
- kafayı kıran geliyor3
- günaydın kızlar4
- türban mağduriyetinden türban zenginliğine2
- ajan berber2
- terhis oluyorum sözlük21
- aşk16
- ucuz atlatmak2
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- fatma betül sayan kaya28
- gece gelen yemek yapma isteği8
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
- süvari kahvesi3
- kaçak akım2
- kendi popona şaplak atmak2
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi14
- bebeksi cilt için tavsiyeler2
muazzam bir lale müldür şiiri.
" seni ilk gördüğüm gün,
sonbaharın yabanıl kahverengi geyiği
benim için olduğunu anlamıştım.
boynuzların iletken elektrodlar gibi,
tuzumsu bir karla kaplanmıştı.
ağaçların etrafında yavaşça dolaşan
buğuların ve serpiştiren buzdan iğnelerin
arasında mor'u tanıdım.
omurganda yanan ışıkla oryantal ikonların
karanlık gölgeleri ardında kırmızı ve
maviyi karıştırıp moru elde ediyordun:
gizin rengini.
beni ilk gördüğün gün
senin için olduğumu anlamış mıydın?
bal peteklerinden bir yağmur yağıyordu.
defne ormanlarının arasında oranj'ı tanıdın.
ikimiz de duruyorduk öyle kolera çarpmış gibi
sersemlemiş, büyülenmiş, buğuların üstünde.
hiçbir şey değişmedi yine de
çünkü;
"aşk likid korku dolu bir kadehtir."
budist rahiplerin safran giysileri yanıyordu havada.
birisi yerde mor giysisiyle yatıyordu.
sana yalan söylemek istemiyordum.
oranj olmadığımı,
mor olduğumu benim de,
hatta hileli bir "deeper blue" olduğumu...
birbirine zıt iki renk...
anlamıyordun...
kadın yogilerin
cinselliğini arttırdığı söylenen
mor bir ışıkta beni oranj sanıyordun.
oranj değilim ben, yasın belirtisiyim,
morum, safranım belki ama oranj
değilim.
mutluluk çıkmaz benden.
benim turunçgillerim yapraklarını ağlar.
yine de senin için tuhaf şövalyem,
incelikli zulmün için,
kalbimin morluklarını unutup oranj olmayı deneyebilirim.
"o, omega, gözlerinin mor ışığı."
haliç'ten indiler
birdenbire.
cenk etmek zorunda kalmak.
ben portakal yemek
birdenbire hasta
olduğum için anne-
baba evinde.
bu notları
yazmak kabz halinde.
battaniyeyi üstüme
çekmek.
"unutmaya yatmak"
birçok şeyi.
ilaç torbam.
dış medeniyetler.
güzel hatıralarım var mıydı?
varsa bile ben unuttum.
ben şeyim aslında?
şeyim...
hayatı boyunca
uyumu aramış uyumsuzun
biriyim.
uzun çok uzun
süredir bana kimse değmedi.
zigzaver marka bir tabanca
var aklımda
ama onu ben
kullanmayacağım.
gerisi beni hiç ilgilendirmiyor.. "
" seni ilk gördüğüm gün,
sonbaharın yabanıl kahverengi geyiği
benim için olduğunu anlamıştım.
boynuzların iletken elektrodlar gibi,
tuzumsu bir karla kaplanmıştı.
ağaçların etrafında yavaşça dolaşan
buğuların ve serpiştiren buzdan iğnelerin
arasında mor'u tanıdım.
omurganda yanan ışıkla oryantal ikonların
karanlık gölgeleri ardında kırmızı ve
maviyi karıştırıp moru elde ediyordun:
gizin rengini.
beni ilk gördüğün gün
senin için olduğumu anlamış mıydın?
bal peteklerinden bir yağmur yağıyordu.
defne ormanlarının arasında oranj'ı tanıdın.
ikimiz de duruyorduk öyle kolera çarpmış gibi
sersemlemiş, büyülenmiş, buğuların üstünde.
hiçbir şey değişmedi yine de
çünkü;
"aşk likid korku dolu bir kadehtir."
budist rahiplerin safran giysileri yanıyordu havada.
birisi yerde mor giysisiyle yatıyordu.
sana yalan söylemek istemiyordum.
oranj olmadığımı,
mor olduğumu benim de,
hatta hileli bir "deeper blue" olduğumu...
birbirine zıt iki renk...
anlamıyordun...
kadın yogilerin
cinselliğini arttırdığı söylenen
mor bir ışıkta beni oranj sanıyordun.
oranj değilim ben, yasın belirtisiyim,
morum, safranım belki ama oranj
değilim.
mutluluk çıkmaz benden.
benim turunçgillerim yapraklarını ağlar.
yine de senin için tuhaf şövalyem,
incelikli zulmün için,
kalbimin morluklarını unutup oranj olmayı deneyebilirim.
"o, omega, gözlerinin mor ışığı."
haliç'ten indiler
birdenbire.
cenk etmek zorunda kalmak.
ben portakal yemek
birdenbire hasta
olduğum için anne-
baba evinde.
bu notları
yazmak kabz halinde.
battaniyeyi üstüme
çekmek.
"unutmaya yatmak"
birçok şeyi.
ilaç torbam.
dış medeniyetler.
güzel hatıralarım var mıydı?
varsa bile ben unuttum.
ben şeyim aslında?
şeyim...
hayatı boyunca
uyumu aramış uyumsuzun
biriyim.
uzun çok uzun
süredir bana kimse değmedi.
zigzaver marka bir tabanca
var aklımda
ama onu ben
kullanmayacağım.
gerisi beni hiç ilgilendirmiyor.. "
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com