bugün

galatasaray

aşktır o.
anlatılmaz yaşanır... bilmeyene, hissetmeyene tuhaf gelir ama bilen nedemek istediğimi anlar...
dün yenildik bir şey eksildi mi? hayır... sevmek böyledir işte, kalecimiz gol yer kızarız ederiz ama üzerinde galatasaray forması var, içimizde hallederiz onu. kol kırılır yen içinde kalır bizde. dövmeyiz rüştü gibi bir kalecimizi yada mehmet aurelio gibi ön liberomuzu...

seneler geçse de değişmez içimizde ki sevgi. pardon değişir hiç azalmaz ama hep artar. biz mafyadana emekli başkanların takımı olmadık hiç bir zaman... bizim başkanımız alkışlar rakip takımı, eleştiren eleştirsin, gerçek galatasaraylı kaybedince rakibini alkışlar, biz böyle gördük babamızdan... sevmeyi bize o öğretmedimi zaten, renklere duyduğumuz aşkla başlamadı mı? içimizde ki gençlik ateşi...

bu ülkeye gurur yaşatan hep bu takım olmadı mı? hep biz dökmedik mi? sokağa... bizimle beraber sevinmediniz mi? 2002 dünya kupası kadrosunda kaç galatasaraylı var, kaçı ilk on birde oynamış bir söyleyin... sadece kendine değil hayrı ülkeye dokunmamış mı ? hayrımız. bizim aldığımız puanlar sayesinde ikinci takım gitmedi mi? şampiyonlar ligine... yenildik mi? evet ne olmuş, ne ilk mağlubiyetimiz ne de son olacak...

ancak amacı yabancı takımları yenmek olan, bu amaçla kurulmuş bir takımın, bu kadar üzülmesine gerek yok... kaybedilen bir üç puan o kadar... daha nicelerini kaybedicez... biz kuruluş amacımızın doğrultusunda gidelim ve türkiye ligini bir araç olarak kullanalım...

bizim amacımız belli, bunu başardık bugüne kadar defalarca... avrupa fatihi adını,kendi kendimize koymadık, bir sene boyunca yendikleri takımları biz defalarca yendik, defalarca oynadık, avrupada ki maç sayısına bir baksınlar, kupa sayılarına bir baksınlar, kimin büyük olduğu açıktır efendim... aslında büyüklük yenildiğinde futbolcusunu dövmek değil, rakibi alkışlamaktır... gerisi de boştur efendim, arada yetiştirilme farkı vardır...

ilk söylediğimi sonda bir kez daha tekrarlamak istiyorum, galatasaray nedir ?
aşktır o...
© copyright 2005 - 2026