bugün
- arkadaşlar bir şey soracağım14
- tai lung15
- kız nick altı meriçleri13
- gammazı ispiyoncu sanmak15
- baş meriç4
- arabayı yavaş süren tipler16
- merfulu gitmesin kampanyası15
- pkk türk sanatını davar güder gibi güdüyor13
- gammazların tarafsız olması gerekliliği13
- apoya küfür edince kuduran kürtçü9
- bırakın kavgayı maç başlıyor7
- gammazlar ve biraderler arasındaki kirli ilişki10
- yeni parti41
- nervio moderatör olsun kampanyası10
- beni seven yazarlar10
- sizi en iyi anlatan şarkı2
- kemal kılıçdaroğlu11
- arkadaşlar sizce ben5
- dün gece sözlükte yaşanan o rezil olay14
- öykü serter8
- aslan eti4
- kızları çok seviyorum2
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum11
- bu kitabı okuyum mu4
- yakışıklı erkeklerin gay olması10
- sözlük yazarlarının çayları12
- sanat sepet tayfa6
- hatırladığınız en eski anı7
- musluk tamir eden erkek çekiciliği3
- online yazarlar neden yazmıyor12
- gecekonduya 18000 btu inverter klima almak2
- uludağ sözlük için öneriler8
- everest e çıkıp leğenle aşağı kaymak6
- erkek nickaltı meriçleri4
- gammazlar adam mıdır sorunsalı6
- evli erkeklerin kadınlara daha çekici gelmesi5
- debe'nin nick altı entry dolması7
- ismet inönü hain midir sorunsalı5
- gammaz yazarlar lokali5
- gammaz olmayı bir halt sanmak4
- zaman baba7
- bakıyorum da hiç sesiniz çıkmıyor2
- kesin ulen kavgayı3
- liseden arkadaşlar6
- queen feristah9
- kızların kıvırcık saçlı erkeklere olan zaafı5
- sözlük yazarları nasıl hissediyor2
- insanlar nasıl birbirine güvenip evleniyor14
- ismet gürbüz5
- arkadaşlar moderatör oluyorum5
türkiye'de saldım çayıra mantığıyla yaklaşılan konu. devlet kendi eliylle açıp, kotalarını belirlediği (yani büyük oranda planlamasını yaptığı) üniversiteler için bile "her üniversite mezunu iş bulacak diye bir şey yok" diyor, yaptığı sınava* ve açtığı üniversitenin yetkinliğine güvenmeyip, bünyesine alacağı memurlara kpss gibi sınavlar uyguluyorsa bu iş çığırından çıkmış demektir.
şimdi başa dönelim, öncelikle istihdam'ın tanımı:
istihdam, ülkedeki mevcut işgücünün ekonomik faaliyetler içerisinde sürekli biçimde çalıştırılmasıdır. bir başka tanım, bir ekonomide belli bir dönemde üretim öğelerinin varolan teknolojik düzeye göre ne ölçüde kullanıldığıdır.
kaynak: vikipedi
en basitinden bu tanımı görüp de azıcık dikkatli okuyan bile, sürekli kelimesini geçtim, teknolojik kelimesine rahatlıkla takılabilir. özellikle yirminci yüzyılın başından itibaren, devletlerin kitleleri yönetmedeki gücü teknolojik gelişmeler sayesinde artmış, nüfus sayımları, planlama kısımları sayesinde istihdam başta olmak üzere etkinlikleri artmıştır. bana göre, sadece üniversite değil, lise ve meslek liselerinden mezun arkadaşlarımızın da başını çok yakan bu planlama eksikliği popülizm* ve günü kurtarma anlayışından doğmaktadır. ben, özel sektörde iş bulunacak bir işin okulunu okudum. ben bunun beni bu kadar etkileyeceğini düşünmezdim. kaldı ki en basitinden bir öğretmeni etkilediği kadar da etkilemedi beni. onun hali hem daha kötü, hem de daha ilginç. devlet'e "baba" denen, halkının yardım beklentisine bir anne-baba şefkatiyle koştuğunu iddia eden devlet, kendi okullarında okuyan, sonrasında kendi hazırladığı ölçüm sınavını başarıyla geçip, kendi kurup, öğretim üyelerini kendi atayıp, maaş verdiği üniversitelerden mezun olanlara inanmayarak tekrar sınav uyguluyor. sınavı geçemedin mi? üzülme, ücretli öğretmenlik var! veririz sana asgari ücret, her sene de görüşürüz, eğer beğenmezsek hoooop atıveririz işten. oh ne ala mualla...
son olarak, bence bu ülkenin acil çözülmesi gereken genel problemi ekonomi, diğer iki spesifik problemi de sosyal güvenlik ve (planlı, doğru) istihdam'dır. yoksa daha 200-300 yıl bakarız "aaa bu batılılar nasıl da gelişmiş, insanlarına nasıl da değer veriyoooor" diye.
şimdi başa dönelim, öncelikle istihdam'ın tanımı:
istihdam, ülkedeki mevcut işgücünün ekonomik faaliyetler içerisinde sürekli biçimde çalıştırılmasıdır. bir başka tanım, bir ekonomide belli bir dönemde üretim öğelerinin varolan teknolojik düzeye göre ne ölçüde kullanıldığıdır.
kaynak: vikipedi
en basitinden bu tanımı görüp de azıcık dikkatli okuyan bile, sürekli kelimesini geçtim, teknolojik kelimesine rahatlıkla takılabilir. özellikle yirminci yüzyılın başından itibaren, devletlerin kitleleri yönetmedeki gücü teknolojik gelişmeler sayesinde artmış, nüfus sayımları, planlama kısımları sayesinde istihdam başta olmak üzere etkinlikleri artmıştır. bana göre, sadece üniversite değil, lise ve meslek liselerinden mezun arkadaşlarımızın da başını çok yakan bu planlama eksikliği popülizm* ve günü kurtarma anlayışından doğmaktadır. ben, özel sektörde iş bulunacak bir işin okulunu okudum. ben bunun beni bu kadar etkileyeceğini düşünmezdim. kaldı ki en basitinden bir öğretmeni etkilediği kadar da etkilemedi beni. onun hali hem daha kötü, hem de daha ilginç. devlet'e "baba" denen, halkının yardım beklentisine bir anne-baba şefkatiyle koştuğunu iddia eden devlet, kendi okullarında okuyan, sonrasında kendi hazırladığı ölçüm sınavını başarıyla geçip, kendi kurup, öğretim üyelerini kendi atayıp, maaş verdiği üniversitelerden mezun olanlara inanmayarak tekrar sınav uyguluyor. sınavı geçemedin mi? üzülme, ücretli öğretmenlik var! veririz sana asgari ücret, her sene de görüşürüz, eğer beğenmezsek hoooop atıveririz işten. oh ne ala mualla...
son olarak, bence bu ülkenin acil çözülmesi gereken genel problemi ekonomi, diğer iki spesifik problemi de sosyal güvenlik ve (planlı, doğru) istihdam'dır. yoksa daha 200-300 yıl bakarız "aaa bu batılılar nasıl da gelişmiş, insanlarına nasıl da değer veriyoooor" diye.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar