bugün
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması11
- günaydın arkadaşlar bugün nasılsınız9
- sabah programları3
- soner sarıkabadayı3
- melike öcalan2
- çocukluk arkadaşlığı7
- engin altan düzyatan3
- şu an ne isterdin14
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur12
- azrail'in görüldüğü an4
- sözlükte özel mesaj ile fotoğraf gönderememek26
- cadılar bayramında cadı kesmek3
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat37
- yulaf lapası vs tost11
- dinlerin evrensel olmaması3
- herkes nerde4
- güneşli bir günde insanın evde oturma nedenleri3
- karpuzcu liboş3
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler4
- açım aç9
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı4
- 2027 hedefleri2
- bir beden küçük kıyafet almak7
- edep sen ne güzel şeysin6
- dincilere laf anlatmakta çalışmak19
- galatasaray vs akp13
- dibek kahvesi içmeden kendine gelemeyen kız2
- mustafa sarıgül pornosu5
- yazarların kahvaltı keyfi3
- mekke anlaşması2
- platon un mağara alegorisi6
- fon suresi 2 milyarıncı ayet4
- fon vurgunu54
- halloween'e cadılar bayramı diyen keko7
- doğum günüm halloviin unutma diyen kezo3
- sözlükteki yakışıklı olgun erkekler14
- kaan2
- from gold from dust34
- kalabalığı kucaklama hareketi2
- yunana girerken askere herete demek2
- kalvinci misin piskoposçu musun4
- kağıda kaat kiyat diyen kezo2
- kaçak çay18
- dilekçeye nasıl başlanır9
- sabah gelen telefon2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı12
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- borsa istanbul19
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
sevgili bilge,
bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım.
bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.
kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine düşmeseydim. bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. sana diyebilseydim ki, durum çok ciddi bilge, aklını başına topla.
ben iyi değilim bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi.
hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi geri dönmek istiyorum, ya da
dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. kendime, söyleyecek söz bırakmadım. kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. aslına bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle kararlar alınamazdı. yaşamış birinin ölü yargılarıydı bu kararlar. şimdi her satırı, bu satırı da neden yazdım? diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum.
düşün oğlum hikmet. düşün ki bunlar başına gelmesin ha-ha. iyi şeyleri düşünmekten kaçın sadece. onlar başına gelsin. mesele bu kadar basit işte. daha önce bunu neden akıl edemedim?
peki, insan düşüncesini durduramazsa ne olacak? hiç durmadan kötü olayları düşün; iyi olayları düşünecek vaktin kalmasın. bunu da kimseye söyleme, büyüsü bozulur sonra. başıma kötü işler gelecek, başıma kötü şeyler gelecek.
bilge'yi bir daha göremeyeceğim, hiç göremeyeceğim. bilge beni ne yapsın?
sevmiyor işte, sevmiyor sevmiyor. mektup yarıda kaldı yahu, devam edelim.
kendimi iyi hissetmiyorum bilge. beni bir daha görmek isteyeceğini sanmıyorum. kendimi suçlu hissediyorum. doğduğum günden başlayan bir suç dizisi içindeyim. seni görmek istemiyorum, seni görmek istemiyorum. aynı olayları bir daha yaşayacak gücüm kalmadı.
beni unut -belki de unuttun- beni unut.
başıma gelecekleri düşünme. ne yaptığımı, nasıl yaşadığımı merak etme. sana anlatması zor. sevmesini bilmeyenler, kaderlerine razı olmalıdırlar. oluyorum.
eyvallah. iyi değilim, fakat üzüntülü de değilim bak gülüyorum:
ha ha!
ben bu yazıyı oğuzcum atay' dan sana çaldım' da yazdım.
bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım.
bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.
kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine düşmeseydim. bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. sana diyebilseydim ki, durum çok ciddi bilge, aklını başına topla.
ben iyi değilim bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi.
hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi geri dönmek istiyorum, ya da
dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. kendime, söyleyecek söz bırakmadım. kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. aslına bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle kararlar alınamazdı. yaşamış birinin ölü yargılarıydı bu kararlar. şimdi her satırı, bu satırı da neden yazdım? diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum.
düşün oğlum hikmet. düşün ki bunlar başına gelmesin ha-ha. iyi şeyleri düşünmekten kaçın sadece. onlar başına gelsin. mesele bu kadar basit işte. daha önce bunu neden akıl edemedim?
peki, insan düşüncesini durduramazsa ne olacak? hiç durmadan kötü olayları düşün; iyi olayları düşünecek vaktin kalmasın. bunu da kimseye söyleme, büyüsü bozulur sonra. başıma kötü işler gelecek, başıma kötü şeyler gelecek.
bilge'yi bir daha göremeyeceğim, hiç göremeyeceğim. bilge beni ne yapsın?
sevmiyor işte, sevmiyor sevmiyor. mektup yarıda kaldı yahu, devam edelim.
kendimi iyi hissetmiyorum bilge. beni bir daha görmek isteyeceğini sanmıyorum. kendimi suçlu hissediyorum. doğduğum günden başlayan bir suç dizisi içindeyim. seni görmek istemiyorum, seni görmek istemiyorum. aynı olayları bir daha yaşayacak gücüm kalmadı.
beni unut -belki de unuttun- beni unut.
başıma gelecekleri düşünme. ne yaptığımı, nasıl yaşadığımı merak etme. sana anlatması zor. sevmesini bilmeyenler, kaderlerine razı olmalıdırlar. oluyorum.
eyvallah. iyi değilim, fakat üzüntülü de değilim bak gülüyorum:
ha ha!
ben bu yazıyı oğuzcum atay' dan sana çaldım' da yazdım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar