bugün
- velvet'in elleri nimettir2
- karıya kıza yalakalık yapan tip2
- üniversitede kızlara para yedirmek2
- eskorta para verecek kadar mal olmak2
- sudekiray'ın 18000 entry kutlaması5
- ona bir şey söyle8
- aşk acısı çekiyorum sözlük21
- manifest dinleyen erkek11
- herkes yatmış görünüyor4
- üniversiteye kızlar cinsellik yaşamak için gidiyor4
- hükümet değişse ülke düzelir mi17
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması10
- evlenilmeyecek 4 erkek11
- memurların 4 gün mesai 3 gün tatil istemesi7
- sözlük yazarlarının kıro olmaları7
- eyüpsultan da kurabiye dağıtan kız2
- borsa4
- gulmekicinyaratilmis11
- mohamed salah ghaly13
- kız arkadaşın 4 gündür mesaj atmaması4
- ayda bir baklava yiyince kilo alacağını sanmak8
- trabzon büyükşehir belediyesi21
- aykolik'in iyi bir yazar olması5
- türkiye7
- sudekiray3
- yaz yemekleri5
- berrak tüzünataç3
- scooter'a 6 kişi binmek5
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay10
- taksici muhabbeti5
- lahmacun yiyen insan kırodur4
- spiderman mi döver batman mi5
- stres yönetimi6
- ilk buluşmada öpmeye çalışan kız3
- fahriye evcen3
- eğitimde sınav sistemi2
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı17
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi26
- opel alman arabası mı sorunsalı6
- arkadaşlar ben güzel miyim6
- sözlüğün şizofren ve sapık dolu olduğu gerçeği15
- adını yoldaki taşlara yazdım4
- kardeş2
- komik olmayan komedyen2
- doğuda yaşayan yazarlar5
- otobüsteki en iyi koltuk hangisidir sorunsalı16
- insan zamandan ibarettir3
- akrabalarla ilişkiyi kes17
- çocukların sürekli abur cubur istemesi7
- gocu4
--çok ama çok pis spoiler var direkt sonunu söylüyorum ona göre--
vasatı aşamayan film. spoiler'e rastlarım diye hakkında hiçbir şey okumamıştım bu filmin. konusunu bile bilmiyordum. johnny depp oynuyordu, yani benim bir filmden bekleyebileceğim her şey vardı. sinemaya da zaten johnny depp'in filmini izlemeye gittim, public enemies'i değil.
neyse, film başladı bir baktım ki bin yıllık soyguncu-özel ajan muhabbeti. bu muydu dedim içimden. bu kadar değildir, johnny depp oynuyor, senaryo bir yerde farklılaşacaktır diye devam ettim. sonuç? çok yavaş ilerleyen bir ilk yarı, filmin ilk yarısında olmasa da olurmuş hatta olmasa daha iyi olurmuş diye düşündüren bir aşk hikayesi (ki tek güzel yanı vestiyerli sahnede johnny depp maço bir erkek olsaymış nasıl olacağını görmemizdi ve evet yine müthiş oluyormuş), dillinger'ın yakalanmasıyla bir anda seyirciyi sarmaya başlayan heyecan, artan tempo, johnny'nin bir iki laf sokuşturması, avukatın damgasını vurduğu mahkeme sahnesi, aksiyon, tekrar kaçma ve kovalamanın başlaması, buna bağlı olarak seyircinin tekrar filmden kopması, bitmek bilmeyen bir ikinci yarı, aşk hikayesinin giderek oturması ama bunun johnny'nin sonunu hazırlayacağını farketmek, johnny'nin filmin sonunda öleceğini inceden hissetmek ama konduramamak, aptal bir melodram repliğiyle özdeşleştirmemiz beklenen ölüm sahnesi... bir de filmin başından sonuna kadar susmayan silah sesleri...
şahsen ben bir yerden sonra sadece johnny depp'i izlemeye başladım. kendisinin bu filmdeki oyunculuğunun da hakkını vermek lazım diye düşünüyorum. christian bale'i belki de oynadığı rolden dolayı pek sevemedim. tesadüf müdür bilmiyorum ama bu adamın iyiyi oynadığı filmlerde nedense ben kötüyü destekliyorum**.
aşk meşk sahnelerine de odaklanamıyordum zira sürekli billie'nin başak köklükaya'ya mı yoksa melis birkan'a mı daha çok benzediğini düşünüyordum. hâlâ kararsızım sözlük.
johnny depp'in ilk defa rol gereği öldüğünü gördüm ve epey sarsıldım. kendisine her rol çok yakışır ama ölüm sahnesi hiç yakışmamıştı.
--çok ama çok pis spoiler var direkt sonunu söylüyorum ona göre--
hasılı, efendim, johnny depp ile kafayı bozan herkesin mutlaka görmesi gereken ama genel olarak izlenmese de kayıp yaratmayacak bir film.
vasatı aşamayan film. spoiler'e rastlarım diye hakkında hiçbir şey okumamıştım bu filmin. konusunu bile bilmiyordum. johnny depp oynuyordu, yani benim bir filmden bekleyebileceğim her şey vardı. sinemaya da zaten johnny depp'in filmini izlemeye gittim, public enemies'i değil.
neyse, film başladı bir baktım ki bin yıllık soyguncu-özel ajan muhabbeti. bu muydu dedim içimden. bu kadar değildir, johnny depp oynuyor, senaryo bir yerde farklılaşacaktır diye devam ettim. sonuç? çok yavaş ilerleyen bir ilk yarı, filmin ilk yarısında olmasa da olurmuş hatta olmasa daha iyi olurmuş diye düşündüren bir aşk hikayesi (ki tek güzel yanı vestiyerli sahnede johnny depp maço bir erkek olsaymış nasıl olacağını görmemizdi ve evet yine müthiş oluyormuş), dillinger'ın yakalanmasıyla bir anda seyirciyi sarmaya başlayan heyecan, artan tempo, johnny'nin bir iki laf sokuşturması, avukatın damgasını vurduğu mahkeme sahnesi, aksiyon, tekrar kaçma ve kovalamanın başlaması, buna bağlı olarak seyircinin tekrar filmden kopması, bitmek bilmeyen bir ikinci yarı, aşk hikayesinin giderek oturması ama bunun johnny'nin sonunu hazırlayacağını farketmek, johnny'nin filmin sonunda öleceğini inceden hissetmek ama konduramamak, aptal bir melodram repliğiyle özdeşleştirmemiz beklenen ölüm sahnesi... bir de filmin başından sonuna kadar susmayan silah sesleri...
şahsen ben bir yerden sonra sadece johnny depp'i izlemeye başladım. kendisinin bu filmdeki oyunculuğunun da hakkını vermek lazım diye düşünüyorum. christian bale'i belki de oynadığı rolden dolayı pek sevemedim. tesadüf müdür bilmiyorum ama bu adamın iyiyi oynadığı filmlerde nedense ben kötüyü destekliyorum**.
aşk meşk sahnelerine de odaklanamıyordum zira sürekli billie'nin başak köklükaya'ya mı yoksa melis birkan'a mı daha çok benzediğini düşünüyordum. hâlâ kararsızım sözlük.
johnny depp'in ilk defa rol gereği öldüğünü gördüm ve epey sarsıldım. kendisine her rol çok yakışır ama ölüm sahnesi hiç yakışmamıştı.
--çok ama çok pis spoiler var direkt sonunu söylüyorum ona göre--
hasılı, efendim, johnny depp ile kafayı bozan herkesin mutlaka görmesi gereken ama genel olarak izlenmese de kayıp yaratmayacak bir film.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar