bugün
- arkadaşlar yogaya başlayalım mı9
- recete4
- biz bu aptallık ile nasıl mücadele edeceğiz ya3
- otobüste açamadığı camı kıran erkek12
- namazın amacı12
- yapay zeka 10 yıl içinde tüm insanları öldürecek3
- ismail kartal16
- sözlüğün en masum yazarları24
- kavanozda gizlenen biyolojik saatli bomba3
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı23
- 9 eylül izmir in kurtuluşu6
- kadın bacağı paylaşan mehdi7
- dinamik güler yüzlü takım çalışmasına yatkın2
- gocu geldi gocu geldi2
- sana değer'i aç sana değer i2
- adana dürüm vs adana porsiyon9
- 08 eylül 2026 üsküdar da başkan vekili seçimi7
- sözlüğün en kültürlü yazarı6
- telefonu bırakmak isteyip asla bırakamamak3
- arkadaşlar ben çalışmak istemiyorum5
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i24
- niye uyandık sözlük5
- gebze yi gebze yapan şeyler6
- chp'nin 103 yılı reklamı5
- bütün eziklerin 80 ler paylaşımı yapması15
- elif cansu eda zehra ilkin hande derya vargas gizo2
- istiklal mahkemeleri kurup fetöcüleri asmak5
- adnan selçuk mızraklı3
- komünistlerin tatar sürgünü4
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan2
- ahlak abartılmış balon bir kavramdır6
- bir kız amının reklamını yapmadan ne kadar dayanır2
- uyudun mu11
- mao zedong'un serçe katliamı2
- meftune2
- serhat kılıç25
- şönt baca3
- manifestten hangi kızla sevişirdin16
- yagmurcu7
- queen ravenna ve cinleri14
- kobra murat2
- kafasında konuşan sesi uzaylı zannetmek8
- at eti yemek5
- şeffaf ayakkabı9
- ey insan7
- mesleğinizi söyleyince muhatap olduğunuz sorular12
- seksenler4
- spora başladım5
- zeynep sude oktay2
- hayattan beklentiler7
türkiye'de saldım çayıra mantığıyla yaklaşılan konu. devlet kendi eliylle açıp, kotalarını belirlediği (yani büyük oranda planlamasını yaptığı) üniversiteler için bile "her üniversite mezunu iş bulacak diye bir şey yok" diyor, yaptığı sınava* ve açtığı üniversitenin yetkinliğine güvenmeyip, bünyesine alacağı memurlara kpss gibi sınavlar uyguluyorsa bu iş çığırından çıkmış demektir.
şimdi başa dönelim, öncelikle istihdam'ın tanımı:
istihdam, ülkedeki mevcut işgücünün ekonomik faaliyetler içerisinde sürekli biçimde çalıştırılmasıdır. bir başka tanım, bir ekonomide belli bir dönemde üretim öğelerinin varolan teknolojik düzeye göre ne ölçüde kullanıldığıdır.
kaynak: vikipedi
en basitinden bu tanımı görüp de azıcık dikkatli okuyan bile, sürekli kelimesini geçtim, teknolojik kelimesine rahatlıkla takılabilir. özellikle yirminci yüzyılın başından itibaren, devletlerin kitleleri yönetmedeki gücü teknolojik gelişmeler sayesinde artmış, nüfus sayımları, planlama kısımları sayesinde istihdam başta olmak üzere etkinlikleri artmıştır. bana göre, sadece üniversite değil, lise ve meslek liselerinden mezun arkadaşlarımızın da başını çok yakan bu planlama eksikliği popülizm* ve günü kurtarma anlayışından doğmaktadır. ben, özel sektörde iş bulunacak bir işin okulunu okudum. ben bunun beni bu kadar etkileyeceğini düşünmezdim. kaldı ki en basitinden bir öğretmeni etkilediği kadar da etkilemedi beni. onun hali hem daha kötü, hem de daha ilginç. devlet'e "baba" denen, halkının yardım beklentisine bir anne-baba şefkatiyle koştuğunu iddia eden devlet, kendi okullarında okuyan, sonrasında kendi hazırladığı ölçüm sınavını başarıyla geçip, kendi kurup, öğretim üyelerini kendi atayıp, maaş verdiği üniversitelerden mezun olanlara inanmayarak tekrar sınav uyguluyor. sınavı geçemedin mi? üzülme, ücretli öğretmenlik var! veririz sana asgari ücret, her sene de görüşürüz, eğer beğenmezsek hoooop atıveririz işten. oh ne ala mualla...
son olarak, bence bu ülkenin acil çözülmesi gereken genel problemi ekonomi, diğer iki spesifik problemi de sosyal güvenlik ve (planlı, doğru) istihdam'dır. yoksa daha 200-300 yıl bakarız "aaa bu batılılar nasıl da gelişmiş, insanlarına nasıl da değer veriyoooor" diye.
şimdi başa dönelim, öncelikle istihdam'ın tanımı:
istihdam, ülkedeki mevcut işgücünün ekonomik faaliyetler içerisinde sürekli biçimde çalıştırılmasıdır. bir başka tanım, bir ekonomide belli bir dönemde üretim öğelerinin varolan teknolojik düzeye göre ne ölçüde kullanıldığıdır.
kaynak: vikipedi
en basitinden bu tanımı görüp de azıcık dikkatli okuyan bile, sürekli kelimesini geçtim, teknolojik kelimesine rahatlıkla takılabilir. özellikle yirminci yüzyılın başından itibaren, devletlerin kitleleri yönetmedeki gücü teknolojik gelişmeler sayesinde artmış, nüfus sayımları, planlama kısımları sayesinde istihdam başta olmak üzere etkinlikleri artmıştır. bana göre, sadece üniversite değil, lise ve meslek liselerinden mezun arkadaşlarımızın da başını çok yakan bu planlama eksikliği popülizm* ve günü kurtarma anlayışından doğmaktadır. ben, özel sektörde iş bulunacak bir işin okulunu okudum. ben bunun beni bu kadar etkileyeceğini düşünmezdim. kaldı ki en basitinden bir öğretmeni etkilediği kadar da etkilemedi beni. onun hali hem daha kötü, hem de daha ilginç. devlet'e "baba" denen, halkının yardım beklentisine bir anne-baba şefkatiyle koştuğunu iddia eden devlet, kendi okullarında okuyan, sonrasında kendi hazırladığı ölçüm sınavını başarıyla geçip, kendi kurup, öğretim üyelerini kendi atayıp, maaş verdiği üniversitelerden mezun olanlara inanmayarak tekrar sınav uyguluyor. sınavı geçemedin mi? üzülme, ücretli öğretmenlik var! veririz sana asgari ücret, her sene de görüşürüz, eğer beğenmezsek hoooop atıveririz işten. oh ne ala mualla...
son olarak, bence bu ülkenin acil çözülmesi gereken genel problemi ekonomi, diğer iki spesifik problemi de sosyal güvenlik ve (planlı, doğru) istihdam'dır. yoksa daha 200-300 yıl bakarız "aaa bu batılılar nasıl da gelişmiş, insanlarına nasıl da değer veriyoooor" diye.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar