bugün
- seksten sonra bira içmek5
- sınava geç girenlere yönelik yapılan eleştiriler2
- bütün kapalılar imha edilsin diyen kadın3
- lahmacunu elle yiyen kız18
- cuckold erkek3
- iş yerinde yapması zevkli şeyler3
- 120 kilo olup 1 2 opel corsa'ya binmek7
- olduğundan genç göstermek9
- 21 haziran 2026 türkiye çin voleybol maçı2
- kapalılar imha edilsin diyen kadına gözaltı6
- 21 haziran 2026 ispanya suudi arabistan maçı7
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı48
- evlilikteki en büyük sorun4
- sezen aksu abartılmış bir şarkıcıdır7
- ez te hezdikim6
- sözlük kadınları5
- bugün de meme atan olmaması4
- citroen in volkswagen den daha pahalı olması4
- dünya kupasından banane diyen erkek6
- 21 haziran 2026 belçika iran maçı4
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın11
- akıllarını erkek analiziyle yitiren sözlük kızları4
- balkonu camla kaplatmak7
- yaşlılığınız için insan biriktirin9
- köyde gece tuvalete gitmek7
- alevilerde muhammed ismi5
- milli takımımızın balonu patladı7
- meslek seçiminde ilgi alanları mı maddiyat mi4
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey9
- istanbul6
- kadınlar porno izler mi sorunsalı4
- yazarların en sevdiği meyve9
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi8
- her sabah simit poğaça ile kahvaltı yapan insan4
- elmas bey biraderin çaylak olması5
- üniversite sınavına geç kalmak5
- wc den elenerek dünyada dalga konusu olmamız4
- güne bir şarkı bırak18
- türkiye'deki yakışıklı erkek kıtlığı16
- milli takıma isim koyalım kampanyası9
- 22 haziran 2026 uruguay yeşil burun adaları maçı2
- seni hayata bağlayan şey12
- 5 litrelik suyla sınava giren öğrenci8
- pornoyu bırakmak5
- asosyal olmanın sebepleri7
- 2026 dünya kupası13
- 22 haziran 20262
- futbol12
- öfke anında yapılmaması gereken şeyler5
- türkiye a milli futbol takımı14
Tren vagonlarında sıkısmıs bedenleriz, zor nefes alabiliyoruz ust uste onlarca kişiyiz ve karanlık.. Yemeğimiz ve en onemlisi içeçeğimiz bir sudan bile mahrumuz. Vagon deliklerinden sırasıyla nefes alabilmek için dudaklarımızı dayayıp biraz olsun rahatlayabiliyoruz.. Çoçuklarda var aramızda olabildiğince onları ustumuzde tutarak daha rahat nefes alabilmelerini sağlıyoruz, bazende kimimiz alta kimimiz uste gecerek karanlık demirden bir tabut olan bu vagonda yasamak için mucadele ediyoruz.
Gunler surecek bir yolculukmus... Biz nereden bilelim.. Onlarca kisi olarak bir yola cıktık ve coğumuz bir vagon karanlığında öldük.. Kardesimle aynı vagondaydık ve o demir tabutta onu da bırakmak zorunda kaldım.. On yasında bir cocuktu yiyeceksizlik, susuzluk ve havasızlık celimsiz bedenini iyice yorgun dusurup bitirmisti. Son anlarında biraz destek olmaya calıstım lanet ki lanet ne yapabilirdim yasaması için etimi koparıp bitap bedenine yedirsem ne fayda...
Tren bir yerde durdu ve aksam soğugunda ayaklarımı istasyonun tas zeminine dokundurduğum anda bende bitmistim.. Oracıkta bayılmısım.. Kardesimi ne yaptılar cenazesini ne ettiler hiç bir fikrim yok zaten yasayana saygısı olmayanlardan bir cenaze merasimi beklemiyordum.. O kadar caresiz bırakmıslar ki bizleri kendi halimden bile vazgecmistim sanki dunya gozumden akıyordu bir an once olsemde kurtulsam diyordum luzumsuz bu konukluktan..
Dedem bu konusmaların kaydından yakın bir sure sonra kurtuldu dunyadaki luzumsuz konukluğundan..26 yasında bir surgun cocuğu olarak cıktığı yolculugunda hep bir surgun olarak oradan oraya dolasıp durdu. Asla bir sehirde bir ulkede yerlesik bir yasam surdüremedi. Belki de kimselerin bilemediği aklının koyunde yasıyordu ve zaman takvimi belki de hep 38 olarak duruyordu. Nerede oldugunun kim oldugunun bir onemi yoktu katliamda eşini, cocuklarını, annesini, babasını kardeşlerini, akrabalarını yitirmis birisi olarak dunya'ya guvenilmemesi gerektiğini bilecek kadar tırmalanmıstı...
Dersim Katliamı uzerine son gunlerde genis tartısmalarla yurutulen siyasetin labirentlerinde istediğiniz kadar derin tahliler yapın, tezler olusturun bu bitimsiz oykuler aramızda akıp durdukca sizin siyasetinizden daha genis manevralar yaratarak kendisini uretir durur. Bu hikayeler kusaklar boyu anlatıp gidecektir dedemden bana gecen bu ağırlık bana dokunup etrafıma hale hale yayılacaktır. Siyasetin rengi değişir yolu baskılasabilir oysa bu oykuler yurege hep aynı renkle yolla sıkısıp kalır..
Siz doğmadan sizin uzerine yazılmıs bir kaderin susmayan yankılarını kendi govdenizde tasıyarak sıradan, olagan bir gunun içerisine tasınıp durabilirmisiniz.
Kendi koklerinizde ağıtlar uguldayıp duruyorken, mezarsız olulerinizle doluyken gectiğiniz tarihiniz ve kor değilseniz ve oyulmamıssa içinizin yas derisi kalb atıslarınızdan, nabız vuruslarınızdan daha onem arz eden bir boslugunuz carpıp durmaktadır bedeninizde..
işte o bedeni gun içerisinde milyonlarcamız oradan oraya tasıyıp durmaktayız... Bizimle beraber ilerleyen tarihin yureginden seslenip yankılar bulmaya calısıyoruz. Belki kirliyiz, belki kotuyuz.. Ama işte bir vahset gunlugunden geliyoruz..
O gunlugun satır aralarında kayıp edilmeye calısılan tarihimizin mağralarına ciziyoruz ruhumuzun korkularını.
Benim topraklarımın sesinden bir damar içimde kanımı dolastıran.. Bir ses, bir ağıt, bir haykırıs.. ben kendi olulerimi arıyorum.Kendi olumlerimden bir yıkıntılar enkazında kendi topragımı kazıyorum.
Hiç bir siyasetin susturamayacağı ağrılar içinde kıvranıyorum, kimse de merak etmesin anamda ağlıyor, bende ağlıyorum, cocugumda ağlayacak... suyun aksi bas donduren sabah aydınlığı ile yol almazsa kimsede merak etmesin
bu topraklarda haykırısın, feryadların kara lanetli bulutları ovalarınızı bırakmaz... O urpertici siyasetin guvenli tasları kırılır bir gun ve merak etme benim ağladığım bir cağda sende yalnızlık yontarsın.. Nasıl olsa dersim orada ve bilin ki tarih içine kıvranmıs cocukları ağlamaya alısık ama gozyaslarını gucsuzluk duskunluğu sayan kendi ağlayacak tarihi bile bulamayanlara inat daha gur ve dik alnını yaslıyor katliamda yitirilmis cocuklarının aşkına....
Gunler surecek bir yolculukmus... Biz nereden bilelim.. Onlarca kisi olarak bir yola cıktık ve coğumuz bir vagon karanlığında öldük.. Kardesimle aynı vagondaydık ve o demir tabutta onu da bırakmak zorunda kaldım.. On yasında bir cocuktu yiyeceksizlik, susuzluk ve havasızlık celimsiz bedenini iyice yorgun dusurup bitirmisti. Son anlarında biraz destek olmaya calıstım lanet ki lanet ne yapabilirdim yasaması için etimi koparıp bitap bedenine yedirsem ne fayda...
Tren bir yerde durdu ve aksam soğugunda ayaklarımı istasyonun tas zeminine dokundurduğum anda bende bitmistim.. Oracıkta bayılmısım.. Kardesimi ne yaptılar cenazesini ne ettiler hiç bir fikrim yok zaten yasayana saygısı olmayanlardan bir cenaze merasimi beklemiyordum.. O kadar caresiz bırakmıslar ki bizleri kendi halimden bile vazgecmistim sanki dunya gozumden akıyordu bir an once olsemde kurtulsam diyordum luzumsuz bu konukluktan..
Dedem bu konusmaların kaydından yakın bir sure sonra kurtuldu dunyadaki luzumsuz konukluğundan..26 yasında bir surgun cocuğu olarak cıktığı yolculugunda hep bir surgun olarak oradan oraya dolasıp durdu. Asla bir sehirde bir ulkede yerlesik bir yasam surdüremedi. Belki de kimselerin bilemediği aklının koyunde yasıyordu ve zaman takvimi belki de hep 38 olarak duruyordu. Nerede oldugunun kim oldugunun bir onemi yoktu katliamda eşini, cocuklarını, annesini, babasını kardeşlerini, akrabalarını yitirmis birisi olarak dunya'ya guvenilmemesi gerektiğini bilecek kadar tırmalanmıstı...
Dersim Katliamı uzerine son gunlerde genis tartısmalarla yurutulen siyasetin labirentlerinde istediğiniz kadar derin tahliler yapın, tezler olusturun bu bitimsiz oykuler aramızda akıp durdukca sizin siyasetinizden daha genis manevralar yaratarak kendisini uretir durur. Bu hikayeler kusaklar boyu anlatıp gidecektir dedemden bana gecen bu ağırlık bana dokunup etrafıma hale hale yayılacaktır. Siyasetin rengi değişir yolu baskılasabilir oysa bu oykuler yurege hep aynı renkle yolla sıkısıp kalır..
Siz doğmadan sizin uzerine yazılmıs bir kaderin susmayan yankılarını kendi govdenizde tasıyarak sıradan, olagan bir gunun içerisine tasınıp durabilirmisiniz.
Kendi koklerinizde ağıtlar uguldayıp duruyorken, mezarsız olulerinizle doluyken gectiğiniz tarihiniz ve kor değilseniz ve oyulmamıssa içinizin yas derisi kalb atıslarınızdan, nabız vuruslarınızdan daha onem arz eden bir boslugunuz carpıp durmaktadır bedeninizde..
işte o bedeni gun içerisinde milyonlarcamız oradan oraya tasıyıp durmaktayız... Bizimle beraber ilerleyen tarihin yureginden seslenip yankılar bulmaya calısıyoruz. Belki kirliyiz, belki kotuyuz.. Ama işte bir vahset gunlugunden geliyoruz..
O gunlugun satır aralarında kayıp edilmeye calısılan tarihimizin mağralarına ciziyoruz ruhumuzun korkularını.
Benim topraklarımın sesinden bir damar içimde kanımı dolastıran.. Bir ses, bir ağıt, bir haykırıs.. ben kendi olulerimi arıyorum.Kendi olumlerimden bir yıkıntılar enkazında kendi topragımı kazıyorum.
Hiç bir siyasetin susturamayacağı ağrılar içinde kıvranıyorum, kimse de merak etmesin anamda ağlıyor, bende ağlıyorum, cocugumda ağlayacak... suyun aksi bas donduren sabah aydınlığı ile yol almazsa kimsede merak etmesin
bu topraklarda haykırısın, feryadların kara lanetli bulutları ovalarınızı bırakmaz... O urpertici siyasetin guvenli tasları kırılır bir gun ve merak etme benim ağladığım bir cağda sende yalnızlık yontarsın.. Nasıl olsa dersim orada ve bilin ki tarih içine kıvranmıs cocukları ağlamaya alısık ama gozyaslarını gucsuzluk duskunluğu sayan kendi ağlayacak tarihi bile bulamayanlara inat daha gur ve dik alnını yaslıyor katliamda yitirilmis cocuklarının aşkına....
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar