bugün
- türküm doğruyum çalışkanım11
- fon vurgunu30
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi5
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- aykolik efendi6
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı6
- sabahın 3 ünde gecelikle sarma getiren komşu kızı3
- iltica27
- uzaylı gelinler evlenirken duvar takıyor mu2
- andımız3
- ben bir yahudiyim2
- karın seni çok üzüyor diyen sekreter2
- kolye142
- sabahın 4 ünde ayakta olan 420 yazar2
- çoktan hareket etmiş trene el sallamak2
- öyle koşup varmak ki sen sonra gelmek2
- cam açık ve çıplak uyumak7
- saraca096
- kadınların yedekte erkek tutması6
- ısparta da kanyonda mahsur kalan ihh gönüllüleri5
- düşün ki o bunu okuyor3
- koro halinde ulumak2
- uzaylılar selam verir mi4
- ofis pornosu13
- 5 bin kişinin katıldığı konserde ölüm3
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- saraca09'a yapılan haksızlık3
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek8
- tertemiz delirmek2
- ilişkiye ara vermek10
- emret komutanım sinyor seyfi2
- komşuya hola lopez como estas demek2
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması9
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- marka giyinmek9
- aleyna kalaycıoğlu2
- asansörde konuşmama kuralı9
- uzaylılar kovalasın seni3
- vizyonsuzları bakan yapmak2
- moovit2
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir9
- uzaylılar da tarım yapıyorlar mı2
- iş yerinde ağlayarak sinir krizi geçirmek3
- sabah sabah 1 lt süt içip soğuk taşa oturmak2
- flört etmeyen insanın ilkeli duruşu2
- ölümün çözüm olduğunu düşünmek4
- bu saatte yemek yemek7
- uzaylılar elbise giyer mi2
- uzaylıların amınakoyim2
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
--spoiler--
blu-rip formatında izlediğim gerilim-bilim-kurgu,mistik türlerindeki 2 saatlik bir filmdir. vallaha her şeyden önce söylemeliyimki uçak ve tren kaza sahnelerinde özellikle uçak sahnesinde görsel efekt'in dibine vurmuşlar. gerçekte şahaneydi(insanların ölmesi değil tabi görsel efektleri kastediyorum). yalnız uçak kazasında uçağın hemen yanı başındaki alevler kötü bilgisayar oyunlarındaki alevler gibi dandik gözükmekteydi. hatta kurtlar vadisindekilere bile benziyor diyebilirim. film bir çok filmle ve kitapla bağlantı taşıyor bence. mesela benim en çok bağlantı kurduğum eric abimizin tanrıların arabaları adlı kitabıydı.
çok uzun zaman önce okumama rağmen benzer şeyler olduğunu hatırlıyorum (mesela kitap'da gelişmiş insanlığın birbirini yok edeceğini, birbirlerine atom bombası atacağını ama afrika'nın herhangibir yerindeki kabileye doğal olarak saldırmayacağını ve bu hayatta kalan kabilenin insanlığın kökü olup tekrar büyüyüp gelişmeye başlayacağını ve insanlığın tekrar uygarlık kuracağını anlatmaktaydı. en azından ben böyle hatırlıyorum.)
yalnız filmde sinir bozucu iki unsur vardı. diana ablamız. güzel bir vücudu olabilir ama her holivud filminde klişe haline gelen bir tane başbelası, sinir bozucu karakter koyma olayı bu filmde de diana ablamızda vücut bulmakta. nicolas diyor ki "annen bize kehanetler bahşediyor, annenin yetenekleri var galiba." kadın bağıra çağıra gidiyor. daha sonraki benzin istasyonu sahnesinde de nicolas "boşa mağaraya kaçmayın, oğlum da senle beraber, onla ilgili kararı ben veririm.. mağara işe yaramayacak, 1.5 km aşağıya nüfuz edecek radyasyon"... falan derken kadın "sana inanmıyorum" falan diye tutturuyor. lan adam bilim adamı başka kime inanacaksın. bir de adamın çocuğunu kaçırmışsın. git kendi çocuğunla ne halt ediyorsan et. adamın çocuğunu bırak bari. kadın o kadar sinir bozucu ki nicolas'ın çocuğu zırıl zırıl ağlarken kız'ı annesini bile sormadan koşa koşa gitti uzaylı abilerine. ki aynı sinir bozucu karakter <bkz: the day the earth stood still> filmindeki küçük çocuk'da da vardı. ama o şiddet seven, başına buyruk amerikan toplumunu simgeliyordu en azından.
ikincisi ise diğer tüm filmlerdeki gibi insanların hatta en yakınlarının bile insanlar ölmeden ya da olaylar olmadan kahramana inanmaması. bir kere de inanın be kardeşim!
neyse film'in ilk yarısı merak içinde, görsel efektlere hayran kalarak geçiyor. film'in sonunda uzaylıların uzaylı olmadıklarını anlıyoruz. daha çok meleğe benziyorlardı. çocukların gittiği yer de başka bir gezegenden daha çok cennet'e benziyordu. ordaki görüntü kalitesi de çok iyidi.masal dünyası gibiydi. o son sahnedeki 'please' kısmı hiç olmamış yalnız. nicolas'ın karizma yerlerde sürünmüş. yalnız yine ordaki ikilem çok kötüydü tabi. ya çocuğu onunla kalacak ve ölecek ya da uzaylılarla gidip yaşayacak. çok zor bir karardı.
film'in sonu vasat olmakla beraber çok çok kötü de diyemem yani. sırf uçak kazası sahnesi için bile izleyin derim.
--spoiler--
blu-rip formatında izlediğim gerilim-bilim-kurgu,mistik türlerindeki 2 saatlik bir filmdir. vallaha her şeyden önce söylemeliyimki uçak ve tren kaza sahnelerinde özellikle uçak sahnesinde görsel efekt'in dibine vurmuşlar. gerçekte şahaneydi(insanların ölmesi değil tabi görsel efektleri kastediyorum). yalnız uçak kazasında uçağın hemen yanı başındaki alevler kötü bilgisayar oyunlarındaki alevler gibi dandik gözükmekteydi. hatta kurtlar vadisindekilere bile benziyor diyebilirim. film bir çok filmle ve kitapla bağlantı taşıyor bence. mesela benim en çok bağlantı kurduğum eric abimizin tanrıların arabaları adlı kitabıydı.
çok uzun zaman önce okumama rağmen benzer şeyler olduğunu hatırlıyorum (mesela kitap'da gelişmiş insanlığın birbirini yok edeceğini, birbirlerine atom bombası atacağını ama afrika'nın herhangibir yerindeki kabileye doğal olarak saldırmayacağını ve bu hayatta kalan kabilenin insanlığın kökü olup tekrar büyüyüp gelişmeye başlayacağını ve insanlığın tekrar uygarlık kuracağını anlatmaktaydı. en azından ben böyle hatırlıyorum.)
yalnız filmde sinir bozucu iki unsur vardı. diana ablamız. güzel bir vücudu olabilir ama her holivud filminde klişe haline gelen bir tane başbelası, sinir bozucu karakter koyma olayı bu filmde de diana ablamızda vücut bulmakta. nicolas diyor ki "annen bize kehanetler bahşediyor, annenin yetenekleri var galiba." kadın bağıra çağıra gidiyor. daha sonraki benzin istasyonu sahnesinde de nicolas "boşa mağaraya kaçmayın, oğlum da senle beraber, onla ilgili kararı ben veririm.. mağara işe yaramayacak, 1.5 km aşağıya nüfuz edecek radyasyon"... falan derken kadın "sana inanmıyorum" falan diye tutturuyor. lan adam bilim adamı başka kime inanacaksın. bir de adamın çocuğunu kaçırmışsın. git kendi çocuğunla ne halt ediyorsan et. adamın çocuğunu bırak bari. kadın o kadar sinir bozucu ki nicolas'ın çocuğu zırıl zırıl ağlarken kız'ı annesini bile sormadan koşa koşa gitti uzaylı abilerine. ki aynı sinir bozucu karakter <bkz: the day the earth stood still> filmindeki küçük çocuk'da da vardı. ama o şiddet seven, başına buyruk amerikan toplumunu simgeliyordu en azından.
ikincisi ise diğer tüm filmlerdeki gibi insanların hatta en yakınlarının bile insanlar ölmeden ya da olaylar olmadan kahramana inanmaması. bir kere de inanın be kardeşim!
neyse film'in ilk yarısı merak içinde, görsel efektlere hayran kalarak geçiyor. film'in sonunda uzaylıların uzaylı olmadıklarını anlıyoruz. daha çok meleğe benziyorlardı. çocukların gittiği yer de başka bir gezegenden daha çok cennet'e benziyordu. ordaki görüntü kalitesi de çok iyidi.masal dünyası gibiydi. o son sahnedeki 'please' kısmı hiç olmamış yalnız. nicolas'ın karizma yerlerde sürünmüş. yalnız yine ordaki ikilem çok kötüydü tabi. ya çocuğu onunla kalacak ve ölecek ya da uzaylılarla gidip yaşayacak. çok zor bir karardı.
film'in sonu vasat olmakla beraber çok çok kötü de diyemem yani. sırf uçak kazası sahnesi için bile izleyin derim.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar