bugün
- abberline ın yeni hesabı9
- arkadaşlar biraz dertleşelim mi21
- bana onu sormayin6
- yilan hikayesindeki kursat5
- ismet dur allasen zaten ortalık karışık4
- 2003 model seymbol alınır mı9
- akp'li birine laf anlatmak4
- ortada bir yolsuzluk olmaması26
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis12
- futbola aykırı bir fikrini yaz8
- kavga alevlensin diye her iki tarafı açık oylamak2
- from gold from dust4
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı7
- sözlük yazarı sevgilinin yatağa sıçması5
- nörüyon nörüyüm2
- yağmur adına yapılmış şarkılar4
- melih gökçek soruşturması ne oldu22
- fatır suresi 37 ayet2
- cem yılmaz vs deniz göktaş5
- sözlükte olgun insan var mı4
- sözlükte yükselen akp fobisi2
- 45 gün çaylaklık cezası2
- sözlük yazarlarının kombinleri14
- albea var mı abi düşük kilometreli10
- husiler2
- kedi2
- bir şey söyle14
- ismet biraderin koşturmaya başlaması4
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi16
- silvermist'in bininci entrysini kutluyoruz4
- hasım olan mafya liderlerini kim barıştırır5
- romanya53
- stoacılığın kişisel gelişim endüstrisine satılması4
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir27
- kolesterol6
- koca aramiyorum ki3
- yağmurdan nefret etmek9
- akp nin arzu ettiği muhalif tipi6
- 0 0 78
- erdoğan'ın wüst'ü kabulü3
- sözlük erkeklerinin duygusal olması3
- koca arayan sozlukçü3
- düşün ki o bunu okuyor5
- meme yalarken düşünülen şeyler8
- 28 eylül dünya kuduz günü2
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları23
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz24
- yağmuru romantik bulan tip5
- fatma betül sayan kaya39
- dünya60
--spoiler--
hoca, sistemin içinde kalarak kendince/ideolojisince faaliyetler yürüten bir kimse olduğundan israili kınayıp da filistine sahip çıkması ondan beklenecek en son şeydir.
herkes bilir: fethullah gülen, her yerde ve her zaman sistemin içindedir, güya sistemi sistemle ele geçirmek için çabalar, vasat ahlakî vurgularını tatmin edecek örnek durumlar inşa eder, kendisini benimseyenlere dünyevî ve uhrevî saâdetler sunar, sunduklarında bir sosyal mücadele sözkonusu olmaz, içten içe ilerleyen örgütlü çalışmaların sonuçta istenilen mevkileri elde edişine doğrudan ve dolaylı vurgular yapılır, sistemle sistemin istediği modeller üzerinden geliştirdiği diyalog sonucu sadece ufak çaplı yaşam tarzlarının şekil almasına izin verir, büyük çaplı, devrim ölçeğinde, sivil itaatsizlik perspektifli bir oluşum için kabulü/tahammülü yoktur. yani devlet gibi düşünür, devlet içinde devletlik yaparak, devletten fazla devletçilik yaparak umdeleriyle mutlu-mesut yaşayan bir oluşumun taşıyıcısıdır, o kadar. kendi âlemini ilgilendiren her şeyi meşrulaştırmak bakımından emsalsizlik de taşır. o yüzden filistin sorununu silah tüccarlarının emellerine indirger, kürt sorununu ermeni dönmelerinin hınçları diye açıklamaya kalkar, sosyal problemler her gündeme geldiğinde iman esasları diye viraj alır, insan hakları-emek sömürüsü vb. hususlarda menkıbeler anlatıp atlatır, kendisi örgütlü bir güç olduğundan ve bu gücünü tamamen nabza göre şerbet vererek, başa göre tıraş yaparak elde ettiğinden ötürü büyük güçleri karşısına almaz, yoluna devam eder. felsefesine müspet hareket demiştir, buradaki müspetlik her koşulda kayıtsız şartsız uyuma delâlet eder. kitaplarına, takipçilerine, faaliyetlerine göz attığınızda bu nitelikleri hep önünüze gelir. aslında hoca ve hocacılardan bu yaptıklarından daha fazlasını beklemek de abesle iştigaldir...
beri taraftan, devlet içinde devlet oluşun; yıllar yılı sinerek, eğilerek, olmadığı gibi görünerek birikmiş iktidar hırsına analizi güç katkılar yaptığı da söylenmeli. bu cemaatin bileşeni, olmadığı gibi görünmektir, sosyal yapıya adaptasyon sağlarken, hiç de cân ü gönülden olmadığı gözüken bir iştirakleri vardır. ilginç bir strateji. aslında memnuniyetsiz, fakat memnuniyetsizliğini olumlu tepkilerle belli eden tuhaf tavırlar. kavgalı, ama kavgasını kıyasıya değil ezile-büzüle, ıkına-sıkıla yürüterek tek ayak üstünde kırk numarayla gerçekleştiriyor, dolayısıyla iyileştirme kaygısı taşımak yerine kendi konumu lehine olumlu puan almaktan başka bir şeyi gözü görmüyor. ülkemizin şaşılası hallerinden biri işte, böyle derede böyle balık. aslında ülke gerçekleri hakkında doğrudan veriler sunmaları bakımından şâyân-ı dikkattir, çünkü geliştirdikleri her tavır süreç içerisinde farklı hareketliliklere gebedir...
tüm bunlar âşikâr iken hocanın kalkıp da ihhya destek vermesi, ölüler için onların makamları cennet-i alâdadır tarzı hamasî cümleler kurması, çabalarının duâcısı olduğunu söylemesi elbette düşünülmezdi. ama hocanın asap bozuculuğu şurada ki ne olsa kendi yörüngesinde olmadıkça hakkaniyet nedir gözü görmemesi, en pragmatist siyasetçiye taş çıkartır bir üslupla laflar etmesi, kendisi onaylanmadıkça vicdan nedir tanımaması, her defasında samimiyete gölge düşererek muhataplarını işkilllendirecek stratejilere sığınması... keşke yazılarında hep rastlanan fütüvvet ve isara yolu biraz uğrasaydı da bu çıkarcı açıklamaya ve daha nice benzerlerine imza atmasaydı... ama tabi, ona uyanlar için ben kim oluyorum ki, ateş olsam düştüğüm yeri bile yakamam...
--spoiler--
eklenti: ekşi sözlüğe ve drkosmos nickli yazara teşekkürler.
hoca, sistemin içinde kalarak kendince/ideolojisince faaliyetler yürüten bir kimse olduğundan israili kınayıp da filistine sahip çıkması ondan beklenecek en son şeydir.
herkes bilir: fethullah gülen, her yerde ve her zaman sistemin içindedir, güya sistemi sistemle ele geçirmek için çabalar, vasat ahlakî vurgularını tatmin edecek örnek durumlar inşa eder, kendisini benimseyenlere dünyevî ve uhrevî saâdetler sunar, sunduklarında bir sosyal mücadele sözkonusu olmaz, içten içe ilerleyen örgütlü çalışmaların sonuçta istenilen mevkileri elde edişine doğrudan ve dolaylı vurgular yapılır, sistemle sistemin istediği modeller üzerinden geliştirdiği diyalog sonucu sadece ufak çaplı yaşam tarzlarının şekil almasına izin verir, büyük çaplı, devrim ölçeğinde, sivil itaatsizlik perspektifli bir oluşum için kabulü/tahammülü yoktur. yani devlet gibi düşünür, devlet içinde devletlik yaparak, devletten fazla devletçilik yaparak umdeleriyle mutlu-mesut yaşayan bir oluşumun taşıyıcısıdır, o kadar. kendi âlemini ilgilendiren her şeyi meşrulaştırmak bakımından emsalsizlik de taşır. o yüzden filistin sorununu silah tüccarlarının emellerine indirger, kürt sorununu ermeni dönmelerinin hınçları diye açıklamaya kalkar, sosyal problemler her gündeme geldiğinde iman esasları diye viraj alır, insan hakları-emek sömürüsü vb. hususlarda menkıbeler anlatıp atlatır, kendisi örgütlü bir güç olduğundan ve bu gücünü tamamen nabza göre şerbet vererek, başa göre tıraş yaparak elde ettiğinden ötürü büyük güçleri karşısına almaz, yoluna devam eder. felsefesine müspet hareket demiştir, buradaki müspetlik her koşulda kayıtsız şartsız uyuma delâlet eder. kitaplarına, takipçilerine, faaliyetlerine göz attığınızda bu nitelikleri hep önünüze gelir. aslında hoca ve hocacılardan bu yaptıklarından daha fazlasını beklemek de abesle iştigaldir...
beri taraftan, devlet içinde devlet oluşun; yıllar yılı sinerek, eğilerek, olmadığı gibi görünerek birikmiş iktidar hırsına analizi güç katkılar yaptığı da söylenmeli. bu cemaatin bileşeni, olmadığı gibi görünmektir, sosyal yapıya adaptasyon sağlarken, hiç de cân ü gönülden olmadığı gözüken bir iştirakleri vardır. ilginç bir strateji. aslında memnuniyetsiz, fakat memnuniyetsizliğini olumlu tepkilerle belli eden tuhaf tavırlar. kavgalı, ama kavgasını kıyasıya değil ezile-büzüle, ıkına-sıkıla yürüterek tek ayak üstünde kırk numarayla gerçekleştiriyor, dolayısıyla iyileştirme kaygısı taşımak yerine kendi konumu lehine olumlu puan almaktan başka bir şeyi gözü görmüyor. ülkemizin şaşılası hallerinden biri işte, böyle derede böyle balık. aslında ülke gerçekleri hakkında doğrudan veriler sunmaları bakımından şâyân-ı dikkattir, çünkü geliştirdikleri her tavır süreç içerisinde farklı hareketliliklere gebedir...
tüm bunlar âşikâr iken hocanın kalkıp da ihhya destek vermesi, ölüler için onların makamları cennet-i alâdadır tarzı hamasî cümleler kurması, çabalarının duâcısı olduğunu söylemesi elbette düşünülmezdi. ama hocanın asap bozuculuğu şurada ki ne olsa kendi yörüngesinde olmadıkça hakkaniyet nedir gözü görmemesi, en pragmatist siyasetçiye taş çıkartır bir üslupla laflar etmesi, kendisi onaylanmadıkça vicdan nedir tanımaması, her defasında samimiyete gölge düşererek muhataplarını işkilllendirecek stratejilere sığınması... keşke yazılarında hep rastlanan fütüvvet ve isara yolu biraz uğrasaydı da bu çıkarcı açıklamaya ve daha nice benzerlerine imza atmasaydı... ama tabi, ona uyanlar için ben kim oluyorum ki, ateş olsam düştüğüm yeri bile yakamam...
--spoiler--
eklenti: ekşi sözlüğe ve drkosmos nickli yazara teşekkürler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar