bugün
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz16
- kızları en güzel olan şehir13
- cinler sizinle nasıl iletişime geçiyor14
- erkek erkeğe arkadaşça sakso çekmek2
- her şey bitti derken çalan şarkı2
- öbür sözlükte uluya kerhane denmesi13
- and the oscar goes to5
- kolye zincirlerinin birbirine dolaşması10
- atatürk'e alerjisi olan tipler11
- affetmenin gücü6
- silver ile evlenecek erkek52
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- mesaj atıp konuşmayan kız7
- sırrı süreyya önder28
- akrostişli şiir6
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- 18 ay askerlik yapanlar nasıl yaptı sorunsalı8
- ilişki yapmaya üşenmek6
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri11
- en sevdiğiniz sayı3
- sarapci koala58
- de niro vs pacino3
- 30 yaşına girmek4
- mauro icardi12
- hristiyanlık7
- dün gece ne oldu13
- türk erkeği endonezyalı kız evliliği6
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası26
- cinlerin özünde iyi insanlar olması4
- sözler köşkü6
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- sözlük açsanız ismi ne olurdu4
- kadın nefreti4
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
- sözlükteki satranç taşları4
- arabaları yan yana park edip öpüşmek3
- rica ediyorum arkamdan konuşmayın12
- erkekler zıçar kızlar kakaloş yapar4
- burcu akrep olan birini akrep sokması4
- şikeci amedspor5
- 50 bin liraya sabah 10'a kadar uyumadan durmak3
- ellerim bos gonlum hos28
- açtığı parantezi kapatmayan insan2
- tutmayan başlık açma rehberi7
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- arabada son ses dinlenecek şarkılar3
- sözlükteki linç kültürü12
- sözlüğü annesi gibi gören insan3
--spoiler--
Yaşam, sevmenin iniş çıkışlarıyla renklenir. Birini öyle seversiniz ki, kalbiniz acır sevmekten. Size ait olan en değerli emaneti, canınızı bile verebilecek kadar tutkuyla sevebilirsiniz. Aşkın büyülü dünyasıyla tanıştığınızda, geri dönmek çok zordur.
Sevgi ruhunuzu ele geçirdiğinde, bir gökkuşağının içinde renkten renge koşarken bulursunuz kendinizi. Dünyada artık yer çekimi yoktur. Savaşlar, açlık, hastalıklar, aşkın dansına eşlik ettiğiniz sürece kaybolmuştur. Sabah trafiğinde sıkışıp kalsanız, kime ne? Sizin düşünecek daha önemli şeyleriniz vardır. insanların kornalara bastığı, yüzlerinden gerginlik aktığı o anlarda, aynada gülümseyen suratınızla karşılaşırsınız.
Aşk, düşler ülkesine yapılan en değerli yolculuktur. Orada umut vardır, orada başka bir dünya ila tanışırsınız. Sanki biri sizi saydam bir balonun içine koymuş ve ipinizi bırakmıştır. Gökyüzünde süzülerek uçmak duygusu, aşkın içinde yaşanır.
Bir gün her ne oluyorsa, balon patlar. Binlerce metre yüksekten düşmeye başlarsınız. Ancak aşk, bu düşüşün de keyfini çıkartır, elbette yere yaklaştığı ana kadar. Birden fark edersiniz ki, sırtınızda paraşüt yok! Artık sizi hiçbir şey koruyamaz.
Göz göre göre, toprağa çakılırsınız. O nasıl anlatılması zor bir acıdır, nasıl bir ızdıraptır ancak yaşayan bilir. Bir anda bütün inançlarınız yıkılır. O güne kadar bildiğiniz, inandığınız ve savunduğunuz her şeyin yalan olduğunu düşünürsünüz. Çektiğiniz acı sadece bedeninizi değil, ruhunuzu da parçalar. Ayağa kalkmak istersiniz, her yanınız kırılmıştır, tekrar düşersiniz. Yardım edecek kimse var mı diye seslenirsiniz. Bazen bir el uzanır; bazen düştüğünüz yer bir çöldür, etrafta kimseyi bulamazsınız.
Aradan zaman geçer. Yaralarınız, kırıklarınız iyileşir. Ruhunuz bile toparlanır ama kalbinizin orta yerinde hep bir iz kalır. Vakit ilerledikçe, sürgün verir yürek, bahar gelir. inancınız eksilmiş, güveniniz azalmış olsa da, “artık istemiyorum, varlığına inanmıyorum” deseniz de, bir yanınız coşmaya meyillidir. Bir kere tadına varmışsanız aşkın, için için aynı duyguya sahip olmak istersiniz.
Kimseye söylemeseniz de, uykuya dalmadan önce yalnızlığın ağır hüznünü hissedersiniz. Bir ses, bir nefes ister gönül ama izleri, sızıları dururken yaşananların, zordur cesaret bulup tekrar aşka koşmak!
Ne zaman vazgeçeriz birini sevmekten? Ne zaman büyük bir aşkın yok oluşunu izleriz içimizde? Ne zaman severiz? Ne zaman sevmek isteriz? Ve ne zaman elimizde kalır hayallerimiz?.....
--spoiler--
Yaşam, sevmenin iniş çıkışlarıyla renklenir. Birini öyle seversiniz ki, kalbiniz acır sevmekten. Size ait olan en değerli emaneti, canınızı bile verebilecek kadar tutkuyla sevebilirsiniz. Aşkın büyülü dünyasıyla tanıştığınızda, geri dönmek çok zordur.
Sevgi ruhunuzu ele geçirdiğinde, bir gökkuşağının içinde renkten renge koşarken bulursunuz kendinizi. Dünyada artık yer çekimi yoktur. Savaşlar, açlık, hastalıklar, aşkın dansına eşlik ettiğiniz sürece kaybolmuştur. Sabah trafiğinde sıkışıp kalsanız, kime ne? Sizin düşünecek daha önemli şeyleriniz vardır. insanların kornalara bastığı, yüzlerinden gerginlik aktığı o anlarda, aynada gülümseyen suratınızla karşılaşırsınız.
Aşk, düşler ülkesine yapılan en değerli yolculuktur. Orada umut vardır, orada başka bir dünya ila tanışırsınız. Sanki biri sizi saydam bir balonun içine koymuş ve ipinizi bırakmıştır. Gökyüzünde süzülerek uçmak duygusu, aşkın içinde yaşanır.
Bir gün her ne oluyorsa, balon patlar. Binlerce metre yüksekten düşmeye başlarsınız. Ancak aşk, bu düşüşün de keyfini çıkartır, elbette yere yaklaştığı ana kadar. Birden fark edersiniz ki, sırtınızda paraşüt yok! Artık sizi hiçbir şey koruyamaz.
Göz göre göre, toprağa çakılırsınız. O nasıl anlatılması zor bir acıdır, nasıl bir ızdıraptır ancak yaşayan bilir. Bir anda bütün inançlarınız yıkılır. O güne kadar bildiğiniz, inandığınız ve savunduğunuz her şeyin yalan olduğunu düşünürsünüz. Çektiğiniz acı sadece bedeninizi değil, ruhunuzu da parçalar. Ayağa kalkmak istersiniz, her yanınız kırılmıştır, tekrar düşersiniz. Yardım edecek kimse var mı diye seslenirsiniz. Bazen bir el uzanır; bazen düştüğünüz yer bir çöldür, etrafta kimseyi bulamazsınız.
Aradan zaman geçer. Yaralarınız, kırıklarınız iyileşir. Ruhunuz bile toparlanır ama kalbinizin orta yerinde hep bir iz kalır. Vakit ilerledikçe, sürgün verir yürek, bahar gelir. inancınız eksilmiş, güveniniz azalmış olsa da, “artık istemiyorum, varlığına inanmıyorum” deseniz de, bir yanınız coşmaya meyillidir. Bir kere tadına varmışsanız aşkın, için için aynı duyguya sahip olmak istersiniz.
Kimseye söylemeseniz de, uykuya dalmadan önce yalnızlığın ağır hüznünü hissedersiniz. Bir ses, bir nefes ister gönül ama izleri, sızıları dururken yaşananların, zordur cesaret bulup tekrar aşka koşmak!
Ne zaman vazgeçeriz birini sevmekten? Ne zaman büyük bir aşkın yok oluşunu izleriz içimizde? Ne zaman severiz? Ne zaman sevmek isteriz? Ve ne zaman elimizde kalır hayallerimiz?.....
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar