bugün
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı25
- kapıma beyaz toros gelseydi eğer8
- nasıl birisiniz15
- miras davası5
- allah her şeyden çok tevhidi önemsiyor6
- g i l d e d l i l y28
- boşanma davası ne kadar sürer4
- tai lung mu güzel g'i l d'e d l'i l y mi6
- velvet mi güzel g'i l d'e d l'i l y mi8
- 185 ve üstü kadınların çok havalı olması7
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
- kadınınızı çalıştırır mısınız13
- recep tayyip erdoğan3
- game of thrones taki kerhaneci'nin annesi20
- çekişmeli boşanma davası4
- beybi leydi4
- osimhen lukaku vlahovic salah3
- duvara karşı3
- evlenmemek için bir neden söyle3
- nur sürer3
- 195 boyunda 134 kilo minnoş kalpli erkek5
- türk solcusu3
- cumhuriyet halk partisi2
- dolar isterse 100 olsun38
- iştirak nafakası2
- arkadaşlar ben mi selena gomez mi5
- ankara6
- maden işçilerinin ankara direnişi3
- 170 erkek tatlılığı4
- her işin maaşını araştıran tip2
- anın görüntüsü18
- gecenin şarkısı4
- kliniğe gittim klinikten geldim10
- uzun boylu ve büyük ayaklı kadın tatlışlığı4
- chp2
- game of thrones taki kerhaneci16
- kürtler5
- işe gitmenin en zorlayıcı nedeni2
- kızların ilgisini çalmak2
- nah sana oy17
- orospu çocuğu abdullah öcalan19
- türklerle ruslar arasındaki fark2
- yeni parti de bölünebilir10
- victor osimhen20
- bu gece yıkıyoruz sözlüğü3
- erkek evi tek başına geçindirmek zorunda değildir6
- arkadaşlar kafam süper3
- günün iddaa kuponu2
- sigara şöbiyet seks4
- selena gomezden güzelinin mahallelerde olması3
dünya üzerinde; üstümdeki etkisini çözemediğim yegane mekanlar bütünüdür.
hangi şehrin topraklarında kurulmuş olursa olsun,etkisi gelene gidene göre yüksek farklılıklar gösterirken, benim kalbim de; gelen - giden grafiğinde bir inip kalkıyor hava alanında.
iniyorum uçaktan, yaşadığım şehirden daha sıcak, daha başka bir iklime atıyorum adımımı. kalbimde ciddi bir heyecan,düzgün mü üstüm başım, bozuldu mu saçım? aklımda aklı evvel bir dünya soru ile gelişimin yaratacağı heycanla koşuyorum iç hatlar çıkışa. öyle aydınlık geliyor ki bana yerler, tüm ışıkları toplamış üzerine hava alanı, elinde bir değnek sanki kontuar görevlilerinin, başka bir arzunuz var mı diyorlar bana. yani öylesine ışıl ışıl bir mekan bu alan. ve çıkışta en sevdiğimi gördüğümde, cansızlığı ruha bürünen merdivenler bile birer tangocu gibi geliyorlar gözüme.seviyorum diyorum bu alanı, bana havayı verdiği için tekrar. ve gözlerim ışıl ışıl kavuşuyorum en sevdiğim mekanda en sevdiğim insana.
kendi şehrimde bir gün, ellerimizde minik valizler, yağmur ve rüzgar bedenimizde halay çekmişken varıyoruz şehrin hava(sız) alanına, biliyorum ki saçım, başım, yüzüm tarumar olmuş, baksam aynaya bu ben miyim diye soracağım. bu kadar mı hüzünlü olur bir mekan, bu kar loş gelebilir mi spot lambalar. terledim diyor önümüzde yürüyen hatun, oysa 25 derece ısıtılmış koridorlarda ruhum üşüyor benim, yolculayacağımdan gayrı sevdiğim adamı. bu derece havasız olabilir mi bir mekan, susmayan kadın sesi. hadi uçağa yetiş diyen delirmiş anonsçu, sussa o, unutsak uçağı, gitmesek, yıkılsa bu havadan bozma alan.. süngüm düşmüş üzgünce koridorlarında yürürken, yolcu etmiş olmanın garip çöküntüsü ile bakınıyorumda şöyle bir; sevmiyorum diyorum ben bu mekanı. çıksamda kurtulsam en sevmediğim bu mekandan.
sevdiğimden sebep belli elbet ama bilemedim işte neyin kaynağıdır hava alanları;
kavuşmanın mı ayrılmanın mı?
hangi şehrin topraklarında kurulmuş olursa olsun,etkisi gelene gidene göre yüksek farklılıklar gösterirken, benim kalbim de; gelen - giden grafiğinde bir inip kalkıyor hava alanında.
iniyorum uçaktan, yaşadığım şehirden daha sıcak, daha başka bir iklime atıyorum adımımı. kalbimde ciddi bir heyecan,düzgün mü üstüm başım, bozuldu mu saçım? aklımda aklı evvel bir dünya soru ile gelişimin yaratacağı heycanla koşuyorum iç hatlar çıkışa. öyle aydınlık geliyor ki bana yerler, tüm ışıkları toplamış üzerine hava alanı, elinde bir değnek sanki kontuar görevlilerinin, başka bir arzunuz var mı diyorlar bana. yani öylesine ışıl ışıl bir mekan bu alan. ve çıkışta en sevdiğimi gördüğümde, cansızlığı ruha bürünen merdivenler bile birer tangocu gibi geliyorlar gözüme.seviyorum diyorum bu alanı, bana havayı verdiği için tekrar. ve gözlerim ışıl ışıl kavuşuyorum en sevdiğim mekanda en sevdiğim insana.
kendi şehrimde bir gün, ellerimizde minik valizler, yağmur ve rüzgar bedenimizde halay çekmişken varıyoruz şehrin hava(sız) alanına, biliyorum ki saçım, başım, yüzüm tarumar olmuş, baksam aynaya bu ben miyim diye soracağım. bu kadar mı hüzünlü olur bir mekan, bu kar loş gelebilir mi spot lambalar. terledim diyor önümüzde yürüyen hatun, oysa 25 derece ısıtılmış koridorlarda ruhum üşüyor benim, yolculayacağımdan gayrı sevdiğim adamı. bu derece havasız olabilir mi bir mekan, susmayan kadın sesi. hadi uçağa yetiş diyen delirmiş anonsçu, sussa o, unutsak uçağı, gitmesek, yıkılsa bu havadan bozma alan.. süngüm düşmüş üzgünce koridorlarında yürürken, yolcu etmiş olmanın garip çöküntüsü ile bakınıyorumda şöyle bir; sevmiyorum diyorum ben bu mekanı. çıksamda kurtulsam en sevmediğim bu mekandan.
sevdiğimden sebep belli elbet ama bilemedim işte neyin kaynağıdır hava alanları;
kavuşmanın mı ayrılmanın mı?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar