bugün
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle11
- kiraz cicegi kolonyasi33
- sözlük yazarlarının tatlıları17
- anal sex yapan kadın4
- uludağ sözlük erkeklerinin çok tipsiz olması4
- fantastic four3
- denize girmek7
- izlenilen ilk yabancı dizi8
- sözlük kızlarının libidosu4
- kadın yazarların kavga etmesi11
- sözlükteki teyzeler defolsun lütfen15
- ayakları ters bir kadına alınabilecek hediye4
- uludağ sözlük kızlarının güzel olması4
- yıkamazlar beni3
- aydın da polise direnen garip kadın4
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı8
- aylık 349 bin lira iyi para mıdır sorunsalı4
- uzun zamandır yapmadığınız şeyler15
- iş sözleşmesinde 5 yıl hamile kalamaz maddesi4
- sözlükte kavga olunca çok üzülmek5
- ulunun inci taneleri2
- doğalgaz yerine elektrik kullansak ne olur2
- yeni 31 çekmiş erkek tatlılığı2
- nepal e gidip neden ben diye bağırmak3
- gösterip vermeyen kız4
- askerde günde iki kere duş alan erkek12
- bir ayet reddedince dinden çıkmak18
- sözlük yazarlarının şalgamları5
- kuran da namazın olmaması21
- tek şarkı ile müzik zevkini anlat8
- katiller de ağlar filmindeki tuvalet3
- sözlüğe ayak fotoğrafı koymak2
- kavga eden iki kadına o an aşık olmak5
- her gün aynı yemeği bıkmadan yiyebilen insan9
- arkadaşlar naber ya3
- bıyık almaya üşenmek3
- velvet37
- abridgeeeee5
- ilişki yapmanın imkansızlaşması4
- am'a yolculuk2
- sözlük kızlarıyla aşk yaşamak5
- bir erkeği yakışıklı gösteren 3 şey3
- mesnevideki pornografik hikayeler3
- travesti siniri5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak10
- arkadaşlar lütfen artık seviyeli olalım5
- ctrlx10
- corona bira içen erkek6
- tatile gitmenin imkansız hale gelmesi2
- bir sözlük kızının usulca odasına girmek4
Birkaç ay önce arkadaşın ısrarı üzerine gittiğimiz o eş cinsel falcı, "2010 senin yılın olacak, iş hayatında başarılı olacaksın. Hımm bir de neşeli mi neşeli kumral bir hanım kız hayatına girecek." Demişti. Sanki kahve fincanında ":)" görmüştü. Ben seçememiştim tam ama bir bildiği vardı. Tarot marot derken, "eline de bakıyım" demişti de, elimin tersiyle vurmaktan zor alıkoymuştum kendimi.
Söyledikleri heyecan verici sayılırdı ama bana eğer "yakın zamanda ailece bir nişana gideceksiniz ve giderken de yolda sen duygulanacaksın" deseydi daha çok heyecan duyardım ve şaşkınlıktan el falı bile baktırabilirdim ona. Zira daha tazeliğini koruyan duygularımla bu satırları yazıyorum. Çok uzun zaman olmuş ailece bir yere gitmeyeli. Babam önde, annem yanında ve biz çocuklar da arka koltukta. Belki de o çocukluk zamanlarında arabayla bir yerlere giderken, aile bireyleri arasındaki iletişimin çok daha güzel ve keyifli olmasıydı beni hislendiren. Sahi biz o tatlı iletişimi ne zaman kaybetmiştik?
Güvenli bir sitede oturmamıza rağmen, yazları bile akşam ezanından sonra dışarı çıkamayışımız çok sinirlendiriyordu beni. "ya tamam, akşam ezanı okunur okunmaz geleyim; ama sonra tekrar çıkayım" desem de kabul görmemişti. içinde noktalı virgül barındıran bir cümle kurduğumu fark etmemin imkansız olduğu yaşlardaydım. 5. sınıf henüz bitmiş; Anadolu lisesi sınavından da güzel bir puan almıştım.
isyan noktasına geldiğim bir gün, kendimi kaybedip ezana aldırmaksızın takılmıştım. Saklambaçtan tut, zillere basıp kaçma, şartel indirme gibi etkinliklerde bulunup zevkin doruklarına çıktığımız bir akşamdı. öyle bir zevk doruğu ki bu; bir benzerini şu yaşlarda yaşayabilmek için, esrar içip grup vitamin eşliğinde bilinçaltımı kurcalamam gerekir. Ama yapmam. illegal bir yol bu.
Eve gelip saate baktım. 10 buçuğu gösteriyordu. Haklı bir gurur yaşadım o anda. Ta ki birkaç saniye sonra babam balkondan "ce e" yapana kadar. elini indirmeden, bir ters bir düz olmak üzere 2 adet sağlam tokat yiyince kaç saat ağladımı hatırlamıyorum.
iletişimimizdeki bu ilk hasar, kötü alışkanlıklara yönelmeme zemin hazırladı. ilk sigara içişlerimde küfür ettiğimi bile hatırlarım babama. "çekin oğlummmm, babamın ruhuna" tarzında replikler söylerdim. Tam bu kötü alışkanlıklarla tanışma sürecinde, arkadaş ortamı 2'ye ayrılıyordu ve ben kötü alışkanlıklara meyilli gruba dahil olmakta hiçbir sakınca görmüyordum. Babama tepki olması amacı bu tercihimde rol oynuyordu. Doğru veya yanlışlığını tartışmak gereksiz şimdi.
Daha sonra özgürce sigara içebilmek adına, ailecek yapılan etkinliklerden sürekli kaytarma operasyonları. Aile içi yapılan her şeye muhalefet. Söylenen yalanların çoğalması. Yalanın alışkanlık haline gelmesi gibi davranışlar aile içi iletişimimizi benim nezdimde önce zayıflatan sonra lise yıllarında tamamen koparan unsurlar olmuştu.
Sürekli paket taşıyan bir tiryaki haline geldiğimde, okuduğum sınıfın tabelası 6'yı gösteriyordu. 7. sınıfta alkolle, 8. sınıfta da esrarla tanıştım. Son kısmı az hasarlı atlatmış olmam, gemilerin karadan yürütülmesi kadar mucizevi bir olay olarak yer tutar biyografimde. Otobiyagrofi mi acaba? ikisinden birini seçin siz; ben olsam biyografiyi seçerdim.
Uzun zaman sonra "ailecek" bir yere giderken, işte ben yine arka koltukta, annem babam önde; onların oğlu gibi hissediyorum kendimi. Espriler yapıyorum, kardeşlerim gülüyor. Babam barış manço dinliyor yine. Kuzenin nişanına gidiyoruz.
Nişanda, sigara içmek için dışarı çıkıyorum. Babamın da müzikten kafası şişmiş olmalı ki, dışarı geliyor. Tam aldığım dumanı verirken görüyor beni. Kafasını çeviriyor; hiç görmemiş gibi yapıyor. Başka tarafa gidiyor...
Söyledikleri heyecan verici sayılırdı ama bana eğer "yakın zamanda ailece bir nişana gideceksiniz ve giderken de yolda sen duygulanacaksın" deseydi daha çok heyecan duyardım ve şaşkınlıktan el falı bile baktırabilirdim ona. Zira daha tazeliğini koruyan duygularımla bu satırları yazıyorum. Çok uzun zaman olmuş ailece bir yere gitmeyeli. Babam önde, annem yanında ve biz çocuklar da arka koltukta. Belki de o çocukluk zamanlarında arabayla bir yerlere giderken, aile bireyleri arasındaki iletişimin çok daha güzel ve keyifli olmasıydı beni hislendiren. Sahi biz o tatlı iletişimi ne zaman kaybetmiştik?
Güvenli bir sitede oturmamıza rağmen, yazları bile akşam ezanından sonra dışarı çıkamayışımız çok sinirlendiriyordu beni. "ya tamam, akşam ezanı okunur okunmaz geleyim; ama sonra tekrar çıkayım" desem de kabul görmemişti. içinde noktalı virgül barındıran bir cümle kurduğumu fark etmemin imkansız olduğu yaşlardaydım. 5. sınıf henüz bitmiş; Anadolu lisesi sınavından da güzel bir puan almıştım.
isyan noktasına geldiğim bir gün, kendimi kaybedip ezana aldırmaksızın takılmıştım. Saklambaçtan tut, zillere basıp kaçma, şartel indirme gibi etkinliklerde bulunup zevkin doruklarına çıktığımız bir akşamdı. öyle bir zevk doruğu ki bu; bir benzerini şu yaşlarda yaşayabilmek için, esrar içip grup vitamin eşliğinde bilinçaltımı kurcalamam gerekir. Ama yapmam. illegal bir yol bu.
Eve gelip saate baktım. 10 buçuğu gösteriyordu. Haklı bir gurur yaşadım o anda. Ta ki birkaç saniye sonra babam balkondan "ce e" yapana kadar. elini indirmeden, bir ters bir düz olmak üzere 2 adet sağlam tokat yiyince kaç saat ağladımı hatırlamıyorum.
iletişimimizdeki bu ilk hasar, kötü alışkanlıklara yönelmeme zemin hazırladı. ilk sigara içişlerimde küfür ettiğimi bile hatırlarım babama. "çekin oğlummmm, babamın ruhuna" tarzında replikler söylerdim. Tam bu kötü alışkanlıklarla tanışma sürecinde, arkadaş ortamı 2'ye ayrılıyordu ve ben kötü alışkanlıklara meyilli gruba dahil olmakta hiçbir sakınca görmüyordum. Babama tepki olması amacı bu tercihimde rol oynuyordu. Doğru veya yanlışlığını tartışmak gereksiz şimdi.
Daha sonra özgürce sigara içebilmek adına, ailecek yapılan etkinliklerden sürekli kaytarma operasyonları. Aile içi yapılan her şeye muhalefet. Söylenen yalanların çoğalması. Yalanın alışkanlık haline gelmesi gibi davranışlar aile içi iletişimimizi benim nezdimde önce zayıflatan sonra lise yıllarında tamamen koparan unsurlar olmuştu.
Sürekli paket taşıyan bir tiryaki haline geldiğimde, okuduğum sınıfın tabelası 6'yı gösteriyordu. 7. sınıfta alkolle, 8. sınıfta da esrarla tanıştım. Son kısmı az hasarlı atlatmış olmam, gemilerin karadan yürütülmesi kadar mucizevi bir olay olarak yer tutar biyografimde. Otobiyagrofi mi acaba? ikisinden birini seçin siz; ben olsam biyografiyi seçerdim.
Uzun zaman sonra "ailecek" bir yere giderken, işte ben yine arka koltukta, annem babam önde; onların oğlu gibi hissediyorum kendimi. Espriler yapıyorum, kardeşlerim gülüyor. Babam barış manço dinliyor yine. Kuzenin nişanına gidiyoruz.
Nişanda, sigara içmek için dışarı çıkıyorum. Babamın da müzikten kafası şişmiş olmalı ki, dışarı geliyor. Tam aldığım dumanı verirken görüyor beni. Kafasını çeviriyor; hiç görmemiş gibi yapıyor. Başka tarafa gidiyor...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar