bugün
- sözlük yazarlarının salatalıkları13
- özledim mesajına verilecek cevaplar7
- takı takmayı çok seven kız7
- sürekli ilgi bekleyen erkek9
- sözlükte herkesin avcı olması12
- sözlükteki zorbalar12
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu16
- sözlükteki şer çetesi9
- izmirbeyefendisi13
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam5
- sinoplular nasıl insanlardır7
- ağzıyla içemeyen insan6
- bıçak kemiğe dayandı6
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- sözlükteki büyücüler5
- gocu50
- zeki demirkubuz4
- sözlüğe farklı bir kimlik ile sızmak5
- sözlükte içki fotoğrafı paylaşan tip6
- sivaslılar5
- deccalin sözlükte olma ihtimali5
- hayatın vura vura öğrettiği gerçekler2
- kuzukulağı3
- kılıçlar çekildi bu bir düello5
- berhan şimşek'in kadına şiddet görüntüsü10
- alkolün beyin hücreleri üzerindeki etkileri4
- isa mesih'in ikinci kez geleceği gerçeği4
- sinoplu diyojen4
- ayak bileğini emojiyle kapatan türbanlı2
- şeyhinin kapısında havlayan çomar2
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı17
- paris saint germain8
- yerin 2 bin 900 km altında 6 gizemli yapı keşfi3
- 5 eylül 2026 türkiye sırbistan voleybol maçı6
- kıyamet alametleri3
- hoşlandığın kızın komünist çıkması11
- sözlükte kavga çıkarsa gocunun kini tutuyoruz9
- online listesi nereye gitti3
- 5 eylül 2026 köprülerin özelleştirilmesi13
- çıplak gösteren gözlük5
- durduramazsınız ak parti geliyor9
- melih gökçek17
- elm sokağına'un certain regard ile girmek2
- 1 kötünü 40 iyiye zararı3
- istanbul ve bütün türkiye ev kiraları ne olacak7
- iyilik vs fedakarlık5
- savaş çıksa en önden kaçacak ekip20
- aga zaten senin bir tarafın çok kalkmıştı3
- erkekler neden kızların aşırı ilgisinden soğur6
- yoga2
"neyse, zaten arsenal taraftarıymış" dedirten hayal kırıklığı.
öncelikle hikayenin asıl adamı gayet dövülesi bir tip. babasına yaptığı gıcık hareketlerle başlıyor zaten kitap. daha sonra kendine acıma, tripler vs. daha sonra taraftarları bir aşağılama, en gerçek taraftar olduğunu belirtme halleri. arsenal'in fanatik taraftarını öyle sikip atıyor ki bir an acıdım adamlara. holiganları kimse sevmez tamam da bir sus be adam. sen olmasan klup batacak sanki.
neyse asıl gelmek istediğim nokta -türkçe çevirisini okuduğum için- kitabın anlatımı. benim becereksizliğim de olabilir ama kitabın içine girmek (kelimelerde kaybolmak, cümleler arasında dağılmak) mümkün değil, anlatım o kadar karışık ki. aynı paragaf içinde beş farklı konuya atlayıp, iki kişiden alıntı olabiliyor. bunların üstüne bir de bağış erten'in felaket çevirisi ile kitap çekilmez bir hâl alıyor.
bir kitapta olabilecek en gıcık şey çevirmenin notu saçmalığıdır. 'şimdi siz bilmezsiniz, gelin sizi bilgi birikimim ile aydınlatayım' demenin densiz bir yolu. bağış erten buna daha ilk sayfadan başlıyor, üstelik * koyarak sayfa altında bir uyarıyla değil okuduğunuz paragrafın orta yerine konuşlanarak. dağılmaya teşne dengenize son çelmeyi de bağış erten takıyor. -görüldüğü üzere ağdalı cümle kurmak inanılmaz bir yetenek değil. bu cümlelerin kişiliğini kaybedip bütünü (kitap) oluşturacak hale gelmesi mesele- neyse efendim bundan sonra çok basit çeviri hataları da göze batmaya başlıyor. "anne-veya-babasız-pazar-ikindisi-hayvanat-bahçesi-ziyareti-problemi". bu cümle tırnağına kadar kitaptan alıntı. cümleyi okurken tınıda bir yanlış olduğunu, şurada annesiz veya babasız denmesi gerektiğini fark etmek çok mu zor. son olarak çevirmenin fazla insiyatif kullanması durumu da var kitapta. bir yerde 'hatice de netice de önemli' deniyor kitapta. belki benim bilgi birikimiminin öküzlüğü ama var mı böyle bir deyim ingilizce'de. hayır türkçe'deki kullanımı bile deyim sayılır mı; o zaman "çarşı herşeye karşı" bir atasözü müdür?
bunlar detay olarak gözükebilir ama insanı kitaptan soğutan şeyler detaydır zaten. yüzüklerin efendisi serisini okumak en fazla beş gün sürüyorsa bu kitabı bitirmek iki hafta almamalı.
öncelikle hikayenin asıl adamı gayet dövülesi bir tip. babasına yaptığı gıcık hareketlerle başlıyor zaten kitap. daha sonra kendine acıma, tripler vs. daha sonra taraftarları bir aşağılama, en gerçek taraftar olduğunu belirtme halleri. arsenal'in fanatik taraftarını öyle sikip atıyor ki bir an acıdım adamlara. holiganları kimse sevmez tamam da bir sus be adam. sen olmasan klup batacak sanki.
neyse asıl gelmek istediğim nokta -türkçe çevirisini okuduğum için- kitabın anlatımı. benim becereksizliğim de olabilir ama kitabın içine girmek (kelimelerde kaybolmak, cümleler arasında dağılmak) mümkün değil, anlatım o kadar karışık ki. aynı paragaf içinde beş farklı konuya atlayıp, iki kişiden alıntı olabiliyor. bunların üstüne bir de bağış erten'in felaket çevirisi ile kitap çekilmez bir hâl alıyor.
bir kitapta olabilecek en gıcık şey çevirmenin notu saçmalığıdır. 'şimdi siz bilmezsiniz, gelin sizi bilgi birikimim ile aydınlatayım' demenin densiz bir yolu. bağış erten buna daha ilk sayfadan başlıyor, üstelik * koyarak sayfa altında bir uyarıyla değil okuduğunuz paragrafın orta yerine konuşlanarak. dağılmaya teşne dengenize son çelmeyi de bağış erten takıyor. -görüldüğü üzere ağdalı cümle kurmak inanılmaz bir yetenek değil. bu cümlelerin kişiliğini kaybedip bütünü (kitap) oluşturacak hale gelmesi mesele- neyse efendim bundan sonra çok basit çeviri hataları da göze batmaya başlıyor. "anne-veya-babasız-pazar-ikindisi-hayvanat-bahçesi-ziyareti-problemi". bu cümle tırnağına kadar kitaptan alıntı. cümleyi okurken tınıda bir yanlış olduğunu, şurada annesiz veya babasız denmesi gerektiğini fark etmek çok mu zor. son olarak çevirmenin fazla insiyatif kullanması durumu da var kitapta. bir yerde 'hatice de netice de önemli' deniyor kitapta. belki benim bilgi birikimiminin öküzlüğü ama var mı böyle bir deyim ingilizce'de. hayır türkçe'deki kullanımı bile deyim sayılır mı; o zaman "çarşı herşeye karşı" bir atasözü müdür?
bunlar detay olarak gözükebilir ama insanı kitaptan soğutan şeyler detaydır zaten. yüzüklerin efendisi serisini okumak en fazla beş gün sürüyorsa bu kitabı bitirmek iki hafta almamalı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar