bugün
- 1 80 boyunda kadın olmak9
- erkeği karizmatik gösteren şeyler8
- netflix yapımı izleyen erkek gizli eşcinseldir9
- izmirin en güzel semtleri11
- 22 ekim 2026 trabzonspor hearts maçı9
- bir tırcı sevmek11
- türkiye23
- istanbul6
- fransa da sokağa çıkma yasakları10
- sözlüğün 1 60 boyunda kızlara olan düşmanlığı4
- uçanyarrak317
- queen ravenna ifşası7
- akepe dönemi15
- hayatın son gününde yapılabilecekler3
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- fırın sütlaç2
- türkiyenin geleceği5
- uefa şampiyonlar ligi6
- insanların eylemleri de allah'tan mı2
- hoparlör mü hoporlör mü höpörlör mü aporlor mu12
- iran meclis başkanı kalibaf'ın abd'ye seslenmesi2
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey19
- ben geldim naneler12
- migros ta satılan 1 alana 1 bedava rotring kalem9
- la loba22
- lille osc7
- uludağ sözlük te çok karı kız var diyorlar8
- anın görüntüsü24
- futbol16
- sözlüğün kerhaneye dönmesi2
- lille6
- evli olduğunu gizleyen yazarlar17
- engineer2820
- galatasaray14
- fransa14
- teomancalmasur6
- kitap okumanın bir sike yaramaması5
- avrupa7
- nickin yanında yaş da yazsın16
- hastane acil bölümü7
- nervio'nun ayakları17
- gürcü ile kürtçü6
- kelle paça5
- eski sevgilinin bıraktığı iz15
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- eski yazarlar geri gelsin12
- felsefe ile ilgileneceğine kadın programı izlemek8
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı4
- nasılsınız8
- çorabın tekinin hep kaybolması4
"neyse, zaten arsenal taraftarıymış" dedirten hayal kırıklığı.
öncelikle hikayenin asıl adamı gayet dövülesi bir tip. babasına yaptığı gıcık hareketlerle başlıyor zaten kitap. daha sonra kendine acıma, tripler vs. daha sonra taraftarları bir aşağılama, en gerçek taraftar olduğunu belirtme halleri. arsenal'in fanatik taraftarını öyle sikip atıyor ki bir an acıdım adamlara. holiganları kimse sevmez tamam da bir sus be adam. sen olmasan klup batacak sanki.
neyse asıl gelmek istediğim nokta -türkçe çevirisini okuduğum için- kitabın anlatımı. benim becereksizliğim de olabilir ama kitabın içine girmek (kelimelerde kaybolmak, cümleler arasında dağılmak) mümkün değil, anlatım o kadar karışık ki. aynı paragaf içinde beş farklı konuya atlayıp, iki kişiden alıntı olabiliyor. bunların üstüne bir de bağış erten'in felaket çevirisi ile kitap çekilmez bir hâl alıyor.
bir kitapta olabilecek en gıcık şey çevirmenin notu saçmalığıdır. 'şimdi siz bilmezsiniz, gelin sizi bilgi birikimim ile aydınlatayım' demenin densiz bir yolu. bağış erten buna daha ilk sayfadan başlıyor, üstelik * koyarak sayfa altında bir uyarıyla değil okuduğunuz paragrafın orta yerine konuşlanarak. dağılmaya teşne dengenize son çelmeyi de bağış erten takıyor. -görüldüğü üzere ağdalı cümle kurmak inanılmaz bir yetenek değil. bu cümlelerin kişiliğini kaybedip bütünü (kitap) oluşturacak hale gelmesi mesele- neyse efendim bundan sonra çok basit çeviri hataları da göze batmaya başlıyor. "anne-veya-babasız-pazar-ikindisi-hayvanat-bahçesi-ziyareti-problemi". bu cümle tırnağına kadar kitaptan alıntı. cümleyi okurken tınıda bir yanlış olduğunu, şurada annesiz veya babasız denmesi gerektiğini fark etmek çok mu zor. son olarak çevirmenin fazla insiyatif kullanması durumu da var kitapta. bir yerde 'hatice de netice de önemli' deniyor kitapta. belki benim bilgi birikimiminin öküzlüğü ama var mı böyle bir deyim ingilizce'de. hayır türkçe'deki kullanımı bile deyim sayılır mı; o zaman "çarşı herşeye karşı" bir atasözü müdür?
bunlar detay olarak gözükebilir ama insanı kitaptan soğutan şeyler detaydır zaten. yüzüklerin efendisi serisini okumak en fazla beş gün sürüyorsa bu kitabı bitirmek iki hafta almamalı.
öncelikle hikayenin asıl adamı gayet dövülesi bir tip. babasına yaptığı gıcık hareketlerle başlıyor zaten kitap. daha sonra kendine acıma, tripler vs. daha sonra taraftarları bir aşağılama, en gerçek taraftar olduğunu belirtme halleri. arsenal'in fanatik taraftarını öyle sikip atıyor ki bir an acıdım adamlara. holiganları kimse sevmez tamam da bir sus be adam. sen olmasan klup batacak sanki.
neyse asıl gelmek istediğim nokta -türkçe çevirisini okuduğum için- kitabın anlatımı. benim becereksizliğim de olabilir ama kitabın içine girmek (kelimelerde kaybolmak, cümleler arasında dağılmak) mümkün değil, anlatım o kadar karışık ki. aynı paragaf içinde beş farklı konuya atlayıp, iki kişiden alıntı olabiliyor. bunların üstüne bir de bağış erten'in felaket çevirisi ile kitap çekilmez bir hâl alıyor.
bir kitapta olabilecek en gıcık şey çevirmenin notu saçmalığıdır. 'şimdi siz bilmezsiniz, gelin sizi bilgi birikimim ile aydınlatayım' demenin densiz bir yolu. bağış erten buna daha ilk sayfadan başlıyor, üstelik * koyarak sayfa altında bir uyarıyla değil okuduğunuz paragrafın orta yerine konuşlanarak. dağılmaya teşne dengenize son çelmeyi de bağış erten takıyor. -görüldüğü üzere ağdalı cümle kurmak inanılmaz bir yetenek değil. bu cümlelerin kişiliğini kaybedip bütünü (kitap) oluşturacak hale gelmesi mesele- neyse efendim bundan sonra çok basit çeviri hataları da göze batmaya başlıyor. "anne-veya-babasız-pazar-ikindisi-hayvanat-bahçesi-ziyareti-problemi". bu cümle tırnağına kadar kitaptan alıntı. cümleyi okurken tınıda bir yanlış olduğunu, şurada annesiz veya babasız denmesi gerektiğini fark etmek çok mu zor. son olarak çevirmenin fazla insiyatif kullanması durumu da var kitapta. bir yerde 'hatice de netice de önemli' deniyor kitapta. belki benim bilgi birikimiminin öküzlüğü ama var mı böyle bir deyim ingilizce'de. hayır türkçe'deki kullanımı bile deyim sayılır mı; o zaman "çarşı herşeye karşı" bir atasözü müdür?
bunlar detay olarak gözükebilir ama insanı kitaptan soğutan şeyler detaydır zaten. yüzüklerin efendisi serisini okumak en fazla beş gün sürüyorsa bu kitabı bitirmek iki hafta almamalı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar