bugün
- vincenzo montella'nın halen istifa etmemiş olması9
- aç olmak ama ne yemek istediğini bilmemek3
- treni kaçırmak5
- kızın yanında güvercin avuçlayıp özgürsün demek3
- yuzırların süper güçleri4
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı52
- enteresan beddualar4
- maasların anormal yuksek olması4
- duş alıp yatağa çırılçıplak atlamak2
- haiti3
- iç anadolu ağzı3
- markette taze fasulye 100 tl köylü satıyor 100 tl3
- sinekkaydı gezmenin bağımlılık yapması3
- yaz gribi3
- sözlüğe aile armalı robdöşambırla gelmek2
- erkeklere çekici gelen kadın meslekleri10
- aşure günü2
- kütahya da inşaat iskelesi çökmesi2
- sersem gibi görünmek2
- katolik varoluşçu filozof herr ismet gürbüngen2
- ankara mı istanbul mu10
- berberlere zam gelmesi7
- platonik aşk3
- 20 haziran 2026 hollanda isveç maçı3
- aylık 362 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- tımarhanede akli dengeyi yitirerek ölmek2
- alkolü bırakmak2
- düşüncelerin gücü3
- muz cumhuriyeti2
- her gün tıraş olmak3
- derin devlet2
- dünyevi nihilizm3
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi12
- vagus siniri2
- suavi nin konyalı olması3
- sabah 5de uyananı ziksinler3
- ahıra giriş2
- deniz gül2
- tek başına tatile giden erkek2
- istanbul vapurları3
- destur zall hazretleri online3
- erkeklerin akılsızlıkları9
- nuh tufanı olayı gerçek midir11
- aslan burcunun karakteristik özellikleri6
- kayahan'ın en güzel şarkısı12
- seni hayata bağlayan şey4
- okulda felsefe dersinin gereksiz görülmesi2
- 13 seçim kaybetmedim7
- 20 haziran 2026 tr'nin dünya kupasından elenmesi2
- kedilerle iletişimin gizli yolu4
şimdi uzun uzun bir şeyler karalasam biliyorum ki söversiniz. mühim değil.
bu şehre yerleşmek üzere ilk geldiğim günü çok iyi hatırlıyorum, şaşırdınız di mi lan.
annem sarıldı, öptü, ağladı, kendine iyi bak, insanlara güvenme dedi gitti. hamurumdaki kazmalık cümlenin sonunda saklı. konuyu dağıttık yine lan. neyse.
evet ilk geldiğim gün. üniversiteye başlıyorum ama yaşım epey bir küçük. insan o yaşta liseye başlıyor lan. neyse abartmayalım 16 yaşıma girmişim. gözüme ilk takılan takdir edersiniz ki duvarlardaki devasa i melih gökçek posteri oldu. moralim bozuldu. 18 tercihten sadece 2 tanesi ankarayken, nasıl oluyor da burdayım dedim kendi kendime.
sonra zamanla ilk ankara travmam olan gökçek posteri sorununa çözüm buldum. yürürken rastlarsam sakızımı balon haline getirip o baloncukları göz kısmına yapıştırdım. evet melih, onların hepsini ben yaptım. ayrıca belirteyim sırf bu amaçla yanımda kutu kutu sakız taşıdım, inkar edecek değilim.
zamanla alışmaya başladık şehre söve söve de olsa. o ikileme başka bir şey esasında ama, anladınız söyletmeyin.
yeni insanlar, tanımadığın yüzlere aşina olmaya başlama, ergenlik tabiriyle ortamlara akma. ikinci travmam da tam bu mevzu üzerine zaten. ilk bir senemde her mekana girişte sıkıntı yaşadım. hayır yaş 16 ama görüntü 13 öyle bir fena durum. sıçmışım sıvıyorum yani. hiç unutmam en çok da saklıkent duman konserine giremeyince üzülmüştüm lan. hayır neyine senin o yaşta saklıkent demedi kimse tabi, bilet de elimde patladı. şimdi s.kseler gitmem o ayrı. yine büyük konuştuk, neyse unutun son dediğimi.
zamanla çevresi sabitleşiyor insanın, hoş. insanları tanımaya çalışmaktan yorulmuş bünye artık cebinde hali hazırdaki dostlarla yaşamını idame ettiriyor, o daha da hoş. zuhal olcay'ın ankara da aşık olmak zor deyişinin sebebini anlıyor insan. ankara soğuktur. ankaralı'ya aşık olmak üşütür.
geçiyor biraz zaman. burnunu nereye soksan bir tanıdık çıkmaya başlıyor. selamlaşmalardan zevk almaya başlıyorsun.
favori mekanların oluyor. misal su'dem diye bir mekan vardır, kıymetlidir benim için. o mekanın binasını yıkan çankaya belediyesi'ne de yeri gelmişken ayrıca sövmek istiyorum. o binayla birlikte anılarımı da yıktınız lan!
yılmaz erdoğan'ın ankara şiirini dinledikten sonra ankara'yı en çok kış mevsiminde sevmeye başladım. üşüdüm, sarıldım. kulağımda kulaklık mp3te yılmaz erdoğan, yanımda güvendiklerim çok yürüdüm. en kötü sesimle yükseklere çıkıp bağırdım, çığlık attım, rahatladım. konur sokakta eylemlere katıldım. her ergen gibi yüksel'deki heykellerle konuştum. güven parktan geçerken hep arkayı kolladım. herkes gibi kızılay'daki çevik kuvvetten laf yedim.
11'de biten otobüsler yüzünden tüm sermayeyi hep taksicilere harcadım. varlığından asla yoksun olmayacağımı bildiğim gerçek bir dost edindim. ankara'yı en çok onunlayken sevdim. meclisin önündeki parkta inadına karl marx okudum.
belki istanbul gibi tapılacak, izmir gibi aşık olunacak bir şehir olmadı ankara hiç.
tapılan anıların yaşandığı, şahsi kıymetler üzerine kuruludur ankara. her bir kaldırım taşındaki gülümsetecek hatıralarına aşık olur insan, kendisine asla.
hem bir öğrenci için en idealidir, dağıtılan zibilyon bildiriyle senelik defter ihtiyacı karşılanır. vallahi, denedim bizzat. lakin konur'da her uzatılan bildiriye atlamanız gerekiyor, es geçmeyin.
son olarak:
simdi ve sonra
ne zaman ankara'ya kar yagsa
elim gönlüm,
çocuklugum buz tutar. *
bu şehre yerleşmek üzere ilk geldiğim günü çok iyi hatırlıyorum, şaşırdınız di mi lan.
annem sarıldı, öptü, ağladı, kendine iyi bak, insanlara güvenme dedi gitti. hamurumdaki kazmalık cümlenin sonunda saklı. konuyu dağıttık yine lan. neyse.
evet ilk geldiğim gün. üniversiteye başlıyorum ama yaşım epey bir küçük. insan o yaşta liseye başlıyor lan. neyse abartmayalım 16 yaşıma girmişim. gözüme ilk takılan takdir edersiniz ki duvarlardaki devasa i melih gökçek posteri oldu. moralim bozuldu. 18 tercihten sadece 2 tanesi ankarayken, nasıl oluyor da burdayım dedim kendi kendime.
sonra zamanla ilk ankara travmam olan gökçek posteri sorununa çözüm buldum. yürürken rastlarsam sakızımı balon haline getirip o baloncukları göz kısmına yapıştırdım. evet melih, onların hepsini ben yaptım. ayrıca belirteyim sırf bu amaçla yanımda kutu kutu sakız taşıdım, inkar edecek değilim.
zamanla alışmaya başladık şehre söve söve de olsa. o ikileme başka bir şey esasında ama, anladınız söyletmeyin.
yeni insanlar, tanımadığın yüzlere aşina olmaya başlama, ergenlik tabiriyle ortamlara akma. ikinci travmam da tam bu mevzu üzerine zaten. ilk bir senemde her mekana girişte sıkıntı yaşadım. hayır yaş 16 ama görüntü 13 öyle bir fena durum. sıçmışım sıvıyorum yani. hiç unutmam en çok da saklıkent duman konserine giremeyince üzülmüştüm lan. hayır neyine senin o yaşta saklıkent demedi kimse tabi, bilet de elimde patladı. şimdi s.kseler gitmem o ayrı. yine büyük konuştuk, neyse unutun son dediğimi.
zamanla çevresi sabitleşiyor insanın, hoş. insanları tanımaya çalışmaktan yorulmuş bünye artık cebinde hali hazırdaki dostlarla yaşamını idame ettiriyor, o daha da hoş. zuhal olcay'ın ankara da aşık olmak zor deyişinin sebebini anlıyor insan. ankara soğuktur. ankaralı'ya aşık olmak üşütür.
geçiyor biraz zaman. burnunu nereye soksan bir tanıdık çıkmaya başlıyor. selamlaşmalardan zevk almaya başlıyorsun.
favori mekanların oluyor. misal su'dem diye bir mekan vardır, kıymetlidir benim için. o mekanın binasını yıkan çankaya belediyesi'ne de yeri gelmişken ayrıca sövmek istiyorum. o binayla birlikte anılarımı da yıktınız lan!
yılmaz erdoğan'ın ankara şiirini dinledikten sonra ankara'yı en çok kış mevsiminde sevmeye başladım. üşüdüm, sarıldım. kulağımda kulaklık mp3te yılmaz erdoğan, yanımda güvendiklerim çok yürüdüm. en kötü sesimle yükseklere çıkıp bağırdım, çığlık attım, rahatladım. konur sokakta eylemlere katıldım. her ergen gibi yüksel'deki heykellerle konuştum. güven parktan geçerken hep arkayı kolladım. herkes gibi kızılay'daki çevik kuvvetten laf yedim.
11'de biten otobüsler yüzünden tüm sermayeyi hep taksicilere harcadım. varlığından asla yoksun olmayacağımı bildiğim gerçek bir dost edindim. ankara'yı en çok onunlayken sevdim. meclisin önündeki parkta inadına karl marx okudum.
belki istanbul gibi tapılacak, izmir gibi aşık olunacak bir şehir olmadı ankara hiç.
tapılan anıların yaşandığı, şahsi kıymetler üzerine kuruludur ankara. her bir kaldırım taşındaki gülümsetecek hatıralarına aşık olur insan, kendisine asla.
hem bir öğrenci için en idealidir, dağıtılan zibilyon bildiriyle senelik defter ihtiyacı karşılanır. vallahi, denedim bizzat. lakin konur'da her uzatılan bildiriye atlamanız gerekiyor, es geçmeyin.
son olarak:
simdi ve sonra
ne zaman ankara'ya kar yagsa
elim gönlüm,
çocuklugum buz tutar. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar