bugün
- osuruktan şiirler30
- modern insanın mutlu olma ihtimali4
- buluşulan sözlük beyinin 16 yaşında çıkması6
- küçük sürprizler yapmak3
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları8
- velvet'in aylık geliri4
- herkesi yakalayan falcı yalanları2
- karınızın mini giymesine izin verir misiniz2
- bir gün uludağda kapanacak3
- ben geldim kerkenezler18
- yazarların özel mesaj sayıları5
- uludağ sözlükte yazma hevesini kaybetmek3
- müsavat dervişoğlu vs meral akşener2
- ölüp hayalet olarak geri gelmek3
- çocukluğun son günü2
- claudian clouds22
- kısır9
- sözlükten soğuma nedenleri14
- normal taklidi yapmak4
- iyi parti17
- uludağ sözlük evreni13
- 777 diyen erkolar8
- maddesel gerçekliği manipüle edebilen zihin4
- devletin temeli adalettir2
- gece yolda sessizce yürüyen esrarengiz adam2
- hiç geçmeyen huzursuzluk hissi4
- yapay zekaya entry yazdıran yazar6
- uzaylıların dünyayı düşük puanlayıp gitmesi2
- hayatının başrolünü başkasına vermek3
- akrep burcu kini8
- simko315
- kanal ayarlama 1500 lira2
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi10
- gollumun gözü yüzükte6
- iyi bir insan olmak3
- sevgiliye sorulan ilginç sorular5
- hoppili gillini ve ömer yıldırım4
- saçını pembeye boyayan erkek6
- perdeyi küfür eder gibi çeken karşı komşu2
- sözlük yazarlarını bugün mutlu eden şeyler2
- fenerbahçe küme düşer mi3
- mehdi aleyhisselam6
- sürekli türkçülerin soyunu araştıran kürtçü10
- gece araba lastiğine ateş eden yabancı2
- alttaki yazara motto ver16
- zıtlıklardan doğan ilişki2
- çerçeve yasa35
- tekken tag tournament3
- yeni parti'nin kürtçü olması2
- gün tabağı5
yeni adresi http://www.eksibesiktas.com/ olan oluşum.
fevzi nin ıskası isimli süper bir eser de mavcuttur.
--spoiler--
Sondan 5. haftaydı, Galatasaray'dan 5 puan gerideydik. Galatasaray dediğime bakmayın, Galatasaray'dan fazlasıydı o kadro, Hagi'si, Taffarel'i, Popescu'su, Suat-Okan-Emre gibi 7 cücelerden futbola transfer edilmiş böcek diye tabir ettiğimiz kene gibi yapışan presçileri, havada gördüğü her şeye kafa atan Hakan Şükür'ü, ceza sahasına girdikten sonra 3 adımda atlamada Marion Jones'a rakip olacak yegane Türk olan Arif Erdem'i, Fenerbahçeli Bilica'nın one-night stand takıldığı Capone'u, saha dışında güzel içinde çirkin kaptanları Bülent'i ile gerçek bir efsanedir o kadro. O sene UEFA'yı kaldıran kadro, Türkiye'de bir ara en yakın rakibi Beşiktaş'la arasındaki farkı 11 puana çıkarmış, ancak 12 maç üstüste kazanan Beşiktaş puan farkını 5'e kadar çekmişti. Bu 12 maçta, benim unutulmaz efsanem Ahmet Dursun'a bir nebze olsun yıpranmış ve yorgun efsanelerimiz Mehmet Özdilek ve Ertuğrul Sağlam eşlik etmiş, Ahmet Dursun'un mucizevi performansı lige tutunmamız sağlamıştı.
Sıcak bir bahar akşamında, Tele On evimize giremediği için, bir kahveye doluşmuştuk umutları zula ederek. Avrupa'dan bize ne diyerek, Ahmet Dursun Fevzi tutsun gibi kötü bir bir espri yapmadan tavşan kanı çayları içerek izlenen ilk yarının sonuna doğru, sabık sarı esinti A.A.'nın yaptığı ortayı Şifo kafasıyla aşırarak golü kaydetmiş, zuladaki umutların 4 haftaki sonraki şampiyonluğu çağırmasını sağlamıştı. O efsane kadro karşısında çok iyi top oynadı benim biricik sevdam o gece... Ali Eren hiç bu kadar yakışıklı gelmemişti gözüme, Schaefer 32'sinden sonra sanki orta yapmayı öğrenmişti, Ertuğrul Türk futbol tarihinin en pahallı futbolcusu bir dönem bendim unutmayın der gibiydi. Jamal Sellami'yi yalnızca o maçta izleyen Real Madrid yönetimi, yaşlanan Hierro'nun yerine aranan kanı bulduk gibi talihsiz bir açıklama yapmıştı dersem, evet o zaman eşeği suya sokup sokup çıkartmış olurum. Nihat Kahveci bir maçlığına kepçe kulaklı değil, Tayfur Havutçu bir maçlık da olsa pelteklikten kurtulmuştu; işte öyle ruhani ve ilahi bir geceydi o gece...
Sabık sarı esinti 2. yarıda ceza sahasında Bülent K. tarafından biçilmiş, adam öldürmeye teşebbüs olan pozisyon hakem Orhan Erdemir tarafından meşru müdafa sayılmıştı, meşruiyetin nerde olduğunu Hatemi Hoca bile anlamamıştı, ancak ne yazık ki yeşil sahadaki tek hakim kara gömleklilerden biriydi ve yine her zamanki gibi dediği olmuştu.
Dakika 80'i doldurduğunda, tehlikeli sayılmayacak bir atakta ara parasına giren Sead Dost Halilagiç, Fevzi'ye büyük bir dost kazığında bulunuyor ve ona bir geri pası veriyordu. Doğup büyüdüğüm memlekette babamın garsonluk yapan bir öğrencisinin garip bir tiki vardı, ona hamsi diyenin annesini gayet net olarak en galiz şekilde halini hatrını sorardı, en garibi de bu adam bir balık lokantasında garsonluk yapmaktaydı. Fevzi de benzer bir tiki bu maçtan sonra edinmişti, gerçi ona hamsi demek yerine arkadaşları geri pası veriyordu tikinin gerçekliğini denemek için ve her defasında annelerinin kulaklarının çınlamasını sağlıyorlardı.
1-1 bitti o maç, son 10 dakkada çıkaramadık o golü... Gitti şampiyonluk, belki kazansaydık bile olamayacaktık. Fevzi iflah olmadı o maçtan sonra, kariyeri tam bir pike düşüşü yaptı, bu sırada eşi de onu çirkin biçimde çokçana üzdü diye duyuldu, o sıralar milli kaleci olan Fevzi, geri dönülmeyen yola doğru girdi ve gidebileceği en kötü kulüplerde oynadı.
Hayatımın hatırı sayılı dramatik anlarından biriydi bu ıska. Zula yapılan umutlar, zulaladığınız ve bir arkadaşınızca bulunmuş bir çikolatanın hoyratça tüketimesi tadında silindi gitti. O maçtan sonra uzun süre gülümsemedim, 16 yaşımdaydım ve hayatımda yaşayabileceğim en tatlı melankolilerden birini yaşayabilmenin arifesindeydim. Tadına vara vara yaşadım o melankoliyi yaklaşık bir iki ay... Öylesine tatlıydı ki... Futbol hakkında konuşmaz oldum, henüz yeni müptelası olduğum CM'yi uninstall ederek CD'yi kendimin dahi bulamayacağım bir yere sakladım, halı sahanın önünden dahi geçmedim. Bahardı ve doğa canlanıyordu, bunları takip ettim, kimi zaman ilber Ortaylı Osmanlı tarihiyle ilgili benle söyleşi yapmak için evime misafir oldu, yalnızca onla görüştüm. Ve kendisi bir gün bana, arabalılar yani saraylılar takımından bahsedince, ona " Üstadım, bu konuda ben sizden daha üstadım" dedim ve melankoli orada son buldu. Elbette biliyordum ilber Ortaylı'nın Bafra'nın Gazipaşa Mahallesi'ne bir kez dahi uğramadığını ama, o melanoli bana böylesine bir hayali gerçek tadında yaşattı.
O günden sonra attığım her ıskada, Fevzi Tuncay'ı hatırlar oldum. O ıska, Fevzi'nin yaşayabileceği muhteşem bir kariyeri heba etmişti, ben de her ıskada yaşanması artık namümkün olan güzellikleri düşünüp hayıflandım durdum. Ancak her ıskadan sonra, kısa süreli de olsa yaşadım kendi melanolimi ince ince... Her melankolinin sonu ise, ilber Hoca'nın bahsettiği arabalılar takımıyla son buldu...
"Bazen sevinç, paso keder Beşiktaşım ömre bedel..."
Not: Malum maçı hatırlamak isteyenlere: https://www.youtube.com/watch?v=js14K0V892Q
--spoiler--
fevzi nin ıskası isimli süper bir eser de mavcuttur.
--spoiler--
Sondan 5. haftaydı, Galatasaray'dan 5 puan gerideydik. Galatasaray dediğime bakmayın, Galatasaray'dan fazlasıydı o kadro, Hagi'si, Taffarel'i, Popescu'su, Suat-Okan-Emre gibi 7 cücelerden futbola transfer edilmiş böcek diye tabir ettiğimiz kene gibi yapışan presçileri, havada gördüğü her şeye kafa atan Hakan Şükür'ü, ceza sahasına girdikten sonra 3 adımda atlamada Marion Jones'a rakip olacak yegane Türk olan Arif Erdem'i, Fenerbahçeli Bilica'nın one-night stand takıldığı Capone'u, saha dışında güzel içinde çirkin kaptanları Bülent'i ile gerçek bir efsanedir o kadro. O sene UEFA'yı kaldıran kadro, Türkiye'de bir ara en yakın rakibi Beşiktaş'la arasındaki farkı 11 puana çıkarmış, ancak 12 maç üstüste kazanan Beşiktaş puan farkını 5'e kadar çekmişti. Bu 12 maçta, benim unutulmaz efsanem Ahmet Dursun'a bir nebze olsun yıpranmış ve yorgun efsanelerimiz Mehmet Özdilek ve Ertuğrul Sağlam eşlik etmiş, Ahmet Dursun'un mucizevi performansı lige tutunmamız sağlamıştı.
Sıcak bir bahar akşamında, Tele On evimize giremediği için, bir kahveye doluşmuştuk umutları zula ederek. Avrupa'dan bize ne diyerek, Ahmet Dursun Fevzi tutsun gibi kötü bir bir espri yapmadan tavşan kanı çayları içerek izlenen ilk yarının sonuna doğru, sabık sarı esinti A.A.'nın yaptığı ortayı Şifo kafasıyla aşırarak golü kaydetmiş, zuladaki umutların 4 haftaki sonraki şampiyonluğu çağırmasını sağlamıştı. O efsane kadro karşısında çok iyi top oynadı benim biricik sevdam o gece... Ali Eren hiç bu kadar yakışıklı gelmemişti gözüme, Schaefer 32'sinden sonra sanki orta yapmayı öğrenmişti, Ertuğrul Türk futbol tarihinin en pahallı futbolcusu bir dönem bendim unutmayın der gibiydi. Jamal Sellami'yi yalnızca o maçta izleyen Real Madrid yönetimi, yaşlanan Hierro'nun yerine aranan kanı bulduk gibi talihsiz bir açıklama yapmıştı dersem, evet o zaman eşeği suya sokup sokup çıkartmış olurum. Nihat Kahveci bir maçlığına kepçe kulaklı değil, Tayfur Havutçu bir maçlık da olsa pelteklikten kurtulmuştu; işte öyle ruhani ve ilahi bir geceydi o gece...
Sabık sarı esinti 2. yarıda ceza sahasında Bülent K. tarafından biçilmiş, adam öldürmeye teşebbüs olan pozisyon hakem Orhan Erdemir tarafından meşru müdafa sayılmıştı, meşruiyetin nerde olduğunu Hatemi Hoca bile anlamamıştı, ancak ne yazık ki yeşil sahadaki tek hakim kara gömleklilerden biriydi ve yine her zamanki gibi dediği olmuştu.
Dakika 80'i doldurduğunda, tehlikeli sayılmayacak bir atakta ara parasına giren Sead Dost Halilagiç, Fevzi'ye büyük bir dost kazığında bulunuyor ve ona bir geri pası veriyordu. Doğup büyüdüğüm memlekette babamın garsonluk yapan bir öğrencisinin garip bir tiki vardı, ona hamsi diyenin annesini gayet net olarak en galiz şekilde halini hatrını sorardı, en garibi de bu adam bir balık lokantasında garsonluk yapmaktaydı. Fevzi de benzer bir tiki bu maçtan sonra edinmişti, gerçi ona hamsi demek yerine arkadaşları geri pası veriyordu tikinin gerçekliğini denemek için ve her defasında annelerinin kulaklarının çınlamasını sağlıyorlardı.
1-1 bitti o maç, son 10 dakkada çıkaramadık o golü... Gitti şampiyonluk, belki kazansaydık bile olamayacaktık. Fevzi iflah olmadı o maçtan sonra, kariyeri tam bir pike düşüşü yaptı, bu sırada eşi de onu çirkin biçimde çokçana üzdü diye duyuldu, o sıralar milli kaleci olan Fevzi, geri dönülmeyen yola doğru girdi ve gidebileceği en kötü kulüplerde oynadı.
Hayatımın hatırı sayılı dramatik anlarından biriydi bu ıska. Zula yapılan umutlar, zulaladığınız ve bir arkadaşınızca bulunmuş bir çikolatanın hoyratça tüketimesi tadında silindi gitti. O maçtan sonra uzun süre gülümsemedim, 16 yaşımdaydım ve hayatımda yaşayabileceğim en tatlı melankolilerden birini yaşayabilmenin arifesindeydim. Tadına vara vara yaşadım o melankoliyi yaklaşık bir iki ay... Öylesine tatlıydı ki... Futbol hakkında konuşmaz oldum, henüz yeni müptelası olduğum CM'yi uninstall ederek CD'yi kendimin dahi bulamayacağım bir yere sakladım, halı sahanın önünden dahi geçmedim. Bahardı ve doğa canlanıyordu, bunları takip ettim, kimi zaman ilber Ortaylı Osmanlı tarihiyle ilgili benle söyleşi yapmak için evime misafir oldu, yalnızca onla görüştüm. Ve kendisi bir gün bana, arabalılar yani saraylılar takımından bahsedince, ona " Üstadım, bu konuda ben sizden daha üstadım" dedim ve melankoli orada son buldu. Elbette biliyordum ilber Ortaylı'nın Bafra'nın Gazipaşa Mahallesi'ne bir kez dahi uğramadığını ama, o melanoli bana böylesine bir hayali gerçek tadında yaşattı.
O günden sonra attığım her ıskada, Fevzi Tuncay'ı hatırlar oldum. O ıska, Fevzi'nin yaşayabileceği muhteşem bir kariyeri heba etmişti, ben de her ıskada yaşanması artık namümkün olan güzellikleri düşünüp hayıflandım durdum. Ancak her ıskadan sonra, kısa süreli de olsa yaşadım kendi melanolimi ince ince... Her melankolinin sonu ise, ilber Hoca'nın bahsettiği arabalılar takımıyla son buldu...
"Bazen sevinç, paso keder Beşiktaşım ömre bedel..."
Not: Malum maçı hatırlamak isteyenlere: https://www.youtube.com/watch?v=js14K0V892Q
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar