bugün
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- ciddi ciddi aşure seven insan21
- evde kalmış kız kurusu6
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı10
- ahtapot yemek8
- 15 mayıs uludağ sözlüğün kurtuluşu4
- bik bik kaç yaşında9
- tokmakçısına aşure yapan kız3
- sütlaç gibi karı5
- köfte patates abartılmış balon bir ikilidir4
- dere kenarında vurduran yazarlar3
- geldi yine tipini siktiğim3
- uludağ sözlük bir ailedir10
- bir ilişkiyi kim yönetir8
- bir kadını yaşıyla vurmak5
- bir daha doğmayacak olmak3
- sikmek icin entry ni beğendi2
- onlayn listesi nerde lan2
- nez'in memeleri5
- zaman kavramı olmayan insan6
- evagreen4
- kızan kakası renginde hardal2
- deniz göktaş34
- sözlükçülerin en iyi 5 roman listesi4
- gey biraderler bey gibi gey biraderlerdir5
- 20266
- bütün biraderlere hükmeden birader8
- cehennemde şeytan sikmek3
- gey biraderlerin birbirlerine hallenmesi4
- erecto birader bay bey birader birader bey3
- ayda 589 bin tl götüme sokuyorum iyi mi yapıyorum9
- bik bik abla vs vurduranlar12
- arkadaşlar tost yapamıyorum8
- bir kadın tarafından hükmedilmeyi istemek3
- eklenmesi gereken dersler2
- sözlüğün mal dolması9
- müfredattan felsefe dersinin çıkarılması12
- kemal kılıçdaroğlu19
- velvet31
- sözlüğe totonu zikeyim butonu6
- bosch buzdolabı2
- diamond bosphorus13
- arkadaşlar böyle biri beni takip etmeye başladı7
- gece uyurken ayı saldırısına uğrayan adam2
- sözlük yazarlarının dondurmaları5
- arkadaşlar sizce ben nasıl biriyim4
- izlenmiş en kusursuz film9
- erectoton7
- kızlar mesaj kutumu kısa süreliğine açtım5
- deniz göktaş'ın babasının thko mensubu olması8
aşktır o.
anlatılmaz yaşanır... bilmeyene, hissetmeyene tuhaf gelir ama bilen nedemek istediğimi anlar...
dün yenildik bir şey eksildi mi? hayır... sevmek böyledir işte, kalecimiz gol yer kızarız ederiz ama üzerinde galatasaray forması var, içimizde hallederiz onu. kol kırılır yen içinde kalır bizde. dövmeyiz rüştü gibi bir kalecimizi yada mehmet aurelio gibi ön liberomuzu...
seneler geçse de değişmez içimizde ki sevgi. pardon değişir hiç azalmaz ama hep artar. biz mafyadana emekli başkanların takımı olmadık hiç bir zaman... bizim başkanımız alkışlar rakip takımı, eleştiren eleştirsin, gerçek galatasaraylı kaybedince rakibini alkışlar, biz böyle gördük babamızdan... sevmeyi bize o öğretmedimi zaten, renklere duyduğumuz aşkla başlamadı mı? içimizde ki gençlik ateşi...
bu ülkeye gurur yaşatan hep bu takım olmadı mı? hep biz dökmedik mi? sokağa... bizimle beraber sevinmediniz mi? 2002 dünya kupası kadrosunda kaç galatasaraylı var, kaçı ilk on birde oynamış bir söyleyin... sadece kendine değil hayrı ülkeye dokunmamış mı ? hayrımız. bizim aldığımız puanlar sayesinde ikinci takım gitmedi mi? şampiyonlar ligine... yenildik mi? evet ne olmuş, ne ilk mağlubiyetimiz ne de son olacak...
ancak amacı yabancı takımları yenmek olan, bu amaçla kurulmuş bir takımın, bu kadar üzülmesine gerek yok... kaybedilen bir üç puan o kadar... daha nicelerini kaybedicez... biz kuruluş amacımızın doğrultusunda gidelim ve türkiye ligini bir araç olarak kullanalım...
bizim amacımız belli, bunu başardık bugüne kadar defalarca... avrupa fatihi adını,kendi kendimize koymadık, bir sene boyunca yendikleri takımları biz defalarca yendik, defalarca oynadık, avrupada ki maç sayısına bir baksınlar, kupa sayılarına bir baksınlar, kimin büyük olduğu açıktır efendim... aslında büyüklük yenildiğinde futbolcusunu dövmek değil, rakibi alkışlamaktır... gerisi de boştur efendim, arada yetiştirilme farkı vardır...
ilk söylediğimi sonda bir kez daha tekrarlamak istiyorum, galatasaray nedir ?
aşktır o...
anlatılmaz yaşanır... bilmeyene, hissetmeyene tuhaf gelir ama bilen nedemek istediğimi anlar...
dün yenildik bir şey eksildi mi? hayır... sevmek böyledir işte, kalecimiz gol yer kızarız ederiz ama üzerinde galatasaray forması var, içimizde hallederiz onu. kol kırılır yen içinde kalır bizde. dövmeyiz rüştü gibi bir kalecimizi yada mehmet aurelio gibi ön liberomuzu...
seneler geçse de değişmez içimizde ki sevgi. pardon değişir hiç azalmaz ama hep artar. biz mafyadana emekli başkanların takımı olmadık hiç bir zaman... bizim başkanımız alkışlar rakip takımı, eleştiren eleştirsin, gerçek galatasaraylı kaybedince rakibini alkışlar, biz böyle gördük babamızdan... sevmeyi bize o öğretmedimi zaten, renklere duyduğumuz aşkla başlamadı mı? içimizde ki gençlik ateşi...
bu ülkeye gurur yaşatan hep bu takım olmadı mı? hep biz dökmedik mi? sokağa... bizimle beraber sevinmediniz mi? 2002 dünya kupası kadrosunda kaç galatasaraylı var, kaçı ilk on birde oynamış bir söyleyin... sadece kendine değil hayrı ülkeye dokunmamış mı ? hayrımız. bizim aldığımız puanlar sayesinde ikinci takım gitmedi mi? şampiyonlar ligine... yenildik mi? evet ne olmuş, ne ilk mağlubiyetimiz ne de son olacak...
ancak amacı yabancı takımları yenmek olan, bu amaçla kurulmuş bir takımın, bu kadar üzülmesine gerek yok... kaybedilen bir üç puan o kadar... daha nicelerini kaybedicez... biz kuruluş amacımızın doğrultusunda gidelim ve türkiye ligini bir araç olarak kullanalım...
bizim amacımız belli, bunu başardık bugüne kadar defalarca... avrupa fatihi adını,kendi kendimize koymadık, bir sene boyunca yendikleri takımları biz defalarca yendik, defalarca oynadık, avrupada ki maç sayısına bir baksınlar, kupa sayılarına bir baksınlar, kimin büyük olduğu açıktır efendim... aslında büyüklük yenildiğinde futbolcusunu dövmek değil, rakibi alkışlamaktır... gerisi de boştur efendim, arada yetiştirilme farkı vardır...
ilk söylediğimi sonda bir kez daha tekrarlamak istiyorum, galatasaray nedir ?
aşktır o...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar